Leyla DOĞAN/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR
Paris’te, ünlü Faubourg Saint-Honoré Caddesi’nde bulunan görkemli Hermès mağazasına girerseniz, hemen sağda klişe bir manzara size bekler: 30-40 müşteri sırada beklemektedir. Haftanın her günü ve saatinde karşılaşacağınız bir kuyruktur bu. Çoğu Çinli her milletten insan, pasaportlarını satış görevlilerine büyük bir saygı ile uzatır, sonra umutla sıraya girer. Ta ki bir başka klişeye, haute couture bir sesin “Üzgünüm efendim, maalesef mevcut değil” cevabına kadar... Artık sinir krizi geçirenler mi ararsınız yoksa bir köşede gözyaşı dökenler mi! Bu ikonik mağazada her gün yaşanan bu manzaranın sebebi, efsanevi Hermès Birkin ve Kelly çantalar. Zira bu çantalara sahip olmak, pek çok moda tutkunu kadının rüyası. Fiyatları deri tipinden (epsom, togo, clemence, lizard, ostrich, crocodile) kullanılan aksama (gold, platinium, diamond) kadar 7 bin 500’den 100 bin Euro’ya kadar çeşitlilik gösteren Hermès Birkin ve Kelly çantalar, önceden bir bekleme listesine bağlı olarak satılmaktaydı. Bu uygulama 2 yıl önce kaldırıldı. Ancak bu çantalardan birine sahip olmak hâlâ neredeyse imkânsız. Peki neden? Evet, el emeği bir Birkin 1800 dikiş ve 48 saatlik bir çalışma ile üretiliyor. Tamam, el yapımı bir Kelly’de 2600 dikiş ve 18 saatlik çalışma var. Eh, ne olmuş yani? Besbelli bu “statü, zora sahip olma” hislerini kaşıyan bir pazarlama yöntemi. Bunda konuyla ilgili hemen herkes hemfikir. Ama bu naz pek çok seçkin müşteriyi usandırabilir! Bir markanın müşterilerine kaprisli tutumunun başarısızlık getirebileceğini düşünen ünlü Fransız moda gurusu Jean- Jacques Picart, “Küreselleşme ve dev şirketlerin gündemde olduğu bu zamanda, bundan 20 yıl önce dağarcığımızda olmayan emsalsizliğe, hakikiliğe ve alçak gönüllülüğe daha fazla ihtiyac var” diyor. O halde Hermès bu riski neden göze alıyor?