BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Pinhani, geçen şubatta yayınladıkları ‘On Türkü’ albümünün ardından 2 hafta önce, hayranları için sürpriz, kendileri için planlı ‘Peki Madem’ single’ını yayınladı. Grubun bir de konuğu vardı: Müzisyen, yazar Melis Danişmed. Single’a bir de klip çektiler. Klip Aleyna Tilki’nin klibiyle aynı köşkte çekilince pişti oldular ama hayranlarından gelen yorumlar şimdilik olumlu. Müzik çalışmalarını konuşmak için Melis Danişmend, Pinhani’nin vokali Sinan Kaynakçı ve bas gitaristi Selim Aydın ile Kadıköy Rind Cafe’de buluştuk. HT Pazar'dan Serdar Yazıcı'nın röportajı...

Bu sürpriz bir düet miydi?

Sinan Kaynakçı: Uzun süredir Melis’le bir araya gelip bir şeyler yapmak istediğimizi konuşuyorduk. Aslında ilk çalışmamızı Melis’in albümünde yaptık. Şarkı söylemedim ama gitar çaldım. Bundan sonra da devam ederiz. Bana kalsa solistimiz Melis olsun.

Melis Danişmend: Konuk olduğum için çok memnunum. Rahat bir şey, tembellik yapabilirim.

S.K.: Konuk olunca tabii biraz daha az çalışma süresi oluyor. (Gülüyor.) Arkada tıngır tıngır takılmak daha cazip geliyor. Melis sahneye çıkınca bende teneffüs havası oluşmuyor değil. 

Tatiliniz gelmiş anladığım kadarıyla...

S.K.: Tatil zamanı geldi. Zaten şu an yaptığımız röportaj yaz başı itibarıyla son işimiz. Sonra tatile çıkıyoruz. Bu sene bayağı yorulduk. Etrafımızdakileri, kimi yakaladıysak yorduk. Onlardan biri de Melis.

M.D.: Hiç yorulmadım. Sinan hep öyle söylüyor ama ben çok büyük zevkle katıldım. Severek yoruldum yani.

Klibi köşkte çekmek kimin fikriydi?

S.K.: Yönetmenin fikriydi. Eğer soru önceden gelecekse ben hemen cevaplayayım; klibin çekimine 1 gün kala Aleyna Tilki’nin klibi çıktı. Aynı yerde çekilmiş. Ben açıkçası çok şey yapmadım. Olabilir yani. Daha önce de orada çekilmiş klipler vardı. Her klibe ayrı bir köşk bulmak kolay olmasa gerek. Genel olarak bir mekân sorunu var. Aksilik oldu ama çok üzerine durmadık.

Selim Aydın: Dizilerde de kullanılmış.

Aranızda köşkte yaşayan var mı?

S.K.: Hepimiz bir araya gelsek belki bir köşk alabiliriz. (Gülüyor.)

Klibin 2’nci dakika 7’nci saniyesinde tahtada matematik problemleri yazılıydı. Özel bir mesajı var mı?

S.A.: “Problemde bir yanlışlık var” diyeceksiniz sandım. (Kahkahalar.)

S.K.: Daha önce çekilen bir filmden kalan yazıydı. Ama biz onu gördük ve “Bunun önünde çekim yapalım” dedik. Karşımızdaki insanı çözmeye çalışırız ama insan çok karmaşık. O kadar çok şeyin yazıyor olması, insanın yapısını çağrıştırdı.

M.D.: Ben bakmadım bile, sadece büyük bir figür gibi gördüm.

‘Peki Madem’ şarkısının sözlerinde “Yürekli ol beni karşına al. Düşüncelerini üstüme sal” kısmı var. İletişim eksikliği midir insanları mutsuzluğa iten?

S.K.: Menajerimiz Aysun Hanım’ın çok güzel bir sözü var: “İma bir iletişim yöntemi değildir.” Bazen surat asarak bir takım protestolarla karşımızdakini yola getirmeye çalışırız. Bu, ilişkiyi bitişe doğru sürükler. Bunu bizzat defalarca yaşadım.

M.D.: Sadece aşkta değil, hayatta da iletişim eksikliği, konuşmadan kaçmak gibi bir durum var. Telefonlarınız açılmadığında olumsuz cevap olduğunu anlıyoruz. “Hayır” diyemiyoruz. Bu ilişkilere de yansıyor. Birbirimizi dinlediğimiz zaman bir ortak nokta bulunuyor veya birbirimizi anlıyoruz. Ömrümüzün çoğu yeterince anlatmadan geçiyor. Varsayımlar üzerinden ilerliyoruz. Bu aşırı yorucu bir şey.

Şarkılarınızı yazarken toplumun bu tür sorunlarıyla alakalı konulara değinme gibi bir gayeniz var mı?

S.K.: Valla ben direkt hanıma mesaj veriyorum. O da sağ olsun mesajlarımı alıyor. Şarkılarla kendimi ifade ediyorum. Bazen kavga ediyoruz, akşamına şarkıyı yazıp sabah çalıyorum aramız düzeliyor. Tabii ki toplumsal konularla ilgili şarkı yazıyorum. Bazen çevrenizdekilerin yaşadıklarıyla ilgili şeyler de yazabiliyoruz.

M.D.: İster istemez alakası oluyor. Dinliyor ve kendinden bir parça buluyor. 

Yanlış anlaşıldığını düşündüğünüz şarkılarınız oldu mu?

S.K.: Oluyor oluyor. Mesela ‘Düğün’ diye bir şarkımız var, düğünlere değil ama düğünlere gelen insanların tavrını eleştiren bir şarkıydı. 2 kişi evleniyor, onlardan ‘animasyon ekibi’ olmaları bekleniyor. Millet eğlensin, yesin, içsin, gitsin... Düğün bu mu? İkisi evlenecek, biz de onları eğlendireceğiz. İmayla yazdığım için anlamadılar.

‘MEKTUP YAZMAYI ÇOK SEVERİM’

‘Zaman Beklemez’ adında albümünüz var. Peki zaman bekleseydi nerede, hangi anda durdurmak isterdiniz?

S.A.: Şimdi veya birkaç yıl öncesinde durdurabiliriz. Bence bir sakıncası yok ama aksın yani. Ne olacağını merak ediyorum.

M.D.: Ben hep durdurmak isterim. O kadar çok an var ki. Geçmişle çok barışık bir insanım. Anılar benim için çok önemli, onlardan çok besleniyorum. Bir yerden sonra “Her şey eskiden daha güzeldi” yanılsaması oluyor. Zamanın durmasını istediğim şeyler varsa, demek ki güzel şeyler başıma gelmiş, sanırım şükretmek lazım. “Araya bir 10 yıl daha sıkıştırabilseydik keşke” dediğim çok zaman olmuştur. ‘Tekrar başlat’a basabileceğimizi zannediyoruz ama olmayacak.

Bütün elektronik cihazları yok etsek, sadece mektup kalsa kime mektup yazmak isterdiniz. Bir de böyle bir dünya ister miydiniz?

M.D.: Ay ben bayılırım öyle bir şey olsa. Çok severim mektup yazmayı. Bana CD hazırlayıp gönderirlerdi, “Bunları dinle” diye. Hâlâ zaman zaman postalamasam bile yazıp verdiğim mektuplar oluyor.

S.K.: 2000’li yılların başına kadar özellikle yurtdışına yoğun bir mektup trafiğim vardı. 2000’lerin başında yabancı bir kız arkadaşım vardı, mail’imiz vardı ikimizin de. Mail derken ‘meyil’ anlamında değil. (Gülüyor.)

S.A.: Meyil de varmış ki...

S.K.: Biz mektuplaşırdık yani. Günlerce beklerdim. Posta kutusunu sabah akşam her gün açardım. Onun keyfi çok başka. 

Melis Hanım sizden yeni bir albüm geliyor mu?

M.D.: Bir şeyler yapıyorum, kıpırdanmalar var. Albümden ziyade şu an için single olabilir. “Sonbahar gibi bir şey çıkarsak mı?” diye düşündük.

Pinhani konserleri
13 Temmuz Cuma, İzmir - Çekmeköy 14 Temmuz Cumartesi, Aydın - Kuşadası Gençlik Festivali

‘Festivallere çeşitlilik lazım’

Türkiye’de festivallerin çoğunda aynı gruplar sahne alıyor. Birbirinin tekrarı festivaller seyircide bir zaman sonra bıkkınlık yaratır mı?

S.A.: Bize de öyle geliyor. Festival programlarını yan yana koyduğunuzda 4-5 isim dışında çok fazla dışarıya çıkılmıyor. Festivallerde çalışan bir arkadaşım da bundan şikâyet etmişti. Sanırım yeterli talep yok. Umarım birbirine benzeyen festivallerden cesaret alarak başkaları da bir şey yapmaya başlar. 10 yıl önce bu da yoktu.

S.K.: Yabancı isimleri neden katmadıklarıyla ilgili festival yönetimlerine soru yönelttim, söyledikleri şey şuydu: Bir yabancı grup bu civarlarda turne yaptığı zaman Türkiye’deki organizatörler adeta bir açık artırmaya giriştikleri için, o isim 10 liraya çalarken 100 liraya kadar çıkıyormuş. Bir anda o ekip, festival kadrosuna katılamaz hale geliyormuş. Bu yüzden uluslararası fuarlara katılarak orada yabancı isimlerle ilgili girişimlerde bulunuyorlarmış. Sadece yerli isimlerle festival yapmanın doğru olmadığını söyledim. Tam tersi bir durum da var: “Dışarıdan gelen en iyisidir” mantığı.

M.D.: 2013’ten beri çok zor şartlarda festivaller düzenleniyor. Sizin saydığınız maddeler dışında, buraya gelmeye çekinen yabancı gruplar var. Güvenlik sorunları, hiç gelmemeye karar vermiş isimler de var. Burayı tamamen haritasından çıkarmış isimler... Dolayısıyla organizatörler de ciddi bir mücadele içinde. Çeşitlilik bence de lazım, birbirine benzememesi lazım. 

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000