"Hayatım çok sıkıcı"
Güzel oyuncu Emel Çölgeçen, HT MAGAZİN'e konuştu
HT MAGAZİN / Neziha KARTAL
SEZONUN yeni dizilerinden birinde bir mafya avukatını canlandıran Emel Çölgeçen dizi ve kendisiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Çekimleri eylül ayında başlayan dizinin yayınlanmasından sonra çok güzel tepkiler aldıklarını söyleyen Çölgeçen “Daha hiçbir şey görmediniz” diyerek iddialı konuştu.
Oyunculuk hayatınıza nasıl girdi?
Hep oyuncu olmak istiyordum ve lisede tiyatro kulübündeydim. Sonrasında Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nü kazandım ama çok mutsuzdum. Üniversiteyi kazanmadan önce Türkiye’nin ilk sitcom’u ‘Gülşen Abi’ dizisinde rol almıştım. Sonra okulu bırakıp tiyatro okumaya başladım.
Tiyatroda ilk profesyonel deneyiminizi ve heyecanınızı hatırlıyor musunuz?
Devlet tiyatrolarının oyunlarında rol alarak başladım tiyatroya. Oyunlarımız AKM büyük salonda sahnelenirdi biliyorsunuz. Bin 300 kişilik bir salon orası ve her oyunda salon dolu olurdu. Bin 300 kişinin sizi ayakta alkışlamasından daha heyecan verici ne olabilir.
Tiyatro oyunundan sonra aldığınız seyircinin bire bir tepkisini dizilerde sosyal medya aracılığıyla aldığınızı söyleyebilir miyiz?
Dizi ile tiyatro yan yana konulamayacak ve karşılaştırılamayacak şeyler. Tiyatro ruhunu besler insanın ama dizi bambaşka bir disiplin. Tiyatroda seyirci her oyunda değişir aynı oyunu oynasanız da seyirci başka olunca siz de bambaşka olursunuz. Dizi ancak yayınlandıktan sonra sokakta alırsınız tepkiyi, tiyatroda ise bire bir anında oyunun içinde alırsınız tepkiyi. Bence dizi ve sinema yönetmen işi, sahne ise oyuncu işi...
Son oynadığınız dizide bir mafya avukatını canlandırıyorsunuz. Role nasıl hazırlandınız?
Sema oldukça aktif bir karakter. Beni zorlayacağını bildiğim için keyifli geldi. Bir şey yapmıyor ama herşeye hâkim ve bir tek Bahri’ye (Musa Uzunlar) güveniyor. Bence bu tarz bir hayatın içinde olan biri elinde olanları belli etmemeli. İyi bir poker oyuncusu gibi kartlar iyi de gelse kötü de gelse elini belli etmez. Bu yüzden kimse Sema’nın ne düşündüğünü bilemez, bir tek o bilir. Elinde güçlü bir koz mu var yoksa blöf mü yapıyor bunu asla anlayamazsınız.
Öyle konuştunuz ki ilerleyen bölümlerde Sema karakteri ile ilgili sürprizler beklemeliyiz gibi...
Hayat, hiç belli olmaz. (Gülüyor) Sürprizler ve şaşkınlıklar olacak, hatta yavaş yavaş sinyalleri gelmeye başladı bile diyebiliriz...
Bu dönem çok fazla dizi reyting kurbanı oldu. Diziye başlarken bunun tedirginliğini yaşadınız mı?
Bu dizide hiçbir tereddüt yaşamadım çünkü senaryo çok iyi. İlk defa üç bölümlük senaryoyu ara vermeden okuduğumu biliyorum. Bir işin iyi olması için önce hikâye, diğer her şey sonra geliyor. Dizi birçok şeyi içinde barındırıyor, benim dahil olduğum bir mafya dünyası, Poyraz’ın (İlker Kaleli) oturduğu apartmanda sıcak bir komşuluk ilişkisi var, Ayşegül’ün babası ile ilişkisi ve çatışmaları var, bir yandan aşk var. Yani bu hikâyede hayata dair her şey var.
Diziyi bir cümle ile anlatmak isteseniz ne derdiniz?
Daha hiçbir şey görmediniz...
Sema ve diğer karakterler için emek harcayıp bir arka plan oluşturuyorsunuz. Daha sonra dönüp o karakterlere ne oldu diye düşündüğünüz oldu mu?
Onların günlükleri var bende yaşamıyorlar ama duruyorlar. İstediğimde alıp okuduğumda hatırlarım ne yapmışlar. Tiyatroda oynadığım her karakterin, televizyonda da özel karakterlerin günlükleri var. Benim oyunculuk çalışmam böyle şeylerden oluşuyor. Başka türlü yapamazmışım gibi geliyor.
‘Sıkıcı bir hayatım var’
İşiniz dışında çok göz önünde olan biri değilsiniz...
Özel bir tercih değil aslında ama istediğim bir şey de değil. Magazin için verimli biri değilim onlara göre sıkıcı bir hayatım var.
Hayatınızda sıralama yapsanız oyunculuk kaçıncı sırada olur?
Mesleğim, ailem, arkadaşlarım ve kedim bunların hepsi benim için bir numara. Onlar beni ben yapan şeyler.
Sema karakteri sürekli şık ve topuklularla çıkıyor izleyici karşısına siz nasıl giyinmeyi seviyorsunuz?
Ben daha rahatım. Spor ayakkabılar giyerim genelde yürümeyi seviyorum. Giyinmeyi seviyorum ama rahat hareket edebilmem benim için önemli. Özgür ruhluyum, kıyafet seçimlerim de özgürlüğümü değil, rahatlığımı destekleyecek yönde.
Şu an hayatınızda aşk var mı?
Aşk çok geniş bir kavram. İlla birine duyulan bir duygu değil ama hayatımda biri yok. Ancak hayatımda beni mutlu edecek birçok şey var. Yaptığım iş güzel gidiyor güzel yorumlar alıyorum ve bu benim mutlu uyanmamı sağlıyor.
Özgürlüğünüze düşkün müsünüz? Anne olmayı mı istersiniz?
Anneliğin özgürlüğü kısıtladığını düşünmüyorum. Daha da özgürleştirebileceğini düşünüyorum. Tabii büyük bir sorumluluk...
‘Sette sıkılırken resmi keşfettim’
Hayatınızda dönüm noktası dediğiniz şey neydi?
Hayatımda birçok dönüm noktası oldu ama bunlar kariyerimle değil, Emel’le ilgili. 99 depreminde ben İzmit’teydim ve o gece gitmiştim. Hayat kısaydı ve benim için bir dönüm noktasıydı. İlk yurtdışına çıkışım bambaşka şeyler görüp ufkumun açılması anlamında dönüm noktasıydı. Sette beklerken çok sıkılıp renkli kalemler götürerek resim yapabildiğimi keşfettim. İllüstrasyon çizmeye başladım. Daha öncesinde sorsanız çöp adam çizemem derdim. Şimdi çiziyorum.