Siber zorbalığın gösterdiği artış alarm veriyor. Türkiye’de her 5 ebeveynden 1’inin çocuğu siber zorbalık kurbanı. Bu konuda mağdur olanların yaşadıkları ruhsal sorunlar geleneksel zorbalığa oranla çok daha ciddi. Youtube’da uğradığı hakaretlerden dolayı psikolojisi bozulan Youtuber Gülnur’u hatırlarsınız belki. Maruz kaldığı zorbalıkla, aldığı destek sayesinde başa çıkabilmişti. Avustralya’da yaşayan 14 yaşındaki Şeniz Erkan ise onun kadar şanslı değildi. Sosyal medyada tanımadığı kişilerden aldığı tehdit ve saldırılar yüzünden henüz çocuk sayılacak yaşta intihar etmişti. Çocuk ve gençlerimizi tehlikeden korumak çok yönlü yaklaşım ve acil tedbir gerektiriyor. Böyle gider ve hiçbir şey değişmezse sizin çocuğunuz da hem siber zorbalık mağduru hem de zorba olabilir.

İnsanoğlunun en önemli buluşlarından ve insanlığa yapılmış en büyük hizmetlerden olan internete dikkat! Bu teknolojinin sayısız yararlarının yanında yanlış, bilinçsiz ve kötü niyetli kullanımından kaynaklı zararları her geçen gün artıyor. Haberimizi hazırlarken görüşlerine başvurduğumuz uzmanlardan biri, internet için “İçimizdeki kötülüğü ortaya çıkartan en büyük buluş” dedi. Kelime dağarcığımızda artık “internet bağımlılığı”, “siber saldırı” ve “siber zorbalık” gibi kavramlar olduğuna göre bu tanım yanlış sayılmaz. Aileler kendilerini odalarına hapsetmiş çocukları için endişelenir ve çaresizlik hissiyle kıvranırken, siber saldırı ve zorbalığa maruz kalan çocuk ve gençler yaşamlarına travmatik duygularla devam ediyor. Yaşanan zorbalık bazen okul bazen de şehir terkine yol açabiliyor. Mağdurlar arasında intihara teşebbüs edenler kadar bunu gerçekleştirenler de var. Tüm bunlar konunun detaylı irdelenmesini gerektiriyor.

SİBER ZORBALIK NEDİR?

Bu noktada bazı kavramları açıklamaya ihtiyaç var. Ne demektir “bağımlılık”, ne demektir “siber saldırı” ve ne demektir “siber zorbalık” Bu konudaki çalışmalarıyla tanınan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Arıcak, “Bağımlılık en büyük belirtisini kontrol kaybı olarak veren bir hastalık. Siber saldırı ise bir kez yapılan zarar verici eylemlerin genel adı. Siber zorbalığın siber saldırıdan farkı bir kişi ya da grubun bir başka kişi ya da gruba bilgi iletişim teknolojilerini kullanarak bilinçli ve sürekli olarak zarar vermesidir”diyor. Bir başka deyişle siber saldırının devamlı hale dönüşmesi yani tekrarlayıcı olması siber zorbalık olarak tanımlanıyor. Bu noktada şaşırtıcı bulacağınız bir bilgi verelim. İnternet bağımlıları siber saldırı ve zorbalığa daha fazla maruz kalmanın yanında siber saldırı da uyguluyor. Bu gerçekten yola çıkıp bir sonuca varmak için önce internet bağımlısı olup olmadığınızı test etmeniz gerekiyor. Bunu aşağıdaki soruları dikkatlice okuyup yanıtlayarak yapabilirsiniz.

9 SORUDA İNTERNET BAĞIMLILIĞI TESTİ

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin (APA, 2013) Psikiyatrik Hastalıkların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nın 5. baskısında internet bağımlılığına işaret eden belirtiler 9 madde halinde sıralanıyor. İşte o 9 madde:

1) Zihnin sürekli internetteki uğraşla (oyun, cinsellik, bahis vb) meşgul olması

2) İhtiyaç olmadığı halde internet kullanmayı bırakma ya da azaltmaya çalışıldığında; üzüntü, sinirlilik veya kaygı hali yaşama

3) İnternette geçirilen zamanın giderek artması

4) İhtiyaç olmadığı halde internet kullanmayı bırakmada sürekli başarısızlıkla karşılaşılması

5) İnternetle aşırı uğraştan dolayı diğer hobilere ve eğlencelere olan ilginin giderek kaybolması

6) İnternette geçirilen zamandan ötürü yakındaki diğer kişilerle olan ilişkinin bozulması

7) İnternet kullanma süresiyle ilgili anne-baba, öğretmen ve psikoloğa yalan söyleme

8) Olumsuz duygulardan kurtulmak için internette zaman geçirme

9) İnternette geçirilen zamandan dolayı önemli bir eğitimi, işi veya etkinliği kaçırma

DEĞERLENDİRME: Bu belirtilerden 5’inin son bir yıl içinde belirgin şekilde ortaya çıkması internet bağımlılığı olasılığınızı güçlendiriyor.

GEÇİRİLEN ZAMANLA SİBER ZORBALIK ARASINDA İLİŞKİ VAR

İşinin parçası olmadığı halde internet başında uzun saatler geçiren kişinin bağımlı olup olmadığına yukarıda belirtilen 9 kritere bakılarak karar veriliyor. Bilgisayar başında uzun zaman geçiren kişi bunu işinin bir parçası olarak yapıyorsa bu bağımlılık anlamına gelmiyor. Bir yazılımcı, bankacı veya yazar bilgisayarda uzun saatler harcıyorsa bu kişiye özel bir durum olarak değerlendiriliyor. Buna karşın yapılan araştırmalar, internette geçirilen zaman ile siber zorbalık arasında bir ilişki olduğunu doğruluyor. Avrupa ve Amerika’da yapılan çalışmaların da benzer sonuçları bulunuyor. Geçirilen zamanın uzunluğu siber zorbalığın nedeni olarak değerlendirilmediği için konuyla ilgili ortalama bir süre verilemiyor.

SON ARAŞTIRMAYA GÖRE KATILIMCILARIN YÜZDE 75’İ SİBER ZORBALIK GÖRMÜŞ

Ipsos’un “Siber Zorbalık Araştırması” 28 ülkeden toplam 20,793 kişinin yüzde 75’inin siber zorbalık gördüğünü, okuduğunu veya duyduğunu gösteriyor. Siber zorbalık konusundaki farkındalıkta, 2011 yılında yapılan ve yüzde 50 bulunan araştırmadan bugüne 9 puanlık artış dikkat çekiyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin yüzde 60’ı sorunun farkında olduğunu belirtiyor. Bu oranda 2011 yılına göre 10 puanlık bir artış olsa da bu artış dünya ortalamasıyla kıyaslandığında (Türkiye’deki sosyal medya ve dijital iletişim kanallarının yaygın kullanılması) siber zorbalık konusundaki farkındalıkta hala biraz geride olduğumuz görülüyor.

HER 5 EBEVEYNDEN BİRİNİN ÇOCUĞU ZORBALIK MAĞDURU

Ipsos Siber Zorbalık Araştırması’nda özellikle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık konusuna ağırlık veriliyor. Araştırmaya katılan ebeveynlere çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadıkları soruluyor. Yüzde17’lik kesim maruz kaldığını söylerken, yüzde 4’lük kesim bu zorbalığın sürekli tekrarladığına dikkat çekiyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan ebeveynlerin yüzde 20’sinin (Her 5 ebeveynden birinin) çocukları da siber zorbalık mağduru. Bu oran global ortalamanın biraz üzerinde görülürken, 2011 yılındaki yüzde 5’lik oranla kıyaslandığında önemli bir artışa işaret ediyor. 2011 yılında yüzde 5 olan oranın 2018’de yüzde 20’ye çıktığı belirtiliyor.

ÇOCUKLARA EN ÇOK SOSYAL MEDYADAN SALDIRIYORLAR

Araştırma kapsamında ebeveynlere çocuklarının siber zorbalığa hangi iletişim platformlarında maruz kaldıkları da soruluyor. Yanıtlardan dünyada siber zorbalığa maruz kalanların yüzde 65’inin sosyal medya tarafından hedef haline getirildiği görülüyor. Bunu mobil platformlar (%45) ve online mesajlaşma platformları (%38) takip ediyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan ebeveynlerin belirttikleri platformlar dünyadaki sonuçlarla paralellik gösteriyor.

KURBANLAR DA ZORBALIK UYGULUYOR

Siber zorbalık en çok öfke ve intikam duygularıyla gerçekleştiriliyor. Sorunlarını sanal ortama taşıyan kötü niyetli kişilerin internette kimlik gizleme avantajı suç işleme kolaylığı sağlıyor. Çocuk ve gençler arasında şaka ve eğlence amaçlı siber zorbalık yapanlar da dikkat çekiyor. Bu konuda en büyük zarar birbirlerini yakından tanıyanlardan geliyor. Dikkat çeken bir başka gerçeğin ise zorbalığa maruz kalanların da zorbalık uygulaması olduğu belirtiliyor.

İNTİHARA TEŞEBBÜS EDENLER VAR

Mağdurlarda en sık gözlenen duygular; kaygı, öfke, kızgınlık ve üzüntü olarak sıralanıyor. Kişiyi sarsan ve itibarını aşırı derecede zedeleyen durumlarda depresyon ve intihara teşebbüsle de karşılaşılıyor.

ZORBALIĞA EN ÇOK ONLAR MARUZ KALIYOR

* Kullandıkları e-posta, sosyal medya vb hesaplarının güvenlik ayarlarını nasıl yapacağını bilmeyenler.

* Kişisel bilgilerini (kimlik numarası, adres, banka kartı bilgileri gibi) ve fotoğraflarını internet ortamında herkese açık şekilde kullananlar.

* Tanımadığı insanlarla internet üzerinde görüşüp kim olduğunu bilmeden güven duyanlar.

* İnternet şifrelerini (e-posta, sosyal medya hesabı vb) başkalarıyla paylaşanlar.

* İş, okul, sosyal hayat ya da sosyal medyada diğer insanlarla çatışma yaşayanlar.

* Düşük özgüven ve düşük özsaygısı olanlar.

HEM ZORBALIK HEM MAĞDURİYET YAŞI 12-20

12-20 yaş arası hem siber zorbalık yapma hem de mağdur olma riskinin en yüksek olduğu yaşlar olarak görülse de bu problemle her yaş grubunda karşılaşılabildiği belirtiliyor.

ERKEKLER SİBER ZORBALIĞA DAHA YATKIN

Hem uluslar arası alanda hem de Türkiye’de yapılan çalışmalar erkeklerin kızlara göre daha fazla siber zorbalık uyguladıklarını gösteriyor.

ORTAOKUL VE LİSE ÇAĞLARINDA ARTIYOR

Siber zorbalık; okul, sosyo-ekonomik durum ve eğitim düzeyi farkı gözetmeksizin her ülkede görülüyor. Bu sorun ortaokul ve lise çağlarında artış gösterip yaşla beraber azalıyor.

YAŞADIĞI ŞEHRİ TERK EDENLER VAR

Siber zorbalık mağdurları ağır faturalarla karşılaşabiliyorlar. Örnekler arasında; Okul terki, yaşanan şehirden ayrılma gerçeği ve intihar etme düşüncesi bulunuyor. Uzun süren kaygı, öfke, suçluluk duygusu, depresyon ve intihar düşüncesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerekiyor.

AİLELER MAĞDUR ÇOCUKLARINA DESTEK OLMUYOR

Siber zorbalık mağdurlarıyla yapılan araştırmalar ailelerle ilgili çarpıcı bir gerçeğe işaret ediyor. Aileler zorbalığa maruz kalan çocuklarına karşı çoğunlukla suçlayıcı ve yasaklayıcı bir tutum içine giriyor. Uzmanlar ise “Mağdur çocukların en fazla ihtiyaç duydukları şey güven ve destektir” diyor. Bu noktada ailelerin eğitimi çok önemli görülüyor.

TÜRKİYE SİBER ZORBALIKTA DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE

Tüm dünyada yapılan çalışmalara bakıldığında gençlerin ortalama yüzde 20’sinin siber zorbalık yaptıkları, yüzde 25’inin ise siber mağdur oldukları görülüyor. Türkiye’de yapılan çalışmalar siber zorbalık yapma oranının yüzde 16 - 48 arasındayken; siber mağdur olma oranının yüzde 6 - 54 arasında değişkenlik gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu durum Türkiye’de ortalama zorbalık yapma ve mağdur olma sorununun dünya ortalamasının üzerinde olduğunu gösteriyor.

ZORBALIĞA MARUZ KALANIN ZORBALIK OLASILIĞI 4 KAT FAZLA

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Akbulut siber zorbalığa ilişkin ilginç veriler paylaşıyor ve çarpıcı araştırma örnekleri veriyor. Aşağıda bu örnekleri okuyacaksınız

BU İLGİNÇ NOTLARI OKUMADAN GEÇMEYİN!

* Ortaokullarda liselerden, liselerde ise üniversitelerden daha yüksek siber zorbalık oranları ile karşılaşılıyor.

* Daha önce siber zorbalığa maruz kalmış birinin siber zorbalık gerçekleştirme olasılığının daha önce kurban olmamış birine göre 4 kat fazla olduğu belirtiliyor.

* 2010 yılında cinsiyet ile internete bağlanılan ortamın siber zorbalık üzerindeki etkisini birlikte değerlendiren analizde; Evde, okulda, internet kafede ya da iş yerinde internete bağlanma durumuna göre siber kurban olma oranlarının erkeklerde farklı, kadınlarda farklı olduğu görülüyor. Ev kullanımı sırasında kadınların erkeklerden daha az kurban oldukları, ev dışında kadın erkek farkının azaldığına dikkat çekiliyor.

* 2016 yılında yapılan bir araştırmada kadınların siber zorbalıkla ilgili sorulara yanıt verirken sosyal normlara uygun yanıt vermeyi tercih ettikleri, erkeklerin ise böyle bir kaygı taşımadığı için kadın erkek farkının aşırı yüksek çıktığı saptanıyor.

ULUSLARARASI ARAŞTIRMALAR DA TEHLİKEYE İŞARET EDİYOR

*Uluslararası çalışmalarda siber zorbalığa maruz kalma oranları yüzde 20-40 arasında değişiyor. (Tokunaga, 2010)

*“Avrupa Çevrimiçi Çocuklar Araştırma Projesi” raporunda Avrupa’da kurbanlık ortalaması yüzde 6 iken Türkiye ortalaması yüzde 3 olarak belirtiliyor. (Livingstone vd. 2012)

*İPSOS’un güncel raporuna göre 2018 yılı global ortalaması yüzde 17 iken Türkiye ortalaması yüzde 19 bulunuyor. ( Bu oran artışı yine İPSOS’un 2011 verisi olan yüzde 5 ile karşılaştırıldığında oldukça yükselmiş görülüyor.)

*ABD’de yıllar boyunca 20 binden fazla ortaokul ve lise öğrencisi ile gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda yaşamı boyunca siber zorbalığa uğramış bireylerin oranı 2007 yılında yüzde 19 iken 2016 yılında yüzde 34’e çıkıyor. (Patchin & Hinduja, 2016)

*Ortaokul öğrencileri (yüzde 24) lise öğrencilerine (yüzde15) göre daha çok kurban oluyor. (ABD, Center for Disease Control, 2015)

*10 – 15 yaş arasında siber zorbalık oranları yükseliyor (Genta ve arkadaşları 2012 - Kiriadis ve Kavoura 2010)

*Siber zorbalığa maruz kaldığını belirten ergenlerin büyük bölümü geleneksel (yüz yüze gerçekleşen) zorbalığa da maruz kalıyor (George ve Odgers 2015)

*Siber zorbalığa uğrayanların sadece dörtte biri bir yetişkini bilgilendiriyor. (National Center for Educational Statistics 2016)

*Siber zorbalık kurbanlarının yaklaşık yüzde 40-50’si saldırganın kim olduğunu biliyor (Patchin ve Hinduja, 2016)

SİBER ZORBALIKLA MÜCADELE ÖNERİLERİ

*Sanal alemde isim, adres ve telefon gibi özel bilgilerinizi paylaşmayın.

*Sosyal ağlarda dikkat çekici fotoğraf ya da kişisel mesajlar göndermekten kaçının.

*Başka arkadaşlarınızın paylaştığı dikkat çekici fotoğraflarda etiketlenmeye duyarsız kalmayın.

*Paylaştığınız fotoğrafların yaşadığınız yer ve özel hayatınızla ilgili kritik bilgiler içermemesine dikkat edin.

*Sosyal ağlarda tanımadığınız ya da çok sayıda ortak arkadaşınız olmayan kişileri arkadaş olarak eklemeyin.

*Profilinizi ve paylaşımlarınızı “herkese açık” yerine “kısıtlı” duruma getirin. Kimlerle hangi bilginizi ne ölçüde paylaşacağınıza dikkat edin.

*Saldırılara karşılık vermeyin. Karşılık verdiğinizde saldırıların dozunun artacağını unutmayın.

*Saldırıları ciddiye alın ve yetkililere bildirin. ( Öğrenciyseniz aileniz ve öğretmenlerinizle paylaşın. Bu paylaşımlar çevrenizde konuyla ilgili duyarlılığın artmasına yardım edecektir. )

*Şantaj ve tehditleri ailenizle birlikte güvenlik görevlilerine anlatın.

*Saldırganın kullanıcı adını engelleyin.

*İlk kez sanal dünyada tanıştığınız kişilerle asla buluşmayın. Tüm ipuçları bu buluşmanın güvenli olacağını hissettirse bile böyle bir buluşmaya bir büyüğünüz olmadan gitmeyin.

*Sanal dünyada söylenenlerin yalan olabileceğini ve karşınızdakinin akranınız olmayabileceği gerçeğini dikkate alın.

*Gerektiğinde saldırıları kanıtlayabilmek için bu tür mesajları delil olarak saklayın.

AİLELERE ÖNERİLER

*Güvenli internet ile ilgili altyapı önlemleri hakkında bilgi edinin.

*Ergenlik dönemindeki çocuğunuzun özel hayatını olumsuz yönde etkilemeden ve demokratik haklarını ihlal etmeden, karşılıklı diyalog içerisinde siber dünyadaki paylaşımlarını gözlemlemeye çalışın.

*Çocuğunuzun üye olduğu çevrimiçi grupların kalitesini sorgulayın.

*Siber zorbalığa maruz kalan çocukların davranışlarında değişim olduğu gerçeğinden yola çıkarak çocuklarınızı sürekli takip edin. Karşılaştığınız davranış değişikliklerinin normal gelişim özelliklerini yansıtıp yansıtmadığı ile ilgili rehber öğretmenlere danışın.

*Çocuğunuzla devamlı diyalog halinde olun. Çocuğunuz zorbalık kurbanı olmasa bile diğer kurbanlardan haberdar olabileceğini unutmayın. (Araştırmalar sosyal ortamdaki çocukların ciddi bölümünün o ortamda yaşanan siber zorbalıktan haberdar olabileceğini ortaya koyuyor.)

*Okul yönetimi, sınıf öğretmeni ve rehber öğretmenler ile sürekli iletişim kurun.

*Küçük olayları bile ciddiye alın, geçiştirmeyin.

*Siber zorbalık davranışına örnek gösterilebilecek paylaşım ve mesajları delil olarak saklayın.

*Saldırganın akran grubundan biri olduğunu öğrenirseniz velisiyle ve rehber öğretmeniyle iletişime geçin.

*Atacağınız her tür adımda okul ve rehber öğretmenlerle iletişim halinde olun. Öfkeyle hareket ederek tamir edilemeyecek yaralar açmayın.

*Siber dünyanın gerçek sahiplerinin dijital yerliler olarak adlandırılabilecek genç nesil olduğunu aklınızda tutun. (Günümüzde sosyal normları yetişkinlerin belirlemesi pek olanaklı değil. Yetişkin anlayışı ile getirilen otoriter önlemlerin işe yaramayabileceğini aklınızdan çıkarmayın.)

EĞİTİMCİLERE ÖNERİLER

*Güvenli internet ve siber zorbalık konusunu sürekli gündeminizde tutun. Farkındalık ve duyarlılık artıracak etkinlikleri resmi planlarınız arasına alın.

*Okuldaki mevcut siber zorbalık oranlarını belirlemeye çalışın.

*Çocukların demokratik haklarını ihlal etmeden ve sosyalleşme fırsatlarını sınırlandırmadan güvenli internetle ilgili altyapı önlemlerine başvurun.

*Zararlı içerik ve riskli sayfalara yönelik önlemleri velilerle de paylaşarak birlikte hareket etmeye çalışın.

*Gerek mevcut güvenlik paketlerinde henüz yer almayan yeni ve zararlı sitelerin belirlenebilmesi gerekse çocukların gelişim düzeylerine uymayan içerikten korunabilmesi için İnternet trafiğini izlemek ve çevrimiçi izler hakkında çocukları bilgilendirin.

*Öğretim programında empati eğitimine de yer verin. Empati geliştirme amaçlı yapıcı etkinliklere başvurun.

*Öğrencilere etik ikilemler sunarak onların değer yargılarını anlamaya çalışın.

*Öğrencilerinizle amacına uygun ve yapıcı bir biçimde kullanabileceğinize inanıyorsanız dilek ve öneri kutularından yararlanın. (Bu uygulamanın da art niyetli bir biçimde kullanılabileceğini dikkate alarak harekete geçmeden önce edindiğiniz bilgileri farklı kaynaklardan doğrulamaya çalışın.)

*Yaratıcı drama etkinlikleri ve öğrenci mahkemesi gibi uygulamalarla sorunun büyüklüğü ve siber zorbalık davranışının ciddiyeti konusunda öğrencileri bilinçlendirin.

*Öğrencilerin de bilinçli ve sorumlu bir biçimde kabullenip katkıda bulunabileceği yaptırımlara yönelin. Tamamen yetişkin merkezli ve otoriter uygulamalardan kaçının.

*Görüş ve şikâyet bildirenlere olumlu ve çabuk dönüş vermeye çalışın. Yine sorunun önemi konusunda öğrencilerin farkındalığını artırabilmek için yaşanan olumsuz örneklerde hızlı ve etkin tavır takının.

SİBER ZORBALIĞA BÖYLE TEPKİ VERİYORLAR

Siber saldırıya en yaygın tepkilerin; Saldırganı engelleme, saldırıya ilişkin ekran fotoğrafını çekip delil olarak saklama, çevrimiçi hizmet sağlayıcısına şikâyet etme, arkadaşları uyarma, kullanıcı adını ve şifreyi değiştirme olduğu belirtiliyor. Bu tür önlemlere üniversite öğrencileri arasında lise öğrencilerinden, kızlarda ise erkeklerden daha fazla rastlanıyor. Diğer yandan bu sorunda intikam alma amacıyla karşı saldırıya geçme davranışı da sık görülüyor. İntikam amaçlı siber zorbalığı daha çok erkekler gerçekleştiriyor.

SİBER ZORBALIKLA İLGİLİ BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

MAĞDURLARIN İNTİHAR DÜŞÜNCESİ 2 KAT FAZLA

*Çocuk ve gençlerin yüzde 80’den fazlası siber zorbalığın zorbaların yanına kar kaldığını düşünüyor.

*Siber zorbalığa kurban olanların intihar düşüncesinin, olmayanlara göre 2 kat fazla olduğu görülüyor.

*Siber zorbalığa maruz kalmanın intihar düşüncesi ile ilişkisi, fiziksel zorbalıktan daha yüksek bulunuyor.

*Siber zorbalığa maruz kalanlar arasında yardım arama davranışı, fiziksel zorbalığa maruz kalanlara göre daha düşük oluyor.

*Siber zorbalığın zararlı madde tüketimine yönelme oranlarını artırdığı belirtiliyor.

*Siber zorbalığa kurban olanların yarısından daha azı saldırganın kim olduğunu biliyor.

*Siber zorbalığa şahit olan çocuk ve gençlerin büyük bölümü olay sırasında oldukça kötü hissediyor, kurbana yardımcı olmak istiyor, dışlanma ya da yalnız kalma korkusu ile harekete geçemiyor.

ARAŞTIRMAYA KATILANLAR SIKLIKLA YALANA BAŞVURUYOR

İnternet ortamında dağıtılan anketler birtakım avantaj ve dezavantajlar taşıyor. Bu araştırmalar hızlı olsa da konu hassaslaştığında yanıtlar güvenilir olmayabiliyor. Bir çalışmada internette art arda verilen anketlerde, iki anketi de dolduran katılımcıların yarıya yakınının yaşlarına, cinsiyetlerine ya da eğitim düzeylerine ilişkin sorulara farklı yanıtlar verdikleri görülüyor. Örneğin ilk ankette 25 yaşında üniversite mezunu bir erkek, ikinci ankette kendisini 35 yaşında doktoralı bir kadın olarak tanıtabiliyor. Bireylerin, etik açıdan uygun olmayan bir davranışı kendilerinin nadiren gerçekleştirdiklerini belirtirken yakın çevrelerindeki bireylerin bu davranışları sıklıkla gerçekleştirdiklerini söyleme eğiliminde olmaları dikkat çekiyor. Soru sorulan konu ne kadar hassas ise bireyin kendisini mükemmel gösterip çevresini ayıplama davranışı o kadar artıyor. Yanıtlar bazen soru soruş biçimine hatta soruların veriliş sırasına göre bile değişebiliyor. Sosyal beğenirlik çalışmalarından ve güvenilir ölçek geliştirme yaklaşımlarından yararlanarak bu tür sistematik saptırma davranışları tespit edilebiliyor.

İNTERNET BAĞIMLILARI İÇİN POLİKLİNİK HİZMETİ

İnternet bağımlılığı ve siber zorbalık çocuk ve gençlerin ruhsal ve fiziksel sağlıkları açısından büyük tehlike oluşturuyor. 2016 yılında kurulan İnternet Bağımlılığı Polikliniği ise bu konuda her geçen gün artan talebe yetişmeye çalışıyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Kliniği içerisinde hizmet veren polikliniğe direkt başvuru yapılamıyor. Sorun hissedilmesi halinde ilk değerlendirme çocuk ve ergen psikiyatri polikliniğinde gerçekleştiriliyor ve internet bağımlılığından şüphe duyulan vakalar buraya yönlendiriliyor. Açıldığı günden bu yana artan farkındalık başvurularda ciddi artışa neden oluyor. Polikliniğin, Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Gül Karaçetin, “Burada yaptığımız ilk değerlendirmeyle internetin bağımlılık düzeyde kullanımının çocuk ya da ergenin yaşamı üzerindeki etkilerini görüyoruz. Yapılan değerlendirmede bağımlılık derecesinde bir kullanım olduğuna karar vermemiz halinde çocuk ve aileyi bu durumun ruhsal ve fiziksel etkileri konusunda farkındalık kazandırma ve bilinçli teknoloji kullanımı alanlarında eğitiyoruz” diyor.

SİBER SAYGI DERNEĞİNE DİKKAT!

Siber zorbalığın, artık bireyden çok toplumu etkiler hale gelmesi bu duruma karşı çıkıp birlik olma hedefini de beraberinde getirdi. Bu ihtiyaçtan yola çıkan Siber Saygı Derneği, 4 yıldır sivil sahada siber alanda çalışmalar yapan kişilerin, kişilerarası evrensel saygı ve güven ortamının oluşmasını sağlamak amacıyla bir araya gelmesiyle kuruldu. Özellikle çocuk ve gençlerin karşılaştığı şiddet ve taciz vakalarıyla ilgili çalışmalar yürüten dernek bu alandaki sorunların çözümüne yönelik çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

MAVİ BALİNA VE MOMO OYUNLARINA DİKKAT!

Siber zorbalığın artmasında bireyin gelişimine yönelik olmayan ve zorbalığı artıran tüm medya çıktıları ciddi birer tehlike olarak gösteriliyor. Siber Saygı Derneği, çocuk ve gençleri ciddi anlamda etkileyen “Mavi Balina” oyunundan sonra adını sık duyduğumuz “Momo” ve benzerlerinin saldırganlığı artıran oyunlar oldukları konusunda uyarıyor. Geçmişte televizyondan izlediği film, klip ve şarkılardaki karakterlerden etkilenip arkadaşlarına lakap takan çocuk ve gençler günümüzde bunu siber alanda yaptıkları caps ve tasarımlarla çok daha acımasız şekilde gerçekleştiriyorlar. Böylece yaptıklarıı çok daha geniş kitlelere ulaşıp yaygınlaşabiliyor.

EN BAŞARILI MÜCADELEYİ DANİMARKA VERİYOR

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan, suçlara ve cezalara yeni düzenlemeler getiren 5237 sayılı yeni TCK, 1 Haziran 2005 tarihi itibari ile yürürlüğe girmişti. 79 yıldır yürürlükte bulunan ve 06 Haziran 1991 yılında ilk olarak bilişim suçları olgusunun metne girdiği 765 sayılı (eski TCK) Türk Ceza Kanunu’na ek olarak birçok düzenlenme yapılarak bilişim alanında işlenen suçların kapsamı oldukça genişletilmeye çalışılmıştı. Yeni TCK ile birlikte; Bilişim Suçları, onuncu bölüm altında “Bilişim alanında suçlar” başlığı altına alındı ve eski TCK’ ya ek olarak Banka ve Kredi Kartlarına karşı işlenen suçlara ve Tüzel Kişilerin bilişim suçları işlemesine yönelik maddeler eklendi. Yeni Türk Ceza Kanunu’nda ki bu düzenlemelerin yanında, bilişim sistemleri ile işlenebilecek ancak tek başlarına tamamen bilişim suçu olarak adlandırılamayacak suç tipleriyle ilgili düzenlemeler de yapıldı. Dünya geneline bakıldığında; Forter güvenlik şirketinin,bir milyarın üzerinde e-ticaret işlemini inceleyerek yaptığı araştırmada, siber alanı en güvenli şekilde muhafaza eden ülkeler sıralamasında ilk sıralarda; Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsviçre bulunuyor. Bu ülkelerden özellikle Danimarka’da çocuklar ilköğretim çağından itibaren zorbalık içeren davranışlar konusunda bilinçlendiriliyor ve bunun olumlu etkisinin çok büyük olduğu görülüyor.

BİLİŞİM SUÇLARINA KARŞI HUKUKİ YAPTIRIM ÖNERİLERİ

Bilişim suçlarının tespitinde bilişim sisteminin kime ait olduğu ve kimlerin kullanabileceği konuları, suçlunun tespiti açısından büyük önem taşıyor. Bilişim suçluları bazen IP adresleri ile bilgisayar hard disklerinde incelemeler yapılarak bazen de tanıklar yoluyla tespit ediliyor. Bunlar, savcılık tarafından kendiliğinden soruşturulması gereken suçlar olarak belirlendiği için suçlular şikayet söz konusu olmadan da tespit edilip yakalanabiliyor. Ancak bilişim suçunun söz konusu olduğu durumlarda zarar kaybı yaşanmasından dolayı bu suçluları şikayet etme işlemini bilişim avukatı aracılığıyla yapmak (Zararın karşılanması ve suçluların cezalandırılma sürecinin başarıyla yönetilmesi açısından) gerekiyor. Farklı cezalar öngörülmüş olsa da bilişim suçları cezaları 1 - 8 yıl arasında değişiyor. (Ağırlaştırılmış şekilleri kanunda mevcut) Bazı şuçlarda etkin pişmanlık nedeniyle ceza indirimi yapılmasının söz konusu olduğu durumlar da bulunuyor.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!