Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Yakın geleceğin yeni endişesi: Su göçü! Dünya nüfusunun yarısı riskte!

        Dünya çapında su talebi mevcut olanı aşıyor. Küresel olarak, talep 1960'tan bu yana iki kattan fazla arttı. Artan su talebi genellikle artan nüfus ve sulu tarım, hayvancılık, enerji üretimi ve imalat gibi endüstrilerin sonucu olarak görülüyor.

        Su altyapısına yatırım yapılmaması, sürdürülemez su kullanım politikaları ve son dönemde etkilerini daha da gördüğümüz iklim değişikliği de mevcut su kaynağını etkiliyor.

        DÜNYA NÜFUSUNUN YARISI RİSKTE

        World Resources Institute'in (WRI) Aqueduct Water Risk Atlas’ından alınan yeni veriler, küresel nüfusun dörtte birini barındıran 25 ülkenin her yıl son derece yüksek su stresiyle karşı karşıya kaldığını ve mevcut su kaynaklarının neredeyse tamamını düzenli olarak tükettiklerini gösteriyor.

        Yani dünya nüfusunun en az %50'si - yaklaşık 4 milyar insan - yılın en az bir ayı yüksek oranda su sıkıntısı çeken koşullar altında yaşıyor.

        Verilere göre Avrupa ve ABD'de su talebi yatay seyrederken, Afrika'da hızla artıyor.

        2050 yılına kadar dünya çapında su talebinin de ortalama %20 ila %25 arasında artması bekleniyor.

        EN FAZLA SU STRESİNDEKİ ÜLKELER

        Buna göre en fazla su stresi altındaki 25 ülke arasında Suudi Arabistan Şili, San Marino, Belçika ve Yunanistan gibi ülkeler yer alıyor. En yüksek su stresiyle karşı karşıya olan 5 ülke de Bahreyn, Kıbrıs, Kuveyt, Lübnan ve Umman.

        Araştırmalar sonucunda 70 trilyon dolar değerindeki küresel GSYİH'nın %31'ini kapsayanlar 2050'ye kadar yüksek su stresine maruz kalacak. Bu oran 2010'da %24 yani yaklaşık 15 trilyon dolardı. Hindistan, Meksika, Mısır ve Türkiye'nin yer aldığı 4 ülke 2050 yılında su stresine maruz kalınan GSYH'nin yarısından fazlasını oluşturacak.

        Su riski araştırması, artan su stresinin ülkelerin ekonomik büyümesini tehdit ettiğini söylüyor. Aynı zamanda gıda üretimini de etkiliyor. 2050 yılına kadar dünyanın, öngörülen 10 milyar insanı beslemek için 2010 yılına göre %56 daha fazla gıda kalorisi üretmesi gerekecek.

        REKLAM

        Tüm bu faktörler ise bambaşka bir riski ortaya çıkarıyor: Su göçü.

        İRAN'DA İÇ GÖÇÜN BÜYÜK YÜKSELİŞİ

        Daha önceleri Afrika’da duyduğumuz bu göç artık Irak, İran gibi ülkelere de sıçradı. Dahası göç eden insanlar ülkelerinin başkentlerinde yaşayan gelir seviyesi daha da yüksek olan insanlar…

        Middle East Institute'ün raporuna göre İran son 50 yılın en kötü ve kurak dönemini yaşıyor. Su kaynaklı göç İran için büyük bir sorun. Yarım asır önce, İran'ın 30 milyonluk nüfusunun %60'ı aynı bölgelerde yaşıyordu. Bu bölgelerde hızlanan çölleşme ve ormansızlaşmanın yanı sıra, zarar verici çevresel uygulamalar yeraltı su kaynaklarını baskı altına aldı ve potansiyel olarak yerel düzeyde su iflasına neden oldu. Bununla birlikte hükümet ayrıca kentsel alanlardaki sosyo-ekonomik ve politik stresi azaltmak ve yenilenebilir su kaynaklarının hızla tükenmesini hızlandırmak amacıyla suyun büyük şehirlere yönlendirilmesine öncelik verdi. Bu faktörlerin her biri, İran'ın genel olarak zayıf su politikasına katkıda bulundu ve hepsi iklim değişikliğinin yanı sıra, iç göçü şiddetlendirmede rol oynadı.

        Güneybatı İran'da, Kuzistan; Loristan, İsfahan, Hamedan, Kerman, Yezd ve Sistan ve Belucistan ile birlikte iklim göçünden en çok etkilenen iller arasında sayılıyor. Göçmenler genellikle iklim koşullarının daha iyi olduğu, ancak yine de çevresel gerilemenin yaşandığı bölgelere taşıyor. 2021'de tahminen 41 bin İranlı kuraklık, kum ve toz fırtınaları, seller, nedeniyle yerinden edildi veya göç etti. Tahran işte tam da bu noktada göçmenler için büyük bir mıknatıs olarak öne çıkıyor. Son 20 yılda şehir, yılda tahmini 200 bin ila 250 bin arasında kişi şehre göç etti ve bu hızlı nüfus artışı, dengesiz kentsel gelişime yol açarak başkenti her zamankinden daha sıkışık ve yaşanması zor hale getirdi. Bir yetkiliye göre, Tahran'ın nüfusu yılda %1,7 artıyor ve 20 yıl içinde 15 milyona ulaşacak.

        Son 20 yılda, ülkedeki iklim kaynaklı göç de 10 kat arttı. Mevcut eğilimler devam ederse, sorun önümüzdeki yıllarda çok daha kötü olacak. Zira Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'ne (NASA) göre, 2050 yılına kadar 88 milyonluk İran'da bu olası koşullar altında yaşamak çok zor olacak.

        Bu göç dalgasının etkisi tabii ki sınır ötesini de etkiliyor. Özellikle Türkiye, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkeler bu süreçten en fazla etkilenecekler arasında ilk sırada yer alıyor. Ki bu ülkeler de zaten mevcut koşullarda su stresi altında olan ülkeler…

        YÜZDE 10’U SU KAYNAKLI GÖÇ

        BM 2022 raporlarına göre bugün dünyada 1 milyardan fazla göçmen var ve su sorunu küresel göçteki artışın %10'uyla bağlantılı. Dünya Bankası'nın yakın zamanda yayınlanan su konusundaki raporu da göç üzerinde su eksikliğinin büyük bir etkisi olduğunu gösteriyor.

        REKLAM

        1960'tan 2015'e kadar 64 ülkede 189 nüfus sayımından elde edilen yaklaşık yarım milyar insanı kapsayan iç göçle ilgili şimdiye kadarki en büyük veri analizinde oldukça dikkat çeken detaylar ortaya çıktı.

        ‘Sıfır günü’ Güney Afrika kenti Cape Town‘da su tüketimini azaltmaya yönelik tedbirler yetersiz kalınca yöneticilerin yapılan hesaplamalara göre suyun tükeneceği gün olarak 22 Nisan‘ı ‘Sıfır Günü’ ilan etmesi ile ortaya çıkmıştı. 1 Şubat’tan itibaren de su tüketimini hane başına maksimum 50 Litre ile sınırlandırılmıştı. Rapora göre küresel ısınma, şu anda insan nüfusunun %55'ine ev sahipliği yapan dünya şehirlerinde ‘sıfır günü’ olaylarını daha yaygın hale getirecek.

        ENGELLEMEK NE KADAR MÜMKÜN? NE YAPMALI?

        Peki nasıl engelleyebiliriz? Uzmanlara göre iklim değişikliğini ve buna neden olan etkileri durdurmak artık çok zor, ancak yavaşlatmak mümkün. Tabii ülkeler çapında büyük bir politika ile mümkün.

        WRI araştırması da küresel su sorunlarını çözmenin sandığınızdan daha ucuz olduğunu, 2015'ten 2030'a kadar dünyaya GSYİH'nın yaklaşık %1'ine veya kişi başına günde 29 sente mal olduğunu gösteriyor.

        Buna göre su yönetimini iyileştirmenin ve su stresini azaltmanın birkaç önemli yolu:

        • Ülkelerin su yönetimlerini geliştirmesi. Buna göre tarımda su verimliliği teşvik edilebilir, entegre su kaynakları yönetimini benimseyebilir ve doğaya dayalı çözümler ile yeşil altyapı yoluyla su altyapısı geliştirilebilir. Sulak alanların ve ormanların korunması, eski haline getirilmesi de yalnızca su kalitesini iyileştirmekle ve kuraklık ve sellere karşı direnç oluşturmakla kalmaz aynı zamanda su arıtma maliyetlerinden de tasarruf sağlar .
        • Uluslararası kalkınma bankaları ve diğer borç verenler, biyolojik çeşitliliğe veya sulak alanların korunması gibi dayanıklı altyapıya yatırım yapma taahhüdü karşılığında doğa için borç hafifletme gibi programlarını dikkate alabilir. Bu doğa temelli çözümler, gelişmiş su yönetimini kendi başlarına karşılayamayan ülkelerde olumlu iklim ve su sonuçları elde edebilir.
        • Su sıkıntısı çeken ülkelerdeki hükümetler, su kıtlığından kaynaklanan elektrik kesintilerini önlemek için güneş ve rüzgar gibi su açısından ihtiyatlı enerji kaynaklarına öncelik verebilir.
        • Şehirler halihazırda bu tür yaklaşımlara pilotluk yapan 6 Afrika şehri ile bir araya gelerek kentsel su direnci eylem planları geliştirebilir. Atık suyu arıtmak ve yeniden kullanmak, şehirler için yeni su kaynakları da yaratabilir.
        • Çiftçiler, suyu verimli kullanan ürünlere geçmek veya tarlaları suyla doldurmak yerine yağmurlama veya damla sulama gibi yöntemleri kullanmaya benzer daha verimli su önlemleri kullanabilir.
        • Şirketler, bilime dayalı su hedefleri belirleyerek, sayıları giderek artan işletmelerle işbirliği yapabilir ve politikalarını bu bağlamda ilerletebilir.

        * Haberin görselleri Associated Press, iStock, Shutterstock'tan servis edilmiştir.

        ÖNERİLEN VİDEO
        Şurada Paylaş!
        Yazı Boyutu

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

        Habertürk Anasayfa