Masalsı evleriyle bir deniz kasabası
Fransanın gezilebilecek en ilginç yerlerinden biri...
Bir diğer tarafta ise tarihi yapıları ve tabii güzellikleriyle Fransa'nın gezilebilecek en ilginç yörelerinin başında gelen Normandiya kıyıları ve bu güzel kıyıların mücevherleri olan Honfleur, St. Malo, Mont St. Michel. Cumhuriyet'ten Nilhan Aydın, Honfleur'u yazdı...
Saint Malo'da denizin gel-gitleri gibi aşkın iniş çıkışlarıyla mutsuz geçen iki günden sonra "Ma Tante D'honfleur" (Teyzem Hon-fleur'de) filminin adını duyunca tereddütsüz Honfleur'a gitmeyi kabul ediyorum. Kuzey Fransa'da coğrafi bir bölge olan Normandiya bir tarafta, Fransa'nın bahçeleri olarak anılan, iklimi, güzelliği, şarabı ve gastronomisiyle ortaçağdan itibaren, Fransız ve ingiliz krallarının tercih ettikleri bir yerleşim bölgesi olan Loire nehri vadileri.
Bir diğer tarafta ise tarihi yapıları ve tabii güzellikleriyle Fransa'nın gezilebilecek en ilginç yörelerinin başında gelen Normandiya kıyıları ve bu güzel kıyıların mücevherleri olan Honfleur, St. Malo, Mont St. Michel.
Benim güvenli sığınağım, teyzemin koşulsuz sevgisi "yelkenli aşkım" için ise sığınak güvenli bir liman.
Sıra sıra yelkenlilerin olduğu limana yelken ile yanaştıktan sonra ilk işimiz Monet'nin enfes bir eserine konu mankenliği yapmış mekânda kahvemizi içmek oluyor. Ve espresso kahvem biter bitmez de kendi başıma kasabayı dolaşmak için “benim yelkenliden ayrılıyorum.
Limanda bir duvarda Sa-muel De Champlain diye birinin heykeli karşıma çıkıyor. Tipik bir 17. yüzyıl adamı Samuel. Denizci şapkalı, bıyıklı, badem sakallı ona selam verip Fransa'nın en eski, ahşap kilisesini Sain-te Catherine'ne yöneliyorum. Nedense kapısında içeriye şöyle bir bakarak oyalanmadan yürümeye devam ediyorum.
Gezebileceğiniz iki müzesi var kasabanın, sanat müzesi ve tarihi bir yer olan özel bir müze. Her iki müzeyi de hızla gezdim.
Arnavut kaldırımlı sokakları bu kadar hızla bitirmedim ama bir an önce sahile dönmek istiyordum.
Honfleur, dar sokakları, eski kaldırım taşları ve masalsı evleriyle bir deniz kasabası.
Cumartesi günleri bu sokaklarda pazar kuruluyormuş, ülkemizde birçok kasabada artık kurulmayan o sokak pazarlar ne güzeldir. Memleketim Biga'nın da çarşamba günleri sokak pazarı kurulurdu. Maalesef artık yok.
Burada bir gün daha kalmak istiyorum. Canım teyzem ile pazarda gezmek istiyorum. Teyzem filesi ile birlikte yanımıza küçük bir sepet alırdı, koluma tattığım o sepete de her aldığı meyvenin sebzenin en küçük boyunu da benim sepetime koyardı.
Normandiya köprüsü üzerinde muhteşem manzarayı sakince seyrediyorum.