Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dış Yazar Ayasofya kaç yılında yapıldı, kimin zamanında inşa edildi, ne zaman müze oldu?

        Ayasofya, İstanbul'un tarihi yarımadasında, farklı dönemlerde farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan eşsiz bir yapıdır. 532-537 yılları arasında İmparator I. Justinianus tarafından inşa ettirilen Ayasofya, mimari bir devrim niteliğindeki kubbesiyle döneminin en önemli yapılarından biri haline gelmiştir. Osmanlı döneminde camiye çevrilen bu tarihi yapı, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında önemli bir dönüşüme uğrayarak müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Bu yazımızda Ayasofya'nın inşası, tarihi dönüşümleri ve müze olarak yeniden doğuşunun hikayesini ele alacağız.

        Ayasofya’yı Kim İnşa Etti?

        1.Justinianus döneminde, Bizans İmparatorluğu'nun ihtişamını yansıtmak amacıyla, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir kilise yapımına karar verildi. Bu muazzam projeyi hayata geçirecek olan İmparator, dönemin ünlü fizikçisi Miletli İsidoros ile matematikçi Trallesli Anthemius'u görevlendirerek, sanat ve bilimin güçlerini birleştirdi. Rivayete göre, İsidoros, ideal kilise planını bulmak için uğraşırken bir gece taslak üzerinde çalışırken uyuyakalır ve ertesi sabah masasında Ayasofya'nın ilham verici planını bulur. Justinianus, bu planın mükemmelliğinden öylesine etkilenir ki, Ayasofya'nın bu tasarıma göre inşa edilmesi emrini verir. İnşaat süreci, Anthemius'un erken vefatıyla İsidoros'un tek başına üstlenmesiyle devam etti.

        REKLAM

        İmparatorluk genelinden seçkin malzemelerin toplandığı bu projede, inşaat malzemelerinin yerinde üretilmesi yerine, antik tapınak ve yapıların işlenmiş malzemelerinden yararlanıldı. Bu strateji, Ayasofya'nın inşasının rekor sürede tamamlanmasına olanak tanıdı. Eserin muhteşemliğinde rol oynayan Efes'ten Artemis Tapınağı, Mısır'dan Güneş Tapınağı, Lübnan'dan Baalbek Tapınağı gibi önemli antik yapıların sütunları kullanıldı. Bu devasa sütunların o dönemde nasıl taşındığı ise hala bir gizemini koruyor. Binanın zarafetini artıran renkli taşlar, dünyanın dört bir yanından, Mısır'dan kırmızı porfir, Yunanistan'dan yeşil porfir, Marmara Adası'ndan beyaz mermer gibi çeşitli kaynaklardan toplandı.

        On binlerce işçinin emeğiyle yükselen Ayasofya, 23 Aralık 532'de başlayan inşaat çalışmalarının ardından 27 Aralık 537'de, büyük bir törenle hizmete açıldı. İmparator Justinianus, bu muazzam yapıyı halka tanıttığında, tarihin büyük yapılarından biri olarak kabul edilen Süleyman'ın Tapınağı'nı aştığını ifade ederek, "Ey Süleyman, seni aştım!" sözleriyle iftiharını dile getirdi. Ayasofya'nın kubbesinden süzülen ışık, duvarlardaki mozaiklerle birleşerek göz alıcı bir görsel şölen sunar ve bu eşsiz yapı, gerek Bizans döneminde yaşayanlar gerekse günümüz ziyaretçileri tarafından "dünyada benzersiz" olarak nitelendirilir.

        Ayasofya Kaç Yılında Yapıldı?

        Ayasofya ne zaman yapıldı sorusu aslında tarihsel bağlamda üçe ayrılır. Ayasofya Kilisesi'nin temelleri, Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nun resmi dini olarak kabul edilmesinin ardından, İmparator I. Konstantin döneminde atıldı. İnşaat, İmparator Konstantin'in vefatından sonra oğlu II. Constantius tarafından devralındı ve kilisenin inşası 361 yılına kadar sürdürülerek tamamlandı. İlk Ayasofya Kilisesi, 15 Şubat 360 tarihinde II. Constantius tarafından hizmete açıldı. Antik kaynaklara göre, ilk Ayasofya'nın yapımında Artemis Tapınağı'nın kalıntılarından yararlanılmış ve yapı, gümüş kaplamalı perdelerle süslenmiştir.

        REKLAM

        "Büyük Kilise" anlamına gelen bu ilk Ayasofya'nın, üzerine inşa edildiği eski bir tapınağın kalıntıları üzerine kurulduğu belirtilir. Ancak bu ilk yapıdan günümüze herhangi bir iz ulaşmamıştır.

        Birinci Ayasofya, Latin mimarisi tarzında, sütunlu bir bazilika şeklindeydi ve ahşap bir çatıya sahipti. Atrium denilen bir ön avlu bu muhteşem yapıya girişi sağlıyordu. İlk Ayasofya, yapısıyla dahi o dönemin en dikkat çekici yapılarından biriydi. Ancak 404 yılında, Patrik Aziz İoannis Hrisostomos'un sürgüne gönderilmesine yol açan olaylar sırasında kilise, ayaklanmacılar tarafından yakılarak büyük zarar gördü.

        İlk Ayasofya'nın yıkılmasının ardından, II. Theodosius döneminde, bugünkü Ayasofya'nın bulunduğu alanda ikinci bir Ayasofya Kilisesi'nin inşası için emir verildi. İkinci Ayasofya, 415 yılında halka açıldı ve mimar Rufinos tarafından, yine bazilika planına uygun olarak ve ahşap çatılı olarak inşa edildi. Bu ikinci yapı, 532 yılında yaşanan Nika Ayaklanması sırasında zarar gördü.

        İkinci Ayasofya'nın yıkımından kısa bir süre sonra, İmparator I. Justinianus, önceki yapıların aksine, daha görkemli ve büyük bir kilise inşa ettirme kararı aldı. Bu yeni yapının inşası için İmparator, fizikçi Miletli İsidoros ve matematikçi Trallesli Anthemius'u görevlendirdi. Yapımı beş yıl süren bugünkü Ayasofya ise 532 yılında başlanıp 537 yılında bitirilerek halka açıldı.

        REKLAM

        Ayasofya Ne Zaman Müze Oldu?

        Ayasofya, 1930-1935 yılları arasında kapsamlı bir yenileme sürecine girdi ve bu süre zarfında ziyarete kapalı kaldı. Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle, bu dönemde yapıda bir dizi önemli restorasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Bu çalışmalar arasında, kubbenin güçlendirilmesi, muhteşem mozaiklerin yeniden gün yüzüne çıkarılması ve temizlenmesi yer aldı. Restorasyon döneminde Ayasofya'nın aslına uygun bir kilise olarak yeniden düzenlenmesi fikri gündeme gelmişse de, bölgedeki Hıristiyan nüfusunun düşüklüğü, olası provokasyon riskleri ve yapısal tarihi değerlerin korunması gibi nedenlerle bu fikir uygulamaya konulmadı.

        Bunun yerine, Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik ilkesi ışığında, Ayasofya'nın müze olarak hizmet vermesine karar verildi. Bu karar, Bakanlar Kurulu'nun 24 Kasım 1934 tarihli ve 7/1589 sayılı kararıyla resmiyet kazandı. Ayasofya Müzesi, 1 Şubat 1935'te halkın ziyaretine açıldı ve kısa süre sonra, 6 Şubat 1935'te Mustafa Kemal Atatürk tarafından ziyaret edildi. Restorasyon çalışmaları sırasında, yüzyıllar boyunca örtülü kalan mermer zemin ve duvarlardaki insan figürlü mozaikler, özenle temizlenerek tekrar sergilendi. 1936 yılında ise, Ayasofya resmi olarak "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi" adıyla tapu kayıtlarına geçirildi, böylece bu tarihi yapının yeni fonksiyonu resmen tanınmış oldu.

        ÖNERİLEN VİDEO
        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa