O bir yangının eseri
0:00 / 0:00

Ara Güler, vefatının 3'üncü yılında anılıyor. Sinemacı olmak isterken çalıştığı film şirketinde çıkan yangında ölümden dönmesiyle zorunlu olarak kariyer değişikliğine giden Güler, 68 yıllık çalışma hayatında çektiği 2 milyondan fazla fotoğrafla hayatların ve mekânların zamanın içinde akıp gitmesini engellerken yaptığı röportajlarla bir çok ünlünün bilinmeyen yönlerini gözler önüne serdi. Ara Güler, sağlığında olduğu gibi ölümünden sonra da insanlara, hayata, tarihe, toplumsal değerlere, mesleğine duyduğu sevgi ve saygıyla ilham vermeye devam ediyor

Sağlığında sık sık alçakgönüllü bir tavırla "Ben fotoğraf sanatçısı değilim, foto muhabiriyim. Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır. Tarihi zaptediyorsun. Bir makineyle tarihi durduruyorsun" dedi demesine ama herkes tarafından sanatçı olarak kabul edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Büyük sanatçılar, vefatlarından sonra da, geride bıraktıkları eserleriyle yaşamaya devam ederler. Objektifiyle tarih yazan Ara Güler'i de, işte böyle bir büyük sanatçı olarak görüyorum" sözleriyle Ara Güler'in sanatçılığının altını çizdi. 

 Ara Güler, 2005'te Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü. O dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ödül töreninde Güler'in fotoğrafını çekti.
Ara Güler, 2005'te Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü. O dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ödül töreninde Güler'in fotoğrafını çekti.

Ara Güler, insanlara, hayata, tarihe, toplumsal değerlere, mesleğine duyduğu sevgi ve saygıyla sağlığında olduğu gibi ölümünden sonra da ilham vermeye devam ederek belleklerimizdeki unutulmazlar listesinde yer edindi.

Adını, tarihe 'Yakışıklı Ara' olarak geçen Ararat Kralı Ara Geghetsik'ten aldı. Dedesinden ise göbek adı Mıgırdiç'i... 
Eczacı olan babası Dacat Bey, belki de çocukluğunda yalnız ve zor geçen yıllarda yüzünün hiç gülmemesinden dolayı 1934'te yürürlüğe giren soyadı kanunuyla 'Güler'i seçti. 

Ara Güler, görsel sanatlarla ilk bağını babasının kendisini İpek Film Şirketi'nin sahibi İhsan İpekçi'nin yanına çırak vermesiyle kurdu. Babası, çareyi bir hayli haylaz bir çocukluk dönemi geçiren, bu nedenle 3 kez sınıfta kalan oğlunu çırak olarak çalışmasında buldu. Dacat Güler, haksız da çıkmadı. Film şirketinde çıraklık, Ara Güler'in haylazlığını sona erdirdi. Güler, artık hem sorumluluk sahibi biriydi hem de geleceğine yönelik planları vardı.

Ara Güler'in durulması ve sinemaya ilgi duyması ailesinin mutluluk kaynağıydı. Dacat Güler, sinemaya duyduğu ilginin derinleşmesi adına oğluna bir film gösterme makinesi satın aldı.

Dacat Güler, oğlunun sokak sokak, mahalle mahalle gezip film göstermesiyle amacına ulaştı. Ara Güler, ileride "İstanbul'un Gözü" olarak fotoğraflarıyla özdeşleşecek İstanbul'u ve İstanbulluların hayatını görüntüleme sevdasına işte o günlerde kapıldı. Ara Güler'in göz önünde olan ama farkında olunmayan hayatları ve mekânları görüntüleme arzusu da vardı, ışığı doğru kullanarak anı yakalama melekesi de...

Vefatından iki ay önce Şişli'de Ara Güler'in adına  müze açıldı.
Vefatından iki ay önce Şişli'de Ara Güler'in adına müze açıldı.

Bir becerisi daha vardı; kurduğu hayalleri kelimeleştirerek öyküleştirme.... Ara Güler'in anı yakalama becerisiyle hayal kurma yetisini harman edip ortaya çıkan ürünü geniş kitlelere aktarma arzusunun yolu sinemadan geçiyordu. Güler; arzusunu ve becerilerini idolü olan Charlie Chaplin'in dünya görüşü ve sinematografik anlayışının kılavuzluğunda beyazperdeye yansıtmak amacıyla Getronagan Ermeni Lisesi'nde okurken Muhsin Ertuğrul'dan yönetmenlik ve senaryo dersleri aldı.

Ara Güler, yönetmenlik ve senaristlik üzerine hayaller kuradursun, planlar yapadursun, bu konuda çalışadursun çıkan bir yangın sinemacı olmasını engelleyecekti.

Çalıştığı film şirketinde gerçekleştirilen bir filmin ön gösterimi sırasında çıkan yangın, binayı olduğu gibi Ara Güler'in hayallerini de küle çevirdi. Yangın sırasında kendini dama atan Güler, itfaiye tarafından son anda kurtarıldı. Babası Dacat Güler ile annesi Verjin Güler, ölümün kıyısından dönen oğullarının sinema üzerine çalışmasına izin vermedi. Ara Güler, bir süre diretse de annesinin üzüntüden şeker hastalığına yakalanmasıyla sinemacı olma hevesinden vazgeçti.

Ara Güler, göz önünde olan ama farkında olunmayan hayatları sinema aracılığıyla gözler önüne seremeyecek olmanın üzüntüsünü epey bir zaman yaşadı ama üniversite yıllarında başka bir yolla aynı kapıya çıktı. Gittiği yol az biraz farklı olsa da ulaştığı kapı, sinemacı olarak ulaşmayı amaçladığı kapıydı.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğrenim gördüğü sıralarda Ara Güler, babasının verdiği parayla satın aldığı fotoğraf makinesiyle hayatı başka bir araçla görüntülemeye başladı.

O dönem foto muhabirliği yaptığı Ermeni gazete ve dergilerinde anı yakalama melekesini her geçen gün daha da geliştiren Ara Güler, diğer yandan yazdığı öyküleri yayımladı. 'Bir Garip Yılbaşı Gecesi' adlı öyküsünün Yeni İstanbul Gazetesi'nin yarışmasında yayımlanmaya değer bulunmasıyla mesleği adına dönüşü olmayan yola girdi.

Ara Güler'in öyküsünün bir yarışma sonucu yayımlanmaya değer bulunması babası Dacat Güler'i harekete geçirdi. Birkaç eczanenin bulunduğu İstanbul'da geniş bir nüfuza sahip olan babasının girişimiyle Ara Güler, daha geniş kitlelere ulaşan Yeni İstanbul Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Bir süre sonra kendini en iyi ifade edebileceği, hayatları aktarma arzusunu en iyi şekilde yaşayacağı mesleğin gazetecilik olduğuna karar veren Güler, ilk büyük çalışmasına askerlik dönüşünde imza attı.

Tennessee Williams'ın İstanbul'a geldiğini öğrenen Ara Güler, ABD'li ünlü oyun yazarını arayarak fotoğraflarını çekmek istediğini söyledi. Williams'ı bir hamamdaki göbek taşının üzerinde fotoğraflayan Güler, meslektaşlarını kıskandıran bu çalışmasıyla mesleğinin ünlüleri arasına girdi.

Ara Güler, Türkiye ve yurt dışında birçok sergi açtı. O sergilerden biri de Yunanistan'ın başkenti Atina'daydı.
Ara Güler, Türkiye ve yurt dışında birçok sergi açtı. O sergilerden biri de Yunanistan'ın başkenti Atina'daydı.

Anadolu'yu görme, Anadolu insanını tanıma arzusu içinde çıktığı gezilerinin birinde Âşık Veysel'e misafir olan Ara Güler, ünlü halk ozanının fotoğraflarını çekip röportaj yapmasıyla da yeni bir başarıya imza attı. Güler, bu çalışmasıyla adını markalaştırdı.

Ara Güler'in objektifinden Âşık Veysel.
Ara Güler'in objektifinden Âşık Veysel.

Ara Güler, sinemacı olsaydı kendisinin nasıl filmlerini izlerdik bilinmez ama bir yangın sonrasında başladığı gazetecilikte birçok önemli röportaj yaptı, göz önünde olan ama farkında olunmayan hayatların ve mekânların zamanın içinde akıp gitmesini fotoğraf kareleriyle engelledi.

Başarısı kısa bir süre sonra fark edilen Ara Güler, 1958'den itibaren ABD, Fransa ve Almanya menşeli Time, Life, Paris Match ve Der Stern'in Yakın Doğu foto muhabirliğini yapmaya başladı. Bu dergiler için çektiği fotoğraflarla, yaptığı röportajların yanı sıra ABD, Almanya ve Paris'te çeşitli sergiler açması Ara Güler'i şöhretli bir gazeteci haline getirdi. Güler, kariyerini her ne kadar fotoğraf merkezli yapmış olsa da ışığı iyi kullanan, deklanşöre olması gereken anda basan birinden fazlasıydı.

Ara Güler ile eşi Suna Güler.
Ara Güler ile eşi Suna Güler.

İlerleyen yıllarda bir fotoğrafçıdan fazlası olduğunu "Ben de gazeteciyim. Fotoğrafçı değilim. Fotoğrafçıyla gazeteci arasındaki fark budur. Fotoğrafçı, bomba patlar kaçar ama gazeteci peşinden gider, olayı yakalamaya çalışır. Ben de bu yaşa kadar ona göre çalıştım" sözleriyle dile getirecek olan Ara Güler, kariyeri boyunca yaptığı ulaşılması da, fotoğraflarının çekilmesi de, konuşması da bir hayli zor olan küresel şöhrete sahip dünyaca ünlülerle yaptığı röportajlarla da gazeteciliğinin altını çizdi.

İsmet İnönü, Indira Gandi, Bertrand Russell, Winston Churchill, John Berger, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Maria Callas, Fikret Mualla, Pablo Picasso, Salvador Dali, Arnold Toynbee'nin de aralarında olduğu birçok ünlüyle yaptığı röportajlar Ara Güler'in gazeteciliğinin altını çizdiği çalışmalarıydı.

1961'de 33 yaşındayken Birleşik Krallık'ta yayımlanan Photography Annual Dergisi'nin dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısından biri olarak seçtiği Ara Güler, aynı yıl ABD Dergi Fotoğrafçıları Derneği'ne kabul edildi. 

Arşivinde 2 milyonu aşkın fotoğraf bulunan Ara Güler, anılarından bazılarını ve ünlülerin fotoğraflarını nasıl çektiğini yaptığı röportajlarda şöyle dile getirmişti.

ATATÜRK'ÜN SANDALINA ASILAN VELET ARA
Ara Güler, Atatürk'ün ünlü sandalının arkasına asılan çocuklardan biriydi.
"Florya Köşkü'nün yanındaki halk plajının üstünde evimiz vardı. Atatürk de zaman zaman oraya gelir denize girerdi. Atatürk'ü görmüşümdür. Çünkü hep orada dururdu çizgili mayosuyla. Öyle barikat falan yoktu. O geldiğinde biz de bütün veletler toplanırdık. Daha küçüğüz tabii... Atatürk'ün kim olduğunu bilmezdik bile. Arkası kesik bir sandalı vardı. İşte ben o sandalın arkasına takılıp yüzen veletlerden biriydim. Olay bundan ibaret."

Ara Güler'in sözünü ettiği Atatürk'ün sandalı.
Ara Güler'in sözünü ettiği Atatürk'ün sandalı.

6 - 7 EYLÜL OLAYLARININ ORTASINDA KALAN ARA
1955'te başta Rumlar olmak üzere gayrimüslimlerin iş yerlerine ve evlerine düzenlenen saldırılar tarihe '6 - 7 Eylül Olayları' olarak geçti.
"Halk Oyunları Yayma ve Yaşatma Derneği'nin Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda bir gösterisi olacaktı. Benim vazifem de gidip fotoğraf çekmekti. Neyse ben çıktım yola, İstiklâl Caddesi'nde yürüyorum. Bir de ne göreyim? Camı çerçeveyi indiriyorlar her yerde. Beyoğlu'nda dokunulmayan tek dükkan, babamın eczanesiydi. Babamın eczanesini ilk yardım kliniğine çevirmişler, yaralananların hepsi oradaymış. O yüzden yıkmamışlar."

6 - 7 Eylül Olayları sırasında bir an.
6 - 7 Eylül Olayları sırasında bir an.

DEVRİK KRALIN FOTOĞRAFI UĞRUNA AKIL HASTANESİNE YATTI
Ürdün'ün devrik kralı Talal Bin Abdullah, şizofreni teşhisiyle 1952'de tahttan indirildikten sonra tedavisi için İstanbul'a gönderildi.
"İstanbul'da akıl hastanesinde yatıyordu. Adamın öyle bir karısı vardı ki kafayı üşütmemesi mümkün değildi. Tüm dünya basını devrik kralın bir kare fotoğrafını çekmek için yarış halindeydi ama başaran yoktu. Neyse, ben bunun fotoğrafını çekmek için hastaneye gittim. Tabii almıyorlar içeri. Başladım garip garip hareketler yapmaya, 'hastayım' demeye. Maksat, hastaneye deli olarak girip fotoğraf çekebilmek. Bana bir iğne yapmazlar mı? Feleğim şaştı. Fotoğraf çekmeye teşebbüs edince Kral Talal Bin Abdullah'ın korumaları "bir daha seni buralarda görürsek vururuz' dediler. O gece hastaneden kaçtım."

Talal Bin Abdullah (1909 - 1972)
Talal Bin Abdullah (1909 - 1972)

'BANA YAKIŞMAZ' DİYEREK CHARLIE CHAPLIN'İN FOTOĞRAFLARINI ÇEKMEDİ
Ara Güler', Kral Talal Bin Abdullah'ın fotoğrafını ölüm tehdidiyle çekemedi. Charlie Chaplin'in fotoğrafını ise elinde fırsat varken 'Bana yakışmaz' diyerek çekmedi.
"Charlie Chaplin, benim dünyamı kuran, bana vizyonu veren, hayatı öğreten adam. O zamanlar İsviçre'de bir şatoda yaşıyordu. Karısı da ABD'li ünlü yazar Eugene O'Neill'in kızı Oona'ydı. Bunların şatosunun önünde 3 gün kar - kıyamet demeden bekledim. Sonunda Oona, donmamdan korkup "Konuşursan konuş ama fotoğraf çekme" dedi. Adam, yürüyen sandalyede felçli fotoğraflarını çektirip akıllarda böyle bir imaj bırakmak istemiyordu. Çünkü o da benim gibi elimdeki fotoğraf makinesinin acımasız olduğunu biliyordu. Felçli halde çekmek bana yakışmazdı."

PABLO PICASSO'YA RESMİNİ ÇİZDİRDİ
Ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso, Ara Güler'in resmini çizdi.
"Gittim, birkaç gün evinde kaldım. Bir ara bana dönüp 'sen benim fotoğraflarımı çekiyorsun. Ben de senin resmini çizeyim" demez mi.' Düşünsene çağın en büyük ressamı beni çizecekti ama herif 90 küsur yaşında. Verdiği sözü 5 dakika sonra unutur diye başladım etrafta boş kağıt aramaya. Her yere baktım, temiz bir sayfa bulamadım, En sonunda çektim kütüphanesinden bir kitap, açtım kapağını, uzattım Picasso'ya. Çizdi tabii. İmzasını da attı. Sonra baktım, kitap antika. Sayfasını yırtmam imkansız. Onu da öylece alıp yanımda getirdim."

Pablo Picasso ( 1881 - 1973)
Pablo Picasso ( 1881 - 1973)

SALVADOR DALI FOTOĞRAF ÇEKİMİ İÇİN PARA İSTEDİ
Ara Güler'in fotoğraflarını çekmek için epeyce uğraştığı bir diğer dünyaca ünlü ise ressam Salvador Dali'ydi.
"Herif Dali değil, bildiğin deli. O da az uğraştırmadı beni. Tanışmamız Paris'te kaldığı otelde oldu. Süitinin kapısını çaldım, içeri girdim. Burun burunayız herifle. Öfkeli gözlerle bana baktı 'niye fotoğrafımı çekmek istiyorsunuz?' diye sordu. Ben de 'ünlüsünüz de ondan' dedim. Şöyle bir baktı, 'peki 10 dakika poz veririm 25 bin dolar isterim' dedi. 'Yanımda nakit yok, gidip alayım' diye ayrıldım otelden. Parayı bırak, istediğim gibi çekim yapmam için en az bir saat lazım. Neyse hem vakit, hem de nakit konusunda pazarlığımızı yaptık. Tekrar yanına gittim fakat herif yerinde durmuyor. Bir kılıcı vardı, zannedersin fotoğraf makinesiyle eskrim yapıyor. Günlük yaşamında da gerçeküstü ögelerin peşinde koşan bir adamdı. Öyle bir hava yaratıyordu işte. Bir ay boyunca böyle uğraştırdı beni. En sonunda 'ya dosdoğru çekeriz fotoğrafları ya da çeker giderim' dedim. Ertesi günü fotoğraflarını çektim."

Salvador Dali (1904 - 1989)
Salvador Dali (1904 - 1989)

Konjestif kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği ve periferik arter hastalığı nedeniyle tedavi gören Ara Güler, 17 Ekim 2018'de hayatını kaybetti. Güler'in ölümü üzerine aralarında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan'ın da bulunduğu çok sayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci ve iş insanı taziye mesajı yayımladı.

Ara Güler için 20 Ekim 2018'de ilk olarak Galatasaray Meydanı'nda anma töreni düzenlendi. Daha sonra cenazesi Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi'ne getirildi ve burada Türkiye Ermenileri Patrikliği Patrik Vekili Aram Ateşyan'ın yönettiği dini tören düzenlendi. Buradaki tören sonrasında Şişli Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ara Güler'in vefatı dolayısıyla yayımladığı taziye mesajı şöyleydi; 
"Fotoğraf sanatı alanında Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli isimlerden biri olan Ara Güler'in vefatını büyük bir teessürle öğrendim.
Büyük sanatçılar, vefatlarından sonra da, geride bıraktıkları eserleriyle yaşamaya devam ederler.
Objektifiyle tarih yazan Ara Güler'i de, işte böyle bir büyük sanatçı olarak görüyorum.
Kendisine 'Master of Leica' unvanı da verilmiş olan Güler, dünyanın önemli haber ajansları ve yayınlarında ülkemizi en iyi biçimde temsil etmiştir.
Winston Churchill'den Bertrand Russell'a, Indira Gandi'den Salvador Dali'ye, Alfred Hitchcock'tan Picasso'ya birçok tarihi kişiyle gerçekleştirdiği foto röportajlar, asla hafızalardan silinmeyecektir.
Dünyanın önemli müze ve koleksiyonlarında yer alan eserleri ve milyonlara ulaşan fotoğraf albümlerinin yanı sıra, kıymetli bir insan olarak hayatımızda bıraktığı derin izlerle de Ara Güler ustayı daima saygıyla hatırlayacağız.
Yakın geçmişte objektifine yansıma mutluluğunu yaşadığım değerli sanatçımızın vefatından duyduğum derin üzüntüyü bir kez daha ifade ediyor, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum."







-

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!