Sivil siyaset adımları açısından çok önemli
Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti grup toplantısında yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunu tartışmaya açtı. Cumhurbaşkanı'nın ifadeleri terör örgütünün silah bıraktığı şu dönemde atılacak sivil siyaset adımları açısından çok önemliydi. Habertürk'ten Bülent Aydemir yazdı..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu ifadeleri kıllandı: "Yerel yönetimler ve belediyeler meselesinin, tüm boyutlarıyla konuşulması, tartışılması ve yeni bir düzene kavuşturulması, kaçınılmaz hale gelmiştir.
Yeni bir belediye yönetimi statüsüne ihtiyaç vardır. Yetki paylaşımı gözden geçirilmeli.
Belediye yetkileri tanımlanmalı. İmar düzenlemeleri yapılması, sonrası istisnai olmalı. İl Özel İdaresi'nin de gözden geçirilmesi gerekiyor.
Belediyelere kamudan tahsis edilen ve topladıkları mali kaynakların denetimi için yerel dinamiklere, ilgili merkezi kurumlara dayanan yeni bir yapı kurulmalı.
Terör örgütünün kendini feshi ardından siyasetin güçlü devreye girmesiyle, belediyelerdeki kayyım uygulamasının yeniden istisna haline geleceğini düşünüyoruz.”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sorum üzerine bunun yeni bir şey olmadığını, belediye kanunundan kaynaklı il-ilçe belediyeleri arasındaki yetki tartışmalarını, belediyelerdeki usulsüzlük iddialarını inceleme ve kaynakların etkili kullanımını sağlayacak denetimlere yönelik olduğunu söyledi.
2009 MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİ
Bu konu; 2015’e kadar devam eden Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nin de önemli başlıklarındandı. 28 Şubat 2015’te imzalanan ancak Erdoğan’ın, “Onaylamıyorum, tanımıyorum” dediği; kadük kalan Dolmabahçe Mutabakatı’nın maddelerinden biri de yerel yönetimlerin güçlendirilmesiydi. Yerinden yönetim maddesi vardı.
- Şimdi bu meselenin tekrar gündeme gelmesi tesadüf değil. 10 yıl sonra yeni bir süreç var ve bu konu Cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirildi.
- AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanmış, yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğini güçlendirmeye yönelik bir sözleşmedir.
- Yerel yönetimlerin kendi karar organlarını seçme, kendi kararlarını alma, kendi mali kaynaklarını yönetme ve bu süreçte sadece hukuka uygunluk denetimine tabi olma gibi temel prensiplerini içerir.
- Türkiye'nin de onayladığı bu şart, 1 Nisan 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
- Şart'ın bazı maddelerine çekince koyan Türkiye 11. maddede düzenlenen yargısal korunma maddesini kabul etmemiştir.