Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam Kadınlar neden evlenmiyor?

        ÖZLEM YILMAZ/GAZETE HABERTÜRK

        Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK)'nun araştırması, 65 yaş ve üzerindeki 110 bin kişinin hiç evlenmediğini ortaya koydu. Yani her 100 yaşlıdan 2'sinin hiç nikah masasına oturmadığı tespit edildi. TÜİK'e göre; 110 bin kişiden 82 bini kadın, 28 bini ise erkek. Peki kadınlar neden evlenmiyor? İşte görüşler...

        'Doğurma yaşı geçince evlenmiyorlar'

        İletişim ve Davranış Bilimleri Uzmanı Aşkım KAPIŞMAK:

        NORMALDE kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşıyorlar, yalnızlığa güç gösterenler, hayatını yalnız sürdürmeyi başaranlar daha çok kadınlardır. Erkekler öyle değildir. Kadınların evlenmeme sebeplerine gelince, evlenmeyen bu kadınlar genellikle ailenin üçüncü ya da dördüncü kızlarıdır. Genelde birincisi veya ikincisi hemen evlenir ama üçüncüsü evlenemez. Çünkü büyük çocuklar hemen aileye karıştıklarından, diğerleri evde kalıp anne ve babaya bakmakla yükümlüdürler. Zaten bir kadın 35-40'ına kadar evlenmiyorsa ondan sonra evlenmesi çok zor. Kadınlar, hormonları zayıflamadan çocuk doğurmak istiyorlar, önceliği çocuklara veriyorlar. Ama çocuk yaşı geçtikten sonra evlilik ihtiyacı duyulmuyor, yani bir erkeğe ihtiyaç duyulmadığını düşünüyorlar. Çocuk doğurma yaşını geçiren kadınlar evliliğe daha soğuk bakmaya başlıyorlar. Bunlar erkeğe karşı olan kadınlar değil, ailelerine bakmak için evde bekletilen, aileleri tarafından yanlış yetiştirilen kadınlardan oluşuyor. Bu kadınlar gerçekten evlenmiyorlar. Ama aileleriyle de çatışma yaşıyorlar. Çünkü genelde 'Sizin yüzünüzden evlenemedim' diyerek anne ve babayı suçluyorlar.

        'Kriterleri artıyor'

        Evlilik ve aile terapisti, psikiyatrist Doç. Dr. Armağan SAMANCI:

        BU konudan şikayetçi çok kadın var. Son yıllarda özellikle üniversiteli, eğitimli kadınlarda, evlenme yaşı 30'lu yaşlara doğru kayıyor. Özellikle kariyer yapan kadın, 30 yaşını geçtiği sürede zaten evlenme olasılığı azalmaya başlıyor. Çünkü genelde evlenme eğilimi olan erkeklerin çoğu zaten biraz daha erken yaş grubu olan kadınlarla evlenmiş oluyor. Geriye evlenme eğilimi olmayan erkekler kalmış oluyor. Zaten onlarla evlenmek de çok kolay olmuyor. Diğer taraftan 20'li yaşlar, eş seçimi konusunda problemlerin olduğu bir yaş dönemi. Deneyimsizlik nedeniyle eş seçiminde büyük problemler yaşanıyor. 25 ve 30 yaş üstü grupta ise, kadınların deneyimi de arttığı için özellikle evlilikle ilgili olumsuzluklarla karşılaşmaya başladıkça bu kez eş seçimi konusundaki kriterler daha da artıyor. Bu da evlenmeyi zorlaştıryor. Diğer bir neden ise, bazı kadınlar, özellikle kişilik, karakter özellikleri ve bazı yaşadıkları ruhsal problemler nedeniyle evlilik konusunda oldukça çekingenler ve evlilikle ilgili korkuları var. Bir diğer nokta özellikle ailelerinde ciddi evlilik problemleri olan kadınların evlilik kurumuna bakışları çok pozitif olmadığı için evlilik konusunda zor karar veriyorlar. Bir diğer faktör de, bazen aileler de kendi içlerinde yaşayan bireylerin evlilikleri için teşvik edici olmayabiliyorlar. Evlilik öncesi ilişki ya da nişan aileler yüzünden parçalanmış oluyor, bu da evliliği zorlaştırabiliyor.

        'Kadınlar özgür yaşamanın tadına vardı'

        Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mazhar BAĞLI:

        Bu kadınlar evlenmiyorlar mı, evlenmek isteyip de evlenemiyorlar mı? Bu araştırmayı, son zamanlarda sadece Türkiye'de değil, dünyada bireyselleşmenin, özgürleşmenin ortaya çıkmasıyla birlikte aslında daha özgür yaşama isteği şeklinde de okumak mümkün. Kadınlar artık beğenme konusunda daha titizler. Kadınlar, erkekler gibi çok kolay eş beğenmiyor. Bu çok faktörlü bir konu. Sosyoloji literatüründeki birinci neden, kadının özgür yaşamanın tadına varmış olması. Kadınlar daha özgürce, kendi başına hayatını sürdüreceği biçimde aldığı keyfi paylaşmak istemiyorlar. Bir diğeri de sanıyorum daha çok toplumsal talepler doğrultusunda ideal bir evlilik yapmaları gerekiyor, ama bunu bulamıyorlar, çünkü öyle bir adam yok zaten.

        'Kadın ne yazık ki seçen değil, 'seçilen'

        Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Sema KENDİRCİ:

        BİZİM düzenimizde kadının seçme hakkı yok ki, kadın 'seçilen' durumunda. Dolayısıyla neden evlenmiyor diye iradi bir durumları yok. 'Ben evlenmek istemiyorum' diyen vardır, çok tercih ederim tabi ki, ama ülkemizde kadın ne yazık ki seçen değil, seçilen. Bu yüzden çok düzene bağlı bir konu. Kadının şansı varmış gibi, ama şansı yok. Uygar tavır zaten kadının seçme hakkına sahip olması, kendi geleceğine, kendi hayatına kendisinin karar vermesi. Çocuk gelinlerden tutun, yaşı büyüyünceye kadar kadının evliliği kimin kararına bağlı? Bu sadece Anadolu'da olan bir olay da değil. Ailesinin zoruyla evlenen, hatta ailesi izin vermediği için evlenemeyen nice üniversite öğrencisi de biliyorum. Kadının öyle bir şansı yok.

        'O dönemin koşullarında evde kısmetlerini beklemişlerdir'

        Türkiye Kadın Dernekleri Federasyon Başkanı Canan GÜLLÜ:

        BU kadınlar 65 yaş ve üstü olduğuna göre, 45 yıl öncesinin koşulları önemli. Öncelikle o dönemin koşullarını değerlendirmek gerekiyor. O dönemin koşulları kadının istihdamda yer almasına uygun değildi. Kadının eğitime ulaşmasında uygun şartlar yoktu. Geleneklerin ağır bastığı, mahalle baskısının olduğu bir dönemde, sanıyorum bu kadınlar, yıllarını evde kısmetlerini beklemeyle geçirmişlerdir. Şu anki kadının hayatına yön verdiği şartların o dönem oluşmadığını düşünüyorum. İletişim kurulmadığı dönemlerden bahsediyorum. Bugün kadın evlenmediyse 'kendi tercihi' diyerek size yanıt verebilirim. Ancak o günün koşullarında kapının biri tarafından çalınmasını gerektiren bir sistem vardı. Bu kadınların evlenmemiş olmaları bugün için kayıp mıdır, bence hayır. Belki de bu kadınların resmiyette evlilikleri yok, ama dini nikahla evli olabilirler. Türkiye'nin koşulları içinde belki 'Babadan kalma maaş gitmesin' denmiştir. Bunlar da ihtimal dahilinde.

        'Evliliklerde erkeğin sözünün geçmesi kadınları tedirgin ediyor'

        Avukat, yazar Cengiz Hortoğlu:

        Asıl soru şu: Acaba ekonomik bağımsızlığı olan kadın mı evlenmiyor ya da tam tersine bağımlı kadın mı? Bu sonuç, kadının kişisel tercihi olabilir. Bizim ülkemizdeki oranları, Avrupa ülkelerine kıyaslarsanız boşanma oranlarının daha düşük olduğu görülür. Evlilik kurumu hala bizde son derece önemli. Yine de boşanma sayısının gittikçe artışı korkutuyor. Kariyer sahibi kadın, daha temkinli, evlilik için daha zor karar veriyor. Belli yaşın üzerindeki kadın 35 ve 40'lı yaşlardan sonra evlilik için daha zor adım atıyor. Çalışmayan kadın için ise, Türkiye'de evlenmek bir anlamda sosyal güvence gibi. Evlenme kararını zor veren kadınların önemli bölümünün ekonomik bağımsızlığı olan kadınlar olduğunu düşünüyorum. Kariyer sahibi bir kadın evlilik konusunda 'Acaba mutlu olabilecek miyim?' diye soru sorabiliyor. Evliliklerde erkeğin daha çok sözünün geçiyor olması kadını tedirgin eden konulardan biri. Çünkü özellikle Türkiye'de pek çok konuda karar veren erkek oluyor, bu da kadınları düşündürüyor. Öte yandan bir kadın Türkiye'de hala bir erkeğe evlenme teklif edemiyor, bu yadırganıyor. Bunun aşılması gerekiyor. Kadın da erkeğe evlenme teklif edebilmeli, bu yadırganmamalı. Bu seçimi sadece erkeğe bırakmanın kadınlar için haksızlık olduğunu düşünüyorum.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa