Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Edebiyat Şiirlerle İstanbul'un eski deniz panoraması
        • 11

          Kalafat yerinde iskeleye demirli gemiler. 1800'ler...

          SEVGİSİ İÇİMDE
          Sevgisi içimde yaşayıp duran
          Nazlı güzellerin şirin İstanbul
          Hayali kafamda hükümler süren
          Görmez gözlerime görün İstanbul

          Ortasında deniz kenarlar kara
          Bu dünyada cennet olmuş kullara
          Mehtapta sandallar ne hoş manzara
          Sahildir yayladır yerin İstanbul
          Âşık Veysel Şatıroğlu

        • 12

          Hamallar, Eminönü'nde vapurların iskeleye yanaşmasını bekliyor.

          BİR GÜN İCADİYE'DE
          Bir gün İcadiye'de veya Sultantepe`de,
          Bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde
          Bir kâinat açılır, geniş, sonsuz, büyülü,
          Bugünün rüzgârında yıkanan mazi gülü
          Dağılır yaprak yaprak hayâlindeki suya
          Bir başka gözle bakarsın ömür denen uykuya...
          Belki en hülyalısı duyduğun masalların
          O şafak saltanatı korularda dalların,
          Her ufku tek başına bekleyen eski çamlar
          Bir sır gibi ömründen sızdırılmış akşamlar,
          Ardıçla kestanenin her yıllık macerası
          Harap mezarlıklarda ölülerin rüyâsı
          Gelir ve tekrar doğar ölmüş sandığın aşka
          Anlarsın ölüm yoktur geçen zamandan başka!
          Ahmet Hamdi Tanpınar

        • 13

          ABD'ye giden ilk Türk bayraklı gemi Gülcemal, Karaköy Rıhtımı'nda denize açılmadan hemen önce. 1920... Gemi, adını V. Mehmed Reşad'ın annesi Gülcemal Hatun'dan aldı.

          CEVİZ AĞACI
          Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
          ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
          budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz...
          Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
          Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
          Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
          Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
          koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
          Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
          Yüzbin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
          Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
          Yüzbin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
          Yüzbin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
          Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
          Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında
          Nazım Hikmet

        • 14

          Karaköy Rıhtımı. 1800'ler...

          ALIN YAZISI SAATİ
          Yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun
          Yaklaştıkça büyüyen
          Ayrıntıları setleri bahçeleri
          Yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan
          İşte ben o şehri yaşadım yıllarca
          İstanbul'da parça parça
          Çeşmelerinde ayı yaşadım
          Servilerinde ayla birlik bölündüm
          Ayla birlik yaralandım
          İstanbul mezarlıklarını aydınlatan ayla
          Soludum bölük bölük ahiretin
          Keskin çizgili özgürlüğünü
          Kanlı canlı özgürlüğünü ay kesmesi
          İçtim sıcak bir yaz günü içilen buz gibi bir vişne şurubu benzeri
          Sezai Karakoç

        • 15

          Eski Galata Köprüsü. 1900'lerin başı...

          İSTANBUL
          Bir tohumdan daha az değil
          Fatihin büyük güvercin kanatları
          Meleklerin sık aralıklarla
          Dokunduğu toprak.
          Güzel buyruklar
          Gürbüz havalar
          Boğaziçi bir akımdır
          Bir akan sudur
          Nice dergâhlar
          Dinler gibi nabzını
          Yeni doğan çocukların
          Cahit Zarifoğlu

        • 16

          Ahırkapı'da bir yelkenli. 1800'ler... Sahil, henüz doldurulmadığı için surlar, kıyının hemen başındaydı.

          İSTANBUL
          Göğsüme bir İstanbul çiziyorum
          Başparmağımla, kelebek biçiminde
          Çocukmuşum gibi aynanın önünde
          Yüzümü saçlarımı okşuyorum
          Kadıköy'den herhangi bir deniz
          Tenha bir tramvay şişliden
          Samatya'dan belki Sultanahmet'ten
          İncir ağaçları anmsıyorum
          Göğsüme bir İstanbul çiziyorum
          Başparmağımla, kelebek biçiminde
          Biraz umutsuzum, biraz yorgun işte
          En çok gözlerimi seviyorum
          Ataol Behramoğlu

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa