Ebru Cündübeyoğlu "Yakında single çıkarıyorum"
Ebru Cündübeyoğlu'ndan HT MAGAZİN'e özel açıklamalar
HT MAGAZİN / Neziha KARTAL
Ebru Cündübeyoğlu, dizilerde üzerine yapışan dram rollerinden komediye geçmesini ‘Omuz Omuza’daki Sevilay karakterine bağlayarak bu rol için “Bizim sektörümüzde güzelsen komedide notun kırılıyor. Güzel kadın komedi yapamaz algısını bana Sevilay kırdırdığı için benim için çok özel” diyor.
‘Müziksiz Evin Konukları’ isimli oyun ile tiyatroya verdiği uzun teneffüsten dönen Ebru Cündübeyoğlu, oynadığı Bella karakterinin bugüne kadarki rollerden en büyük farkını “Çocuk kalmak Bella’nın seçimi değil” sözleriyle anlatıyor. Son olarak Avrupa Avrupa dizisinde canlandırdığı Gülbahar karakterinin çok sevildiğini ve gelen projelerin de benzer olduğunu söyleyen Cündübeyoğlu, “O unutulana kadar dizlere ara verdim” diyerek sevenlerini tiyatroya çağırıyor.
‘ARADA İNCE BİR ÇİZGİ VAR’
‘Müziksiz Evin Konukları’ oyunu ile ara verdiğiniz tiyatroya geri döndünüz. Tiyatroya ara verme sebebiniz neydi?
Kızım Duru okula başlamıştı, bir taraftan dizi de vardı. Tiyatro çok fazla zaman ve emek isteyen bir iş. Onun verdiği lezzet ve tat bambaşka ancak daha fazla bölünmemek için ara vermiştim. O dönemde tiyatro benim için lüks olurdu.
Bella nasıl bir karakter?
Bella çocuksu hatta çocuk kalmış bir kadın. Her oyuncu için çok keyifli bir rol. Tiyatroya üç sene uzun bir teneffüs vermiştim. Ve dönmeye de niyetim yoktu. Yönetmenimiz Deniz Yazıcı aradı “Şunu bir oku” diye oyunu yolladı ve bayıldım. Şimdi buradayım. Bella insanın her zaman karşısına çıkabilecek bir rol değil.
Bella insanlara ne öğretiyor?
Sevginin çok önemli olduğunu, insanların sevgiye çok ihtiyacı olduğunu ve sevgiyle her şeyin iyileşebileceğini öğretiyor. Komedi metni ama insanları derinlerinde düşündüren, sevgi adına yapılan kısıtlamaları da gösteren bir oyun. Sadece sahnede kalmaz tiyatrodan sonra seyircinin uzun süre kafasını kurcalayacağını düşünüyorum.
‘Deli Yürek’ dizisinde avukat Ayşegül karakteriyle dizilerde görmeye başladık sizi. Sonrasında da hep ağırbaşlı ayakları yere basan karakterlerde gördük. Bella karakteri sizin için zor oldu mu?
Dizilerde hep bu tarz karakterler geldi ancak tiyatroda bu durum o kadar keskin değil. Moliere’de veya Yalandan Kim Ölmüş oyunumda canlandırdığım karakterler de uçuk kaçık ve eğlenceli karakterlerdi. Bella, bir konuda diğerlerinden ayrılıyor. Hepsinde eğlenceli, çocuksu bir hava vardı ancak çocuk kalmak Bella’nın seçimi değil. Onun öyle bir yaradılışı var her şeyi tam anlamıyor. Her şeye çocuk kafasından bakıyor. Oyunun gülmek ve ağlamak noktasında ince bir çizgisi var. Dediğim gibi tiyatroda çok net değil ama televizyonda öyle bir durum oluyor. Ancak her rolün altından kalkarım. Komedide de, dramda da akla gelen bir oyuncuyum.
‘ÇOCUKLAR HATA YAPMAZ’
Siz Bella ile ne kadar uyuşuyorsunuz?
Prova döneminde oldukça haşır neşir olduk kendisiyle. (Gülüyor) Ben de içindeki çocuğu öldürmeyenlerdenim. Insanlar daha olgun gözükünce, daha ciddi gözükünce daha başarılı olduğunu düşünüyor ancak içimizdeki çocuk büyümüyor. Eğer onu unutursak hayatın daha zorlaşacağını düşünüyorum. Bu oyunda da aslında bir şeyi yineliyoruz içinizdeki çocuğu dinleyin. Çocuklar hata yapmaz.
"DRAMA DAHA FAZLA PRİM YAPIYOR"
Oynadığınız karakterler arasında sizin için önemli veya özel olan var mı?
‘Deli Yürek’ ile dizi kariyerim başladı. Ayşegül karakteri çok ağır, efendi bir karakterdi ve sonrasında 10’dan fazla bu tarz rol geldi. Sonra bir avukatı daha canlandırdım. ‘Omuz Omuza’ dizisindeki Sevilay karakteri benim için çok özeldir. Çünkü komedi yapabildiğimi insanlara göstermemi sağladı. Bizim sektörümüzde güzelsen komedide notun kırılıyor. Güzel kadın komedi yapamaz algısını bana Sevilay kırdırdığı için benim için çok özel.
Tiyatro başlıyor bu kez de diziye mi ara verdiniz?
Evet, diziye ara verdim. En son ‘Avrupa Avrupa’da bir ev kadınını canlandırdım. Çünkü yeni rolün bende bir heyecan uyandırması gerekiyor. Hep yeni bir şeyler arıyorum. Oradaki Gülbahar karakteri benim için farklı ve keyifli bir roldü. Benim gibi birinden eteği belinde bir ev hanımı çıkarmak zor bir işti ama ben başardım. Ancak başardığıma bin pişmanım sonrasında ona benzer roller geldi.
‘DİZİLERİN BİR MATEMATİĞİ VAR’
Drama mı daha keyifli komedi mi?
İkisini de oynayabilmek bir oyuncu adına en önemlisi bence. Ikisini de seviyorum ama Türk insanının algısı olarak bakarsak drama daha fazla prim yapıyor. Biz de dramanın saygınlığı daha fazla. Ancak dünyada komedi daha ön planda. Benim için ise şöyle; drama oynayan herkes komedi oynayamaz ama komedi oynayan biri daha rahat drama oynayabilir. Yeter ki komedi üzerine yapışmış olmasın.
Birçok dizi reyting yüzünden kaldırıldı. Siz ne düşünüyorsunuz?
Dizi birçok şeyin bileşeni. Onun bir matematiği var biri eksik olduğunda çöküyor. Bazen seyredilen diziler de kalkıyor. Iki tane ünlü ismi alalım dizi yapalım mantığı çöktü artık. Ancak bulunduğumuz sektör de çok önemli. Sektörde eksiklikler olduğu için bazı şeylerin aksaması normal. Şu an bir çalkantı yaşıyor ancak bu da bir düzene oturacaktır. Sorunları sistematik çözmemiz gerekiyor. Ayrıca bu durumun tiyatroya da etkisi olacağını düşünüyorum. Sürekli aynı şeyleri seyretmekten sıkılan seyircinin tiyatroya ilgisi bu dönemde arttı.
"YAKINDA SİNGLE ÇIKARIYORUM"
Keşke oynasaydım dediğiniz bir rol var mı?
Kill Bill. Keşke ben oynasaydım çok isterdim.
Hayatta dönem noktam dediğiniz şey nedir?
Birçok dönüm noktam vardı ancak evlat sahibi olmak insanın hayatındaki en önemli dönümlerden. Ancak kariyer olarak dönüm noktası diye baktığımda daha dönemedim.
Gelecekte ne gibi projeler var?
Yakında single çıkarıyorum. Daha önce sanat hayatımın 20. senesinde ‘Sevdiğim Şarkılar’ isminden bir Türk sanat müziği albümü çıkarmıştım. Bir de senaryo yazıyorum. Bir de ‘Kocan Kadar Konuş’ filminde oynadım. Hatta şarkı da söyledim ama oradaki karakterim sürpriz olsun.
"FORMDA BİR EGOYA SAHİBİM"
Daha önce kızınız Duru ile reklamda oynamıştınız. Onun bu sektörde olmasını ister misiniz?
O olsun, bu olsun, şu sektöre girmesin gibi şeylere takılmıyorum. Herkes kendi yeri, kendi camiası. Ne isterse onu yapsın benim kızım. 4. sınıfta şu an ve biz ona sadece seçenek sunuyoruz. O kendisine en yakın olanı seçecektir.
Peki, nasıl bir annesiniz?
İnsanın kendi kendine anneliğini değerlendirmesi çok zor. Ilerde büyüdüğünde ona sorarsınız. (Gülüyor) Onun söylediği “Çok eğlencelisin iyi benim annemsin” onun yorumu bu. Baskıcı bir anne değilim. Oyundaki anne de aslında evlatlarını çok seviyor ama onları daha sert yetiştirirse daha az üzülürlermiş gibi geliyor ona. Sevgiyi böyle baskı altına almamak lazım. ■ Evliliğiniz de örnek gösteriliyor. Bunun sırrı nedir? Bunu formül olarak vermek yanlış. Insan kiminle birlikteyse, onunla bir etkileşim oluşturuyor. Bu yüzden de bu işin bir formülü yok.
Ünlülerin bir hayran kitlesi var ve binlerce insan tarafından sevilip takip ediliyorsunuz. Sonrasında normal bir kadın gibi bir evliliği yürütürken egolar devreye girmiyor mu?
Sevilmek çok güzel bir şey ama sevmeyi bilmediğinde bir anlamı yok. “Beni çok seviyorlar, ben sevilmeliyim” gibi bir şey düşünmüyorum. Birisi gelip “Sizi çok seviyorum” dediğinde mutlu oluyorum bu samimiyet karşısında şanslı hissediyorum. Mutlu oluyorum ve hayatıma renk katıyor ama egomu şişirmiyor. “Egolarım yok” demek başlı başına bir ego. Herkesin egosu var ama ben formda bir egoya sahibim.