"Çocuk sahibi olmak en büyük hayalim"
Önder Bekensir, yaşadığı aşklardan sonra sakin hayata dönüş yaptı. Şimdilerde yaptığı organizasyonlarla adından söz ettiriyor...
BEGÜM ÇELİKKOL
HABERTURK.COM MAGAZİN SERVİSİ
begumcelikkol@haberturk.com
http://twitter.com/bcelikkol27
Karizması, özgüveni ve yaptığı işlerle dikkat çeken bir isim bu kez sayfamızın konuğu. Tam üç üniversite bitirmiş. 1995'te Karahan Çantay'ın birinci olduğu 'Mr. Turkey' yarışmasında ikinci oldu. Üniversite eğitimi için ABD'ye gitti, o yılları, "Babam beni ve kardeşimi dünya insanı olmamız için Amerika'da eğitim almaya yolladı" şeklinde anlatıyor...
Babasının vefatıyla Türkiye'ye kesin dönüş yapan Önder Bekensir, yaptığı evliliklerle de kendinden epeyce söz ettirdi. Ama şimdilerde sakin, özel hayatını özel olması gerektiği gibi yaşıyor...
KONSER, EVENT, PARTİ...
İşlerden bahsedelim Önder Bey...
Nero Organizasyon devam ediyor. Event, konser ve PR işleri yapıyoruz. Yeni açılan kulüplerin tanıtımıyla ilgili özel davetler yapıyoruz. Bu sezon sabit bir yerde işletme almak yerine televizyon projelerine başladı. Kendi sunduğum bir magazin programı var ayrıca onun yapımcılığını da üstleniyorum. Buzda Dans Yarışması'na katıldım...
DİZİ TEKLİFİ VAR
O yarışmaya ne oldu sahi?
TNT ile Med Yapım arasındaki sorun. Biz planımızı ona göre yaptık, müşkül durumda kaldık. Yapılan anlaşmalar her zaman yapım şirketi lehine anlaşmalar olduğu için şu anda askıda. Yapılacağı zaman yapılacak. Konser organizasyonlarım devam ediyor. Yılbaşında Kenan Doğulu konseri için loca satışını üstlendik. Bir de dizi teklifi var onu değerlendiriyorum.
Nasıl bir dizi?
Med Yapım'ın yapacağı bir dizi. Birkaç oyuncu koçuyla görüşüldü. Denememi istiyorlar, daha önce öyle birşey denemedim. Denemek istiyorum. Çevremdeki kişiler, "Yap" diyorsa- ki onlar profesyoneller- deneyeceğim. İyi bir proje olması gerekiyor...
NEDEN DÖNÜŞ YAPTI?
Yurtdışı ve Türkiye arasında yapılan partiler arasında nasıl farklar var?
A'dan Z'ye hepsi farklı. Orada rakam olarak senelik kazançlar buranın 6-7 katı. Çok profesyoneller. X bir insan bile gelse kulübün girişinde kredi kartı alınıyor kimliğiyle beraber. Onu işlemden geçirdikten sonra içki servisi yapılıyor. Hırsızlığı ve hesap ödemeden gitmeyi önlüyor. Kazançlar da yüksek. Personel de daha fazla kazanıyor. Burada hesap ödendikten sonra 40 - 50 TL bahşiş bırakılıyor. Orada 1000 TL'lik hesaba 200 TL'lik bahşiş bırakılmak zorunda. Burada da yavaş yavaş her şey oturacak. Biz Amerika'yı geriden takip ediyoruz. Bizde de oturacak ama...
Neden Türkiye'ye döndünüz?
2006'da babam vefat ettiği için Türkiye'ye döndüm yoksa dönmeyi düşünmüyordum. Burada annem, kardeşim, sorumlu olduğum bir aile şirketi var. Mecburi bir dönüş yaptık.
Buradan Amerika'ya dönmek var mı planlarınızda?
Bu yaştan sonra zor. Eski enerjim orada bu işleri yapmak için yok. Amerika'da yatırımım, devam ettirebileceğim bir hayatım var. Dört senelik bir üniversite bitirdim, master yaptım. En ciddi iş arkadaşlarım orada yaşıyor, hala onlarla bağlantı halindeyim. Bugün yine yerleşmek istesem orada hayatımı devam ettirebilirim. Ama aynı işi yapar mıyım, bilmem. Oradfa 23- 24 yaşında bu işe başladım. Şimdi 36 yaşındayım, aynı tempoyu kaldırabilir miyim bilmiyorum. Burada 7 gecenin 3 gecesi iş oluyor, bazı kulüpler 1 gece iş yapıyor. Orada 6 gece devam eden bir hayat var. Onun için buradan bir daha döner miyim, belki ileride çocuk sahibi olursam, buradaki misyonumu tamamlayabilirsem belki. Babamın ölümü çok ani oldu. Onun acısının sarılması, ailenin eski halini alması zaman aldı. O süreçte evlilikler oldu, boşanmalar oldu. Kısmet her şey. Bakalım... Amerika benim ikinci memleketim gibi. Orada yaşadığım süre boyunca yabancı kişilerle arkadaşlık ettim. Türk çok arkadaşım yoktu.
AMERİKA VE TÜRKİYE ARASINDAKİ FARKLAR
Türkler ve Amerikalılar çok farklı... Onlarda biraz daha iyi niyetlilik var gibi geliyor bana, bilmem doğru mu?
Burada insanlarda biraz kompleks var. İyi niyetliler. Biz iyi niyetli bir ırk değiliz. Sizin kötülüğünüzden insanlar beslenebiliyorlar. Siz kötü olunca, insanlar mutlu oluyorlar. Her sektörde var ama Türkiye'de bu hat safhada. Orada, nereden geldiğinize, hangi otomobile bindiğinize, nerede oturduğunuza, ne saat taktığınıza bakmadan siz olduğunuz için arkadaşlık ediyorlar. Bir pozisyonda olduğunuzda iş saygısından sizinle arkadaşlık ediyorlar.
Amerika'nın size kattıkları neler?
Dünya insanı olduk. Babam sağolsun çok büyük yatırımlarla benim ve kardeşimin eğitim almasını sağladı. Oradaki okulumuzun, eğitimin, şehrin geri dönümü için babamın söylediği cümle çok önemliydi. "Ben size bu eğitimi dünya insanı olmanız için verdim" dedi. Çok birşey anlamamıştım bu cümleden. Ama hayat ilerledikçe bir takım yerlerden öyle bir kapılar açılıyor ki kurduğunuz bir dostluktan başka birşey geliyor. Okul çevresinden değişik ortamlara giriyorsunuz. Ben çok yönlü bir adamım. Ticaret yapıyorum, magazin programı yapıyorum, organizasyon şirketim var. Bunların hepsi Amerika'daki eğitimimden, orada gördüklerimden kaynaklanıyor. Yoksa Amerika'dan gelip de babasının işinin başına geçen bir adam olmak istemedim. Onu da yapabilirdim. Ben sabah 09:00- akşam 18:00 arasında ofiste çalışabileceğimi sanmıyorum. Kendi işim olur, istediğim saatte giderim işime. Rahat bir ortamda, rahat bir biçimde çalışırım. Ama gün gelir, devran döner, işler yolunda gitmez. Üç üniversite bitirdim, master diplomam var. Girerim bir yerde çalışırım, sıkıntı olmaz...
Gece işi yapıyorsunuz, yorulmuyor musunuz? Gece işi yıpratır çünkü...
Yok, sevdiğim işi yapıyorum. Sevdiğim yerde event, konser yapıyorum. Sevdiğim sanatçıyla çalışıyorum. Sabah 09:00, akşam 18:00 olan işte "Yap bu dosyayı" derler, yapmak zorundasın. Yapmazsan kapının önündesin.
"KİMSE ARKAMDAN 'BİZİ DOLANDIRDI' DEMESİN"
Biz sizi efendiliğinizle tanıyoruz, genelde olayları karşı susuyorsunuz. Karakteriniz mi böyle kendinizi frenliyor musunuz?
O biraz aile terbiyesiyle ilgili bir durum. Susmak her zaman efendiliktir. İyi olan birşeyde iyi konuşuluyor, bittiğinde iyi şeyler kötü oluyor. Biten bir işin de asaleti ve saygısı vardır. İlla ilişki olarak değil iş hayatında da böyledir. Mühim olan, arkamızdan "Bizi dolandırdı" demesin. Param varsa eğlenirim, kimse arkamdan "Hesabı ödemeden gitti" demedi. Aileniz size nasıl bir terbiye verdiyse öyle gidersiniz. Kriz anını yönetmek önemli. Çok sakin değilim ama kendimi frenlemem gerektiğini düşündüğüm için frenliyorum. Susmadığınızda karşınızdaki de birşey söyleyecek. Örnekleri de var hayatımızda. Sürekli karşılıklı söyleniyor. Devam ettirmenin anlamı yok. Haklı olduğum birşeyin arkasında dururum. "Sustum" derken bizi ezecekler anlamına gelmiyor...
Yakışıklılığın avantajları var mı?
Allah'ın takdiri...
İş bağlarken önemli ama...
Marka olunca o önemli değil ama presentable olunca bir adım önde başlarsınız. İş ortamında da eğlence ortamında da insanların bakışları farklı olur. İlla her şey güzellik değil. İlişkiye başlandıktan sonra güzellik karşılaşma anıdır, bir aydan sonra arkadaş olabilmek, ortak noktaların olması önemlidir. Ortak şeyler olmayınca ilişki zaten yürümüyor. Hatalar oluyor. Ben de hata yaptım ama "Keşke" dediğim şeyler de oldu. Yaşanmış, bitmiş. Bitenin de arkasından saygı göstermek gerek. Bazılarıyla evlilik olmuş. Evlilik önemli bir müessese. Beş sene çıktığım insan var. Biten birşeyin arkasından kötü konuşmak olmaz. Bitene kadar iyiydi, birince kötü oldu diye birşey olmamalı. Saygı gösterdikçe sizin saygınlığınız artıyor. Allah da yukarıda, ben inancı olan bir insanım. Dışarıdan göründüğü gibi her şey parti yapmak, konser yapmak değil. Müslümanlığın şartlarını elimden geldiğince yerine getirmeye çalışıyorum. Allah inancım sonsuz. Allah her zaman o anda sizi ödüllendirmese bile karşınıza farklı güzel şeyler çıkartabiliyor...
Yaptığınız evliliklerden pişman mısınız?
Pişmanlık demeyelim ona. İlk evliliğim için konuşmuyorum, üzerinden çok geçti, ama ikinci evliliğimde birbirimizi biraz daha tanıyıp evlenseydik daha iyiydi. Ben her zaman kalbimi takip ederim. Yarın öbür gün buradan çıkar birine aşık olurum, evlenirim. Orası da kimseyi ilgilendirmez.
EN BÜYÜK HAYALİ ÇOCUK SAHİBİ OLMAK
Çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?
En büyük hayalim...
Birisi var mı şu anda?
Gerçekten yok. 4- 5 aydır da biriyle görünmemeye, biriyle anılmamaya dikkat ediyorum. Şunun da farkındayım ki, ikinci evliliğimde özelimiz yoktu. O olmadan önce de ben vardım. Ben cemiyet hayatından biriyim. Magazin hayatına bu kadar kuvvetli girmemizin sebebi kendisidir. Bundan sonraki hayatımda özelimi özel olarak yaşıyorum. Evlilik düşündüğüm insanlar yok mu, var. Hayatımda birşey saklamam, birşey varsa tutar elinden çıkarım. 36 yaşına geldim. Yaşıtlarımızın çocukları var. Örnek olmak gerekiyor. Bir gün onunla, bir gün bununla anılarak olmuyor. 25 yaşlarında gezmek birşey değil ama bizim de artık örnek olmalıyız. Evliliklerimde çocuk olmadı. Belki de ondan bitti. Vizyon olarak ona hazır olmayan insanları seçtim. Bundan sonrasında inşallah olacak...
Selin İmer'le anılıyorsunuz...
Sürekli görüştüğüm, kardeşimden öte biridir. Ailelerimiz görüşüyor. İkinci evliliğimde tekrar barıştığımda arkadaş olarak küstü bana. O benim iyiliğimi düşündü de küstü benimle. Aşk dedikodusunun olması zor. Selin benim hayatımda önemli biri. Onu dinleseydim, şartlar değişik olurdu. İlişkide olunca farklı görüyorsunuz. Demek ki, beni Selin kadar düşünen arkadaşım yokmuş ki herkes bana "Devam et" dedi.
Demek ki Selin Hanım'ı dinleyeceğiz bundan sonra
Tekrar barışırsak, elbette dinleyeceğiz...
Bir mekânda Demet Hanım'ın posterine bir hareket yaptığınız söylentisi çıktı...
O kulübün reklamını yapmak istemiyorum. Özgür Aras'ın yerinde... O kulüpte haber çıkıyor genelde. Bizim daha önceki ayrılığımızda, bir oyuncuyla aşk dedikodusu yine o mekânda çıktı. Ne öyle bir tanışmışlık oldu ne aşk oldu. Ben mekânı terketmişim vs. Ben o kulüpten şüpheleniyorum. Her ayrılıktan sonra bu mekânda haber çıkıyor. Afişe orta parmak hareketi çekmişim. Onun da hayranlarından biri gelmiş, tartışmışız ve ben mekânı terketmişim. Haberlerin formatı da aynı. Hep mekân terkediyorum. Halbuki sabaha kadar eğlenmişiz. Demet Akalın'ın da şarkıları çaldı, Hande Yener'in de. Hem o hareketi orada yapmak bana ne kazandıracak ki? Eğer hareket yapmam gerekiyorsa resmine değil kendisine yapardım. Duvar yani o. Biriyle derdim varsa medeni bir ortamda medeni biçimde konuşurum. Kendisinin de güzel bir ilişkisi var. Ne güzel. Onlar göz önünde, ben göz önünde değilim.
Cenazede de "Demet Hanım, Önder Bey'in yüzüne bakmadı" şeklinde konuşuldu.
Twitter'da da mesaj attım. Ailenin beni seven kısmıyla telefonlaştık. Kendisiyle konuşmadık. Beni seven insanlara taziyelerimi ilettim, geldim.
"YALAKALIK İÇİN CENAZEYE GİTMEDİM"
Bu insani birşey...
O zaman insanlık ölmüş. "Niye gittin?" diyorlar. Gitmesem de "Niye gitmedi?" derler. Anneanneyi çok seviyordum. "Damat aşağı, damat yukarı" diyen biriydi. Ona saygım vardı, yalakalık için gitmedim. Duamı ettim, geri döndüm. 1 Ağustos'tan itibaren de "pişti oldular" haberleri çıkıyor
Sonuçta zaman geçirmişlik var... Önemli birşey zaman geçirmek...
Gayet doğal tabii ki... Ben ailemden öyle gördüm, öyle de devam ediyorum
Arnavutköy'de aynı mekânda Demet Hanım'la, Kartalkaya'da da Süreyya Hanım'la pişti oldu deniyor...
İstanbul'da gezilecek yer o kadar limitli ki. Beş ayda bir yerde karşılaşmak büyük başarı. Ben kendisini görmedim. Show Tv'den Hasan, "Ağabey Demet Hanım da burada" dedi, ondan haberim oldu. Beş aydır özellikle dikkat ediyorum, gezmedim, dolaşmadım. Ama karşılaşabiliriz, 3- 5 yer var gidilecek. Dünya küçük. Haber tabii, sizler de habercisiniz, ben de haberciyim. Güzel bir haber yani. Sansasyonel birşey yapmaya gerek yok. Benim çevremdekiler efendiliğimi biliyorum, beş ay geçmiş kurcalamaya gerek yok.
Erol Köse hakkında ne düşünüyorsunuz?
Fenomen oldu. Aldı başını gitti. Tanıştık, beni de çok seviyor. Yaptığı bazı şeyleri tasvip ediyorum bazılarını etmiyorum. İnsanların kendi düşünceleri, o Twitter sayfası da kendi sayfası, istediklerini yazar. Saygı duyarım.
TÜRKİYE'DE CEMİYET HAYATI NASIL?
Türkiye'deki cemiyet hayatını nasıl görüyorsunuz?
Çok elit ve üst bir tabaka var. Davetlerde aralarında daha çok iyiler. Eski cemiyet hayatı dışarı çıkıyordu. Artık öyle bir durum yok. Halk olarak bir takım şeyleri hızlı tüketiyoruz. Elimizdekileri bir günde kaybedebiliyoruz. Artık o cemiyet hayatı da kendisini izole etti. Cemiyet hayatı İstanbul'da pek dışarı çıkmıyor, çok özel bir davet olunca çıkıyorlar. Yurtdışında tatil yapıyorlar...
Türkiye'de bir kış tatili, yurtdışındaki bir kış tatilinden daha da pahalı oluyor... Ve kayak pistlerimiz yurtdışındakiler gibi değil, kayak tatili yapan cemiyet de bunu dile getiriyor...
30 senedir aynı telesijeyi kullanıyorlar. Yurtdışında ısıtmalı koltuklarla zirveye çıkıyorsunuz. 3 saat kayabileceğiniz pistler var. Kendimizi geliştirmiyoruz. Şuradan bir çivi çakayım şeklinde geçiştiriyoruz...