İkinci Mahmud'un kerameti:
Beddua eden kadın o gece birdenbire kör oldu
GAZETE HABERTÜRK / MURAT BARDAKÇI
Sultan İkinci Mahmud, 1810 Şubat’ında kıyafet değiştirerek Fatih’te dolaştığı sırada, fırından ekmek alan bir kadının “Padişahın gözü kör olsun. Şu ekmeği alıncaya kadar çektiğimiz eziyete bak!” diye beddua ettiğini duydu. Kadının o gece aniden kör olduğu öğrenilince de hükümdarın “keramet gösterdiğine” inanıldı.
Türkiye’de modernleşmenin öncüsü olan İkinci Mahmud’un başına, 1810 Şubat’ında garip bir iş geldi. Padişah kıyafet değiştirmiş şekilde Fatih taraflarında dolaşırken, fırından ekmek alan bir kadının “Padişahın gözü kör olsun. Şu ekmeği alıncaya kadar çektiğimiz eziyete bak!” diye söylendiğini duydu.
PADİŞAH ÇOK ÜZÜLDÜ
Kadının sözlerinden ziyade, çektiği eziyete üzülen İkinci Mahmud, ertesi gün kadının evine bir miktar para gönderdi ama gidenler kadının bir gece önce birdenbire kör olduğunu öğrendiler. Bunun üzerine, İstanbul’un her yanını İkinci Mahmud’un “keramet gösterdiği” ve padişahın “velî olduğu” dedikoduları sardı.
Mehmet Ali Beyhan’ın yayınladığı hadise, Üçüncü Selim ile İkinci Mahmud döneminin anlatıldığı “Câbî Tarihi”nde yeralır...
KITLIK YAŞANDI
İkinci Mahmud kıtlık yaşandığı 1810 Şubat’ında yanında sarayın yüksek memurlarından olan Silâhdar Ağa ve birkaç adamı ile beraber Fatih semtinde kılık değiştirmiş vaziyette gezerken, kendine beddua edildiğini işitti. Halk, bir fırının önünde ekmek kuyruğuna girmişti ve izdiham yaşanıyordu. Bu sırada ekmeğini güç belâ alabilen bir kadın fırından ayrılırken “Padişahın gözü kör olsun. Şu ekmeği alıncaya kadar çektiğimiz eziyete bak!” diye haykırmıştı.
KADINA PARA GÖNDERDİ
Padişahın adamları, kadının yanına yaklaşarak “Padişah neylesin? Bu çektiğiniz kendi suçunuzdur. Padişahın tarlası, öküzü, çifti yok ki! Kim ekip biçip, Allah’ın kullarına versin? Bunu siz Allah’tan bilin, padişah neylesin?” dediler. Ekmek alabilmek için bir sürü eziyet çekmiş olan kadın bu sözler üzerine iyice çileden çıktı ve nasihat etmeye çalışanlara bağırıp çağırdı.
İkinci Mahmud, olup bitenlere oldukça öfkelenmişti ama tahammül gösterip aldırış etmemiş gibi davrandı.
Padişah, Topkapı Sarayı’na döndüğünde, şaşkınlığını üzerinden henüz atamamıştı. Hemen, Hazreti Muhammed’in eşyalarının muhafaza edildiği Hırka-i Şerif Odası’na giderek halkın refahının artması için dua etti ve ertesi sabah, aleyhinde bağırıp çağıran kadına verilmesi için Silâhdar Ağa ile 100 kuruş gönderdi. Ağa, fırına giderek bir gün önce atıp tutan kadını sordu ve kadının bir gün önce iftardan hemen sonra aniden kör olduğunu öğrenince bir hayli şaşırdı ve kadının evine gitti.
GÖZ AĞRISINA TUTULDU
Subaşı’nın adamları, evin kapısını vurup kadını dışarıya çağırdılar ve gelen kadının hakikaten kör olduğunu görünce şaşkınlıkları daha da arttı. Fırının önünde bir gün önce “Padişahın gözü kör olsun” diyen kadın evine dönmesinden hemen sonra bir göz ağrısına tutulmuş ve iki gözü de görmez olmuştu.
Kadının başına gelenler İstanbul’un bir anda her tarafında duyuldu ve “Padişah hakkında kötü sözler ettiği için, sözlerinin Allah tarafından tersine döndürüldüğü” şeklinde yorumlandı. Halk, İkinci Mahmud’un keramet gösterdiğine inanmaya başladı ve devlet görevlileri arasında da padişahın “veli olduğu” söylentileri yayıldı.