SIRADAKİ HABER

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Bloomberg HT'de yayınlanan Spor Saati programında Fatih Kuşçu'nun sorularını yanıtladı. Altaylı, spor gündemine ilişkin önemli yorumlar ve açıklamalarda bulundu. 

MİZGİN AY'IN 400 METRE ŞAMPİYONLUĞU

Avrupa U20 Şampiyon Kulüpler Kupası yarışmalarında Türkiye’yi kadınlarda temsil eden Mizgin Ay'ın 400 metredeki birinciliğini değerlendiren Altaylı, "O kızdan hep güzel haberler geliyor zaten. Bizden başka o sporcuları dile getiren kimse yok. İyi ki bunları hatırlıyorsun ve dile getiriyorsun. Biz bunları takip ediyoruz bir şekilde ama sen bunları gündeme getirmesen vallahi billahi gündeme gelmez. Ağzına sağlık. Spor gazeteleri, spor televizyonları, spor kanalları var. Keşke onlar bunlardan uzun uzun bahsetseler, belki bir iki genç daha heveslenir, bu işleri yapar. Ne yazık ki her şeyimiz gibi medyamız da son derece allahlık." ifadelerini kullandı.

BERLİN MARATONU'NDAKİ DÜNYA REKORU

Kipchoge'nin Berlin Maratonu'nda kırdığı dünya rekorunu değerlendiren Fatih Altaylı, "Maratonda dünya rekoru diyor muyuz? En iyi derece diyoruz galiba. Şimdi ilginç mesela bu maratonda yıllar önce, ne diyeyim 30 sene önce şöyle bir inanış vardı. '2 saatin altına inilirse, bunu kadınlar inecek' diye. Şöyle diyorlardı, 'Kadınlar daha hafif, vücutlarındaki yağ oranı daha fazla. O yüzden bu dayanıklılık sporunda vücutlarındaki yakıtları daha fazla ve daha başarılı olacaklardır. Kadınlar bir dalda erkeklerden daha başaralı olacaklarsa o maraton olacaktır. 2 saatin altına bir kadın iner' diye. O zamanki spor tıbbında bu konuşuluyordu. Ama bu adam yavaş yavaş aşağı doğru inecek gibi." şeklinde konuştu.

 

"BABALARININ YAŞI KADAR..."

Singapur'da düzenlenen Formula 1 yarışlarına ilişkin konuşan Altaylı kendisine yapılan eleştirilere de yanıt verdi. Altaylı, "Yoğun bir hafta sonu geçirdiğim için yarışı izleyemedim. Yarıştan haberim var. Sen konuya girince bir şey söyleyeyim şimdi. Geçen hafta Formula 1'den konuşuyoruz. Birileri bu sosyal medyadan bana hakaretler yağdırmışlar. Sosyal medyanın arkasına saklanıp bunu yapanlar bayılıyorlar böyle şeylere. 'Sen ne anlarsın Formula 1'den, motor hacmini sorsak bilir misin acaba?' falan diye. Şimdi bu henüz daha altı yeni bağlanmaktan kurtulmuş bu yeni yetmelere bir şey söyleyeyim. Tahmin ediyorum onların yaşı kadar değil babalarının yaşı kadar ben bu Formula 1 meselesinin içindeyim. Ben ilk Formula 1 yarışını izlediğimde Clay Regazzoni'ler yaışıyordu, Mario Andretti'ler yarışıyordu, Jean-Pierre Jabouille yarışıyordu falan. Ve o günlerden beri bu Formula 1'i izlerim. Türkiye Formula 1 Kulübü'nün kurucu üyelerinden bir tanesiyim, sonra ayrıldım gerçi. Türkiye Motor Spor Federasyonu üyeliği yaptım birkaç dönem. Ve Formula 1'de kurallar doğrudan doğruya mail olarak geliyor, değişen kuralların ne olduğu. O yüzden biriyle konuşacakları zaman, elbette beğenmeyebilirler, elbette yaptığım yorumları eleştirebilirler ama 'anlar mısın?' demesinler. Bunu söyleyen çocuklara ben şunu söylüyorum: kimse her şeyi bilmez. Kimsenin böyle bir iddiası olamaz ama ben şunu iddia edebilirim. Bana bu hakareleti eden veletlerin bildikleri dal neyse, yani 'biz şunu iyi biliriz' dedikleri konu neyse o konuda onlarla soruna kadar tartışmaya hazırım. Büyük ihtimalle onların iyi en iyi bildiği konuyu bile onlardan daha iyi biliyorum. O yüzden de kiminle konuştuklarına, kime laf ettiklerine dikkat etsinler. Öyle buradan abuk sabuk sallamakla olmuyor. Salak bunlar." diye konuştu.

"O ŞAMPİYONA İLE İLGİLİ YARGILANIYORUM"

Türkiye’de 10 yıl aradan sonra Muğla Marmaris’te gerçekleştirilen Dünya Ralli Şampiyonası'nı değelendiren Altaylı sözlerine Uluslararası Otomobil Federasyonu Başkanı Jean Todt ile başladı. Altaylı, "Jean Todt'u daha çok Ferrari takımından tanıyorum, daha önceden de tanıyorum ama Ferrari takımındayken daha çok teşrik-i mesaiyimiz oldu yer yer. Tabi dünya şampiyonasının yeniden Türkiye'ye gelmesi iyi bir şey oldu. İlk kez benim de içinde bulunduğum Federasyon döneminde gelmişti bu şampiyona. Hatta ben hala, ya da bu günlerde bitmiştir; hala o şampiyona ile ilgili yargılanıyorum. Bir yere bir otopark için asfalt dökülmüştü, o asfaltın dökümü ile ilgili olarak Federasyon Yönetim Kurulu'nun tamamı yargılanıyor. Çünkü Antalya'da o dönem Karayolları'nın bir asfalt şantiyesi yoktu, Karayolları'nın bize buradan alın diye işaret ettiği yerden aldığımız için asfaltı, ihale kanununa aykırı hareket etmişiz, ihale yapmamız gerekiyormuş aceleden yapılmamıştı ihale. Ondan ötürü yargılandık. O zaman acilen bir park alanına asfalt dökülmesi gerekiyordu; rica ettik Karayolları'ndan bedeli mukabilinde, dediler ki 'bizim Antalya'da asfalt şantiyemiz yok, biz asfaltı şu firmadan alıyoruz. Siz de alabilirsiniz.' Karayolları'nın aldığı fiyatın daha altında bir fiyata almamıza rağmen ihalye çıkmadan alınmış, ilgili arkadaşlara söylemişler. Biz de o yüzden yargılandık." dedi.

İBRAHİMOVİÇ'İN 500'ÜNCÜ GOLÜ

İsveçli yıldız Zlatan Ibrahimoviç'in kariyerindeki 500'üncü golünü atmasını yorumlayan Fatih Altaylı, "Tam 500'lük gol attı. Amerika'da oynayınca tabii böyle oluyor. Zaman zaman böyle güzel goller atan başka oyuncular da var. Çok acayip goller oluyor. Bu da çok değişik bir gol, çok şık bir gol. Türkiye'de bazı hakemler faul çalabilirdi." dedi.

"ALLAH İNGİLİZLERE KOLAYLIK VERSİN"

Şampiyonlar Ligi C Grubu'nda karşı karşıya gelecek Liverpool-PSG maçının Cüneyt Çakır tarafından yönetileceğinin hatırlatılması üzerine Altaylı, "Yine İngilizler. İngilizlere Allah kolaylık versin." şeklinde konuştu.

BEŞİKTAŞ KONGRESİ

Beşiktaş'ta geçen pazar günü gerçekleştirilen kongreyi yorumlayan Fatih Altaylı, "Yönetim uyumsuzları temizledi diye düşünüyoruz. Gelenlerden biri de Serdal Adalı. Çok iyi bir isimdir." dedi.

FİKRET ORMAN'IN FİKSTÜR AÇIKLAMASI

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'ın fikstür tartışmaları ile ilgili yaptığı açıklamalara da değinen Altaylı, "Herhalde şöyle istiyor yani, Galatasaray Avrupa kupası maçlarının tamamını dışarda oynasın. Ne bileyim, Portekiz'e gitmeden önce mesela Erzurum'a gitsin. Moskova'ya gitmeden önce Antalya'ya gitsin ama Antalya mesela Diyarbakır'da oynasın veya hatta Van'da oynasın. Daha uzak çünkü. Anlamak mümkün değil. Bunun nesi tartışılıyor? Maçları Galatasaray sonuçta oynayacak. Erteleme istese anlarım. Çünkü hakikaten, ben de bu erteleme işlerine 2000'lerden beri karşı çıktım. Bir final oynarsında böyle bir şey talep edersin. Grup maçlarında, şurada burada, çeyrek finalde bunlar bence anlamsız. En iyi antremen maçtır diye biliriz. Biz hep böyle de konuşuruz. Şİmdi Fikret Orman'ın rahatsızlığı şu. Kendi hatalarından olmuş olabilir belki. Çünkü hakikaten fikstür takımlarla konuşularak organize ediliyor. Bütün maçları göze alınıyor. Burada tartışılacak bir şey de yok. Keşke bunu düşünüp organize etselermiş. 'Geçen sene biz hatalı davranmışız' demesi lazımmış. Şenol Güneş'in, 'Biz fikstür konusunda hatalı davranmışız. Taleplerimizi doğru düzgün zamanında düşünmemişiz' demesi lazım." ifadelerini kullandı.

GÜNEŞ-ORMAN GERİLİMİ

Başkan Fikret Orman ve teknik direktör Şenol Güneş arasındaki gerilimin sebebine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Altaylı şu şekilde konuştu:

"Şimdi sen bana 'kimsenin anlatmadığı, kimsenin konuşmadığı şeyleri konuş' diyorsun. Konuşunca kızıyorlar. Madem öyle sordun, ben de sana anlatayım. Sen de biliyorsun, bana bıyık altından gülme. 'Bunu sen anlat' diyorsun çünkü kimse anlatmıyor. Ben muhabir arkadaşlardan duyuyorum bunu, onlar da diyorlar ki, bizim muhabirimiz yok artık çok şükür, bizim bir gazetemiz olmadığı için ama başka gazetelerin muhabirleri diyorlar ki, 'abi biz bunları biliyoruz, söylüyoruz ama gazetemiz yazmıyor.' Dedim ya Türk basını falan... Mesele bir kişiden kaynaklanıyor. Yani aradaki gerilimin nedeni bir kişi: Ferdi Vahit. Mehmet Kulaksızoğlu diye birisi. Mehmet Kulaksız oğlu kim? Mehmet Kulaksızoğlu, Şenol Güneş'in yardımcısı, sadece yardımcısı değil aynı zamanda çok eski arkadaşı. Çocukluk arkadaşıymış galiba. Fakat Beşiktaş Spor Kulübü Başkanı Fikret Orman, bu Ferdi Kulaksızoğlu'ndan pek haz etmiyor ve orada olsun da istemiyor. Şenol Hoca'ya sormadan, Şenol Hoca'yla uzlaşmadan, Mehmet Kulaksızoğlu'nun kulüpteki görevine son veriyor ve yerine İlhan Mansız ile Guti'yi getiriyor. Tabi buna Şenol Güneş son derece bozuluyor ancak elinden bir şey gelmiyor. Fakat o yine Mehmet Kulaksızoğlu'nu; arkadaşını, yardımcısını, geçmişte görevine son verilen yardımcısını rakip takımların maçlarını izleme görevine veriyor. Buna karşılık Başkan ne yapıyor? Kulaksızoğlu'nun tesislere girişini yasaklıyor. Şimdi bu, hoca ile yönetim arasındaki çok ciddi bir soruna işaret eder. Gerilimin kaynağı da, Beşiktaş'ı yakından izleyen herkesin bildiği üzere temelde bu. Ya da bu seneki gerilimin kaynağı da bu diyebiliriz. Bunu da herkes biliyor aslında."

"BERABER ÇALIŞMA İHTİMALLERİ ORTADAN KALKIYOR"

Altaylı Fikret Orman'ın açıklamalarına ilişkin ise, "Konuşmanın ilk bölümünde Aykut'a geçen seneden kalan öfkesini dile getiriyor. İkinci bölümde ise çok net bir şekilde Şenol Güneş'e söylüyor. Diyor ki, 'biz Beşiktaş gibi oynamadıktan sonra, hakemi, sahayı, başka etkenleri suçlamaya hakkımız yok. Biz Beşiktaş gibi oynamalıyız' diyerek kendi hocasını eleştiriyor. Bu da olabilecek bir şey. Bu kadar gerildiği zaman beraber çalışma ihtimalleri de ortadan kalkıyor. Geçen sene Beşiktaş, bu gerilimlerden de kaynaklanan sebeplerle şampiyonluğu kaybetti." ifadelerini kullandı.

"HABERİ OLMAMASI MÜMKÜN DEĞİL"

Bugün Beşiktaş ile yollarını ayıran İspanyol forvet Negredo'nun takımdan ayılışını ve Fikret Orman "Negredo'dan haberim yok" şeklindeki açıklamalarına da değinen Altaylı, "Haberi yok olur mu? Negredo gibi önemli bir oyucu gidecek. Bir para gelecek, gidecek. Haberi olmaması mümkün değil ama belki resmi görüş olarak böyle söylemesi gerektiği için böyle söylemiş olabilir. Bence doğru bir şey. Negredo'nun geçen yıl 6 gol mü attı 7 gol mü öyle bir şey. Kritik gollere imza attı falan filan da ama 'İspanya'dan çok önemli bir futbolcu aldım' diyorsun. Geldiğinde '35 gol atarım' dediğini duymadık mı? 'Bu lig kolay bir lig, İspanya'da o kadar attım, burada da bu kadar atarım' demedi mi? Biz de burada, 'kardeşim burası İspanya'dan daha zor bir lig; İspanya'da oyuncuları bırakıyorlar oynuyor, burada kucakta oynuyorsun. Böyle bir şey yapamazsın' dedik mi demedik mi?" dedi.

"KARDEŞİM, KENDİNİZE GELİN! HAKEM MİSİNİZ? ADAM MISINIZ?"

Beşiktaş-Evkur Yeni Malatyaspor karşılaşmasında Medel'in gördüğü kırmızı kart kararını ve VAR sistemini eleştiren Fatih Altaylı, "Bir oyuncunun oyundan atılması için yaptığı pozisyonda rakibine illa temas etmesi gerekmiyor. Temas etmesi şart değil. Hareketteki niyet, hareketin sertlik derecesi ve temas halinde ortaya çıkabilecek feci sonuçlardan ötürü temas olmadan da atılabilir. Tabii temas olursa daha kolay atılır. Medel'in kırmızı kartının biraz ağır olduğunu düşünüyorum. Faul olduğu tartışılır bir pozisyonda, üstelik orada temas da yokken böyle bir kırmızı kart biraz kolay. Ama geçen sene söyledğimiz cümleleri tekrar bana 'hatırla' diyorsun. Biz burada ne dedik geçen sene boyunca, 'VAR gelirse biz bu sefer VAR'ı tartışacağız' dedik. 'Çünkü o VAR'a da sonuçta bu hakemler bakacak' dedik mi burada? Sonuçta bizdeki mesele hakemlerin iyi veya kötü niyetli olması. Veya hakemlerin niyetsiz olması ile ilgil bir mesele bu. Hakemlerimiz bizim, Türkiye'de biz öz eleştiri geleneği, bir eleştiri geleneği gelişmediği için, insanlar kendileri ile ilgili meseleleri tartışmaktan hoşlanmadıkları için VAR'ı adam bir varlık-yokluk meselesi olarak görüyor. 'Ben VAR'la karar değiştiren hakem olmam.'Ya kardeşim, dünyanın en önemli hakemleri VAR'a bakıp 'a bir dakika deyip' karar değiştirebiliyorsa eğer sen değiştirmiyorsan, peki bu VAR niye kuruldu? Ofsaytlar kabak gibi görünüyor, devam! Ofsayt olmayan pozisyonlar kabak gibi görünüyor, ofsaytla kesilmiş, ofsayt! Gol; faul, her şey, her türlü VAR uygulamasında daha bir kere varın... Kasımpaşa maçında oldu, başka maçlarda oldu. Oluyor da oluyor ve hakemler 'inadım inat, devam!' Böyle bir şey yok. Kaldırsınlar VAR'ı. Ya da Federasyon Başkanı falan toplasın bu VAR'cıları yokçuları desin ki, 'Kardeşim, kendinize gelin! Hakem misiniz? Adam mısınız siz ya?' Ama bunların tabi ilahı Cüneyt Çakır olunca silahı da bu oluyor." ifadelerini kullandı.

'YABANCI OYUNCU KURALI' TARTIŞMASI

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş'in yaptığı yabancı oyucu kuralı eleştirileri hakkında konuşan Altaylı, "Ben de azaltılması gerektiğini düşünüyorum. Ben 14 yabancının, daha doğrusu yabancı sınırı yok aslında. Türk şartı var. 'En az 14 kişi Türk olacak' diyor. 'Gerisinde kalanı yabancı olabilir' diyor. Bana göre fazla bu. İdeali kaçtır? Bana göre 6'dır, 8'dir maksimum. Bunu üzerindeki bir rakam bana göre de fazla. Makul düşünen herkese göre de biraz fazla. Belki Türkiye'de ifrat ve tefrit arasında giderek sonunda bulsun diye böyle bir uygulama yaptılar. Ama mesele şu ki; kardeşim sınırsız yabancı oynatma hakkın var diye, alma. Yabancı oyuncuya karşı isen de ki, 'Ben yabancıya karşıyım kardeşim. My name is Şenol Güneş. Ben karşıyım bu işe. Benim adım Şenol Güneş, ben bu işe karşıyım. Ben 5 tane alırım kardeşim, 6 tane almam' de. Bunu engelleyen bir şey yokki! Yani 14 yabancı bulundurma şartı yokki. 14 yabancı bulundurma hakkı var. Şimdi sen de ki bana, 'bu stüdyoda sigara içmek serbest.' Ben sigara içmiyorsam neden burada sigara içeyim ki? Serberst diye sigara mı içmem lazım? Veya 'buraya donla gelebilirsin' de şimdi sen bana. 'RTÜK izin verebiliyor, donla gelebilirsin.' Ben donla mı geleceğim buraya. Karşıysan oynatma kardeşim. Çel çöpe para verme. Ama bunu çok sıkı bağladığın zaman, bu seferde geçen hafta söylediğim gibi; beş para etmez Türk futbolculara -her takımın elinde bunlardan birkaç tane var- Aziz Yıldırım'ın baskısıyla çıkan ağır sınırlama döneminde, çünkü Aziz Yıldırım o zaman bütün Türkiye'de iyi olduğunu düşündüğü bütün iyi futbolcuları toparlamıştı ve bunu çıkarmaları için baskıyı yaptı. Çıktı ne oldu? Fenerbahçe de, Galatasaray da ve diğer takımlar da abuk sabuk Türk futbolculara, abuk sabuk paralar verdiler, ellerinde patladı. Oturuyorlar köşede şimdi." dedi.

GALATASARAY NORMALİ YAPINCA ALKIŞLANIYOR

Galatasaray-Kasımpaşa karşılaşmasında yıldızlaşan genç savunma oyuncusu Ozan Kabak'ın performasını değerlendiren Altaylı, "Şimdi şunu söyleyeyim, birincisi Galatasaray'ın geleneğinde böyle gençleri sahaya sürmek hep oldu zaten. Bir ara bunu Beşiktaş yaptı, Gordon Milne döneminde. Çok genç oyuncuları saha sürmekten çekinmedi. Galatasaray da bunu yaptı. En bildiğimiz örnekler; Bülent Korkmaz. İlk defa seyirci karşısına çıktığı maçı hatırlıyorsun değil mi? Monaco maçı. Kaç yaşındaydı? 17 yaşını doldurmamıştı. Okan Buruk; Eintracht Frankfurt karşısında muazzam bir futbol oynadığında kaç yaşındaydı? 18. Yeni basmıştı galiba 19'a. Emre Belözoğlu. Kaç yaşındaydı? 18. Yani Galatasaray'da hocalar, işte Bülent'i Mustafa Denizli, birini Feldkamp koymuştu. Diğerlerini Fatih Terim koydu. Bunu üç büyükler arasında son 15 yılda en çok yapan Galatasaray veya 20 yılda. Ama son yıllarda bu durmuştu. Hatta biz bunu da söylüyorduk. Yani mesela Sabri'yi A Takıma, Lucescu ile konuşup ben 'bu çocuk iyi alalım' demiştim o zaman. Çocuklar oynuyorlar. Futbolda yaşlar geriledi. Şimdi Mbappe kaç yaşında kardeşim? 19 yaşında. Yani bunlara şaşırmamak, bunlara da çok mühim bir şeymiş gibi bakmamak lazım. Normali bu, olması gereken bu zaten. Galatasaray normali yapınca alkışlanıyor. Ozan da bence kötü oynamadı. Maicon'dan daha kötü oynayacak bir hali yoktu Maicon'un son maçlarına baktığın zaman. Çok hırslı, çok istekli. Kasımpaşa'nın en önemli adamının karşısında oynadı. Trezeguet'nin. Trezeguet müthiş bir futbolcu. Ve bakıyorsun deparlarda Trezeguet'i geçti. Çok iyi kesti Trezeguet'i. Bu önemli bir şey. Bir de benim Ozan'da en çok hoşuma giden şu. Yani biz Galatasaray'da böyle oyuncular görmek istiyoruz, biz derken ben özellikle. Sosyal medya paylaşımlarını gördün mü çocuğun? 30 Ağustos, 29 Ekim, 23 Nisan, 19 Mayıs. O Atatürk ruhlarını gördün mü oradaki? Bize lazım oyuncu bu. Biraz kötü oynama hakkına sahip. Yeter ki böyle ahlıklı olsun. Sümüklü hocaların peşinden koşmasın." şeklinde konuştu. 

 

"AVRUPA'DA BERBAT İLK YARIDA ADAMI BERBAT EDERLER"

Fatih Terim'in Lokomotiv Moskova maçı öncesinde yaptığı açıklamalarla ilgili konuşan Altaylı, şunları söyledi:

"Ozan olabilir niye olmasın? Zor bir maç bekliyorum: Lokomotiv'in kendi ligindeki performansı çok iyi değil ancak onların ligi başladı, 10 küsür hafta oynandı. Daha ritim tutmuş takım olabilirler. Ve daha önce onlarla oynadık, iyi bir takım. 2002 senesiydi sanırım orada yendik onları, onlar da bizi burada... Beşiktaş'ta oynamış Manuel Fernandes en önemli adamları... Zor bir maç, Avrupa'da kolay maç yok. Galatasaray'ın futbolunu hakikaten çözemedim. Kasımpaşa, ilk yarıda 2-0 öne geçip maçı da 3-0 kazanabilirdi. İki tane gollük pozisyonu çok rahat harcadılar ve arkasından Galatasaray arkasından bir şekilde işi bitiriverdi. Bu Lokomotiv karşısında olduğu zaman bunu geri döndürmek kolay değil, her ne kadar Galatasaray, Avrupa'da çok sık geri dönüşlere imza atsa da. 2-0'dan 3-2'lik Real Madrid geri dönüşlerimiz vardır. İki yarı arasındaki farkı çözemedim. Berbat bir ilk yarı, muazzam bir ikinci yarı oynayan bir takımımız var. O berbat ilk yarıda Avrupa'da adamı berbat ederler."

Galatasaray Divan Kurulu'nda Duygun Yarsuvat'ın yaptığı eleştirileri ve Mustafa Cengiz'in ona cevabını da değerlendiren Altaylı, "İki tane mesele var. Duygun Başkan'ın söylediklerini önemli bir bölümü Galatasaray'da yapılacak olan olağanüstü genel kongreyle ilgili genel kanaati içeriyor ancak Duygun başkanın üslubunda gereksiz bir sertlik var. Kendisine de yakışmayan bir sertlik. Bunun sebebi de şu: Duygun abinin yakın çevresinde Dursun Özbek yönetimiyle fazla yakın olmuş bir takım Galatasaraylı arkadaşlar var. Belli ki bu arkadaşların biraz dolmuşu olmuş ve Duygun abi de o dolduruluşa gelmiş anladığım kadarıyla. Biraz da sağlık durumundan ötürü sinirlerinin bozuk olduğunu biliyoruz. Ama Duygun abidir bu, alınganlık olmaz. İstediği üslubu da kullanabilir. Duygun Yarsuvat olma özelliği vardır Galatasaray'da, üniversitemizin rektörlüğünü yapmıştır, Divan Kurulu Başkanlığı yapmıştır, yönetim kurulu başkanlığı yapmıştır, başkanlık yapmıştır, yapmıştır da yapmıştır... Ne yaparsa yapsın saygı duyacağımız bir isimdir. Mustafa Cengiz'in sözlerine gelince... Elbette ki, ortada sıkışmış bir yönetim var. Elinde negatif sermayeyle bulduğu bir şirket, muazzam harcamalar yapılmış, gelirlerin tamamına yakını, birkaç yıl sonra gelecek gelirler bile elden çıkarılmış, her tarafta temlikler falan filan... Bir rezaleti kucağında buldu. Bunları aşmak için de planlar yapıyor. İyi niyetli her Galatasaraylı da saygı duyuyor. Şimdi gösterilmez de bir genel kurul çağrısı var. Çağrıda o kadar çok madde var ki, bu maddelerin her biri ayrı bir genel kurul gerektirir. O denli yoğun, o denli detaylı talepler var. Camiayı en rahatsız edenleri söyleyeyim, Galatasaray'ın şirketlerine ortak bulmaktan bahsedilen bir madde var, bununla ilgili yetki istiyor. Galatasaray, bu yetkiyi kimseye vermedi. Faruk Süren bu yetkiyi aldı aylar süren tartışmalardan, bir takım komitelerden, incelemelerden sonra aldı. Galatasaray'ın üyelerinden bir kısmı bu yetkiyi vermekten daha sonra pişmanlık duydu. Bana sorarsan o günkü ekonomik şartlarda yanlış bir iş değildi. Daha sonra da büyük bir maliyetle kulübü çıkmaza soktu, genel kurulun yetki verdiği bazı başkanlar, Özhan Canaydın gibi. Bunun gibi gayrimenkullerin değerlendirilmesi, şirketlere ortak alınması gibi çok geniş kapsamlı bir yetkiler silsilesi istiyor. Ali Sami Yen mezarından çıkıp gelse ve istese, Galatasaray Genel Kurulu bu yetkileri vermez! Bu kadar iddialıyım. Ali Sami Yen çıkıp 'Bu yetkilerin hepsini istiyorum' dese, derler ki; 'Ali abi sen bu kulübü kurdun ama bu kadar da değil'. Çektiği zorlukları yakinen bildiğim için söylüyorum, Mustafa Cengiz yönetimi bunları parçalasınlar. Sen Galatasaray'a finansal ortak almak için izin istiyorsun da kime alacaksın, hangi şartlarla alacaksın, nasıl alacaksın? Bunlarla ilgili bir bilgi sun. Veya de ki 'Galatasaray kongresinden çıkacak bir komiteyle beraber' bir şey de. Karşılığında da 'check and balance' dedikleri denetim mekanizması, sorgulama mekanizmasıyla ilgili bir iz yok. Bu taleplerle Mustafa Cengiz'in şahsına ait şirketinde, -pırlanta gibi bir oğlu var- oğlu gelip dese ki 'Baba bu yetkileri ver bana' kendi şirketiyle ilgili bu yetkilerin tamamını bir seferde verir mi? Onu bir düşünsün Mustafa Başkan. Bunlar fazla. Galatasaray'a bunlar fazla gelir. Galatasaray'ın geleneğinde bu kadar geniş oynamak yok. Bu kadar olmayan genişlikte biz eski başkan Dursun Özbek'e gayrımenkullerle ilgili yetki verdik ki bazı sözler olduğu halde, bunu Dursun Özbek'in nasıl kötü kullandığını, Galatasaray'ı nasıl zora sokacak halde kullandığını gördükten sonra Ali Sami Yen'e vermezler. Özhan Canaydın, nur içinde yatsın rahmetli, bugünün bir numaralı sorumlusu olmasına rağmen camianın en çok güvendiği başkandı, bütün bu felaketin sorumlusu odur bana sorarsan ama kaybettik, çok da sevdiğimiz bir adamdı. Ona bile vermezler. Ali Sami Yen mezarından kalkıp gelse bu kadar geniş taleplerin karşılığı verilmez. Mustafa Başkanı sever sayarım, kulübün borçlarını çok ciddi azaltma yaptılar, dernek tarafında ciddi toparlanmalar var, kulüp tarafında ciddi toparlanmalar var. Giderleri kıstılar, masrafları azalttılar, çok önemli işler yaptılar, çok önemli işler yaptılar ama bu yetkiler, bu kadarı fazla. Benim tavsiyem Genel Kurul'a gelip desinler ki 'Genel Kurul'un mesajını kaldık, biz bu talepleri geri çekiyoruz, bazılarıyla ilgili yeniden size başvuracağız, şu çok acil, bunu geçirelim gerisini tekrar konuşuruz' Aki takdirde bu yetkilerin reddedilmesi, Duygun Yarsuvat'ın da dediği gibi bir güvensizlik oyu gibi algılatılmaya çalışılabilir Galatasaray içerisindeki bazı haysiyetsiz gruplar tarafından. O zaman da onlar kalkalar istifa edin derler, Galatasaray başka sıkıntılara girer. Adnan Polat o gün mesajı almayarak büyük hata yaptı, mesajı alsaydı yıllarca Galatasaray'a başkanlık yapardı. Mustafa Başkan'a tavsiyem desinler ki 'Mesajı aldık, bütün yetkileri istemiyoruz. Sadece şu, şu yetkiler acildir, bunları yapalım. Gerisi için komite kuralım, teker teker çalışalım' Bunu desinler ki bu işi kazasız belasız atlatalım." ifadelerini kullandı.

"Galatasaray bu altı maçın altısını da kazanabilir, altısını da kaybedebilir, altısında berabere de kalabilir. Her şeyin olabileceği, takımların birbirine çok denk olduğu, gününde olan takımın biraz daha konsantre olan takımın gruptan çıkmaya yakın olduğu... Galatasaray gruptan çıkabilir mi? Çıkabilir. Çıkmayabilir mi? Sonuncu olabilir mi? UEFA'ya devam edebilir mi? Hepsi olabilir."

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin yayıncısının belli olmaması konusuna da değinen Ataylı, "BeIN SPORTS aldı diye geçen sezon konuşuldu. Geçen yayıncı 40 küsür milyon Euro" dedi. Fatih Kuşçu'nun 59 milyon Euro'ya almışlar demesi üzerine konuşan Altaylı, "O rakamların bir yandan Türk takımlarına gelecek katkıya da faydası var. Havuza ne kadar çok katkı sağlarsanız takımlar o kadar çok alır. Rakamları düşük tutmak istemelerinde mücbir sebepler var tabii." ifadelerini kullandı.

Altaylı, Fenerbahçe'nin Konyaspor karşısında aldığı galibiyeti değerlendirdi. Altaylı, "Hücum sayısına bakıyorum, Konyaspor'un Fenerbahçe'nin hemen hemen iki misli rakip kaleyi yoklaması var. Hatırladığıma göre Konyaspor'un 4 isabetli şutu, Fenerbahçe'nin 2 var. Ama Fenerbahçe'nin, taraftarının 'Biz bu maçı alırız' diyeceği bir oyunu yoktu." dedi.

Ali Koç'un FB TV'de gazetecilerle yaptığı yayında açıklamalarını da yorumlayan Altaylı, "Medyayı kapayalım ve herkesi rahatlatalım, sadece Ali Koç'u değil. Medya diye bir şey olmasın, bütün gazeteleri televizyonları kapatalım, gazetecileri kovalım. Hiç kimse hiçbir şeyden bahsetmesin. Hiç kimse bir şeyden haber alamasın. Bunu mu istiyorlar? Siz bir yandan diyeceksiniz ki 'Özgürlük, demorkat' şu bu... Sonra son 10 lafınızdan 9'u medyaya eleştiri. Herkes kendi işini yapacak. Siz yanlış yaptığınız zaman hesap vermiyorsunuz. Türkiye'de yanlış yaptığı zaman hesap veren 5 kişi göster bana? Ali Koç veya başkası yanlış yaparsa hesap verecek mi? Herkes medyayla yatıp medyayla kalkıyor. Demek ki bu iş çok önemli, olmazsa olmaz bir iş. Ben istediğimi yapayım, kimse de benim hakkımda olumlu-olumsuz bir şey söylemesin.... Bunu Türkiye'de yeterince söyleyen çok yüksek makamda insanlar var, bu insanlara Ali Koç da katıldığı zaman nerede kaldı senin aydınlığın, batıya dönük yüzün, demokratlığın... Ali beyden ricamdır, medyayla uğraşma. De ki 'Bunlar bunlar yalandır, bu gazeteci yalan yazmıştır' Bunlara hiçbir itirazım yok. Ben o grubun alınmamasına da karşıyım da özgür iradeleriyle alırlar almazlar... Yalan yazanları teşhit et. Bunlara itirazım yok. Yalan yazan da bedelini ödesin ya da en azından afişe olsun ama medya şöyle, medya böyle... Medya kadar taş düşsün kafanıza kardeşim. Herkesin derdi mi medya olur? Biz ne yaptık? Biz kime ne kötülük yaptık? Duyduğumuzu, duyurmaya çalışıyoruz. Bazen biz de yanlış yapıyoruz, biz de doğru yapyıoruz ama artılarımız, eksilerimizi koyduğun zaman medyanın herhalde Türkiye'deki başkalarına oranla biraz daha iyi olabilir. Ama çok göz önünde olduğumuz için suratımıza tükürülüyor. Medya bu kadarını da hak etmiyor. ABD'de Amerikan medyasında başkana neler söyleniyor farkında mısın? ABDli sporculara, İngiltere'de Mourinho'ya söylenen burada söyleniyor mu herhangi bir teknik direktöre? 'Batıya bayılıyoruz' diyorsunuz ama baskı rejimi olduğunda hepiniz Rusya'sınız! Ne güzel! Hepiniz Çin'siniz. Eleştirmeye, ötmeye geldi mi 'Özgürlük olsun', 'Demokrasi olsun', 'TÜSİAD olsun' evet olsun ben de onlardan yanayım, sonuna kadar olsun, durumdan ben memnun muyum memleketin durumundan? Ama sen bir yandan böyle yani... Eleştirdiğinizden bir kıl farkınız olsun ya da eleştirmeyin ya." ifadelerini kullandı

 

 

 

 

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!