Endülüs Zamanı
6 yüzyıldan fazla Müslüman egemenliğinden sonra 1474'te Hıristiyan yönetimine geçen bölge, kültür ve mimarisiyle insanlığa bırakılmış bir hazine...
ABONE OLKürşad OĞUZ / HT Pazar
Öyle bir kalemde anlatılamaz Endülüs. İki dev medeniyetin buluşma noktasında sadece flamenkodan boğa güreşine, mimari harikalardan doğal güzelliklere somut gerçekler yok çünkü. Elle tutamadığınız, gözle görmediğiniz bir şey etrafınızı sarıyor bu topraklarda. İspanya'nın güneyinde, Endülüs adı verilen bölgede aslında 9 şehir var. Ancak Endülüs denince akla bir üçgen geliyor: Cordoba, Sevilla, Granada. Sondan başlayalım.
MÜZE KENT: GRANADA
Bu üçgenin güneyindeki Granada'da Arap hakimiyeti 8. yüzyılda Mağribiler'in işgaliyle başlıyor. Kent, Nasri Sultanlığı'nın yönetiminde altın çağını yaşıyor ve kültür merkezi haline geliyor. Hıristiyan yönetimi altında Rönesans'ı yaşayan Granada, 19. yüzyılda gözden düşse de 1870'lerde restorasyonlarla itibarı iade ediliyor. 'Albaicin' tarihi kentin merkezi sayılıyor ve Elhamra Sarayı'nı tam karşıdan görüyor. Albaicin'in labirenti andıran ve tümü restore edilmiş sokaklarını tırmanan turistlerin tek amacı, yüksek teraslardan Elhamra'yı fotoğraflamak. Burada öncelikle 11. yüzyıldan kalma Mağribi hamamı 'El Banuelo'yu görün. Albaicin'in teraslarından biri olan 'Plaza del Almada'da 'empanada'nızı (ton balıklı pizza gibi) yiyip 'cafe con leche'nizi (sütlü kahve) içerek yaşadıklarınızı gözden geçirin. Aslında sırf Elhamra Sarayı'nı görmek için bile gelinir Endülüs'e. Adını, yapımında kullanılan renkli malzemeden ve günbatımında dönüştüğü 'kırmızı'dan (el-hamra Arapça'da kırmızı) alan saray İspanya'daki Arap egemenliğinin son büyük eseri ve dünyanın en güzel saraylarından.