Asayiş Berkemâl
1844-1920 yılları arasında yaşanan önemli polisiye olayları belgeleriyle gün ışığına çıkardı
İstanbul Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürü Nail Öztürk'ün kaleme aldığı, "Asayiş Berkemal" adlı kitap, 1844-1920 yılları arasında yaşanan önemli polisiye olayları belgeleriyle gün ışığına çıkardı
HT PAZAR / Mustafa ŞEKEROĞLU/AHT-ÖZEL
Osmanlı İmparatorluğu'nun 32. Padişahı Sultan Abdülaziz, 1876 yılında Dolmabahçe Sarayı'nın yağma edilmesinin ardından, görevinden alınarak Topkapı Sarayı'na götürülür. 30 Mayıs 1876 günü şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Sultan Abdülaziz'in ölüm tarihi 4 Haziran 1876 olarak kayda geçer. Otopsi raporu ise yerli ve yabancı 19 doktorun imzasını taşır. Otopsi raporunda şu cümleler yer almaktadır: "... 10 aşir zira (yaklaşık 7 cm) uzunluğunda çok keskin ve bir kolunun ucuna yakın yan tarafında ufak bir düğmesi bulunan bir makas gösterildi. Bu makas kanlıydı. Merhum padişahın yukarıda anlatılan yaraları bununla icra etmiş olduğu bizlere söylendi. Sonra bizleri merhum padişahın ikametgâhı olan deniz tarafından ki büyük odaya götürdüler. Bu oda da bir pencerenin yakınında bulunan köşe minderinin üzeri kan ile göl kesilmişti. Hasırın ötesinde berisinde de kan lekeleri görülmüştür. İşte anlatılan bu durumlara göre hep birlikte şu kararı verdik. İlk olarak Abdülaziz Han'ın ölümüne kol bükümlerindeki damarların kesilmesiyle hasıl olan kan kaybı sebep olmuştur. İkinci olarak bize gösterilen alet bahsedilen yaraları meydana getirebilir. Üçüncü olarak yaraların durumu ve istikametiyle bunları meydana getirmiş olan alet, bir intihar yani canına kıyma olayının meydana geldiğini ispatlar. Çırağan Sarayı karakolundaki hazırlanmış olduğumuz iş bu rapor imza ve takdim kılındı."
Asayiş Birkemâl adlı kitapta, soruşturmanın Abdülaziz'in ölümünden 5 yıl sonra da sürdüğünü gösteren belgelere yer veriyor. Topkapı Sarayı'nda saklanan elbiseler üzerinde 5 yıl sonra yapılan ikinci inceleme sonunda hazırlanan raporda da "Yapılan incelemede bütün elbiselerin kanlı olduğu görülmüştür. Bu elbiseler merhumun üzerinden çıkarıldığı sırada kolları altından ve koltuklarından aşağı doğru kesilerek sonradan beyaz iplikle kabaca dikilmiştir, hırkanın sol tarafı koltuktan bir karış aşağıda ve sonradan beyaz iplikle dikilmiş olan yerin yakınında ve bir buçuk parmak genişliğinde bir delik görülmüş ve bunun keskin bir aletle meydana geldiği anlaşılmıştır" deniliyor. Soruşturmada ayrıca cenazeyi yıkayan Sultanahmet Camisi Vaizi Seyyid Ömer Said'in ifadesine de başvurulmuş. Said, ifadesinde "...Filhakika merhum sol kaburgaları arasında yani kalbi üzerinde daima kan akmakta olduğunu müşade etmiştim. Bundan dolayı tahammül edemeyerek gözlerim karardığından devr işiyle meşgül olmak için dışarı çıkmış ve yerimi almak üzere müteveffa Ayasofya hatibini çağırmıştım. Merhumun yıkanması esnasında vucüdu hâlâ soğumamıştı. İki defa abdest aldırıldığı halde kan akıntısı kesilmemişti. Kanı durdurabilmek için kollarını tülbent ile bağladık ve bu şekilde gasil işlemi tamamlandı" diyor.
II. ABDÜLHAMİD SUİKASTI İLE İLGİLİ BELGELER
Osmanlı döneminin bir başka önemli olayı da 21 Temmuz 1905'te Sultan II. Abdülhamid'e düzenlenen bombalı suikast girişimi. Cuma namazı çıkışında, arabasına yürüyen Sultan Abdülhamid'e Şeyhülislam Cemaleddin Efendi bir soru sorar. Bunun üzerine, saldırı noktasından geçişi gecikir. Bu da Sultan Abdülhamid'in hayatını kurtarır. Patlayan bomba 26 kişinin ölümüne, 58 kişinin yaralanmasına yol açar. 15 kişi tutuklanırken suikast girişiminin lideri Belçikalı Edward Josef, yakalandıktan 2 yıl sonra serbest bırakılır. Bu saldırıyla ilgili tüm çalışlarda kitapta yer alıyor. Kitapta yurtdışındaki Joris'in yakalanması için Dışişleri Bakanlığı'nın Lahey Konsolosluğu ile karşılıklı olarak yaptığı yazışmalar da bulunuyor. Lahey Konsolosluğu, Edward Joris hakkında Dışişleri Bakanlığı'na gizli ibaresiyle gönderdiği bir yazıda saldırganla ilgili olarak memleketi Anvers kentinin polisinden tüm bilgileri aldıklarını bildiriyor. "...11 Şubat 1876'da Anvers'te doğan Edward Joris adlı şahsın 10 Mart 1908'den beri Anvers ayeleti dahilindeki Calmpthout nahiseyinde Heuvel adlı yerde 84 numaralı evde yaşadığı kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bugün Brüksel'deki Müze Meydanı'nda 16 numarada C.Van Oest ve şirketi hizmetinde çalışmaktadır. Annesi Vrijiheidstraat Sokağı'nda oturmaktadır. Şahsın eşkali şöyledir: Geniş, gözleri bilinmiyor, burnu ve ağzı normal, çehresi pek soluk, tavrı bir sanatkârın tavrına benzemektedir."
Başsavcı Cemaleddin, suikast girişimine katıldığı tespit edilen Köse Aristidi hakkında verilen kararla yakalama emrini ise şu mektupla Başbakanlık'a iletiyor: "...Olaya karışanlardan Köse Aristidi, zaten Temyiz Mahkemesi üyelerinden Kostaki Vayani Efendi ile Mösyö Beranjer'in kayınvalidesi Madam Ferankol'un evlerinde vuku bulan hırsızlık olaylarının da zanlısıdır. Bu nedenle adı geçenin getirtirilmesi daha kolay olacaktır..."