Sent Antuan âşıkları
İstanbul'un en işlek caddesi İstiklal'de, Sent Antuan Kilisesi'nin avlusundaki apartman çok merak edilir. Papazların yaşadığı zannedilir. Oysa farklı milletten ve mesleklerden kiracıları var. Onlardan biri de İskender ve Lola Çayla çifti. Aşk hikâyeleri ise romanlara konu olacak türden...
Neslihan PERKER/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR
İstiklal’de, Tünel’e doğru yürürken heybetli kapılarıyla iki tarihi bina göze çarpar. Biri Galatasaray Lisesi, diğeri az ilerisindeki Sent Antuan Kilisesi... Bu tarihi yapılar, eski adıyla Pera, günümüzdeki adıyla Beyoğlu’nun ‘evrak-ı metruke’si gibidir. Klisenin kapıları herkese açık olduğu için hemen herkes illa ki bir kere de olsa uğramıştır. Kilisenin kendisi ihtişamıyla kendine hayran bırakır ama asıl merak konusu heybetli demir kapısının üzerinde yer alan balkonu olmuştur. Acaba burada kimler yaşıyor?
Genelde kilisede papazların yaşadığı zannedilir, oysa gerçek öyle değil... Sent Antuan Apartmanı’nda aileler, normal insanlar yaşar ve dairelerin çoğu nesilden nesile geçer. Aynı dairede doğup büyüyüp şu anda 85 yaşını süren de var, 14 yıldır mutlu mesut yaşayan da... Bu kişilerden ikisi de 2001’den beri apartmanın sakinlerinden olan İskender Çayla ve İspanyol eşi Lola Sanchez.
Kilisenin avlusundan içeri giriyoruz ve ileride sağdaki ilk kapının zilini çalıyoruz. Kapının açılmasını beklerken birkaç saniyelik süreçte bile, kiliseyi görmeye gelen bazı ziyaretçiler dikkatle bize bakıyor. Aralanan kapıdan apartmanın dışarıya yansıyan görüntüsünü inceliyorlar. Eski asansöre binip yüzyılı aşkın bir yaşa sahip binada, loş ışığın hâkimiyetindeki lambaların zarif dekorasyonunu izleyerek yukarı çıkıyoruz. Tuhaf hissediyoruz kendimizi çünkü o apartmanın kokusunu ve dokusunu hissettiğimizde şu geçiyor aklınızdan: “İstanbul bu demek aslında, eski, kendine özgü ve tek.’’
Dairenin kapısı açılıyor, karşımızda tüm samimiyeti ile İskender Bey ve onun kadar misafirperver olan köpekleri Danko bizi karşılıyor. Çok şık bir antrede buluyoruz kendimizi... Antreden evin koridoruna, yemek odasına, salona ve çalışma odasına açılan kapılar var. Çok zarif bir mimariyle alanlar aşırı büyük tutulmadan, birkaç bölmeye ayrılarak işlevsel halde inşa edilmiş ve bir o kadar da ferah bir atmosfer yaratılmış. Mobilyalarda abartı yok, renkler bazı aksesuvarlarda çok canlı, bazı detaylarda pastel. Yüksek tavanlar, upuzun bir koridor, salondan çıkılan büyük balkon. İşte herkesin kilisenin önünden geçerken gördüğü, kapının üstündeki balkon bu. Evin penceresinden baktığınız yer, her gün binlerce insanın ziyaret ettiği bir avlu... Diğer pencerelerdense İstiklal’de hayat 24 saat durmadan devam ediyor.
BRÜKSEL’DE İLK GÖRÜŞTE AŞKA TUTULMAK
Ben tavanlara bakıp duvarları incelerken İskender Çayla’nın zarif eşi Lola Sanchez de bize katılıyor ve büyük aşk hikâyelerini anlatmaya başlıyorlar...
İskender Çayla, turizm sektöründe ve eşiyle birlikte çalışıyor. Hem hayat hem de iş arkadaşlığını başarabilenlerden onlar... Kendisi turizmle ilgilenmeye Galatasaray Lisesi’nde okuduğu yıllarda başlamış. Ardından Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde eğitim görmüş. Sonra, bir turizm acentasının müdürlüğünü yapmak üzere Brüksel’e gitmiş. Yıl 1993...
Lola ise Çayla’nın yaşadığı apartmandan kapı komşusu. Çayla’nın oturduğu binanın sahibesi “Ne kadar şanslısın, yan dairene 3 çok güzel İspanyol kız taşındı” deyince, kendini tanıtmak için hanımefendilerin kapısını çalmış. Ama kimse açmamış. Çayla, kendini Fransızca tanıtarak o binada yaşadığını açıklayınca, kapıda ışık görünmüş. “Onu gördüğüm anda âşık oldum” diyerek anlatıyor Çayla Lola ile ilk karşılaşmasını... Ve ekliyor: “Hayatımın kadını bu dedim, tabii o anda ona bir şey söyleyemedim. Sonra arkadaş olduk, onu ve arkadaşlarını İstanbul’a davet ettim, gelip burayı görmelerini istedim. Turizm acentemiz olduğundan bunu organize etmek kolaydı. Fakat diğer 2 kız arkadaşı gelmesine rağmen, bir tek Lola gelmedi.” Ancak pes etmemiş Çayla, kısa dönem askerlik yapmaya da İspanyolca kitaplarıyla birlikte gitmiş. Döndüğünde, Lola’yı aynı dairede bulmuş. Fakat ne yazık ki Lola’nın bir kalp sorunu olduğunu öğrenmiş.
“Brüksel’de hastaneye yatırıldı, sürekli onunla ilgilendim ve çok endişelendim. Hatta bir keresinde gece yarısı hastaneye uğramıştım, doktor yakınlık derecemi sordu, arkadaşı olduğumu söyleyince bana bunun genetik, çok ciddi bir rahatsızlık olduğunu ve 35 yaşından fazla yaşanmadığını belirtti. Çok üzüldüm ama yine de yolumda devam ettim.’’
KALBI DURDU HAYATA AŞKLA DÖNDÜ
Lola Sanchez, doğum günü olan 2 Kasım günü hastanenin onaylamamasına rağmen, kendi isteğiyle taburcu olur. Aradan birkaç gün geçer... Bir gün öğle saatlerinde içinde oluşan dürtüye hâkim olamayan İskender Bey, Lola’ya bakmak için eve gider -Bir sorun olma ihtimaline karşı kendisinde de yedek anahtar vardır.- Ancak onu dairesinde bulamaz. O anda birkaç yemek tarifi dikkatini çeker, genç kadın kendisine teşekkür etmek için yemek yapmak istediğini söylemiştir. “Belki markete alışverişe gitmiştir” diye düşünür, ancak bulamaz apartmana geri döner, merdivenlerde Lola’yı yere yığılmış bulur. Ambulans çağırır ama o anda Lola’nın kalbi durmuştur. Çevrede yardım edecek kimseyi bulamayınca suni teneffüs ve kalp masajı yapmaya karar verir. Tüm uğraşlarının sonucunda Lola yeniden nefes almaya başlar. Ameliyat olur ve operasyon çok başarılı geçer. Ve büyük aşk başlar...
Lola Sanchez, bu yaşananlardan sonra İskender Bey’le yaşamak üzere, Türkiye’ye gelmeye karar verir. Ailesi ilk başta Türkiye’ye gitmesini pek istemez ama İskender Bey’i tanıdıktan sonra fikirleri değişir. Yaklaşık 21 senedir birlikte olan çift, 10 sene önce evlenmiş. İskender Çayla, tüm yaşadıklarından şöyle bir sonuç çıkarıyor: “İnsan bazen kendinde iz bırakan üzücü olaylar yaşıyor. Fakat onlar geçince sizi ayakta tutacak çok güçlü gerçekler haline dönüşüyorlar. İlişkinizi, sevginizi çok uzun yıllara yayacağınız bir kuvvet oluşuyor.’’
Tüm bu yaşananlara rağmen o tesadüflere değil, hayata teğet geçen olaylara inanıyor. “Eğer siz elinizi onlara uzatırsanız bambaşka bir dünya açılıyor önünüzde. Dokunmayıp geçerseniz, olabilecek farklı bir hayat geride kalıyor. Bunu anlamanın yolu ise bence içgüdü ve kalbin sesi. Biraz roman ismi gibi oldu ama, kalbin sesi gerçekten çok güçlüdür.”
SENT ANTUAN APARTMANI'NA NASIL TAŞINDILAR?
1999 senesi, turizm açısından sıkıntılı bir yıl olmuş. Tam da o dönemlerde Çayla, İspanyol gazetecilerden oluşan bir grubu İstanbul’a davet etmiş. Gelecek olanlar kalabalık bir grup olduğundan, o zamanlar şu anda yaşadıkları evde ikamet eden İspanyol konsolos, misafirleri dairesinde ağırlayabileceğini söylemiş. Çayla ilk başta bu teklife olumsuz baksa da 300 metrekare daireyi görünce fikri değişmiş. Kendisi, 8 sene Galatasaray’da yatılı okumuş biri olarak hayatının büyük bir kısmını Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde geçirmiş. “Beyoğlu’nun, İstiklal Caddesi’nin çevresindeki tüm sokaklar gibi burayı da tabii ki hepimiz bilirdik ve gelirdik. Ama bu binada normal ailelerin oturduğundan haberimiz yoktu, herkes gibi papazların oturduğunu sanıyorduk. Konsolos Türkiye’den ayrılınca Lola buradaki vakıfla görüştü ve 2001’den itibaren biz de bu dairede yaşamaya başladık.”
İlk taşındıklarında ikamet eden komşularının çoğu İtalyan kökenliymiş. Beyaz Rus ve Yunanlılar da varmış. Çayla çifti, 14 yılda bu dairede pek çok misafir ağırlamış, hatta 100’er kişilik davetlilerin katıldığı Bach ve Mozart konserlerine ev sahipliği yapmışlar. Daha da pek çok misafir bekliyorlar...