Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Sezai Karakoç Mona Roza şiiri hikayesi | Mona Roza konuştu: Muazzez Akkaya (Mona Rosa) kimdir?
        • 2

          SEZAİ KARAKOÇ'UN ISRARCI BİR TAVRI VARDI

          Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya'nın kendisine olan sevgisine ilişkin, "Cemal Süreya daha çok cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girince aynı şiiri tahtada da görürdüm. Şiirlerin ona ait olduğunu sonradan öğrendim. Ben o dönem bu şekilde bir arkadaş edinmeyi, ilerletmeyi hiç düşünmedim." diye konuştu.

          Sezai Karakoç'un ise daha ısrarcı bir tavrının bulunduğunu vurgulayan Akkaya, o dönem yaşananları şu sözlerle dile getirdi:

          "Büyüklerimizin kafamıza çiviyle çaktıkları bazı fikirler var, 'erkek yaşça büyük, hanımı ondan küçük olmalı' gibi. Annem-babam, çevremdeki herkes de böyleydi. Sezai Karakoç da benden 1-2 yaş kadar küçüktü, benim için ilk handikap oydu zaten. Bu nedenle ihtimalini bile düşünmedim çünkü kafamda yaş konusu yerleşmişti."

        • 3

          TERCİH YAPMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİM, EŞİMLE MUTLU BİR HAYATIM OLDU

          Sezai Karakoç'la da detaylı hiçbir diyaloğunun olmadığını vurgulayan Akkaya, "Üniversite 2. sınıftaydık. Yazdığı şiirleri bana vermek için çok uğraşıyordu, ben mecburen tekrar ısrar etmesin diye alıyordum. Ama dediğim gibi o zamanlar okuldan biriyle arkadaş olmayı, ikisinden birini tercih etmeyi hiç düşünmedim. Okul sonrası seçtiğim eşim, o da Mülkiye mezunu olan rahmetli Orhan Giray'la çok mutlu bir hayatım oldu, 4 güzel evlat yetiştirdik." ifadesini kullandı.

        • 4

          MONA ROZA ŞİİRİNİN HİKAYESİ

          Ahmet Hakan ise 2006 yılında Hürriyet'teki köşesinde gizemli aşkın gizeminin çözüldüğünü ve Muazzez Akkaya'yı bulduğunu açıklamıştı. Köşe yazısında hikayeyi şöyle anlatıyor;

          Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un "Mona Roza" şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.

          O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.

          Şunlar yazılıydı e-postada...

          "Selam Ahmet Bey... Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe."

          Okuyunca "Vay be" diye haykırdım. Muazzez Akkaya’nın izini bulmuştum.

          Hemen bir yanıt yazdım: "Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"

          Yanıt şöyleydi:

          "Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik."

        • 5

          MONA ROZA ŞİİRİ

          Mona Roza, siyah güller, ak güller

          Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

          Kanadı kırık kuş merhamet ister

          Ah, senin yüzünden kana batacak

          Mona Roza siyah güller, ak güller

          Ulur aya karşı kirli çakallar

          Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

          Mona Roza, bugün bende bir hal var

          Yağmur iğri iğri düşer toprağa

          Ulur aya karşı kirli çakallar

          Açma pencereni perdeleri çek

          Mona Roza seni görmemeliyim

          Bir bakışın ölmem için yetecek

          Anla Mona Roza, ben bir deliyim

          Açma pencereni perdeleri çek...

          Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

          Bende çıkar güneş aydınlığa

          Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

          Seni hatırlatıyor her zaman bana

          Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

          Zambaklar en ıssız yerlerde açar

          Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

          Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

          Işıksız ruhumu sallar da durur

          Zambaklar en ıssız yerlerde açar

          Ellerin ellerin ve parmakların

          Bir nar çiçeğini eziyor gibi

          Ellerinden belli oluyor bir kadın

          Denizin dibinde geziyor gibi

          Ellerin ellerin ve parmakların

          Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

          Saat on ikidir söndü lambalar

          Uyu da turnalar girsin rüyana

          Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

          Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

          Akşamları gelir incir kuşları

          Konar bahçenin incirlerine

          Kiminin rengi ak, kimisi sarı

          Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

          Akşamları gelir incir kuşları

          Ki ben Mona Roza bulurum seni

          İncir kuşlarının bakışlarında

          Hayatla doldurur bu boş yelkeni

          O masum bakışlar su kenarında

          Ki ben Mona Roza bulurum seni

          Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

          Henüz dinlemedin benden türküler

          Benim aşkım sığmaz öyle her saza

          En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

          Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

          Artık inan bana muhacir kızı

          Dinle ve kabul et itirafımı

          Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

          Alev alev sardı her tarafımı

          Artık inan bana muhacir kızı

          Yağmurlardan sonra büyürmüş basak

          Meyveler sabırla olgunlaşırmış

          Bir gün gözlerimin ta içine bak

          Anlarsın ölüler niçin yasarmış

          Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

          Altın bilezikler o kokulu ten

          Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

          Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

          Bir tüy ki kapalı gece güne

          Altın bilezikler o kokulu ten

          Mona Roza siyah güller, ak güller

          Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

          Kanadı kirik kus merhamet ister

          Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

          Mona Roza siyah güller, ak güller.

        • 6

          MUAZZEZ AKKAYA KİMDİR?

          Orta okul mezunu memurlardan Hamid Akkaya ile Fitnat Hanım’ın kızıdır. 1930’da Geyve’de doğdu. Kandilli Lisesi'ni bitirmesinin ardından 1949'da Mülkiye Mektebi'nin yatılı sınavını kazanan ilk kız öğrenci olduğunu ama o dönem kız yatakhanesi olmadığı için okula evden gidip geldiğini anlatan Akkaya, ilk senesinde iki kız olarak başladıkları üniversite yıllarında zorlanmadığını, sonrasında 8 kız öğrenci arkadaşıyla güzel anılar biriktirdiklerini ifade etti. Muazzez (Akkaya) Giray, Mülkiye’yi bitirdikten sonra Hazine avukatlığı yapmış, Maliye Bakanlığı’na çalışırken aynı kurumdan Orhan Giray’la aşk evliliği yaparak evlenmiş ve 3 çocuğu olmuştu. Nisan 1955’te Karayolları Genel Müdirliği, Ağustos 1955’te tekrar Maliye Bakanlığı, Mart 1957’de Devlet Su İşleri Gn. Müdirliği Teşkilatlarında Memurluklara girdi. Bu arada Ankara Hukuk Fakültesi’nde fark sınavı verip sertifika aldığından, Ocak 1960’da Maliye Bakanlığı Hazine Avukat stajyerliğine, sonra Avukatlığına getirildi. Eylül 1964’de Eşi Orhan Giray’ın Tel-Aviv Mali Müşavirliğine nakli üzerine memuriyetten ayrılıp Tel-Aviv’e gitdi. 1967’de yine eşiyle birlikte Yurd’a dönüp avukatlığa başladı. Adına Mona Rossa şiiri yazılan Muazzez Akkaya, 82 yaşında iken bir bankanın reklam filminde de rol almıştı.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa