Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Özel Röportajlar Göksel: Yalnızlığım dert değil lütuf

        Sanat hayatında 20 yılı dolduran Göksel, kariyerini, bayramın kendisi için ne ifade ettiğini ve hakkında merak edilenleri HT MAGAZİN ’e anlattı. Alper Erinç’ten boşandıktan sonra aşka kapılarını kapatan şarkıcı, özel hayatıyla ilgili de konuştu.

        "ZAMANI GELDİĞİNDE GİTMEYİ BİLMEK GEREK"

        ONNO Tunç’la tanıştıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden ayrılarak kendini en iyi ifade edebileceğine inandığı müziğe geçen Göksel, kariyerinin 20’nci yılını yaşıyor. 20 yılda çıkardığı 10 albümle 14 ödül kazanan Göksel için en büyük başarı, yakalamak için peşinden koştuğu mutlak mutluluk. Sanatçı, insanların ellerindekilerle yetinmediği için mutsuz olduğunu, bunun da çatışmalara ve savaşa neden olduğunu dile getirerek mutlak başarının mutlak mutluluğu elde etmek olduğunu söyledi. Göksel, kendisi hakkında yapılan “Güzel ve başarılı. Acaba neden yalnız” yorumuna da “Yalnızlığım dert değil lütuftur” sözleriyle cevap verdi.

        Bayramlarda yeni kıyafetiyle uyuyan çocuklardan mıydınız?

        Her bayram yeni kıyafetlerim olurdu. O kıyafetlerimi de annem dikerdi. Aslında bayram benim için kıyafet dikimiyle başlardı. Önce kıyafetimin modeli belirlenir ardından çarşıya çıkılıp kumaş alınırdı. Evde kıyafetlerin modellerinin belirlenip, kumaşlarının seçilip dikim aşamasına gelmesi bile bayram neşesi gibiydi. Sonra o kıyafetleri bayram günü giydiğimdeki keyfimi bir düşünün.

        Günümüzde bayramları nasıl geçiriyorsunuz?

        Bayramları çalışıyorum. Olur da çalışmazsam büyük çoğunluk gibi tatile gidiyorum. Eğer İstanbul’daysam mutlaka aile büyüklerimi ziyarete giderim. Tabii onlar da tatile gitmemiş olurlarsa.

        ‘İÇİMDE DOĞULU BİR KIZ VAR’

        Örf-âdet, gelenek-göreneklere ne kadar bağlısınız?

        Geleneklerine bağlı bir ailede büyüdüm. İçimde bir yerlerde Doğu kültürüyle yetişmiş o kız çocuğu hâlâ duruyor. Hatta o yönüm müziğimde de hissediliyor. Bu yanımı çok sevdiğimi söylemeliyim. Beni daha renkli hale getirdiğini düşünüyorum.

        İş felsefeniz nedir?

        Halil Cibran bu konuda “İş aşkın görünür halidir” demiş. Ben de hayatı çalışırken daha çok seviyorum.

        Kariyerinizin bu döneminde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

        Güzel bir dönem. Yıllar dinleyiciyle bağlarımı güçlendirdi. Aramızda büyük bir güven ve sevgi olduğunu hissediyorum, görüyorum. O güvenin ve sevginin çok kıymetli olduğunun farkındayım. Dilerim bana beslenen sevgiye layık şarkılar yapıp seslendiriyorumdur.

        Şöhret sizi ne kadar ilgilendiriyor?

        Şarkı söylemeye müziğe duyduğum tutkuyla başladım. Şöhret sonra geldi. Yazdığım, söylediğim şarkıların bazıları benden daha meşhur. Böyle de olması gerekiyor. Böylesi daha sağlıklı.

        "YENİ BİR DÖNEME GİRİYORUZ"

        Neyi başarırsanız mutlak başarıyı elde etmiş olursunuz?

        Mutlak başarı kazandıklarımız ve sahip olduklarımızla ölçülmemeli. Mutlak başarı ne kadar mutlu olduğumuzla ve ne kadar mutlu ettiğimizle ölçülmeli. Ben de herkes gibi zaman zaman mutluyum ve mutlak mutluluğu elde etmenin peşinde koşuyorum.

        Hayatınızın bu döneminde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

        Zor bir yaz geçirdik. Etkilenmemek, endişelenmemek mümkün değildi. Şu an iyi hissediyorum. Üzerimizdeki sıkışmış enerji dağıldı ve yeni bir döneme giriyoruz. Buna inanmak ve hayata güvenmek bana iyi geliyor.

        Sizce insanoğlunun en büyük sorunu nedir?

        Yetinmeyi bilmemek. Nedense insanlar ellerindekilerle yetinmeyi, ellerindekilerle mutlu olmayı bilmiyor. İnsanoğlu kendisi kendisi için değil de başkalarıyla yarış içine girdiği için daha fazlasını istiyor. İhtiyacı olandan daha fazlasını istemesi de kişiyi mutsuz ediyor. İnsanın doğasında yıkıcılık var, canlılar arasında aç olmadığı, muhtaç olmadığı halde öldürebilen tek canlı. Ne yazık ki şiddete eğilimliyiz.

        Hayatın size verdikleri yeterli mi? Ne istediniz de sahip olamadınız?

        Aslında ben kendimi dünyadaki şanslı insanlardan biri olarak görüyorum. Çünkü sevdiğim işi yapıyorum, kendimi ifade edebiliyorum. Hayatla ilgili meselemi işimi yaparken, şarkılarımı yazarken çözüyorum böyle olunca hayatın verdikleri bana yetiyor. Müziğimi yapabildiğim sürece hayat beni tatmin edecektir.

        ‘BÜTÜN İLİŞKİLER ZAMANLA MONOTONLAŞIR’

        Daha önce rutin ve monotonlaşmış bir hayatın yaratıcılığı öldürdüğünü söylemiştiniz. Hâlâ aynı fikirde misiniz? Rutin ve monoton bir hayat sürmemek için neler yapıyorsunuz? Evliliğinizin sona ermesinin nedeni bu olabilir mi?

        Bütün ilişkiler zaman zaman monotonlaşır. Ne var ki bu ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Elbette inişler, çıkışlar olabilir. En kötü ilişki bile bize bir şeyler öğretir, değişmemizi, gelişmemizi sağlar. Sadece zamanı gelmişse gitmeyi bilmek gerek. İki tarafın da hayattan beklentileri farklılaşmışsa anlaşmazlıklar arttıysa ve çözülemiyorsa veda etmeyi bilmeli.

        Harbiye konserinizde “Benim şarkılarım genellikle acıklıdır” demiştiniz. Neden öyle?

        Aslında coşkulu neşeli biriyim. Sadece şarkılarda hayatla ilgili beni zorlayan durumlardan bahsediyorum, hepsi bu.

        Şarkılarınızda yaşadıklarınızın izleri ne ölçüde bulunuyor?

        Bir kısmı kendimle ilgili ama hepsi değil. Şarkılarımdaki hikâyelerin hepsini yaşamasam anlattıklarım iyi bildiğim tanıdık duygular.

        Aşkı uzaktan yaşamayı tercih ederek hayatı ıskalamıyor musunuz?

        Hep uzaktan yaşadığım söylenemez. ‘Uzaktan’ aşkın hallerinden biri.

        Yalnızlık yorucu değil mi?

        Yalnız kalabiliyorum. Yalnızlığı bir dert değil lütuf olarak görüyorum. Çalıştığım, kendime vakit ayırdığım kıymetli zamanlar yalnız kaldığım zamanlardır. İhtiyaç duyduğum için değil yanında olmayı istediğim biriyle hayatımı paylaşmayı tercih ederim.

        "HAYATLARIMIZ SENTETİK OLDU"

        Yalnızlığı hiçbir zaman dert etmediğini söyleyen Göksel, monotonlaşan ilişkiler için “En kötü ilişki bile bize bir şey öğretir. Tarafların hayattan beklentileri farklılaşmışsa, anlaşmazlıklar artmışsa ve çözülemiyorsa veda etmeyi bilmek gerek” dedi.

        Müzik sektörünün krizde olduğu söyleniyor. Bu krizden ne kadar etkileniyorsunuz?

        Müzik sektörü yaklaşık 10 yıldır bir değişim sürecinden geçiyor. Müziğe dijital platformlardan ulaşıyoruz artık. Bu bir geçiş dönemi. Zaman içinde her şeyin yerli yerine oturacağını ve insanların müziği başka şekilde dinlemeye alışacaklarını düşünüyorum. Bir yandan da, son dönemde yaşadığımız üzücü olaylar nedeniyle çok sayıda konser iptal edildi. Yalnızca müzisyenler için değil, müzik sektöründe çalışan herkes için zor bir dönem.

        Günümüzün ilişkileri ve teknoloji, şarkıların kalitesini nasıl etkiliyor?

        Duygu az ve her şey daha sentetik. Şarkılar da hayatımız gibi daha sentetik bir hale geldi. İçimize işlemeyen şarkılar var.

        ‘Fazla konfor yaratıcılığı öldürür’

        Günümüzde ünlülerin ticaret yaptığını görüyoruz. Siz neden ticaret yapmıyorsunuz?

        Ticaretle uğraşmayı hiç düşünmedim. Fazla konforun sanatçının yaratıcılığını öldürdüğüne inanıyorum.

        Gelecek korkusu yaşamıyor musunuz?

        Yarın için endişelenmenin bir şeye yaramadığını yeni öğrendim. Yazabildiğim ve sahneye çıkabildiğim sürece gelecek korkusu yaşamam.

        "AYAĞIM YERDEN HİÇ KESİLMEDİ"

        Sanatçıların egolarının yüksek olduğu söylenir ve bunun zaruri olduğu düşünülür. Öyle midir?

        Sahneye çıkan herkes gibi ben de bir parça ego sahibiyim. Bize çocukluğumuzda mütevazı olmak öğretildi. Belki de bu yüzden, hiçbir zaman ayağım yerden kesilmedi. Hepimiz biliyoruz, yüksek ego zehirlidir. Faydadan çok zarar verir. Egonun seviyesini iyi belirlemek gerekir.

        En büyük hayal kırıklığınız nedir?

        Bazen hayal kırıklıklarımız, acılarımız bizi daha iyiye daha güzele götürür. Hatta iyileştirir. Zamanla başarıyı da başarısızlığı da fazla büyütmemeyi öğrendim.

        Mehmet ÇALIŞKAN / HABERTURK MAGAZİN

        BURÇLAR

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa