Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem İnanç İstanbul Cuma namazı saati kaçta? 21 Aralık Diyanet İstanbul Cuma namazı saat kaçta?

        İstanbul Cuma namazı saati, İstanbul il genelinde Cuma namazını eda etmek isteyen vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından İstanbul Cuma namazı saati ve 5 günlük namaz vakitleri tespit edildi. Peki; 21 Aralık İstanbul Cuma namazı saati kaçta? İşte, İstanbul Cuma namazı saati...

        İSTANBUL CUMA NAMAZI SAATİ - 21 ARALIK

        İstanbul Cuma namazı saati öncesi il genelindeki cami ve mescitlerde hazırlıklar tamamlandı. Öğle vaktinde kılınan Cuma namazını İstanbul'da eda etmek isteyen vatandaşlar tarafından İstanbul Cuma namazı saati araştırılıyor. Peki; 21 Aralık İstanbul Cuma namazı saat kaçta? İşte, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ilan edilen İstanbul Cuma namazı saati ve namaz vakitleri...

        İstanbul Cuma namazı saati: 13.08

        Miladi Tarih İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
        21 Aralık 2018 Cuma 06:46 08:18 13:08 15:25 17:46 19:12
        22 Aralık 2018 Cumartesi 06:47 08:19 13:08 15:26 17:46 19:13
        23 Aralık 2018 Pazar 06:47 08:19 13:09 15:26 17:47 19:13
        24 Aralık 2018 Pazartesi 06:47 08:20 13:09 15:27 17:47 19:14
        25 Aralık 2018 Salı 06:48 08:20 13:10 15:27 17:48 19:14
        26 Aralık 2018 Çarşamba 06:48 08:21 13:10 15:28 17:48 19:15
        27 Aralık 2018 Perşembe 06:49 08:21 13:11 15:28 17:49 19:16

        21 ARALIK CUMA HUTBESİ: VARLIĞIN İLAHİ MAYASI MERHAMET

        Muhterem Müslümanlar!

        Sevgili Peygamberimizin kızı Hz. Zeynep’in çocuğu ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Hz. Zeynep, Resûl-i Ekrem’e ‘Oğlum ölmek üzere, bize kadar gelir misin?’ diye haber gönderdi. Resûlullah bir grup sahabiyle birlikte kızının evine gitti. Kucağına aldığı torununun can çekişmekte olduğunu gören rahmet Peygamberinin gözlerinden yaş akmaya başladı. Orada bulunan sahâbilerden biri, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Bu gözyaşı nedir?’ diye sordu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem’in mübarek dudaklarından şu sözler dökülüverdi: “Bu gözyaşı, Allah’ın dilediği kullarının kalplerine yerleştirdiği bir rahmettir. Allah kullarından sadece merhametli olanlara rahmet eder.”

        Kıymetli Müminler!

        Merhamet, kalp inceliği ve gönül yumuşaklığıdır. Yaratılan her canlıya karşı duyarlı olmaktır. Evlât sevgisi, ana babaya saygı, yaşlılara, yoksullara, hastalara, yetimlere, kimsesizlere yardım etme, hatta bitki ve hayvanlara karşı şefkatli olma gibi erdemlerin hepsi merhamet duygusunun bir tezahürüdür. Allah Teâlâ’nın Rahman isminin tecellisi olan merhamet, varlığın ilahi mayasıdır. Maddi ve manevi hastalıkların en etkili ilacı, yürekleri işgal eden türlü sıkıntıların çaresi merhamette saklıdır.

        Değerli Müslümanlar!

        Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), cahiliye toplumunu merhametle tanıştıran, merhameti hayatın her alanında yaşanılır kılan en muhteşem örnektir. O, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.[2] Allah’ın rahmetiyle etrafındakilere daima yumuşak davranmıştır.[3] Güzel sözlerle onların gönlünü almıştır. Kimseyi incitmemiştir. Cezalandırırken bile insafı ve adaleti elden bırakmayarak asla zulmetmemiştir. Müminlerin de birbirlerine sevgi, şefkat ve merhametle muamele etmelerini tavsiye etmiştir.

        Kıymetli Müminler!

        Bugün insanlık, şefkat ve merhamete, vicdan ve hakkaniyete her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Dünyanın bambaşka köşelerinde sayısız masum insan merhametsizliğin kıskacında kıvranmakta, zulüm ve şiddete maruz kalmaktadır. Bu vicdansızlık ve insafsızlıktan sadece insanlar değil, diğer bütün canlılar ve geleceğimiz de zarar görmektedir. Hâlbuki Allah Resûlü (s.a.s), bütün varlıklara merhametle davranmayı emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Merhamet edene Rahman olan Allah da merhamet eder. Siz yerdeki bütün mahlûkata merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.”[4]

        Muhterem Müslümanlar!

        Merhamet, anne babamızı yalnızlığa terk etmemek, onlara şefkat kanatlarımızı germektir. Eşimize karşı anlayışlı ve güler yüzlü olmak, gönül alıcı bir çift söz söylemektir. Çocuklarımıza karşı affedici, hoşgörülü ve adil davranmaktır.

        Merhamet, bir yetimin, bir öksüzün başını şefkatle okşamaktır. Yolda kalmışa, dara düşene yardımcı olmaktır. Aç ve açıkta olan bir yoksulla lokmamızı paylaşmaktır.

        Merhamet, kâinattaki dengeyi bozmamaktır. Kıyametin kopacağı bilinse dahi bir fidanı toprakla buluşturmaktır. Şu kış gününde aç ve susuz kalan hayvanlara bir kap yiyecek, bir tas su vermektir. Nihayetinde merhamet, bütün canlılar için dünyayı güvenilir bir yer kılmaktır.

        Aziz Müminler!

        Allah’ın yarattığı her bir varlığı, O’nun bir emaneti, kâinat ailesinin kıymetli bir ferdi olarak görelim. Merhametsizliği şefkat ve rahmete çevirelim. Asrın vicdanına merhameti yeniden aşılayalım.

        Hutbemi başta okuduğum ayet-i kerimelerin mealiyle bitiriyorum: “O sarp yol nedir, bilir misin? Köle azât etmektir. Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç ve açıkta kalan bir yoksulu doyurmaktır. Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti öğütleyenlerden olmaktır.”

        Haberi Hazırlayan: Fatih Berktaş
        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa