Ben niye normalleşemiyorum?..
Bekir Coşkun yazdı..
BAŞBAKAN grup toplantısında, apandisinin yerini yanlış gösterir gibi, beş parmağını göğüs hizasına bastırıp sordu:
“Biz ne yapıyoruz şimdi?..”
“........?"
“Normalleşiyoruz...”
Düşünüyorum da ben ne zaman normalleşeceğim?..
Diyelim ki Başbakan, sevmediği köşe yazarları için patronlara “Kovun onları” dediğinde, normalde üzülmem gerekirken niye sevindim...
Nitekim iki gün sonra “Sözlerim yanlış anlaşıldı“ diyerek düzeltmeye kalktığında, aslında onu kesinlikle doğru anladığımızı şu sözlerle pekiştirmiş oldu:
“Şimdi bir dükkân açıyorsun...”
Bunu patronlara söylüyor, yani bizim gazeteler; dükkân...
Patron; dükkâncı...
“...Tezgâhtar alıyorsun...”
Tezgâhtar; yani yazar...
Devam ediyor normalleşmekte olan memleketin Başbakan’ı: “Seni batıracak tezgâhtarı orada tutar mısın?..
O kadroyu sen oluşturuyorsun... Dükkân senin dükkânın... Bizden isim istemeyin lütfen... Dediğimiz bu...”
Normal...
Çünkü eğer Başbakan Tayyip Erdoğan, gazeteyi dükkân, patronu dükkâncı, yazarı tezgâhtar gibi görüp de...
Tezgâhtardan yakınıp patrona, “Tezgâhtar senin dükkânı batıracak” anlamında lafları, “söylediğinin düzeltilmiş hali” olarak söylüyorsa...
Varın “normalleşmeyi” siz hesaplayın...
Peki; Abdurrahman Dilipak, Gülay Göktürk, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Cengiz Çandar, Nuray Mert gibi daha birçok “normal yazarlar” buna tepki gösterip protesto bildirisi imzaladıklarına göre...
Ben niye hallerine keyiflenip mutlandım da, koridorda yürürken kendi kendime gülüyorum?..
O zaman ben ne zaman normalleşeceğim?..
Bekir Coşkun / GAZETE HABERTÜRK