Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi Para "Bayanlar o kadar başarılı ki koltukları onlara bırakacağız" - Para Haberleri

        Vakıfbank'ın yeni genel müdürü açıklandığında bütün finans kamuoyu ve gazeteciler için sürpriz olmuştu. Çünkü İş Bankası'nın Balmumcu Şube Müdürü Süleyman Kalkan genel müdür olarak atanmıştı. Ancak onun geçmişi ve sakin kişiliğinin altında yatan başarma azmi bunun bir rastlantı olmadığını ortaya koyuyor. Bankacılığın gerektirdiği tedbirin yanı sıra Kalkan 'Korkak bezirgan ne kar eder ne zarar' sözü onun için çok anlamlı. İşte bu risk alma iştahıyla önce İş Bankası'nda Sorunlu Krediler Müdürü'yken kendi deyimiyle iz bıraktı. Ardından şube müdürü olarak atandığı Levent ve Balmumcu şubelerinde kredilerde bir numara olmasıyla. Kalkan'ın yine kendi deyimiyle 'tesadüfen' girdiği bankacılık dünyasının önemli kaptanlarından birisi haline gelmesinde bir gün yardımcısının gazetede bir 'toplu SMS gönderilir' ilanını önemli bir yer tutuyor. O ilanı kullanarak ile bir ayda şimdiye kadar görülmemiş düzeyde binlerce kişiye kredi vererek tırmandığı birincilik koltuğunu daha sonra da ısrarla koruması yolunu açan önemli bir adım olmuş. Kızılırmak kenarında Neşet Ertaş dinleyerek geçen çocukluk döneminin ardından geçen hayat hikayesini ve Vakıfbank'ı Süleyman Kalkan'dan şöyle dinledik:

        DİPLOMAT OLMAK İSTİYORDUM

        -Sizin şube müdürlüğünden genel müdürlüğe uzanan bir öykünüz var. Bankacılığa nasıl başladınız, geçirdiğiniz evreler neler oldu ve nasıl oldu da genel müdürlüğe ulaştınız?

        İşin doğrusu bankacılığı seçmem aslında bir tesadüf oldu. Ben Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan beri de hep diplomat, büyükelçi olmayı hayal ediyordum. Amcam İngilizce öğretmeniydi, ondan gelen bir yabancı dil tutkusu vardı. Yabancı ülkelere gitmek ve dış dünyayı tanımak hayali vardı hep. Okul bittikten sonra İş Bankası'nın sınavları vardı. Bir arkadaşım 'sınava girelim' dedi, ben de 'ne işimiz var?' dedim. Ancak sınava girip kazandım. Bankanın da yurtdışı şubeleri var nasıl olsa, kazanırsam oraya giderim diye düşünmüştüm.

        -Siz bu gidişle yurtdışında bir banka alacaksınız galiba...

        Çok şükür bizim zaten Avusturya'da bir bankamız var. Üçü Avusturya'da ikisi Almanya'da 5 şubemiz var. Gidip geliyorum. Sonunda yurtdışındaki bir bankanın yönetim kurulu başkanı da oldum böylece.

        2001 KRİZİNİ FIRSATA ÇEVİRENLERDEN

        -Bankacılığa başladığınızda nelerle karşılaştınız? Beklentilerinizi karşıladı mı?

        İş Bankası Teftiş Kurulu'nda işe başladım ve ben bu işi sevdim. Neredeyse 10 yıl orada çalıştım. Anadolu'yu geçme imkanım oldu. Normalde paran olsa bile gidemeyeceğim yerleri görme imkanım oldu. Müthiş anılar ve hatıralarım oldu. O tarihte ben evliydim. Kızım da vardı, yaz dönemine denk geldiğinde ailece gidiyorduk oralara. Teftiş de kendi içinde düzenli ve disiplinli birimler. Çok köklü gelenekleri olan bir birim. İş Bankası'nda müfettiş olduktan belli bir süre sonra Teftiş Kurulu Başkanlığı'na alındım. Buradaki bir takım projeleri hayata geçirdim. Yeni teftiş sisteminin hazırlanması çalışmalarında bulundum. Daha sonra 1993 yılında bireysel krediler birimine geçtim. O yıllarda 1994 krizi öncesi Türkiye'de inanılmaz bir bireysel kredi patlaması oldu. Türkiye'de herşey çok yeniydi. Biz de yeni yeni uygulamaları hayata geçirdik. Benim çok severek yaptığım bir iş oldu. Ticari kredilerden sonra hayatımda dönüm noktası olan sorunlu krediler bölüm müdürlüğüne getirildim. Bankacılıkta en zorlu işlerden birisi zaten bir de Uzakdoğu, Asya krizleri ardı ardına gelmeye başladı. 2001 Şubat'ında en derin krize yakalandık. Sistem hazırlıksızdı. Büyük bir darbe oldu. Özellikle İş Bankası gibi reel kesime kredi veren bankalar daha fazla etkilendi. Sıkıntılı bir süreçti ama benim bankada iz bıraktığımı dönem oldu aynı zamanda. Beni bankada da sorunlu krediler müdürü olarak tanırlar zaten.

        -Türkiye'nin yaşadığı en büyük krizde neler yaptınız ki başarılı olabildiniz?

        Bankalar Birliği'nde Londra Yaklaşımı'ndan esinlenerek İstanbul Yaklaşımı projesini hazırladık. Sonra bunun uygulanmasında da aktif olarak yer aldım. Bankaların birbirlerine güven oluşturmalarının zeminini de oluşturduk. Süreç o kadar yoğundu ki zamanın nasıl geçtiğini de anlayamadım aslında. Ortak çözüm yoluyla bir çok sorunu sona erdirdik. Daha sonra bankanın en büyük şubelerinden Levent şubesine atandım. Orada da üç yıl çok zevkli geçti. Çünkü daha önce hep sorunlu kredilerle uğraşırken orada işin pozitif tarafını tanıdım. Son olarak da Balmumcu şubesine atandım.

        ŞOFÖRLER BİLE ÇALIŞTI

        -Şubede farklı neler yaptınız? Bankacılığın en zevkli kısmı şube müdürlüğü müydü?

        SMS ile kredi uygulamalarına ilk olarak biz başladık. Sonra banka onu genelleştirdi. Levent Şubesi'nde bayram öncesiydi, nasıl kredi satacağımızı düşünürken müşteri listesinden e-mail atmaya başladık. İnanılmaz geri dönüşler almaya başladık. Ama bir yandan da internette sahtekarlıklar da olduğu için çekiniyorduk. Bir gün yardımcım bana toplu olarak SMS gönderimiyle ilgili bir gazete ilanı getirdi. Mesajları attık. Heyecanla bekliyorduk. 2 bin talep geldi. Bunun altından kalkmak için bir takım formüller üretmeye çalıştık. Balmumcu şubesine gittiğimde de aynı uygulamayı gerçekleştirdik ve Türkiye ikincisi olduk. Bir sonraki bayramda birinci olmak için şube çalışanlarıyla anlaştık ve çalışmaya başladık. Tüm şube doluydu, insanlar ayakta bekliyordu. Çalışanlar olağanüstü bir çalışma yaptılar. Herkes çalışmaya katıldı. Şoförler ve güvenlikçiler bile çalışmaya katıldı. Bazı müşterilerimiz SMS'le krediye inanmamış denemek için bize geri SMS atmış. Biz arayıp kredisinin çıktığını söylediğimizde 'ben onu denemek için attım' diyordu. Ondan sonra bir art arda birinciliğimizi devam ettirdik.

        -Sonra Vakıfbank Genel Müdürü oldunuz!

        Ben İş Bankası'nda pek çok değişim projelerinin içinde yer aldım. Pek çok iştirak ve bölümde yer aldım. Benim Vakıfbank'a gelişim ise tamamiyle benim dışımda gelişti. Birileri tavsiyede bulunmuşlar, benim bir isteğim yoktu.

        İş Bankası ile Vakıfbank'ın genleri aynı

        -Vakıfbank ile İş Bankası'nın genleri farklı mı?

        Özellikle personel yapısı çok benzer. Her iki kurumda çalışanlar bankalarını çok seviyorlar. Bu biraz bankaların sandık yapılarıyla ilgili. Hayatlarının sonuna kadar kurumla olan bağları devam ettiği için aidiyet duygusu çok yüksek. Kurum imkanlarıyla çalışanı kendine bağlar. Hem İş Bankası'nda hem burada durum farklı değil. Bu yüzden kendimi 40 yıllık Vakıfbanklı gibi hissediyorum.

        -Vakıfbank logosundan başlamak üzere bir değişim hareketine başlamıştı. Bu süreç devam edecek mi?

        Vakıfbank içinde kamu sermayesi bulunmasına rağmen özel bir banka gibi. Ben buraya 'kamunun en özeli' diyorum. Vakıfbank müşterileri değişimi farkediyor. Yeni süreçte iş yapış biçimi de dahil bir çok şey değişecek. Bundan hem müşteriler hem çalışanlar kazanacak. Vakıfbank daha fazla pazarın içinde olacak. Şube sayımızı da artıracağız. Yıl sonuna kadar 100'e yakın şube açmış olacağız.

        Korkak bezirgan bankacı olamaz

        -Gençler bankacı olsun mu? İyi bankacı olmak için nasıl bir kişilik gerekli?

        Tabii ki gençlere bankacılığı tavsiye ederim. İstanbul Finans Merkezi diyoruz şimdi. Finans dünyası burada yoğunlaştığında pek çok insana iş imkanı doğacak. Bankacılık risk alma işidir. Eğer cesaretin varsa, risk alacaksan bankacı olabilirsin. Elini taşın altına niyetin varsa bankacı olabilirsin. Eğer risk almayacaksan girmeyeceksin bu işe. Bankacı özünde tedbirli bir adamdır. Uçuk adam değildir. Ama risk almadan da hiç bir iş yapamazsınız. Kurallar içinde o riski alacaksınız. Korkak bezirgan ne kar eder ne zarar.

        Koltukları bayanlara bırakacağız

        -Bankacılıkta yönetim kadrolarında kadın ve erkek ağırlığı nasıl?

        Bankacılık giderek bayanların ağırlıklı olduğu bir alan haline geliyor. Vakıfbank'ta bu oran yüzde 50'ye kadar çıktı. Bu giderek de artıyor. Bir süre sonra koltukları onlara teslim edeceğiz herhalde. Çok da başarılılar. Teknoloji de buna yardım ediyor. Eskiden gece yarılarına kadar kalınırdı. Çocuklar ve aile perişan olurdu. Şimdi o dönemler geçildi. Vakıfbank'ta bir farklılık var, bayanlar burada çok önceleri müfettiş olarak kabul edilmeye başlanmış. Şu anda da pek çok yönetici müfettiş ve bayanlar da ağırlıklı.

        -Boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz?

        Bahçem var onunla ilgileniyorum. Evimde küçük bir bahçe. İyi bir kitap okuyucusuyum ama 5 aydır buna vakit bulamıyorum. Izdırabım şimdi bu. Spor olarak da severek yaptığım şey yüzme. Kırşehirliyim, çocukluğumda Kızılırmak kenarında kendimi suyun içinde buldum desem yeridir. Müzik de önemli bir şey hayatımda. Halk müziği, sanat müziği ve klasik batı müziği dinliyorum. Çocukluğumda hep Neşet Ertaş şarkılarıyla büyüdüm. Ben de bağlama çalabiliyorum. Bir de İstanbul'u çok seviyorum. Önemli sevdalarımdan birisi.

        Rahim AK/ HT Ekonomi

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa