Toyota Hilux 8’inci jenerasyonda meydan okumuş
Pazartesi günü gazetelerin ekonomi sayfalarında yeni Toyota Hilux'la ilgili yazıları okuyunca "Bu hafta bunu denemek lazım" dedim kendi kendime. Bilmem bilir misiniz ama Toyota Hilux gerçekten efsanevi bir araçtır.
FATİH ALTAYLI / GAZETE HABERTÜRK
Otomobil otoriteleri kabul eder mi, etmez mi bilmem ama bana göre SUT, yani “Sport Utility Truck” diye bir sınıfın ortaya çıkmasının nedeni Toyota Hilux’tur.
Toyota Hilux’un tarihi aslında oldukça eskiye, 1968’e kadar uzanır.
Toyota, Hilux’u 1968 yılında sıradan hatta dandik bir kamyonet olarak üretmeye başladı. Daha doğrusu ürettirmeye başladı. Çünkü ilk Hilux’lar Toyota için Hino fabrikalarında üretiliyordu. 4 yıllık üretim sonucu elde edilen başarı Toyota’yı heyecanlandırınca 1973 yılında 2’nci jenerasyonunu ürettiler. Bu da muazzam bir kamyonet değildi ama özellikle geri kalmış ülkelerde çok popüler hale geldi. Çünkü sağlamdı, yürütmesi kolaydı, basit ve sorunsuzdu. Toyota, 4 yıl sonra Hilux’un 3’üncü jenerasyonunu yaptı ama bu kez iddialı bir modeldi ortaya çıkan. Ve ilk kez 4x4 özelliğine sahip seçenek de sunulmuştu.
Bu model de çok başarılı oldu ama Hilux’u “modern” dünyanın gözdesi yapan 4’üncü jenerasyonu oldu.
Amerikan otomotiv endüstrisinin kalite ve dizayn olarak dibe vurduğu 1980’lerin ilk yarısında Hilux, ABD pazarında fırtına gibi esti.
Sportif dizaynı, üzerinde oynamaya ve geliştirmeye uygun karoseri, aksesuvarlarla güzelleştirilebilen dış görünüşüyle özellikle gençlerin en aradığı “truck”, yani “kamyonet” oldu.
Ucuzdu, ekonomikti, kaliteliydi. Bir anda Amerikan truck pazarının lideri haline geldi. Toyota yepyeni bir segment yaratmıştı. Doğa sporu tutkunları sörfçüler, dağcılar, avcılar hatta kentte turlayan gençler, Hilux’tan vazgeçemez olmuşlardı. Surf, 4 Runner gibi özel modellerde Hilux serisinde seçenek olarak sunuldular. Öyle ki, rakipler de benzer kamyonetler üreterek pazara dahil olmaya çalıştılar. Mitsubishi, Nissan, Ford hepsi Hilux benzeri kamyonetler üretmeye, bunların aksesuvarlarını satmaya başladılar.
Ancak Toyota, 6. jenerasyon Hilux’ta bir miktar çuvalladı.Amerika’nın en çok satan kamyonetinin tahtı sallanıyordu. Bu arada Avrupa’da Volkswagen, Amarok’la yarışa çok iddialı birbiçimde katıldı. Ancak Hilux, 7. jenerasyonda kendini yeniden toparladı ve zirvedeki yerini korudu. Ve yeni rakipler de dahil olmak üzere tahtını sallayan herkese meydan okumak için 2015 yılının ilk yarısında 8. jenerasyonu, yani bu sayfada gördüğünüz bu kamyoneti piyasaya verdi.
TAVAN YÜKSEKLİĞİ BAŞARILI, SARSINTISI AZ
Dış görünüş neredeyse kusursuza yakın. Yerden oldukça yüksek, ciddi bir arazi otomobili havasında. Oldukça agresif. “Bu kamyonette elinde olsa neyi değiştirirdin?” diye sorsalar, “Sadece arka lambaları biraz daha modernize ederdim” diyebilirim. Bunun dışında eksiksiz.
Hilux’un içi ise kaliteli bir binek otomobilinden farksız, hatta daha güzel. Hem ses hem de otomobilin donanımlarını kontrol edebilen ortadaki geniş dokunmatik led ekran çok işlevsel. İç mekânda kullanılan plastik-metal karışımı aksesuvarlar çok yüksek kaliteli. Gözü rahatsız eden hiçbir şey yok. Koltuklar rahat. Tavanın yüksekliği büyük bir ferahlık hissi veriyor.
Bayağı kaliteli bir arazi aracının içi gibi Hilux’un içi. Tabii bunlardan daha önemlisi, otomobilin altında ve içinde gizli olan özellikler. 2.8 litrelik dizel motor, 177 beygir gücünde.
Yani Jeep Wrangler ile hemen hemen aynı güçte ama Jeep’inkine oranla çok daha iyi bir motor. İç mekâna çok az gürültü veren motorun torku bayağı iyi. Süspansiyon ne aşırı sert, ne aşırı yumuşak. Toyota Land Cruiser’ın biraz daha serti. Bana Nissan Patrol’un süspansiyonunu hatırlattı. Arazi sürüşünde böbrek taşlarınızı düşürmenize neden olmayacak kadar iyi. Doğrusunu söylemek gerekirse 8. jenerasyon Hilux’tan önce bu tarz bir kamyonet alacak olsam, gönlüm Volkswagen’in Amarok’undan yanaydı. Volkswagen’in sahtekârlığına kızdığım için ikinci seçenek olarak Ford’un yeni Ranger’ı da gözüme çok hoş geliyordu. Ama Hilux bu modelle benim gönlümü yeniden kazandı.
Hilux’la araziye çıkarken yanımda oturan bir arkadaşım, “Oğlum sen hakikaten manyaksın. Toyota’yı bu kadar sevip bu kadar methediyorsun. Git o zaman bir Toyota al” dedi. Benim ona yanıtım ise manyaklığımın düzeyini gösterecek nitelikteydi: “Almıyorum, çünkü bunlar insanı sinir edecek kadar sağlam. Ne bozuluyor, ne eskiyor, ne arıza yapıyor. Bu kadar sağlam otomobilden sıkılıyorum ben.”
Aracın süspansiyonu ne aşırı sert ne de yumuşak. Konforu başarılı. Bu sayede arazide sarsıntı pek az hissediliyor.