Çirkince değil, Şirince
Birkaç haftadır Ege'de turluyorum. Ege, denizi, taşı toprağı, ağacı kısacası her şeyiyle dünyada en sevdiğim yer. Sürekli uzattığım rotada iki kez Şirince, Selçuk, Kuşadası ve Efes'e uğradım. İşte üç haftalık turun sona kalan notları...
ABONE OLEski çağlarda dağlara vuran kırk kişiye atfen Kırkınca adını aldığı rivayet edilen, Rumca telaffuz edilip Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi garip değişimlere uğrayan kasabanın adı Cumhuriyet’in ilk yıllarında dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik’in talimatıyla Şirince adını almış.
Şirince, Maya takvimine göre 21 Aralık 2012’de kopacağı iddia edilen kıyamette güvenli bölge oluşuyla gündeme gelmiş, 21 Aralık günü 150 polis ve jandarma biriminin yanı sıra 270 basın mensubu Şirince’ye gitmişti. Geçtiğimiz haftalarda ilk kez gittiğim bu kasaba-mahalle özellikle yerli turistlerin akınına uğruyor. Özellikle hafta sonları minik sokakları ve çarşısında adım atacak yer yok. Birbirinin manzarasını örtmemesiyle dikkat çeken Şirince’nin eski Rum evlerinin birçoğu otel, pansiyon olarak kullanılıyor. Yine özellikle 19. yüzyılda Rumların döneminde incir üretimiyle ünlüymüş Şirince. Bugün incir, üzüm, zeytin ve tabii ki şaraplarıyla ünlü... Şirince’nin çarşısında neredeyse adım başı şarap tadımı yaptıran mekânlar var. Gün boyu süren hareketlilik akşam üzeri yavaşlıyor. Saat akşam dokuzdan itibarense sessizliğe bürünüyor. Şirince’de kalmak için pek çok alternatif var. Köyün dışında en tepedeki Nişanyan Oteli diğerlerinden bağımsız gibi duruyor ve aynı zamanda en iyi manzaralardan birine sahip.