Galatasaray’da şimdi herkes “Ne olacak bizim halimiz?” diye kara kara düşünüyor. Bence düşünmeli de... Özellikle Galatasaray’ın genel kurulu. Seslerini çıkarmaya hakları yok. Tabii tehlikenin farkında olanları, sürekli krizi uyaranları, duyarlı Galatasaraylılar’ı bunun dışında tutuyorum. Benim sözümün gittiği yerler belli. Hemen örnek veriyorum. Adnan Polat’ın zorla düşürüldüğü o kongrede bir konuşma hatırlıyorum. Sayın Mehmet Karlı. Daha sonra kendisini çok yakından takip ettim. Pırıl pırıl bir beyin. Gelecekte bu ülkenin önemli isimlerinden birisi olacağından hiç şüphem yok. Ama o kongrede kişilik değiştirmiş bir durumdaydı. Polat yönetimini Emile Zola’dan söz ederek “İtham ediyorum” diye üç kere üst üste bağırarak ibra etmeyeceğini söylemesi hala konuşulur. Şimdi ben kendisine ve diğer arkadaşlarına ve Karlı’yı ayakta alkışlayan tüm Galatasaray genel kuruluna soruyorum. Madem bu kadar hassastınız, son mali kongrede Ünal Aysal ağabeyinizin Galatasaray’ı bugünkü felakete götüren o bütçesini nasıl ibra ettiniz? O yıllar boyunca yapılan onca hatalara, çılgın harcamalara ‘gık’ çıkarmadınız. Hadi onu bırakın, ibra ederken hiç mi yüreğiniz sızlamadı? Göz göre göre eliniz nasıl havaya kalktı? Yarın sizden daha gençler yine Emile Zola’dan yola çıkıp işaret parmaklarını gözünüze sokarak “Sizleri itham ediyorum” derse ne yanıt vereceksiniz? O yüzden ben de bir gazeteci olarak, nezih ve herkesin gözü gibi baktığı ülkemizin en önemli kulüplerinden birini bu hale getirdiğiniz ve buna izin verdiğiniz için sizleri itham ediyorum. Ve özellikle sayın Duygun Yarsuvat, kongreye kadar Aysal’ın bütçesini ayıracağını söylüyordu. Çünkü sıkıntıyı görmüştü. Peki neden son günde birden bütçeler birleştirildi? Artık bunun da yanıtının verilme zamanı geldi. Bu ilişkiler yumağı Galatasaray Kulübü’nün geleceğinden, isminden, ruhundan daha mı önemli?
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ