Artık marketten içki ve sigara siparişi vermek yasak!
Rahşan Gülşan yazdı...
EVDE her zamanki geleneksel misafir öncesi yaşanan tatlı telaş.
Alelacele salona atılan son rötuşlar.
Bir yandan aynı telaşla hazırlanan marketten sipariş listesi.
Gelen dostlar alkol ve sigara seviyor.
Telefonu elime alıp kısa günde 40 kere sipariş verdiğim marketimi arıyorum.
Ülkenin birçok yerinde mağazaları olan bir zincir market sistemi.
Çalışanları sanki market kendilerine aitmişçesine dost canlısı.
Her zaman yaptığım gibi çabuk çabuk sayıyorum listeyi.
İçki ve sigaraları da sayıyorum.
Sipariş alan görevli süklüm püklüm bundan böyle içki ve sigara siparişlerini getiremeyeceklerini söylüyor.
ZABITA BASKISIYLA
Hafif bozuluyorum. Kendi aldıkları bir karar zannediyorum.
Ama öyle değil.
Zabıtadan baskı varmış.
Bundan böyle diğer siparişlerimizi gönderebileceklermiş ama içki ve sigara siparişlerimizi göndermeleri "Yassah hemşerim"miş!
Sigara ve içki tüketen biri olmayışıma karşın günlük hayatımıza doğrudan müdahale anlamına gelen bir yasak konulunca çok öfkeleniyorum.
Canım şu anda üst üste içki siparişi vermek istiyor.
Sonra bunun nedenlerini araştırdım.
Hali hazırda yeni bir düzenleme yapılmış değil içki yönetmeliğinde. 2011'de yapılan ve o dönem çok tartıştığımız yönetmelik düzenlemesine istinaden yapılıyormuş bu yasak uygulaması.
ÖZEL HAYATA MÜDAHALE
İnternette o düzenleme çıktığı gün uzmanların yaptığı yorumlar mevcut.
Soru cevap şeklinde olan bir haberde TAPDK Başkanı Mehmet Küçük'ün açıklamaları var. "Artık evlere marketlerden tekel ürünleri siparişi verilemeyecek mi?" sorusuna, "Düzenlemede böyle yorumlanabilecek bir madde yok" cevabı vermiş o günlerde. Şimdi bu karar nereden peydahlandı bilmiyorum, ama bunun adı "İçkinin tamamen yasaklanmasına bir adım kaldı" konabilir gibi görünüyor. Neresinden bakarsanız bakın, özel hayata müdahaledir bu.
Bizim KGS 5 liralarının üstüne yatıldı
NEDEN gerekti, hayatımızda neyi kolaylaştıracak sorularının cevapları hâlâ havada. KGS'den pratik olarak hiçbir farkı olmayan ve durup dururken devletin kasasından binlerce liranın havaya savrulmasına vesile olan HGS isimli yeni otoyol ve köprü para ödeme sisteminden bahsediyorum. Hiç kimsenin, bu sistemin hayatımızda neyi değiştireceğine dair bir fikri yok. Basından bunun üzerine giden pek kimse de olmadı. Sonuçta çok da eski olmayan ve kendini yeni amorti etmiş KGS sistemleri söküldü ve yerine HGS sistemleri takıldı.
EZİYETE DEVAM
Bu geçiş döneminde de biz İstanbullulara büyük trafik eziyeti yaşatıldı. Gelecek haftadan itibaren KGS artık olmayacak. Hatırlarsanız o günlerde KGS'yi kullanabilmek için yüklenmesi gereken alt limit çok yüksek tutulmuştu. Israrlı yazılarımızla bu miktarlar düşürülmüş, ama durup dururken hem de daha önce KGS'ye geçmek için ödediğimiz 5 lira kart paraları HGS'ye geçmek için de konulunca gösterdiğimiz itirazlar bir işe yaramamıştı. Sonra bankalar girdi devreye ve bu kartları ücretsiz dağıtmaya başladılar. Ne ilginç ki bankada bedava olan bu kartlar PTT'de 5 liraya satılmaya devam ediyormuş. Yani durup dururken sistem değiştirmeye karar veren devlet, bu değişikliğin faturasını bizlerden ikinci kez kart parası alarak yine bize çıkarmaya çalışıyor.
FORMALİTE DE CABASI!
İşin tuhafı eskiden KGS kartlarını hiçbir form doldurmadan kolayca birçok farklı kanaldan satın alabilirdik. Ama şimdi bir sürü formalite var ki zaten kaçak geçiş yaparsanız otomobilinizin plakasının okunabildiği fotoğraf gibi kaçamayacağınız bir delil oluyor devletin elinde. Sanırım bu işlerin başında oturan birileri gün boyu "Hayatlarını nasıl daha zorlaştırırız" ve "Aynı hizmete nasıl daha fazla para ödetiriz" diye düşünüp duruyor. Bunun başka bir açıklaması yok çünkü.
Spor programları magazin programlarından beter
HATIRLARSANIZ eskiden tüm ulusal kanallarda magazin programı furyası vardı. Reyting yarışı öylesine kızışmıştı ki ünlü insanların da insan olduğu unutulmuştu. Kanallarda öz denetim mekanizması sağlıklı çalışmayınca RTÜK operasyon yapmış ve önce bu programlar geç saatlere atılmış ve o saatlerde eski başarıyı gösteremeyince de yayından kaldırılmıştı. Şimdi benzer bir çılgınlık spor programı adı altında yapılan pespaye spor-magazin programlarında yaşanıyor. Programda tartışılan isimlerin ne şerefi ne haysiyeti kalıyor.
KAYIKÇI KAVGASI
Bu tükenince tartışmacılar birbirlerinin şeref sınırlarına giriyorlar. Başlıyor bir kayıkçı kavgası. Hem de ne kavga. En akıl dışı komplo teorileri, taraftarı gaza getirecek akıl dışı teorileri gerçek gibi ortaya atmalar, bağrış, çağrış... Sonra da tüm bunları yapan insanların köşelerinden futbol izleyicisine şiddeti bitirme çağrısı yapmaları filan çok acıklı görünüyor. Geçen hafta yapılan bir toplantıda RTÜK ve bu programların temsilcileri tartıştı. Ancak bir sonuç çıkmadı. Görünen o ki yine RTÜK müdahalesi beklenecek. Bu açıdan bakınca kanallara "RTÜK baskısı müstahak" diye düşünmeden duramıyor insan.