"Sette boxer'la dolaşıyordum"
Ünlü oyuncu Yıldırım Memişoğlu, güvenlikçilik mesleğini, özel hayatını ve kariyerindeki son gelişmeleri HT Magazin'e anlattı
HT MAGAZİN / Özlem GÜRPINARLI
‘Vay Başıma Gelenler 2 Buçuk’ta bir erotik film yıldızını canlandıran Yıldırım Memişoğlu, güvenlikçilik mesleğini, özel hayatını ve kariyerindeki son gelişmeleri HT Magazin’e anlattı
ALİ Desidero karakteriyle hayatımıza 90’larda girdi Yıldırım Memişoğlu. O reklamdan sonra ‘Kutsal Damacana’, ‘Hayatımın Kadınısın’ ve ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ işleriyle oyunculuğunu kanıtlama fırsatı buldu. GGA Güvenlik Şirketi’nin de sahibi olan Memişoğlu şu anda ‘Kertenkele’ dizisinde oynuyor. Memişoğlu’nun, dışarıdan bakıldığında sert görünümlü olduğu söylenebilir ama cana yakın biri olduğunu fark etmek uzun sürmüyor. Deneyimli aktör, halen gösterimde olan ‘Vay Başıma Gelenler 2 Buçuk’ filminde erotik filmler çeken bir aktörü canlandırıyor. Canlandırdığı kötü karakterlerin aksine bu kez güldürüyor. Filmde rol gereği soyunmak zorunda kaldığını söyleyen Yıldırım Memişoğlu, bir süre sonra bu duruma uyum sağladığını ve ‘Sette boxer ile dolaşmaya başladığını’ söyledi.
Bugüne dek hep korkunç, kötü karakterleri canlandırdınız. ‘Vay Başıma Gelenler 2 Buçuk’ta ters köşe bir karakterdesiniz. Bu nasıl oldu?
‘Kurtlar Vadisi’nde korkutucu bir karakter oynadım. Ondan önce bir sürü işteydim. ‘Hayatımın Kadınısın’ filminde de kötü bir aile babasıydım. Problemli travmaları olan bir adamdım. O kötülüğünün ardında eksikliğinden gelen bir kötülük vardı. ‘Kutsal Damacana’da da eğlenceli bir tiptim. Sonuçta insanlar birazcık karakterleri hatırlamak istediği gibi hatırlıyor.
‘BU BİR DURUM KOMEDİSİ’
Duruşunuz da biraz öyle...
Evet, çünkü ben güvenlikçiyim. Benim birkaç kimliğim var. Biri güvenlikçi kimliğim apayrı bir adamdır, bir diğeri normal insan kimliğim, diğeri oyuncu kimliğim. Bana gelip de iyi aile babası rolü sormuyorlar. Ama soracaklar, eminim. Çok ters köşe karakterler olacak. Bu filmde onu birazcık görecekler. Komik ve eğlenceli bir karakteri canlandırıyorum. Adam erotik film yıldızı. Utanıyor da biraz ama ne yapsın ekmek parası. Yaşı da bir yere gelmiş. Filmimiz bir durum komedisi.
Filmi ne kadar sürede çektiniz?
Semra Dündar diye bir hocamız vardı, derimizi yüzdü. 17 günde film çektirdi bize. Çok zor şartlarda çalıştırdı bizi, şikâyetçiyim (gülüyor). Filmin yönetmeni, yapımcısı ve senaristi. Kendisi uyumadı, bizi de uyutmadı. Bir daha film çekmek isterse sözleşmeye yazacağım, 12 saatten fazla sette kalmam. Herkes cansiperane elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı. Hoca da aynı şeyi yapmaya çalıştı. Herhalde bir an önce bitirme heyecanıyla yaptı. Başka bir şey düşündüğünü zannetmiyorum.
‘İLK FİLMDEN OYUNCU YOK’
Bu bir devam filmi. İlk filmde Hüsnü Şenlendirici vardı ama bunda yok. Nedenini biliyor musunuz?
Bir fikrim yok. Bu filmin üçüncüsü olur mu bilmiyorum. Böyle bir şey konuşulmuyor. İnsanlar değişecek herhalde orada. İlk filmden oyuncular yok.
Genç oyuncuları nasıl buluyorsunuz?
Buna bir sürü cevap olabilir. Seyirci seni performansınla değerlendiriyor. Arka tarafta olan biten biraz işin yönetim kısmı. Benim orada gördüğüm, bu sektörde hemen herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Önemli olan durumun nasıl idare edildiği, nasıl yönetildiği. O büyük farklar yaratıyor. O zaman iş ya keyifli çıkıyor ya da olmuyor. Benim şöyle bir durumum vardır. Durum neyse ben onu kendime uydururum zaten. Durumu aklı başında bir hale getirmeye çalışırım. Yoksa benim o ortamda bulunabilmem mümkün değil. “Aman şu işi yapacağım” diye kalp krizi geçirecek durumum yok. Güzel bir iş yapılsın, yaptığımız işle gurur duyalım. Sıkıntı tabii ki olur. Bir grup bir araya geldiğinde illa ki farklı sesler olur. O farklı sesleri makul, dinlenebilir bir hale getirmek gerekir. Benim çalıştığım arkadaşlarla şu ana kadar hiçbir sıkıntım olmadı.
‘SARI PERUKLU HALİME ÇOK GÜLDÜM’
Film çekimlerinde yaşadığınız ilginç bir olay var mı?
Normalde çıplaklık benim için çok mahrem ve özel bir şeydir. Ben sette kostümcülerin yanında soyunup giyinmem. Çok nettir. Bir süre acayip karşılarlar, “Ben sevişmeyeceğim birinin yanında soyunup giyinmiyorum” diyorum, bu kadar. Bu filmde soyunmak zorunda kaldım, erotik film yıldızını oynadığım için. Bu bana zor geldi. Ben çabuk uyum sağlayan bir adam olduğum için, sonraları sette boxer ile dolaşmaya başladım. Sevişme sahnesi var, sevişiyormuş gibi yapacağız. Ben çok utandım orada. Rol arkadaşım da hiç böyle bir şey yapmamış. O sahne beni bayağı zorladı. Filmde soydular beni. Ayrıca sarı peruklu halime çok güldüm.
‘Cameron Diaz bizden sıkıldı’
Güvenlik işinizde yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?
Cameron Diaz, arkadaşlarıyla dört günlüğüne İstanbul’a geldi. Biz refakat ettik. Cameron Diaz bir süre sonra bizden sıkıldı, basından sıkıldı. Four Seasons’ın lobisinde bekliyoruz, odasında istirahat ettiğini sanıyoruz. Telefonum çaldı, “Ağabey senin VIP arka kapıdan çıkıyor haberin olsun” dediler. Benden habersiz otelden kaçıp, beni atlatıp Sultanahmet’e gitti. Gittim buldum. Otele geldik. Gergin ama terbiyeli bir konuşma geçti. “Benden izin almanı istemiyorum fakat seni koruduğum sürece bana sormadan hiçbir şey yapamazsın” dedim. O da “Ben kocaman bir kadınım. İstediğimi yaparım” dedi. “İstediğini yapamazsın demiyorum. Yoksa kov beni ne halin varsa gör. Benim adım var ve sorumluluğum altındasın” dedim. Sonrasında kuzu gibi olduk. Beni atlatmaya kalkması bana hakarettir.
‘Silahlar konusunda çok hassasım’
“En hızlı silah çeken kovboy” olduğunuzu okudum. Bu doğru mu?
Ben uluslararası ateşli silahlar eğitmeniyim. Antrenmanlı olduğum zamanlarda 0.76 saniyede kılıftan, üzeri ceketle örtülü silahı çekip ilk etkili atışı yapıyordum. Bu çok hızlı bir atış değil. Bunun çok üzerinde dereceler var. Kovboyluk değil, antrenmanla alakalı. Bunun da bir amacı var. Savunmada standart 1.5 saniyenin altında 7 metrelik bir mesafedeki hedefe ilk etkili atışı yapmaktır amaç. Şu anda o kadar hızlı çekebilir miyim bilmiyorum. Ateşli silahlar konusunda çok hassasım. Bütün kazaların önlenebilir olduğuna yüzde yüz eminim. Ateşli silahlarla ilgili çok önemli şeyler vardır. Bir, parmağını ateş edeceğin ana kadar tetiğe koymuyorsun. İkincisi, namlunu ateş etmek istemediğin hiçbir yere doğrultmuyorsun.