"Anne olunca egolarım bitti"
Ceyda Düvenci, HT MAGAZIN'i evinde ağırlayıp samimi ve çarpıcı açıklamalar yaptı
HT MAGAZİN / Ömür SABUNCUOĞLU
DUYGUSAL, doğal, içten, hayata olumlu gözlerle bakan genç bir kadın Ceyda Düvenci. Tüm bu güzelliklerinin yanına bir de ‘İyi anne’ özelliğini ekledi ve benim gördüğüm kadarıyla artık daha sabırlı. İki kedisi ve kızıyla birlikte yaşadığı evinde buluştuk. Sohbetimize başrolünü Mustafa Üstündağ ile birlikte paylaştığı ve pazartesi akşamları yayınlanan ‘Aşkın Kanunu’ dizisiyle başladık.
‘Aşkın Kanunu’ kısa zamanda çok sevildi. Nasıl gidiyor çekimler?
Çok iyi gidiyor. Set çok güzel, birbirimize çok iyi uyum sağladık. İzlediğimde keyif alıyorum. Umarım uzun soluklu ve yolu açık olur. Haftanın 6 günü sette çalışıyoruz.
Dizilerdeki çalışma koşulları sizi yoruyor mu?
Günde 12 saati geçmiyoruz. Bu çok önemli. 6 gün çalışmayı bizlerin değil, kanalların değiştirmesi ve dizi sürelerini kısaltmaları gerekiyor. Her hafta 100 dakikaya yakın bölüm teslim ediyoruz. 6 günde 12 saat çalışıp 100 dakika bölüm teslim etmek mucize gibi geliyor bana.
Dizide bir polisi canlandırıyorsunuz. Çocukken polis olmak gibi bir hayaliniz var mıydı?
Hiç yoktu. Polis rolünü oynamak gibi bir fikrim de yoktu.
Melisa’nın polis olmasını ister misiniz?
Çocuğumun üzerinde hayaller kurmayı seven bir anne değilim. Kızımı bu hayatta bir birey olsun ve ne istiyorsa o olsun diye doğurdum. Melisa’ya bakıp “Her ne yapacaksa mutlu olsun” diyorum. ‘Sevdiğin işi yaparsan ömür boyu çalışmazsın’ derler ya, onun için de hayalim bu. Sevdiği işi yapsın, hayatı boyunca çalışmak zorunda kalmasın.
Nelere ilgi duyuyor?
Müziği ve kitap okumayı çok seviyor. Önce bana okutuyor, sonra ezberliyor, sonra kendi okumaya başlıyor. Ama müzikle var oluyor gibime geliyor.
"Psikoloji okumayı isterdim"
Siz oyunculuğa nasıl başlamıştınız?
Bursa’dan İstanbul’a geldik ve çalışmak istedim. Babam da, “Koca şehir kimseyi tanımıyorum, kimselere güvenemem. Ben konservatuvar mezunuyum. Seni Dormen Tiyatrosuna Haldun Dormen’e götürüp emanet edeceğim. Artık asistanı mı olursun, çanta mı taşırsın bilmiyorum dedi. Sonra babam, bir gazete ilanında, Kandemir Konduk’un bir dizi için yeni yüzler aradığını okudu, “Kandemir arkadaşım, arayayım git” dedi. Ben de, “Arama, mülakatlarda seçilirsem, beraber gideriz. Yeteneğim var mı yok mu bilmiyorum” dedim.
Sonra?
Seçildim ve babamla gittik. Dormen Tiyatrosu’nda Haldun Hoca’nın asistanlığını da yaptım. Küçük küçük reklamlarda oynamaya başladım, arkadan geçen kız falan oluyordum (Gülüyor). Güzellik yarışması, sunuculuk derken 20. yıla girdim.
Iktisat mezunusunuz değil mi?
Evet, rehber öğretmenlerim, “Türkçe-Matematik okuyorsun, geleceğin mesleği iktisat, bankacılık ve mali müşavirlik çok iyi meslekler” dedi ve oraya yöneldim. Hırslarım yoktu. Şimdiki aklım olsa psikoloji okumayı isterdim.
"Ev alıp, kenara para koyuyorum"
Peki Iktisat mezunu olarak kazancınızı iyi değerlendirdiniz mi?
Bir yaştan sonra evet ama öncesinde hiç değerlendirmedim. Har vurup harman savurdum. Kimde varsa, ortadadır o para gibi düşünürdüm. 30’lu yaşlara geldiğimde, “Paranın birikmesi gerekiyor. Her zaman böyle akmayacak. Bu işin yaşlılığı var” dedim.
Nasıl mesela?
Ev alıyorum, taksitlerini ödüyorum, kenara para koyuyorum. Yüzde 60 kazanıyor gibi düşünüp yüzde 40’ını kenara koyuyorum. Bireysel emekliliğim var.
Maddi sıkıntı çektiğiniz bir dönem oldu mu?
Olmaz mı? Özellikle 25-30 yaş arası. O zamanlar paranın kıymetini bilmiyordum, geldiği gibi harcıyordum. Bir dönem evimin kirasını ödeyememiştim. Ev sahibime durumu anlattığımda sağ olsun anlayışla karşılamıştı. O dönem iş yoktu ve ekonomik kriz vardı. Ödemeler yapılmıyordu. Tiyatro yapmaya başladım, o bana biraz cep harçlığı oldu. Benim çocukluğumda da yokluk vardı. Babam iflas etmişti, uzun bir süre sıkıntı yaşamıştık. Kocaman bir evden, iki odalı bir eve taşınmıştık. Ben anneannemle ranzada yatıyordum.
‘Melisa beni sakinleştirdi’
Hayatınızın ikinci dönüm noktası, anne olmanız mı?
Evet galiba öyle. Sağlık adına Melisa ile sıkıntılı dönemlerden geçtik. O zaman varlık, yokluk ve sağlık kelimesinin karşılığı değişti. Korkularım, hassasiyetim ve insan ilişkilerine, mesleğime bakışım farklılaştı. Egolarım bitti. Melisa’dan sonra daha sakin biri oldum.
Instagram’da Melisa’nın bir fotoğrafını paylaşmıştınız ve eleştirilmiştiniz. Konu neydi?
Amerika’da parkta bir fotoğraf paylaştım. Melisa çiş eğitimi aldığı için seyyar tuvaletle geziyorduk. ‘Tuvaletim geldi’ dediği için, parkta tuvaleti altına koyduk. Elindeki meyvesini vermek istemedi. Tuvaletini yaparken meyve mi yenirmiş, nasıl anneymişim, sokakta tuvaletini yaptırıyormuşum diye fotoğrafın altına yorumlar yazıldı. Yüzüme söyleyemeyecekleri şeyleri, bana yazmasınlar! Benim anneliğimi eleştirmek kimsenin haddi değil.