Fırat Tanış: Herkes oyuncu olabilir
Ünlü oyuncu Fırat Tanış HT MAGAZİN'e konuştu
Ebru AYAZ / HABERTÜRK MAGAZİN
‘Geniş Aile’de canlandırdığı Koyu Bilal karakteriyle hafızalara kazınan Fırat Tanış, dizinin sinema uyarlaması ‘Geniş Aile: Yapıştır’da yine ünlü karaktere hayat veriyor. Tanış, mizahın en doğru eleştiri mekanizması olduğunu söylüyor.
EKRANLARIN fenomen dizilerinden ‘Geniş Aile’, yayın hayatının sona ermesinden dört yıl sonra ‘Geniş Aile: Yapıştır’ adıyla beyazperdeye taşındı. Ömer Uğur’un yönettiği filmde dizinin çekirdek kadrosu korunurken İlker Ayrık ile Rasim Öztekin başka projeleri nedeniyle filmde yer alamadı. ‘Koyu Bilal’ karakteriyle sinemada da izleyenleri kendisine hayran bırakan Fırat Tanış, sorularımızı içtenlikle cevapladı
‘Geniş Aile’ biteli uzun zaman oldu, film için neden bu kadar beklendi?
Dizi yayındayken filmini çekmek aklımızdaydı. Ne var ki bu düşüncemizi gerçekleştirmek için önümüzde birtakım maniler vardı. Örneğin hakları yayıncı kuruluşun elindeydi. Bunun için gerekli olan sürenin geçmesini beklemek durumundaydık.
Son dönemde drama yerine komedi filmlerinin artışını neye bağlıyorsunuz?
Bu durumun birkaç sebebi olabilir. Birincisi, yapımcılar komedi filmlerini garanti gişesi olar yapımlar olarak görüyor olabilir. Nedense insanları güldürmek çok kolay zannedilir. Ama zor bir şeydir. İkincisi, komedi aslında bir eleştiri biçimidir. Yani bir şeyi eleştirmek istediğimiz zaman bunu en insani şekilde komediyle yapabiliriz. Bu yüzden fıkralar vardır. Bu yüzden zor durumda bir şeyi izah etmek istediğimiz zaman aklımıza o durumu anlatan bir fıkra geliverir. Mizahla kurumları, kişileri, statüleri eleştirmek daha kolaydır. Üçüncüsü, insanların özellikle bu dönemde rahatlamaya ihtiyaçları var.
‘Geniş Aile: Yapıştır’ eleştirel yönleri olan bir mizah filmi mi?
Her komedi filminin içinde ister istemez bir eleştiri yanı vardır.
Örneğin ‘Recep İvedik’te ne eleştiriliyor?
Toplumsal yönden eleştirdiği neydi? ‘Recep İvedik’, karakteri ile istediği şeyleri yapamayan bir sosyal tabakanın özetiydi.
Ama hayatından memnun bir karakter...
Bu sosyal tabakanın eleştirisini yapıyor işte. Bunun ötesinde bir şey olamaz. Bunun ötesinde bir şey yapmaya kalkışırsanız yapamazsınız zaten. Komedinin yapısına aykırıdır. Mizah bir eleştiri mekanizmasıdır.
Komedi Türkiye’de çok fazla eleştiri mekanizması olarak kullanılmıyor...
O zaman kullanılmayanlar elenirler.
Acaba toplumun geneli sizin gibi ‘Recep İvedik’in eleştirisel bir yanı olduğunu düşündü mü?
İsterse insanlar bunu bilinçli olarak fark etmesinler, bu önemli değildir. Ne olursa olsun mizah bir eleştiri biçimidir. 2000 yıldan bu yana işin mekanizması böyle çalışır, yeni bir şey değildir.
‘Geniş Aile: Yapıştır’da ne tür eleştiriler var?
Kolay yoldan köşeyi dönmeye çalışan, daha A olmadan Z olmanın hayalini kuran iki tane saf salağın benzeri insanları eleştiriyoruz. Çalışmadan bir yerlere gelmeye çalışan insanların bir eleştirisi denebilir. Çok kabaca söylemek gerekirse kısa yoldan zengin olmaya çalışan insanların eleştiriyoruz.
Instagram hesabınızda bir fotoğraf paylaşmışsınız. Filmin internetten izlenilebileceği ile ilgili...
Örneğin oradaki uyanığı eleştiriyoruz işte. Anlatabiliyor muyum? O linki açan uyanığı eleştiriyoruz. Boş linkler tabii ki de. Bunlar yapılıyor genellikle, kısa yoldan uyanıklık yapıyor. O da aslında bir ‘Koyu Bilal’, o da bir ‘Cevahir’ yani.
Dizideki ana karakterlerden bazıları filmde yok. Neden?
Başka programlarına denk geldi. İlker’in başka programları vardı, yapmak istediği başka şeyler vardı. Rasim Abi’nin de öyle. O da bir sinema filminde çalışıyordu.
Bir sanatçının siyasetle ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Siyaset hiç kimsenin tapulu malı değildir. Her vatandaş siyasetle ilgilenebilir. Ben bu ülkenin bir vatandaşıyım. Birey ve sanat ayrı şeylerdir. Fikrini söylemek ya da söylememek konusunda kimse kimseden icazet almamalı.
‘MUHALİF OLDUĞUMU DÜŞÜNMÜYORUM’
Toplum sanatla bireyi ayrıştırabiliyor mu?
Benim herhangi bir siyasi fikrim yok, bu ayrı bir parantez. Üstüne uzun uzun konuşulabilecek bir şey. Benim yazdığım, söylediğim herhangi bir şeyi muhalif olarak düşünüyorsan bu ayrı bir şey. Ama ben muhalif olduğumu düşünmüyorum. Bunun siyasetle ilgisi yok, bu ülkede yaşamakla ilgisi var. İçinde yaşadığın ülkeyle ilgili sana da öneririm, fikrini dile getirmelisin. Buna hakkın var. Bu muhalif olmak değil, vatandaş olmaktır.
Anlaşılması zor biri misiniz? Karşınızdakine kendinizi ifade etmek için çabalar mısınız?
Hayır, zannetmiyorum. Anlaşılması zor biri değilim.
40 yaşındasınız. Yaptıklarınız ve yapamadıklarınız için bir pişmanlığınız ya da şöyle yapsaydım dediğiniz bir şey oldu mu?
Hiç öyle bir şey olmadı. Olsa da yapabileceğim hiçbir şey yok. Hiç içimde kalan öyle bir şey yok. Ne yapalım yani.
En sevdiğiniz film hangisidir?
‘Ayı’ isimli film. Filmde sadece hayvanlar oynuyor. ‘Ayı’, benim oyuncu olmak isteyen arkadaşlarıma, oyunculuk yapan meslektaşlarıma izlemelerini çok önerdiğim bir filmdir. İçgüdüsel olarak öğrenebileceğimiz çok şey var hayvanlardan, çocuklardan. Müthiş oynuyorlar hayvanlar, tek kelimeyle harikalar yani.
Oyunculuk eğitimi olmamasına rağmen bu işi yapanlar hayli arttı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Mümkün, olabilir. Televizyon bir ticarethanedir. İnsanlar para kazanabilirler. Oyuncu olmak zorunda da değiller. Sinema için de böyle. Filmde oynamak için oyuncu olmak gerekmiyor. Televizyon için de illa oyuncu olmak gerekmiyor. Hatta oyuncu olmak için okul bitirmek gerektiğini de düşünmüyorum. Akli iradesi olan herkes, herhangi bir eğitim durumu gözetmeksizin, herhangi bir fiziksel özellik aranmaksızın oyunculuk yapabilir. Yetenekli veya yeteneksiz.
"DIŞA DÖNÜK BİRİ OLMAYA ÇALIŞIYORUM"
Melankolik bir yanınız var mıdır?
Yok öyle bir yanım. Umarım yoktur. Hiç sevdiğim bir şey değildir melankoli yani. Kendi içine kapanıklığı. Daha çok dışa dönük, fikrini söyleyen İnsanlarla işbirliğine açık biri olmaya çalışıyorum ve öyle insanlarla birlikte olmaya çalışıyorum. Ama hüzün elbette ki hepimizin yapı taşıdır. Bunda yapılacak bir şey yok...
Dinlediğinizde sizi hüzünlendiren bir şarkı, müzik var mı?
Türkülerde oluyor çoğunlukla. Ama bir gün evde elektrik süpürgesiyle yer süpürüyordum televizyonda İbrahim Tatlıses vardı ve ‘Maraş’ türküsünü söylüyordu. Yani boğazıma yumruk atmış gibi geldi. Öyle oluverir bazen kalıverirsin.
"İSTANBULLU DEĞİL KADIKÖYLÜYÜM"
İstanbul dışında nerede yaşamak isterdiniz?
Paris’te. Oraya bayılıyorum. Harika bir şehir.
İleride var mı böyle bir düşünceniz, başka ülkede yaşamak gibi ?
Elbette yok. Ben Kadıköy’de ölmeyi düşünüyorum. Çiftehavuzlar’da oturuyorum. Ama Kadıköy’ün her yerinde oturdum. İstanbullu değil Kadıköylüyüm. İstanbul’un çok dışında bir yer Kadıköy benim için. İzole bir yer. Barlar Sokağı benim büyüdüğüm yer. Esnafını tanırım, herkesi tanırım. 6 yıl önce alkolü bıraktığım için gece bir şey içmek için değil ama gidiyorum.
"SENARYO YAZMAK İÇİN FİKİRLERİM VAR"
Kitap veya senaryo yazmayı düşünüyor musunuz?
Kitap yazmak gibi bir fikrim yok. Ama senaryo yazmak için birtakım fikirlerim var.
Senaryonuzu çekmek ister misiniz? Oyuncuların yapımcılık yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Senaryomun filmini çekmeyi tabii ki çok isterim. Bir oyuncunun, içerik üreten biri de olması nefis bir şey. Başka insanların yazdığı, kurguladığı, inandığı dünya yerine, ben de bir dünya kurdum kardeşim, ben de şunu yazdım, yapmak istiyorum demesi nefis bir şey. Oyuncuların yapımcılık yapmaya yüreklendirilmesi, cesaretlendirilmesi lazım.