Koramiral gözyaşlarını tutamadı
Atatürk'ün anıldığı törende, Deniz Saha Komutanı Koramiral Alev Gümüşoğlu gözyaşlarına hakim olamadı
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in katıldığı anma töreninde Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, ‘laik eğitim’ mesajları verdi. Avrupa'da aydınlanma ve sanayi devriminden sonra, ‘papaz olacakların papaz, doktor olacakların doktor olması’ kararından sonra eğitimde laik sistemin yerleşmeye başladığını belirten Prof. Dr. Alıcı, “Doğru bir eğitim modeli olmadıkça siyasal, askeri, ekonomik ve kültürel bağımsızlık mümkün değil” dedi.
Sabancı Kültür Merkezi'nde gerçekleşen anma törenine Bakan Çelik'in yanısıra İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Şükrü Sarıışık, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Alev Gümüşoğlu ve eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile öğretim üyeleri, öğrenciler, vatandaşlar katıldı.
DEÜ Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, törende yaptığı konuşmada Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileyip çökmesinin nedenlerini anlattı. Osmanlı'nın akla ve bilime sırtını döndüğünü, üretim araçlarının değiştiğini, hatta Cebelitarık'ın bile varlığını bilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Alıcı, oysa bu dönemde Avrupa'nın aydınlanma ve sanayi devrimi yaptığını söyledi.
‘PAPAZ OLMAK İSTEYEN MÜHENDİS OLAMAZ’
İngiliz işadamı Robert Owen'in gelişen teknolojiye ayak uydurulamamasını görüp araştırma yaptığını belirten Rektör Alıcı şunları anlattı:
“Owen nedenlerini araştırdığında, ucuz iş gücü nedeniyle çocukların okula gönderilmeyip fabrikalarda çalıştırıldığını belirliyor. Eğitimin yeterince laikleşmemiş olduğunu görüyor. Bundan sonra da diyor ki; ‘Papaz olacaklar papaz olsun, doktor olacaklar doktor, mühendis olacaklar mühendis olsun.’ Çünkü papaz olma düşüncesiyle, beyni o şekilde değişen bir kişi mühendis olmak istediğinde zorlanıyor. Sonra Avrupa'da insanlar önce papaz sonra mühendis olmaktan vazgeçtiler, mühendis olmak isteyen mühendis oldu. Ve eğitimde laik sistem yerleşmeye başladı. Ardından da Kıta Avrupa'sında laik eğitimin yanısıra çocukların eğitiminin sorumluluğunu devlet üstlendi.”
Osmanlılar'ın bunu hiç düşünmediğini, halkın ‘ümmet’ olarak görüldüğünü, üretim araçlarındaki değişimi başaramadığı için gerilediğini kaydeden Prof. Dr. Alıcı, Osmanlı'nın çöküşüne yol açan faktörleri anlattı. Rektör Alıcı, Atatürk'ün Osmanlı'nın köle toplumundan, ümmetinden bir ulus yaratmayı başardığını, bağımsızlığı karakteri olarak gördüğünü ve milletinin de böyle görmesini istediğini belirtti. Siyasal, askeri, ekonomik ve kültürel bağımsızlığın olması için doğru eğitim modelinin olması gerektiğini aksi taktirde bu bağımsızlıklardan söz edilemeyeceğini söyledi.
“BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASI FAKİRLİK”
Türk halkının aklını kullanmasını sağlamak, o beyinlerden yeni fikirler üretmek, buluşlar yapıp satmak gerektiğini, ama her şeyin Atatürk'ün söylediklerinin tersine döndüğünü dile getiren Rektör Prof. Dr. Emin Alıcı şöyle devam etti:
“Nerede ne zaman yanlış yaptık? Ne zaman çark edip Atatürk'ün planladığı doğrultuda hareket edebiliriz. Hep birlikte bu hastalığa bir tanı konması ve doğru tedaviye başlanması gerekiyor. Buna bugün karar versek 20 yıl sonra düzeltebiliriz. Yarına bırakırsak yıllar sonra düzeltebiliriz. Bütün kötülüklerin anası fakirliktir. Fakirliği ortadan kaldırmazsanız, ulusal bağımsızlığınızı koruyamazsınız.
Aklı kullanıp üretip satarak zenginleşmek gerekiyor. Paranın kim tarafından kazanıldığı değil, hakça paylaşımı önemli. 60 yaşındayım. Bu yaşıma gelene kadar O'nun kadar büyük bir insan, akıllı ve öngörülü bir insan görmedim. O'nu okudukça hayranlığım artıyor. Bu ülkenin içinden birçok Atatürk'ün çıkmasını, herkesin Atatürk gibi düşünmesini, O'nun gibi bakmasını istiyorum. Düşlerimde ülkemde yaşayan herkesi Atatürk olarak görüyorum.”
AĞLADI, AĞLATTI
Prof. Dr. Alıcı'nın konuşmasının ardından DEÜ Devlet Konservatuvarı Orkestrası konser verdi. Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü tarafından hazırlanan ‘Modernleşen Türkiye’ belgeseli sunuldu. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nde yapılan devrimlerin konu edildiği belgeselde yayınlanan Atatürk'ün ‘Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz’ sözleri dakikalarca alkışlandı.
Törende, Necmettin Özçelik’'in koleksiyonunda bulunan, Atatürk'ün naaşının İstanbul'dan Ankara'ya taşınması sırasında çekilen kamera kayıtlarından oluşan ve ilk kez yayınlandığı belirtilen bir film de gösterildi. Film gösteriminin ardından DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü tarafından hazırlanan ‘Aydınlığın Adı Atatürk’ konulu dramatizasyon sergilendi. Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Atatürk'ün yaşama veda edişine kadar olan bölümü dramatize eden oyun, salonda duygulu anlara neden oldu. Son sahnelerde ağlayan gençler izleyenleri de ağlattı. Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Alev Gümüşoğlu, eşi Hülya Gümüşoğlu, CHP Milletvekili Türkan Miçoğulları ile çok sayıda izleyici gözyaşlarını tutamadı. Gösterinin sonunda izleyiciler hep birlikte 10'uncu Yıl Marşı'nı söyledi.
Tören sonrasında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Büyükşehir Belediyesi'nce Konak Meydanı'nda düzenlenen ‘Anıtkabir İzmir'de’ sergisinin açılışına katıldı. Atatürk'ü anmak ve anlamak için yapılan etkinliklerde İzmir'de olmaktan mutlu olduğunu söyleyen Bakan Çelik, yaptığı konuşmada, “Atatürk'e vefa borcumuzu ödemenin en iyi yolu Atatürk'ün gösterdiği istikamet olan çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine Türkiye'yi Türk milletini çıkarmaktır” dedi.
‘CUMHURİYET EN BUYÜK KAZANCIMIZ’
Büyük Atatürk'ü, silah arkadaşlarını, mesai arkadaşlarını minnetle, rahmetle, özlemle andığını belirten Çelik, Atatürk'ün gönüllerde yaşadığını kaydetti, şöyle konuştu:
“Cumhuriyetimiz 83. yılda daha güçlüdür. Atatürk'e vefa borcumuzu ödemenin en iyi yolu Atatürk'ün gösterdiği istikamet olan çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine Türkiye'yi Türk milletini çıkarmaktır. Gerçek anlamda Atatürkçülük budur. Onun hatırasına onun eserlerine gösterilecek en önemli saygı budur. Türkiye'yi uluslararası arenada başı dik, onurlu güçlü bir ülke yapmak, içeride bütün farklılıklara rağmen insanımızın huzur ve barış içerisinde bir arada yaşamasını temin etmektir. Cumhuriyetimiz hepimizin sahip olduğu binlerce yıllık tarihimiz içerisinde elde ettiğimiz kazançların en büyüklerindendir. Bizim görevimiz özellikle cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmaktır. Tıpkı Anayasa'mızda ifade edildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti'ni demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak görmek, bunu yaşamak bunu hissetmek hepimizin görevidir. Sadece isimde değil, sadece kağıt üzerinde değil bütün uygulamalarda demokratik, bütün uygulamalarda laik, bütün uygulamalarda sosyal vasfı ön planda olan bir hukuk devletine sahip olmamız en büyük değerimiz, özlemimiz ve gayretimizdir.”
Bakan Çelik daha sonra sergi alanını gezip fotoğrafları inceledi. Bakan Çelik, Vali Köksal ve Kocaoğlu ve öğrencilerle birlikte Anıtkabir fotoğrafının önüne karanfiller bıraktı.