Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Eğitim Yerli malı haftası şiirleri ve kısa yazılar

        Tüm yurtta 12-18 Aralık tarihinde kutlanan eski adıyla Yerli Malı Haftası, yeni adıyla Tutum, yatırım ve Türk malları haftası öğrenciler tarafından etkinliklerle anılacak. Öğrencilerin kullanabileceği Yerli malı haftası ile ilgili kısa şiirler ve yazıları haberimizin detaylarından okuyabilirsiniz...

        YERLİ MALI VE TUTUM

        Arpa, buğday isteyen,

        Tarlaya tohum eker,

        Gelecek kaygısını

        Akıllı olan çeker.

        Ben ibretle bakarım

        Arıya, karıncaya

        Paramın bir kısmını

        Atarım kumbaraya.

        Yurduma hizmet için

        Her zaman tutumluyum

        Yerli malı giyerim,

        Ben bir Türk çocuğuyum.

        YERLİ MALI

        Haftamızı açalım,

        Yurda neşe saçalım.

        Yerli malı dururken,

        Yabancıdan kaçalım.

        İpekli var, yünlü var,

        Pamuklu var, bezi var.

        Fabrikalar işliyor,

        Öz malım gelişiyor.

        Yaban malı almayız,

        Düşünmeye dalmayız.

        Biz tutumlu oldukça,

        Hiç de yoksul kalmayız.

        YERLİ MALI 2

        Eğer avuç açmamak

        İstersen hiç kimseye,

        Muzu, hurmayı bırak;

        Üzümü, inciri ye.

        Ey Türk kızı, Türkoğlu,

        Budur kurtuluş yolu.

        Fındık, ceviz hepsi var;

        Yok eşi yün, ipeğin,

        Yurduna sevgisi var;

        Yerli malı giyenin.

        Ey Türk kızı, Türkoğlu,

        Budur kurtuluş yolu.

        Vatanımız bu toprak

        Cennet gibi her yanı,

        Yerli malı kullanmak,

        Kurtaracak vatanı.

        Ey Türk kızı, Türkoğlu,

        Budur kurtuluş yolu.

        YERLİ MALI KULLANALIM

        Çocuklar size çağrım var

        Yerli malı kullanalım

        Kullanalım, edelim kâr

        Yerli malı kullanalım.

        Daha güçlü olmak için

        Daha özgür kalmak için

        Mutluluğu bulmak için

        Yerli malı kullanalım.

        Her ürün bizim olmalı

        Arayıp onu bulmalı

        Paramız yurtta kalmalı

        Yerli malı kullanalım.

        O, okuldur, evimizdir

        O, bizim ödevimizdir

        Yurttaşlık görevimizdir

        Yerli malı kullanalım.

        TUTUMLU ÇOCUK

        Damla damla akan sudan,

        Koca göller dolup taşar.

        Tutumsuzlar kalır yolda,

        Tutumlular dağlar aşar.

        Biz tutumlu çocuklarız,

        Para dolu kumbaramız.

        İnsanlar kara günde,

        Kimseye el açmamalı.

        Çalışmalı, kazanmalı,

        Hiçbir işten kaçmamalı.

        Biz tutumlu çocuklarız,

        Para dolu kumbaramız.

        KUMBARA

        Her gün konan bir lira,

        Bir gün olur bin lira.

        İster harca kendine,

        İstersen ver annene.

        Kumbaran dolsun para,

        İhtiyaç duydukça harca.

        Ama yinede sen,

        Tasarrufu bırakma.

        TUTUM

        Para kazanmak kolay değil

        Harcamaksa zor değil

        Geldiği zaman tutmazsan

        Sonrası hayal değil

        Ağlamak zordur

        Gülmek kolay

        Yarını düşünmezsen

        Gelir başına türlü olay

        EKMEK

        Çiftçi sürer tarlayı,

        Sonra eker buğdayı,

        Boy verir azar azar,

        Saplar gittikçe uzar.

        Başaklar olgunlaşır,

        İçleri dolgunlaşır.

        Yazın artınca sıcak,

        Sararır her bir başak.

        Biçerler ekinleri,

        Şenlenir harman yeri.

        Olup bitince harman,

        Ayrılır buğday saptan.

        Bitmedi işler gene,

        Oradan değirmene,

        Buğdayı götürürler.

        Değirmen taşı döner,

        Ezer un yapar bunu.

        Fırınlar alır unu,

        Su, maya kor yoğurur,

        Yapar bir güzel hamur,

        Sonra fırına atar,

        Pişirir, bize satar.

        Güzel kokulu ekmek,

        Olmaz seni sevmemek,

        Sensin yemeklere baş,

        Her yemeğe arkadaş.

        TUTUM, YATIRIM VE YERLİ MALI HAFTASI İLE İLGİLİ YAZI

        SEVGİLİ ARKADAŞLAR!

        Önce Birinci Dünya Savaşı, sonrada Kurtuluş Savaşı ülkemizin bütün kaynaklarını tüketmişti. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ekonomik yönden çok kötü bir durumdaydı. Sanayi kuruluşumuz hemen hemen hiç yok, tarıma elverişli alanların ise çok azı ekilebiliyordu. Tarımla uğraşan köylüler yoksuldu. Hem kaldı ki peş peşe girdiğimiz savaşlar tarım yapacak genç nüfusu tüketmişti. Birçok ürünü yabancılardan almak zorunda kalmıştık.

        Bu yokluk günlerinde Atatürk ve arkadaşları kendi kendimize yetecek bir ekonomiye sahip olma arzusunda idiler. Yabancı mallar yerine, kendi ürettiklerimizle yetinmenin gereğini halka anlatmak istiyorlardı. 12 Aralık 1929 günü zamanın başbakanı İsmet İnönü Millet Meclisin de yaptığı bir konuşmada yerli malının kullanımının öneminden ve tutumlu olmaktan bahsetti. Okullarımız 1946 yılından itibaren 12 Aralık’la başlayan haftayı Yerli Malı Haftası olarak kutlamaya başladılar. 1983 yılında bu haftanın adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası oldu.

        Bu hafta süresince tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve yerli malı kullanmanın önemi anlatılır. Aşırı harcamaya savurganlık, bundan kaçınmaya da tutum diyoruz. Tutumlu olma alışkanlığı küçük yaşlarda başlar. Paranın kar amacıyla bir mala yatırılmasına ise yatırım denir.

        Yabancı mallar alırken verdiğimiz paranın bir daha geri gelmeyeceğini düşünmeliyiz. Bu nedenle elimizden geldiği ölçüde Türk Malı kullanmalıyız. Yabancı ülkelere para akışını önlemede, Türk Malı kullanmanın önemi büyüktür.

        Saygılarımla.

        YERLİ MALI HAFTASI OKUMA PARÇASI YAZISI

        BİR PİRİNÇ TANESİNİN DEĞERİ...

        Beş yaşında idim.

        Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu. Çocukluk iste,

        -Aman babaanne dedim.

        — Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.

        —Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.

        — Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?' Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

        Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain'in proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

        On dokuz yıl evveldi. Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm. 'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveççelik sanayisine yardımcı olun' diyordu. Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı. İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

        İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.'Şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'

        Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir. Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler. Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve

        -Şu andan itibaren der,

        -Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.

        —Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.

        Yarabbi ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...

        *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

        *Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, İlkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

        Bir mıh bir nalı kurtarır,

        Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,

        Bir komutan bir orduyu,

        Bir ordu bir ülkeyi kurtarır.

        Diyordu…

        Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.

        YERLİ MALI HAFTASI KONUŞMA METNİ YAZISI

        Okullarımızda 12 – 18 Aralık tarihleri arasında kutlanan bu haftada tutum, yatırım ve Türk malları hakkında bilgi verilir. Şiirler okunur, konuşmalar yapılır, skeçler ve oyunlar oynanır. Yerli mallarımız tanıtılmaya çalışılır.

        Tutumlu Olmanın Yolları

        Tutumlu olmak deyince ilk önce parada tutumlu olmak akla geliyor ancak en az para kadar malda, zamanda, sağlıkta ve enerjide de tutumlu olmak gerekiyor. Şimdi bu konuda neler yapmamız gerektiğine bakalım:

        Parada Tutum: Paranın gerektiği yerde, gerektiği kadar harcanmasına parada tutum denir. Tutumlu olmak cimrilik değildir. Cimrilik, gerektiği halde para harcamamaktır.

        Eşyada Tutum: Elbiselerimizi, ayakkabılarımızı, araç ve gereçlerimizi iyi kullanmakla olur.

        Zamanda Tutum: Zamanımızı iyi değerlendirmekle olur. Derse, kitap okumaya, oyuna, dinlenmeye ayırdığımız zamanları amaca uygun olarak kullanmalıyız. Zamanımızı boş yere geçirmemeliyiz.

        Sağlıkta tutum: Gelecekte yararlı işler yapabilmemiz için sağlığımızın kıymetini bilmemiz gerekiyor. Terli terli su içmemek, zararlı gıdalar yememek ve daha da önemlisi sağlığımıza zarar verecek bütün işlerden kaçınmak birinci görevimiz olmalı.

        Enerjide tutum: Giderek enerji kaynakları zayıflayan dünyayı düşünmeliyiz. Evimizde fazladan yanan lambaları söndürmekten başlayarak her şeyi yerli yerinde kullanıp tasarruf yapabiliriz.

        Yatırım

        Yatırım biriken paranın gelir sağlayacak bir işe bağlanmasıdır. Yatırım sonunda araç, gereç üretilir. Yatırımlar sonunda yeni iş alanları açılır. Toplumun gereksinmeleri karşılanır. Biriken para yatırımla değerlenir. Paranın bir köşede bırakılmasının ülke ekonomisine hiçbir yararı yoktur.

        Türk Malı

        Ülkemiz sınırları içinde yetiştirilen ürünlere, fabrikalarımızda yapılan mallara Türk Malı diyoruz. Türk malına yerli malı da denir. İhtiyaçlarımızı yerli mallarla karşılamalıyız. Bugün yurdumuzda her tür araç ve gereç yapılmakta, topraklarımızda her tür ürün yetiştirilmektedir. Yerli malı kullandığımızda ilaç, akaryakıt, hammadde ve dış borçlarımız için gerekli olan dövizimiz azalmamış olur. Her vatansever yerli malı kullanmaya özen göstermeli, hayat boyu tutumlu olmalıdır.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa