"Sabah 5'te uyanıyorum, minibüse biniyorum"
Işıl Cinmen, ilginç hizmetleriyle adından söz ettiren Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ile konuştu
IŞIL CİNMEN
icinmen@haberturk.com
HABERTURK.COM
Fotoğraflar: Funda Duru
Alaaddin'in Sihirli Lambası’ndaki cin gibi biri Ali Kılıç.
Maltepelilere, “Dileyin benden ne dilerseniz” diyor.
Alışılmadık bir hizmet anlayışı var.
Mail’ime düşen haberlerden takip ediyordum yaptıklarını…
“Başkan Kılıç minibüsle yolculuk yapıyor”
“Başkan Kılıç, telefonda vatandaşlarla konuşuyor”
“Başkan Kılıç, kürekle kar temizliyor”
“Başkan Kılıç’tan yaralı köpeğe acil müdahale”
Bir süre sonra iyice alıştım, bir gün bilgisayarı açarken “Acaba bugün Maltepe’de neler oldu” derken buldum kendimi.
O günkü haberin başlığı, “Sıdıka Teyze’nin kuaför sevinci”ydi.
Belediye ekipleri, 82 yaşındaki Sıdıka Ulu’nun evine gidip saçlarını kesmiş, tırnak ve cilt bakımını yapmıştı. Sıdıka Teyze, “Yemeğim geliyordu ama böyle bir şey yoktu. Cennetlik budur. Beni gelin ettiniz elinize sağlık, kolunuza sağlık” diyordu.
Gözlerime inanamadım.
İstanbul’da bir belediye, bakıma muhtaç, engelli ve yaşlı kişiler için saç-sakal ve kişisel bakım hizmetini de içeren “Evde Bakım ve Kuaförlük Hizmeti” başlatmıştı.
12 kişilik bir ekiple görevlerine başlayan evde bakım hizmeti ekipleri, günde ortalama 20 kişiye hizmet sunuyor, vatandaşları uygun oldukları zaman dilimleri içerisinde ziyaret edip talebe göre manikür ve pedikür hizmeti de veriyordu!
Hemen Ali Kılıç’tan bir randevu aldım ve Maltepe Belediyesi’nin bu sıradışı başkanının kapısını çaldım.
Sizin bir sınırınız var mı? Bir Maltepeli sizden ne isteyebilir, ne isteyemez?
Yok, sınırsız. Madem bu insanlar bana güvenmiş, ben de elimden geleni yapıyorum.
Evde kuaför hizmeti fikri nereden geldi aklınıza?
Baştaki fikir bütün kadınlarımıza kuaför hizmetiydi. Bütün kadınlar hafta sonuna güzel girsin istedim. Ancak herkes buna sıcak bakmadı, bu maddi olarak bizi zorlayabilirdi. Sonuçta bir sağlık hizmetine dönüştü. İnşallah bir gün bütün kadınlarımızı kuaföre göndereceğim.
CENAZE İŞLEMLERİNDEN BOYA BADANAYA
Twitter’da sizden istenenlere baktım. Monttan tutun da, asansör bakımına, işten yemeğe kadar her talebe cevap vermeye çalışıyorsunuz. Başka ne gibi hizmetler var?
Evden bir cenaze çıkacaksa, raporun tutulmasından, doktorun getirilmesinden, defin işlemlerine, taziye yemeklerine kadar biz yapıyoruz. Yapan akrabalar varsa amenna ama kimsesi yoksa sahip çıkmak bizim görevimiz. Boya badana sıkıntısı varsa bunları da yaptırıyoruz. Akrabaları yoksa ve maddi durumları kötüyse kendilerine sıcak yemek de gönderiyoruz. Bunları çok üst düzeyde yapamıyoruz, ama temellerimizi attık elimizden geleni yapıyoruz.
“SABAH 5’TE UYANIYORUM, MİNİBÜSE BİNİYORUM”
Tüm bunlara nasıl yetişir bir insan?
Bu bir ekip işi, ben vitrindeki insanım. Ekibime çok güveniyorum. Sabah 5’te uyanıyorum, eğer 9’da makama gelirsem bu sorunların altından kalkamam. Sabah 5-9 arası, yani günün ilk dört saati benim için çok önemli.
Ne yapıyorsunuz o saatte?
Sabah camide cemaatle sohbet edip, sorunları tartışıyoruz. Taksi duraklarına, fırınlara, lokantalara gidiyorum. Zabıtaların gitmediği yerlere gidiyorum. Minibüse biniyorum, sabah 6.30’da nasıl işe gidiyorlar gözlemliyorum. Salonlara gidiyorum. Salonlar doluyor, çok kalabalık oluyor.
“KOCAM BENİ TERK ETTİ DİYEN DE GELİYOR”
Ne salonları?
Maltepelilerle sabah toplantısı... Açık mikrofon oluyor ve herkes aklına gelen her şeyi anlatıyor. Kimseye “Kısa kes, uzattın” demiyorum. “Kocam beni terk etti” diyen de geliyor, “Ben köprü altında yaşıyorum, bana sahip çıkın” diyen de geliyor, bağlamasını eline alıp sabah bana türkü söylemeye ozanımız da geliyor, kızına iş arayan da geliyor. Sorunları konuşuyoruz ve çözümlerini tartışıyoruz.
Doğrudan demokrasi gibi bir sistem yani, heyecan verici!
Başkana direkt ulaşan bir Maltepe oluşturdum burada. İnsanlar aç ve ben uyuyamıyorum. Normalde insanlar iki kişinin arasında bile “Açım” diyemez ama Maltepe’de bunu aştık. Herkes derdini 500 kişinin önünde anlatabiliyor. Kendi mahallesinde, kendi komşularının önünde konuşabiliyor. Beyoğlu’nda, Bakırköy’de, Şişli’de sorunlar bu boyutlarda olmayabilir, ama burada çok sorun var. Çarpık bir kentleşme var, bavulunu alan gelmiş buraya, yerleşmiş. Bu insanlara sahip çıkmak bizim boynumuzun borcu.
“YANLIŞ YAPMA LÜKSÜ YOK”
10 aydır Maltepe Belediye Başkanısınız. Belediyecilik anlayışınızı nasıl anlatırsınız, fark ne?
İnsan odaklı hizmette ciddi yol aldığımızı düşünüyorum. Yerel bir siyasetçiyseniz ilçe sınırları içinde yaşayan herkesten sorumlusunuz. Bu ilçe sınırları içerisinde yaşayan her canlının en iyi yaşam koşullarına sahip olması gerekiyor. Maltepe’de yaklaşık 500 bin kişi yaşıyor. Ben 2013 yılında Maltepe’ye geldim ve bir alan araştırması yaptık. Sorunları tespit ettik: uyuşturucuyla mücadele, işsizlik, engellilerin yaşam sıkıntıları, yaşlıların yaşadığı zorluklar ve sokak hayvanlarının durumu öncelikli sorunlarımız. Belediyeci olarak ben, bu ilçede yaşayanların sorumlu kişisi ve muhatabıyım. Yaşamı pasifize olanlara da eşit ilgi gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. Maltepe’nin yanlış yapma lüksü yok, bir an önce kentsel sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor.
YÜZDE 49.90’DAN SONRA...
Peki kaçta eve dönüyorsunuz?
Bazen akşam 19.30 ama ortalama eve gidiş saatim 22.30, 23.00 arası. Evde de eşime zaman ayırıyorum, konuşuyoruz ve uyuyoruz.
Bir noktada boğulmuyor musunuz?
Boğuluyorum, ama bunu bilerek yapıyorum.
Eşiniz ne diyor bu tempoya?
Eşim SHP gençlik kollarından geliyor. Bir anlamda yoldaşım... Benimle konuşabilen, beni anlayan bir insan. Aday adayı olduğum dönemde de sahada hep eşimle beraber çalıştık. Devamlı yan yana yürüdük. Bu nedenle bu tempoyu biliyordu ama doğrusunu söylemek gerekirse, seçildikten sonra temponun benim tarafımdan daha da yükseltileceğini hesap etmemişti. 30 Mart’ta seçimi yüzde 49.90 ile kazandık ve sonra sadece üç gün tatilimiz oldu...
Bu ilk evliliğiniz mi?
Hayır, ilk evliliğimi Almanya’da yapmıştım. Ayrıldıktan sonra Türkiye’ye geldiğimde şimdiki eşimle tanıştım. Evliliğimizin 10’uncu yılı.
Aşık oldunuz mu?
Evet, seviyorum eşimi.
Çocuklarınız var mı?
İki kız, bir oğlan. Çocuklarım yurtdışında.
“BABAANNEM YAZIN ŞEMSİYE KULLANIRDI”
Nasıl bir ailede doğdunuz?
Tunceli Pülümür doğumluyum. Bizim ailede okuma yazma alışkanlığı yüksek ve eğitime teşvik çok fazlaydı. Ailemizde 17 öğretmen var. 1960’larda babam işçi olarak Almanya’ya gidiyor ve annemi de yanına alıyor.
Sizi kim büyüttü?
Beni babaannem büyüttü. Bir aşiret kızıydı, güçlü ve otoriterdi. Ata biniyordu, belinde tabancası vardı. Bakımlıydı; yazın şemsiye kullanırdı, “Babaanne neden şemsiye kullanıyorsun” diye sorduğumda, “Yüzüm buruşmasın diye” demişti. Akşamları limon keser, yüzünü limonla temizlerdi. Yaşamını yitirdiğinde pamuk gibiydi yüzü. Köylerdeki namı büyüktü, yaşamımın şekillenmesinde rolü büyüktür. 1980’de Almanya’ya gittiğimde, Pülümür’deki köyleri boşalttılar. Yaptırdığı konağı terk etmek zorunda kaldı. Köyünü en son terk eden kadın o’dur. Almanya’ya götürdük, “Ben burada kalamam” dedi. İstanbul’da Soğanlık’ta öğretmen bir ağabeyim var, onun yanına geldi ve burada Hakkın rahmetine kavuştu.
Onu çok seviyor olmalısınız...
Çok. Hayat hikayesini yazdım, güzel bir hikaye oldu. Hayatının filmini çekmek istiyorum, bunu senarist arkadaşlarla konuşuyoruz.
Siz kaç kardeşsiniz?
Altı erkek kardeşiz. Büyük ağabeylerimi annem memlekette büyütmüş. Daha sonra Almanya’ya gitmiş. Benim bir küçüğüm var, ben sondan ikinciyim.
“ELLERİMİN NASIL TİTREDİĞİNİ HALA HATIRLIYORUM”
“1980’de Almanya’ya gittim” dediniz. Siyasi bir durum muydu?
Sürekli olayların içindeydim ve ben gittikten bir ay sonra darbe oldu. Babam orada yaşıyordu zaten; kaymakamlıktan bir davetiye gönderdi ve Münih’e gittim.
Sol görüşle ne zaman tanıştınız?
Çok daha küçükken... Ağabeylerim üniversitedeydi ve her akşam toplantılar yaparlardı, konuşurlardı, tartışırlardı. Oligarşiyi, faşizmi, sosyalizmi onlardan öğrendim. Onları hep dinlerdim. Ortaokul birinci sınıfta ilk boykotumu yapmıştım.
Konu neydi?
İstanbul Üniversitesi’nde bir katliam yaşanmıştı. O bildiriyi okurken ellerimin nasıl titrediğini hala hatırlıyorum.
ALMANYA’DA 25 YIL
Kaç yıl kaldınız Almanya’da?
25 yıl.
Gittiğinizde Almanca biliyor muydunuz?
Bilmiyordum. Üniversite eğitimimi Münih’te basın yayın üzerine aldım. Eğitimimi sürdürürken çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev aldım. İlk Türk-Alman dostluk tiyatro topluluğunu kurduk. Bir dönem müzikle uğraştım, gitar ve bağlama çaldım. Alevi Federasyonu’nda temsilcilik yaptım. 2000 yılında Türk-Alman Dostluk Federasyonu’nu kurduk. Türkiye’ye gelene kadar bu federasyonun kurucu genel başkanlığını yaptım.
“BU SAVAŞI SANA KISACA ANLATACAĞIM...”
Bu esnada gazeteciliğe de başladınız, değil mi?
Evet, Milliyet Gazetesi’nde Münih temsilciliği yaptım. Ardından Bosna’da savaş muhabiri olarak görev yaptım, sonra Afganistan’a, Romanya’ya gittim. Yaklaşık 16 yıl gazetecilik yaptım.
Savaş muhabirliği yapmak sizi nasıl etkiledi?
Bosna Savaşı’nı baştan sona takip eden gazetecilerden biriydim. Çok acı olaylara tanık oldum. Bosna’da ressam bir arkadaşım bana şöyle demişti: “Bu savaşı sana kısaca anlatacağım; karşı komşum Sırp’tı ve çok iyi anlaşıyorduk. Bir sabah evimden çıktım, o da kapısını açtı ve daha ‘günaydın’ diyemeden boğazıma sarıldı. İşte savaş bu kadar anlamsız...” Savaşın iç yüzünü görmek için yaşamak gerekiyor ve ben hepsini yaşadım.
Gazetecilik mi, belediyecilik mi?
Bir daha dünyaya gelsem yine gazeteci olmak isterim ama gazetecilikten sonra en iyisi belediyecilik.
Türkiye’ye dönmeye nasıl karar verdiniz?
Deniz Baykal’ın çağrısıyla Türkiye’ye döndüm. Parti meclisine girdim; daha çok yurt dışındaki göçmenlerimizin sorunlarıyla ilgilendim. 2007’de bu bölgeden milletvekili adayı oldum.Yerel yönetime geçinceye kadar da Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanlığını yaptım.
“24 BİN İNSAN İŞ BULACAK”
En çılgın projeniz ne?
Benim çılgın projem yok, ayakları yere basan akıllı projelerim var. M’Expo Fuar projesi benim için çok önemli. Uluslararası projelere de ev sahipliği yapacak bir kongre merkezi. Anadolu yakasında ne fuar, ne kongre merkezi var. Golf sahası da yok, sahanın da içinde olduğu bir yaşam merkezi olacak. 200 bin metrekarelik bir alanda Türkiye’nin en büyük fuar merkezi olacak. Şu an plan aşamasında çünkü arazinin belirlenmesi lazım.
Golf sahası yaparken ağaçlara zarar gelmeyecek değil mi?
Yok, biz yeşile dokunmayız. Güneş enerjisinden beslenen ve çevre sulaması için yağmur suyundan faydalanan en çevreci projelerden biri olacak.
Maltepe’nin işsizlik sorununa da çare olabilir...
24 bin insan burada iş bulacak. Uyuşturucunun temelinde işsizlik yatıyor ve bizim uyuşturucuyla olan savaşı kazanmamız gerekiyor. Benim Maltepe’nin beş yılını planlamam yetmez. Benden sonra görev yapacak kişilerin de önünü açmam gerek. Bu projenin 100 yıllık geleceği var ve Maltepe halkının, görüşü ne olursa olsun, onayladığı bir proje.
Bir “Uluslararası ilişkiler danışmanı”nız var: Christian Ude. Böyle bir birim diğer belediyelerde var mı?
Hayır, bunu biz oluşturduk. Christian Ude, 23 yıl boyunca Münih’te anakent başkanlığı yapmış, çok önemli deneyimler elde etmiş bir siyasetçi. Onunla 40 yıllık bir dostluğumuz var, bana fahri ücretsiz danışmanlık yapıyor. Onun bilgisinden yararlanarak çözüme daha kolay ulaşabiliyoruz. Uzun yıllar, Avrupa’daki Sosyal Demokrat başkanların insanlara nasıl değer verdiklerini görme şansı buldum ve Christian Ude de onlardan biri.
“VEKİLLİK DEFTERİNİ KAPADIM, BELEDİYE BAŞKANI OLARAK KALMAK İSTİYORUM”
İlerisi için planlıyorsunuz, vekil olmak istiyor musunuz?
Hayır, milletvekiliği defterini kapattım artık. Yerel yönetimde daha faydalı olduğumu düşünüyorum. Ben belediye başkanı olarak kalmak istiyorum. Bu yaz tatil yapmak istiyorum. Ondan sonra yeniden sandığa gideceğiz, bir beş yıl daha çalışmak isterim.
Son olarak veremle ilgili afiş sosyal medyada çok konuşuldu. Bir şey söylemek ister misiniz?
Birlikte çalıştığımız bir derneğin önerisiydi. Derinlikli olarak baktığınızda yanlış bir şey yok ama ilk görüldüğünde “Ne oluyor” diyebilir insan...
ALİ KILIÇ’LA KISA KISA
Cumhuriyet’in Charlie Hebdo’nun karikatürlerini yayınlaması:
Düşünce ve basın özgürlüğü. İsteyen alır, istemeyen almaz.
LGBTİ’ler:
Her canlının yaşama hakkı eşittir. Onları toplumun dışına itmek çok yanlış. Onların da sorunlarına çözüm aramak noktasında açığız.
Kadın ve erkek eşit midir?
Elbette eşittir.
Burcunuz:
Yay
En sevdiğiniz kitap?
İnce Memed/Yaşar Kemal
En sevdiğiniz sanatçı?
Ruhi Su ve Richard Clayderman
En sevdiğiniz yemek?
Şinitzel
Yaz mı, kış mı?
Bahar
En çok ne yaparken eğlenirsiniz?
Arkadaşlarımla sohbet ederken, türkü söylerken...
Tarihten bir karakterle kahve içme hakkınız olsa:
Mustafa Kemal olsun isterdim.