Bir darbenin başarısız olması tekrar denenmeyeceği anlamına gelmez
1970'li yılların Latin Amerika'sında sakinliği ve demokrasisiyle gıpta edilen Şili'nin, sosyalizmle flört eden bir başkan seçince başına neler geldi?
ABONE OLDizimizin son gününde, her hafta bir ‘devrim’in yapıldığı 1970’li yılların Latin Amerika’sında sakinliği ve demokrasisiyle gıpta edilen Şili’nin, sosyalizmle flört eden bir başkan seçince başına neler geldiğini, modern tarihin en baskıcı rejimlerinden birinin pençesine nasıl düştüğünü göreceğiz. Dönemin ABD Başkanı Richard Nixon’ın emriyle Şili’nin nasıl bir cehenneme dönüştüğüne tanıklık edeceğiz...
Salvador Allende’yi devirerek 1973 yılında ülkenin başına gelen General Augusto Pinochet, Şili’yi 1990’a kadar yönetti.Günümüzde, bitmek bilmez öğrenci protestoları ve Hollywood yıldızlarının sahillerine yaptıkları kaçamaklar dışında pek bilinmeyen küçük bir Latin Amerika ülkesi olan Şili, en stratejik madenlerden biri olan bakır rezervlerinde dünyada birinci konumdadır. Ünlü şair Pablo Neruda’yı da dünyaya kazandıran ve uzun yıllar her hafta bir ‘devrim’in yaşandığı Latin Amerika standartlarına göre sağlıklı sayılabilecek bir demokrasiye sahip, okyanus kıyısındaki bu ince uzun ülke, 1970’lerden itibaren bölgenin gördüğü en ağır insanlık dramlarından birini yaşamaya başlayacaktı.