Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem 3. Sayfa 'Zevk düşkünü' seri katil nasıl yakalandı

        Türkiye’de 2005 yılında Formula 1, Şampiyonlar Ligi finali, Motor Grand Prix ve dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso’nun sergisi gibi önemli organizasyonlara imza atıldı. Elbette yapılan bu organizasyonlar aynanın güzel görünen tarafıydı. Peki aynanın diğer tarafında ise ‘Asayiş Berkemal’miydi acaba?...

        YANMIŞ ÇIPLAK KADIN CESEDİ

        Tarih 5 Ekim. Polise gelen bir ihbar tüyler ürperten bir cinayeti ortaya koyuyordu. Kartal Tem Karayolu’nun alt tarafından yanmış bir ceset bulundu. Olay yerine giden polis korkunç bir görüntüyle karşılaştı. Kadın olduğu düşünülen kişi çıplaktı. Nasıl öldürüldüğüne dair bir iz yoktu. Bunun için Adlı Tıp Kurumu’nda yapılacak incelemede ortaya çıkabilecekti. Kimliği belirsiz cesetler için Cinayet Büro Amirliği ekipleri dışında Kayıplar Büro Amirliği ekipleri de soruşturmada yer alır. Bu olay Cinayet ve Kayıplar Masası’nın buluştuğu bir cinayet vakasıydı.

        KAYIP KİŞİLER İNCELENMEYE BAŞLANDI

        Adlı Tıp Kurumu yaptığı incelemede, kadının tabancayla kafasından vurularak öldürüldüğünü belirledi. 20-25 yaşlarında bir kadındı ve ceset bulunduktan birkaç gün önce öldürülmüştü. O dönem Kayıplar Masası’nın önemli polis memurlarından biri olan Eşref Şahin, bu cesedin kimliğini tespit etmek için çalışma başlattı. Emekli polis memuru Şahin, kayıp başvurularına bakmaya başladığını belirterek “Kimliği belirsiz ceset olunca, ceset üzerinde onu akrabaları tanıyabilecek şekilde bir iz olup olmadığını da inceleriz. Bunu da inceledim. Ve kayıp başvurulara baktığımda yapılan başvurularda bu cesede uyumlu olan kimse yoktu. Bazen geç başvurular olabiliyordu takip etmeye başladım”

        13 GÜN SONRA

        Kartal’da cesedi bulunan kadının kafasından çıkan kurşun incelenmek üzere Polis Kriminal Laboratuvarı'na gönderildi. Cinayet Masası Kartal’da çalışmalarını yaparken, 13 gün sonra yani 18 Ekim’de Şişli’de bir cinayet ihbarı geldi. O gün Cinayet Masası’ndan nöbetçi olan ekibin içinde genç polis memurlarından Mehmet Özdemir’de vardı. Gelen ihbarla olay yerine gittiklerini anlatan emekli polis memuru Mehmet Özdemir “Şişli’de bir evde cinayet ihbarı almıştık eve gittiğimizde yaşlı bir kadının öldürüldüğünü gördük. Kanlar içinde yatıyordu. Cesedi incelediğimizde kafasına sıkılan kurşunla öldürüldüğü görülüyordu zaten. Kimlik bilgilerini aldık. İncelemelerde kadının cep telefonu ve parasının alındığını öğrenince bu bir gasp gibi benzer olay olabilir diye düşündük.”

        CEP TELEFONU KULLANAN BULUNDU

        Öldürülen kişi 73 yaşında Nihal Tezkurtaran adlı yalnız yaşayan bir kadındı. Kadının ilişkilerini incelemeye aldıklarını belirten Özdemir “O eve bazı tele kızların gidip geldiğini tespit ettik. Tümünün ifadelerini aldık. Bir yandan da kadının alının cep telefonun takibe aldık. Telefon açıldığında hemen sinyal verecekti. Ayrıca kadının kafasına sıkılan kurşunu da incelenmek üzere kriminale gönderdik. Bu olayda kullanılan silah başka olayda kullanılmış mı değil mi ona bakacaktık. Derken cep telefonu sinyal verdi. Telefona bir hat takıldığını gördük. Ve bir kısa sürede yerini tespit ettik”

        KATİL DİYE TUTUKLANDI

        Hemen telefonu kullanan kişiyi bulduklarını belirten Özdemir “Yanılmıyorsam Güngören mi? O taraflardan birindeydi gidip kendim onu aldım. Savcı bey için bu şüpheliydi. Kendisinin olayla ilgisinin olmadığını söyledi. Telefonu birisinden aldığını söyledi. Ancak savcı bey bu kişiyi şüpheli olarak tutukladı. Tabi biz de daha henüz karşımızda bir seri katilin olduğunu bilmiyorduk. Daha birbiriyle uyuşan cinayetler yoktu”

        Bu arada polis memuru Eşref Şahin, kimliği belirsiz cesedin kimliğini tespit etmek için çalışmalarını sürdürüyordu.

        KADININ KİMLİĞİ BELİRLENDİ VE SİLAH AYNI

        Bir süre sonra Kayıp Büro’ya bir kayıp başvurusu geldi. Başvuruyu inceleyen Şeref Şahin, bu kayıp eşkali cesedi bulunan kişiye benziyordu. Kayıp kadın 25 yaşında Begüm Tenekekesen’di. Aileyi Adlı Tıp’a yönlendiren Şahin kimliğini belirlediklerini söyleyerek “DNA tuttu ve kimliği belirlendi cesedin Begüm’e ait olduğu kesinleşti. Biz çalışma yaparken, kadının kafasında çıkan kurşun, Şişli’de öldürülen yaşlı kadının olayında kullanılan silahla uyuştu. Bu uyuşunca cesedin kimlik bilgilerini Cinayet Masası’na verdim. Onlar da bakıyordu”

        "O ZAMAN KATİL O TUTUKLANAN"

        Kriminal inceleme sonucunda Kartal’da cesedi bulunan Begüm Tenekekesen ve Şişli’de öldürülen Nihal Tezkurtaran cinayetleri aynı silahtan çıkmıştı. Bu durum karşısında şaşırdıklarını söyleyen Özdemir “Bu iki olay aynı silahtan çıktığına göre aynı kişi işlediğini düşündük tabi. Ve o tutuklanan şüphelinin bir cinayeti daha çıkmış oldu. Görünen oydu”

        23 GÜN SONRA

        Şüpheli tutuklanmış gibi gözüküyordu. Oysa İstanbul polisi, 23 gün sonra ortaya çıkacak bir cesetle birlikte, karşılarında Amerikan sapıklarına taş çıkartan bir seri katilin varlığını kabul edeceklerdi. O ana kadar her şey sakindi. 23 gün sonra yani 11 Kasım günü gelen bir ihbar Cinayet Masası’nı tüyler ürperten cinayetlerinde yeniden başa döndürecekti. Yine Kartal Tem Karayolu yine yanmış çıplak bir kadın cesedi.

        Öldürülme yöntemi aynıydı. Kafasını sıkılmış bir kurşunla öldürülmüş ve araçla taşınıp buraya atılmış sonrada yakılmıştı. Film başa sarılmıştı. Katil kimdi? Tutuklanan kişi masum muydu?

        BASINDAN GİZLENMEYE ÇALIŞILDI

        Bu cesedin de kimliği belirsizdi ve o da 25-30 yaşlarındaydı. Eşref Şahin için bir iş daha çıkmıştı. Şahin kayıp başvurularına baktı yeniden ceset bulunduktan bir gün sonra bir kayıp başvurusu vardı. Kayıp kadın 28 yaşında Gökçe Şandır’dı. Aileden alınan DNA uyumlu çıkmıştı. Öldürülen kadın Gökçe Şandır’dı. Ve Kriminal de gelen sonuç ise seri katilin varlığını ortaya koyuyordu. Şandır’ın kafasında çıkan kurşun, Begüm Tenekekesen ve Nihal Tezkurtaran’ı öldüren silahla aynı silahtı. Şahin, olayın gizlilik içinde sürdürüldüğünü söyleyerek “Emniyet müdürün talimatı vardı. Gazeteciler duymasın diye. Bende Begüm ve Gökçe’nin aileleriyle sık sık görüşüyordum. Sonra öğrendim ki sen (Mustafa Şekeroğlu) aileye ulaşmışsın resim almışsın. Tabi sen haber yapınca ortalık karıştı”

        18 GÜN SONRA TRAVESTİ CİNAYETİ

        İstanbul polisi artık bir seri katil avı başlatmıştı. Katil hep kadınları seçmişti. Sırada kim vardı? Çalışmalar devam ederken Gökçe Şandır’ın cesedinin bulunmasından 18 gün sonra yani 29 Kasım akşamı Ulus’ta arabada bir cinayetin işlendiği ihbarı geldi. O gün Cinayet Masası’nda nöbetçi ekip arasında bulunan genç polis memurlarından biri Fuat Karabulut’tu. Emekli polis memuru Karabulut hızla olay yerine gittiklerini belirterek “ Olay yerine gittiğimizde, sarışın bir kadının arabasında öldürüldüğü görüntüsüyle karşılaştık. İlk gördüğümüz oydu. Ancak kimlik bilgilerini incelediğimizde öldürülen kişinin travesti olduğunu öğrendik. Kamera görüntüsü var mı yok mu çevrede inceledik ancak bir şey bulamadım. Olay yeri araç üzerinde incelemelerini yaptı. İlk aklımıza gelen travestinin müşterisi tarafından öldürülmesi oldu. Genellikle bu tür cinayetler hep işleniyordu”

        SERİ KATİL KURBANI 4 OLDU

        Öldürülen kişi Serenay takma isimli Murat Taç’tı. Fuat Karabulut, öldürülen kişinin bağlantılarını incelemeye aldıklarını belirterek "Tabi bu arada olay yerinde bulunan boş kovan ve maktulün kafasındaki çekirdek kriminale gönderilmişti. Biz öldürülenin kişinin çevresinden herkesin ifadesini almaya başladık. Derken çekirdeğin kriminal sonucu geldi. Önce de işlenen 3 cinayette kullanılan silah kullanılmıştı. Yani bizim aradığımız seri katilin kurbanı 4 olmuştu."

        DİKKAT ÇEKEN PARMAK İZİ

        Katil kimdi? Merak edilen tek soru buydu. Bu cinayetinde aynı seri katil tarafından işlenmesi üzerine tüm ekipler birleşti. Bunun üzerine Cinayet Masası’nda çalışan Hüseyin Demir, Fuat Karabulut, Mehmet Özdemir ve Sami Avcı bu cinayet dosyasını takip etmeye başladı. Son cinayetteki araçta yapılan incelemelerde dikkat çeken bir parmak izi bulundu. Parmak izi Şule Özbakan’a ait çıktı. Özbakan’ı mercek altına aldıklarını belirten Fuat Karabulut “Kadın hemşireydi. Ancak daha önce bir fuhuş suçundan gözaltına alındığı için parmak izi kaydı çıktı. İlk etapta bu kadının katil olabileceğini düşünmedik. Ama bu kadının o araçta ne işi vardı. Onu çözmemiz gerekti”

        ŞULE’NİN İSMİ TEZKURTARAN DOSYASINDA ÇIKTI

        Emekli polis memurları Fuat Karabulut ve Mehmet Özdemir, hemşire kadını incelemeye aldıklarında ilginç bir detayla karşılaştıkların belirterek “ Bu kadını Şişli’de öldürülen Nihal Tezkurtaran cinayetinde ifadesini aldığımızı gördük. Artık şunu düşünmeye başladık. Katilin tek bağlantılı olduğu kişi bu kadındı ve bu kadını takibe aldık”

        “SEVGİLİSİNİ TAKİP ETMEYE BAŞLADIK”

        Hemşireyi takibe alarak yaptıkları çalışmada, ilişkisi olduğu kişiyi tespit ettiklerini söyleyen Karabulut ve Özdemir “Bu kişi Osman Bora Çuhacı’ydı. Halkalı’da oturuyordu. Ve bu sevgilisi çok sık onun evine gidiyordu. Bu kişiyi incelemeye başladık. Soyunu sopunu inceledik. Bize göre baş şüphelimiz buydu. Her an bir cinayet daha işleyebilirdi. Bunun içinde onun telefonlarını dinlemeye aldık. Ve aynı zamanda kendisini 24 saat fiziki olarak takibe almaya başladık ne olur ne olmaz diye”

        SEVGİLİSİNİ VURDU

        Dördüncü cinayetten 25 gün geçmişti. Cinayet Masası’nda Sami Avcı ve bir arkadaşı o akşam Halkalı’da evi gözlüyordu. Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki teknik takip bölümünde ise Osman Bora Çuhacı’nın telefonu dinleniyordu. Şüphelinin telefonu birden 112’yi aradı. Çuhacı ambulans istiyordu kız arkadaşının yaralandığını söylüyordu. Teknik ekip hemen konuyu Halkalı’da bekleyen polis memuru Sami Avcı’ya bildirdi. Bu arada ambulansta olay yerine doğru yola çıkmıştı. Polisin ilk düşündüğü şey katil zanlısı sevgilisini de vurup öldürmüştü.

        POLİS SAĞLIK GÖREVLİSİ KILIĞINA GİRDİ

        Cinayet Masası’nda görevli polis memuru Sami Avcı, içerde ne olduğunu görmek istiyordu. Bunun içinde bir plan yaptı ve gelen ambulansı yolda durdurdu. Kendini tanıtarak sağlık görevlisi rolüne bürünüp içeri, ambulans doktorlarıyla içeri girdi. Osman Bora Çuhacı parmağından yaralanmıştı. Hemşire sevgilisi ise ayağından yaralanmıştı. Sami Avcı, ilgileniyor gibi yaparak olayın gerçekleştiği yerde silah bulmaya çalıştı. Silahı göremeyince boş kovan hemen çaktırmadan aldı. En azından bu kovanı diğer olaylarda kullanılan mermilerle karşılaştırma yapacaktı. Çünkü en önemli delil silahtı. İddiaya göre silah Osman Bora Çuhacı, silahla oynarken kazayla patlamış kurşun parmağından sekerek sevgilisinin ayağına isabet etmişti. Ambulansla hemşire Şule Özbalkan ve sevgilisi özel bir hastaneye götürüldü.

        “HEMEN GİTTİK”

        Bu olayın bildirilmesi üzerine hemen hastaneye gittiklerini anlatan emekli polis memuru Mehmet Özdemir “Hastaneye gittiğimizde, ilçe polis arkadaşlar şaşırdı. ‘basit bir yaralama niye geldiniz’ dediler. Biz tabi güldük. Bişe demedik. Sonra Osman Bora Çuhacı’yı aldık. Tabi bir seri katil olduğunu söylemedik. Biz o silahı bulmamız lazımdı. Onu şüpheli gibi almadık. Bir ifadeni alacağız dedik. Şubeye götürdük. Sevgilisini almadık o eve gitti. Bizim arkadaşımız yine o evin yanına gitti beklemeye başladı”

        “SİLAHI YOK ET MESAJI”

        Şüpheli Çuhacı’yı Cinayet Masası’nda avukatların görüşme odasına aldıklarını söyleyen Özdemir “Çay falanda gönderdik rahat olsun bakalım telefonunu kullanacak mı diye bekledik. Baktık telefonuyla bir şeyler yazıyor. Tabi biz görmüyoruz ama onun telefonunu dinleyen ekibimiz hemen bize ‘Bu sevgilisine ‘Tabanca mutfakta bulunan sepetin arkasındaki bölmeden al yok et” diye mesa j attı dedi. Biz hemen orada bekleyen rahmetli Sami arkadaşımıza ilettik. Sami hemen içeri gidip silahın yerini buldu. Ve o silahta tüm cinayetlerle uyuştu. Sonra da itiraf etti cinayetleri tek tek nasıl işlediğini anlattı bize”

        “ONU YAKAN FENERBAHÇE-GALATASARAY MAÇI OLDU”

        Katil zanlısının son olayda sevgilisinin parmak izinden yola çıkarak cinayeti çözdüklerini belirten emekli polis memuru Fuat Karabulut “Bu son olayda şöyle olmuş. Bu iki sevgili o hafta Galatasaray-Fenerbahçe maçı vardı. Bunlar biri Galatasaray biri Fenerbahçeli, iddiaya giriyorlar. Kazanan ne isterse yapacak diye. Fener yenince Osman Bora Çuhacı iddiayı kazanıyor. O iddia karşılığı o akşam travestiyle ilişkiye girmek için gidiyorlar. Osman önce travestinin evine gidiyor. Anlaşamıyor. Bu kez Ulus’a çağırıyor. Travestinin arabasına biniyorlar yine anlaşamayınca silahla ateş edip öldürüyor. Bu sırada kadın arabaya binidği için parmak izi bırakıyor. Yani bu parmak izi bırakılmazsa işimiz zor olurdu. Çözerdik ama belki birkaç cinayet daha işlenirdi”

        DİĞERİ CEZAEVİNDEN ÇIKTI

        Gerçek katilin tespit edilip yakalanmasının ardından tutuklu bulunan diğer kişi masum çıktı. Aylarca hapiste katil diye yatan kişi serbest kaldı. Karabulut ikiliyi cezaevine götürürken “Osman sevgilisine beni bekle, dedi. Böyle bir baktım oğlum 4 cinayetin var nasıl çıkacaksın dedim”…

        İKİ AYDA DÖRT CİNAYET

        Tutuklanan Osman Bora Çuhacı, iki ayda 4 cinayet iki silahla yaralama ve iki tehdit olayına karışmıştı. Katil zanlısı Çuhacı, öldürdükleri kurbanlarla cinsel içerikli yakınlık kuran biriydi. Öldürdüğü Begüm Tenekekesen ile Gökçe Şadır ile önce ilişkiye girmişti ve aralarında yaşanan tartışma sonucu ikisini de öldürmüştü. Nihal Tezkurtaran’ıda iddiasına göre sevgilisini pazarladığını iddia ederek öldürmüştü. Nihal Tezkurtaran’ı öldürdükten sonra parasını ve cep telefonunu aldığını anlatan Çuhacı, dikkatleri başka yere çekilsin diye cep telefonunu yolda tanımadığı birine verdiğini söyledi.

        Çuhacı halen cezaevinde bulunuyor.

        ÖNERİLEN VİDEO
        Şurada Paylaş!
        Yazı Boyutu

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

        Habertürk Anasayfa