Stilin gücü
José Mourinho, Pep Guardiola, Roberto Mancini, Fatih Terim...
HT CUMARTESİ / Aysun ÖZ
José Mourinho, Pep Guardiola, Roberto Mancini, Fatih Terim... Tek ortak noktaları meslek hayatlarının zirvesinde olmaları değil. Bu teknik direktörler, trendi giyim tarzlarıyla da yeşil sahaları daha ilginç kılıyorlar; kadınlar için bile!
E ski futbolda teknik direktörler maçlara ekseriyetle eşofmanla çıkar, yedek kulübesinde babacan ve fedakâr bir imaj da yaratırlardı. Jupp Derwall ve Gordon Milne’i hatırlıyorum mesela. Kulüp yemekleri haricinde bu emektarları takım elbiseyle görmek pek mümkün olmazdı. Starlık genelde futbolcuların büründüğü bir roldü. Sonra zaman değişti. Kulüpler sinekten yağ çıkarmak için hazır giyim işine de el attı. Takımların logolarını, renklerini taşıyan tasarımlar podyumlarda boy göstermeye, spor malzemeleri pazarı milyar dolarlarla ifade edilmeye başladı. Emektarların yerini aktif futbolculuğu bırakır bırakmaz genç yaşta koçluk kariyeri yapan genç hocalar aldı. Dolayısıyla kulüpler ya da markalar futbolcuların ardından teknik direktörleri de vitrine çıkardı. Bugün artık teknik direktörler, stil ikonu olarak futbolcuların bile önüne geçmeye başladı. Bazıları hem genç hem de olgun sayılabilecek ideal yaşlarda elde ettikleri başarılara karizmalarını da ekleyince, futbolda starlık mertebesinin en tepesine yerleştiler. Stil ikonu haline geldiler. Böylece futbolla ilgilenmeyenler bile yedek kulübesindeki “gusto”ya gözlerini dikmeye başladı...
KADINLAR BEĞENİYOR ERKEKLER ÖRNEK ALIYOR
Özetle stilin gücü, star teknik direktörler ligini yarattı. Bu mertebeye erişmenin yoluysa sadece başarıdan değil tarz sahibi olmaktan da geçiyor. Modanın çarklarına takılan teknik direktörler en iyi giyinen erkekler listelerinde boy gösteriyor, Hollywood starlarıyla aşık atıyorlar. Ünlü stil danışmanları var. Zira artık hem moda sektöründe tüketime yön veren görevler üstleniyorlar -ki bu en az futbol kadar ciddi bir iştir-, hem de en azından “Saha kenarındaki karizmatik teknik direktör acaba nasıl giyinmiş” diye maçları izleyen kadınlar sayesinde izleyici kitlesini genişletiyorlar. Yayıncı kuruluşların yönetmenlerinin eskiye göre teknik direktörleri daha çok ekrana yansıttığı dikkatinizi çekmiyor mu? Moda tasarımcıları, markalar pek çok kadının beğendiği ve pek çok erkeğin “olmak istediği” bu adamları giydirmek için birbirleriyle yarışıyor. Chelsea Teknik Direktörü José Mourinho sayesinde Armani az takım satmamıştır herhalde...
Toplantıya mı maça mı?
Bayern Münih’in teknik patronu Pep Guardiola sahaya genç bir CEO gibi çıkıyor. Genellikle takımlarını Brooks Brothers’a diktiriyor. İnce kravatları ve takım elbiselerinin içine giydiği yeleklerle tarzını ortaya koyuyor. Katalan moda tasarımcısı Toni Miro ile yakın arkadaş. Ayrıca Armani ve Prada tercihleri arasında. Kirli sakalı ve 3 numara saçlarıysa moda ikonu imajını tamamlıyor.
Mourinho, Beckham’ı da geçti
Lafı çok dolandırmaya gerek yok. “Kim bu star teknik direktörler” derseniz, başta elbette Mourinho var. Nisan 2005’te GQ Dergisi onu “En İyi Giyinen Erkekler” listesinde ikinci sıraya koymuştu. Üstelik Beckham’ı en kötü giyinen erkek seçtikleri yıldı. O günden bugüne pek çok listede var ünlü teknik adam. İkonluğun hakkını verircesine reklam anlaşmaları da birbirini izledi. İlk olarak American Express reklamlarında göründü Mourinho, sonra bir tıraş makinesi reklamında rol aldı. Ülkemizde de bir inşaat firmasının reklamında yer alarak ev sattırdı. Tam bir Akdenizli. İngiliz takımlarını çalıştırırken centilmenlere layık ada şıklığı da bulaşınca daha çekici bir hal aldı. Ama Armani takımlarını ve balıkçı yaka kazaklarını hiç bırakmadı...
İtalyan işi Mancini
Roberto Mancini de stil ikonu bir teknik direktör. İtalyan şıklığını sahada da konuşturuyor. Alametifarikası boyun bağları... Manchester City’de taktığı mavi beyaz atkısı moda oldu. Mancini’nin saçlarını da unutmamak gerek. Yanları beyazlamış saçları, stilinin önemli bir parçası... Manchester City’nin başındayken Harvey Nichols’da kaş aldırması konuşulurdu. Oyuncuları her yıl kıyafetlere lüks bir otomobil parasından fazla ödediği için onu kıskanırdı. O da bir Armani tutkunu. Ayrıca takım elbisede Rubinacci, Zegna Milano diğer tercihleri arasında. Galatasaray’ın teknik direktörü olarak çıktığı ilk Juventus maçında yine alışılmış İtalyan şıklığı ve cool tavırlarıyla sahadaydı. Takım elbisesinin içine giydiği Milano yaka gömleği, trendin aksine taktığı geniş kravatı vücut yapısına uygundu. Ünlü teknik adamın tarzındaki zıtlıklar karakteri hakkında da ipuçları veriyordu. Kol düğmelerinin olmaması, spor saati ve saatinin yanına taktığı deri bilekliğinin İtalyan tarzı klasik takım elbisesiyle yarattığı çelişki, başına buyruk ve risk almayı seven biri olduğunun da göstergesi.
‘Başkanlar karizmatik teknik adam arıyor’
Teknik adamların önem kazanan imajını, Milimetric’in ortağı ve stil danışmanı Kağan Gökalp yorumladı... “Mourinho, Guardiola, Mancini... Hepsinin fizik ölçüleri ideal. Kilolu olmadıkları için ne giyseler yakışıyor. Mancini 48 yaşında, futbolu bıraktıktan sonra kilo almadı. Stil sahibi teknik adamlar, ekran yüzü gibi sahaya çıkıyor. ‘Gücü temsil eden üniformaları var’ diyebiliriz. Beyaz gömlekten vazgeçmiyorlar, göz yormamak için desenli gömlek giymiyorlar. Oysa futbolcuyken ne kadar renkli giyiniyorlar değil mi? Ülkelerinin marka elçileri gibi hareket ediyorlar, kendi ülkelerinin markalarını giyiyorlar. Bakımlılar da; gözaltı kremleri, antiaging ürünler kullanıyorlar, saçlarını özel kuaförlere emanet ediyorlar. Eskiden teknik direktörler eşofmanla sahaya çıkar, birçoğunun elinde sigara olurdu. Artık böyle değil. Bakımlı ve sağlıklılar. Dış görünüşlerine çok dikkat ediyorlar. Sonuçta futbol artık büyük bir endüstri. Ve artık daha çok para kazanan teknik direktörler, özellikle de Akdenizliler, kıyafetlerine yatırım yapıyor. Kilo da almayınca bir aktörle yarışacak düzeyde imaj sergiliyorlar. Zira artık kulüp başkanları da takımın imajına yakışan teknik direktör arıyor. Sadece futbol bilgisine değil imajını ve markaya katkısını da hesaplıyor. Büyük bir endüstri olan futbolda imaj yönetimi önemli. Bunun başını da Hollywood yıdızlarıyla yarışan teknik direktörler çekiyor.”
Renkli Terim
Ve elbette Fatih Terim. Türk futbolunun en tepesindeki nokta o. Stilinin geldiği nokta da öyle. Bunda moda eğitimi alan kızı Buse Terim’in de rolü var elbet. Bir de Milano macerasını unutmamak gerek. Terim’in sahaya eşofmanla çıktığını hatırlayan var mı? Takım elbise, hatta kış aylarında o da fuları boynundan eksik etmiyor. Kızına verdiği bir röportajda “Renkli atkıları özellikle koyu elbise ve kabanda hoş durduğu için kullanıyorum” demişti. Saha kenarından yerinde duramayan Terim’in gömleğinin kıvrılmış kolları ve yakasına taktığı gözlüğü de gözden kaçmayacak detaylardandı.
DIEGO SIMEONE’DEN CARLO ANCELOTTI’YE
Bu konu burada bitmiyor tabii. Stil ikonu teknik direktörlerin sayısı her geçen gün artıyor. Başarısıyla şıklığının altını çizen, moda dergilerinde İspanya’nın en yakışıklısı da seçilen Atletico Madrid Teknik Direktörü Arjantinli Diego Simeone, stil rekabetinde Real Madrid’in başındaki İtalyan Carlo Ancelotti ile yarışıyor. Ama kabul edelim, genç Simeone açık ara önde... İngiltere Premier League’de José Mourinho’nun rakibi de Tottenham Hotspur Teknik Direktörü, vatandaşı Portekizli Andre Villas-Boas.
TUGAY ADAY MI?
Türkiye’de Terim’den sonra boy gösterebilecek, stil ikonu teknik direktörler ligine çıkabilecek güçlü adaylardan biri, Mancini’nin yeni yardımcısı Tugay Kerimoğlu olabilir. Tugay düğününde giydiği uzun ceketiyle stil konusunda cesur olduğunun sinyallerini vermişti. Yıllarca İngiltere’de Premier League’de oynayan Kerimoğlu’nun istidadını yıllar gösterecek elbette. Stil ikonu olmak için önce başarılı olmak gerekiyor. Ama Kerimoğlu’nun yaşı genç, önünde uzun bir kariyer duruyor...