'Şimdi 'Bu kadın hiç yaşlanmıyor' diyeceksiniz'
Türkiye'nin ilk kadın bakanlarından İmren Aykut, 30 yılı aşkın süredir Türk kamuoyunun tanıdığı bir isim olarak hiç kaybolmayan güzelliğiyle dikkat çekiyor
12 yıl bakanlık yaparak çok yoğun ve stresli bir dönem yaşamasına rağmen her dönem bakımlı olan 1940 doğumlu Aykut, son dönemde neler yaptığını ve güzellik sırlarını anlattı.
HT CUMARTESİ / Deniz ÇİÇEK/ANKARA
Eski bakan İmren Aykut, 30 yılı aşkın süredir kamuoyunda tanınıyor. Bu nedenle şarap gibi güzelliği daha da çok dikkat çekiyor. 71 yaşında. Kendisine yöneltilen iltifatlara, botoks dahil ömründe hiç estetik operasyon yaptırmadığını söyleyerek karşılık veriyor.
Ama İmren Aykut, her gün 5 kilometre yürüyor ve hayatından kahvaltı dışında karbonhidratı çıkarmış durumda. Yüzüneyse sadece nemlendirici sürüyor. Yine de bu genç görünümünü genlerine bağlayıp "Annem 87 iken dahi porselen gibi cilde sahipti" diyor...
BEKÂR AMA 12 TORUNU VAR
Bakın Aykut, formunu başka nelere bağlıyor: "13 yıldır kurucusu olduğum Çevre, Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı'nın (ÇESAV) başkanlığını yürütüyorum. Kimsesiz kız çocukları için bir yuva ortamı yaratıyoruz. 4 şehirde 10 tane vakıf evinde 41 genç kıza yuva olduk. Aile Bakanlığı ile imzaladığım protokol ve devlet desteğiyle koruyucu ailelik yapıyoruz. Amacım bu çocukları hayata hazırlamak. Üniversiteye giderse ona da destek oluyoruz. Sonra işe yerleştiriyoruz. İşe yerleştirince ev tutuyoruz. 200 kızı hayata kazandırdım. Çoğu evlendi. Torunlarım var. 12 civarında torunum var. Ben Türkiye'de en büyük koruyucu aileyim. Mali imkânlar olsa başka illerde de ev açarım..."
BU KADIN HİÇ YAŞLANMIYOR
"30 yıl önce kamuoyu tanıdı beni. Sahiden hiç değişmemiş miyim? Siz şimdi 'Bu kadın hiç yaşlanmıyor' diyeceksiniz. Şeker hastasıyım, spor yapmaya mecburum. Bu şeker başka türlü düşmüyor. Kendi yaşıma göre iyi yürüyorum. Her gün koşu bandında 5 kilometre yürüyorum. Özellikle yediklerime dikkat ediyorum. Karbonhidratları çok azalttım. Yalnız sabahları iki dilim ekmek yiyorum. O da tam buğday. Kepekli bir şey ifade etmiyor. Öğlen akşam hiç yemek yemiyorum."
EKMEK, PİRİNÇ VE PATATES YOK
"Pirinci kaldırdım. Yüzde 95'i şeker. Bir dilim ekmeğin üstünü şekerle kaplayın. Bir dilim ekmekle o kadar şeker yemiş oluyorsunuz. Beyaz ekmek, pirinç ve patates o derece korkunç. Çok az bir patatesi haşlanmış yersem ne âlâ. Öyle kızarmış, yemek içinde filan yok. Bunları kaldırdım. Sebze yiyorum. Arada bir et yiyorum. Haftada bir pirzola, ızgara köfte yiyorum. Çemensiz pastırma yiyorum. Yüzde 100 et. Daha sağlıklı oluyor. Balık yiyorum, tavuk da organikse yiyorum. Şekerden dolayı meyve de az yiyorum..."
'CİLDİMİ TEMİZ TUTUYORUM'
"Cildimi temizliyorum. Sadece sabah akşam nemlendirici sürüyorum. Göz altıma ayrı bir şey sürmüyorum. Yüzüme ne krem ne bir şey... Hiç vaktim yok. Genetik biraz. Annem 87 yaşında öldü. Yüzü porselen gibiydi. Aslen Adanalıyım. Herkes iltifat ediyor, bu iltifatlar da gençleştiriyor beni."
BOTOKS BİLE YOK
"Kadının biri gelmiş yüzüme bakıyor, 'Estetiği kime yaptırdınız' diye sordu. Çok emin ama! 'Gel muayene et o zaman' dedim. Geldi, kulak arkama, her tarafıma baktı. Yüzümü gerdirdiğime emindi. Yok öyle bir şey. Migrenim vardı, dediler ki 'Botoks migreni geçirir'. Ben de yaptırayım diye karar verdim. Ama iğneden çok korkuyorum. Dünyada yaptıramam. Hiç yaptıramadım..."
'Abla' diyorlar
"Sürekli çalışıyorum, çalışmak insanı canlı tutuyor. Sürekli farklı illerdeki yurtlarım arasında yaşıyorum. Çocukların yanında olmak gerekiyor. Kızlar gelip dediler ki 'Size nasıl hitap edelim?' 'Kızım, içinizden ne geliyorsa öyle deyin' dedim. 'Biz konuştuk, abla diyeceğiz' dediler. Kahkahayı patlattım."