Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Levent ÖZÇELİK/HT CUMARTESİ

Yıllar yılı hep niyetlenip gidemediğim yerlerden biri Mauritius. Hep bir bahane bulurum gitmek için, ancak hep de bir sebebim oldu vazgeçmek için. Vazgeçişlerimin en büyük sebebi, iki ya da üç aktarmayla gidilmesiydi. İstanbul’dan Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşları başlayınca gitmek artık farz oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim, yıllardır aklıma “balayı adası” diye yer eden Mauritius, sadece balayı çiftlerine özel bir yer değil. Adanın özellikle Port Louis ve Grand Bay adlı şehirlerinde yerel halka karışıp farklı deneyimler yaşayabilirsiniz. Kabaca Mauritius Cumhuriyeti’ni ikiye ayırabilirim. Mauritus’un uzun beyaz kumsallarına yerleşmiş lüks, şık otel ve kiralık evlerinde dinginlik ve sakinliği tercih edilebilir, ilave olarak romantizmin tadını çıkarabilirsiniz. Ayrıca vahşi doğasına karışabilirsiniz. Eğer zamanınız varsa hepsini yapabilirsiniz. Mauritius’u kısaca anlatmak gerekirse, Hint Okyanusu’nun incisi sayılabilecek adaların başında geliyor. Hatta Hint Okyanusu’nda uzun zamandır ilgi gören en önemli turistik ada. Başta Fransızlar olmak üzere Avrupalılar için yıllardır popüler. Ada aslında bir uçtan bir uca 150 kilometre uzunluğunda ancak genelde tek gidiş-gelişli yollar olduğundan bir yerden bir yere gitmek çok zaman alıyor. Örneğin havalimanından Port Luise’e yaklaşık bir saatte gidiyorsunuz. Adanın en hareketli yeri olarak bilinen kuzeyde yer alan Grand Bay ise havaalanından yaklaşık bir saat 25 dakika uzaklıkta. Neler yapılır? Nerede kalınır? Nerede yenir? Sadece iki mevsimi olan, onların “kış” dedikleri ilkbahar ve yazdan başka iklimlerin uğramadığı bu ada cumhuriyetinde yoğun bir Fransız etkisi var. Sebebi malum, uzun süren Fransız işgali...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ