Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar
Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu Banes / GAZETE HABERTÜRK

Duymaktan bıktığım ve de artık kesinlikle inanmadığım bir cümle var: “Yediğin yemek miktarını azalt, spor yap; kilo verirsin.”

30’lu yaşlara kadar bir işe yarayabilir bu yöntem ama 40’ı devirdikten sonra, hele de yarım asra imza attıktan sonra kesinlikle başka bir “hokus pokus” gerekiyor. Günde 200 gram yiyip 5 kilometre koştuğumda bile ertesi gün tartıda rakam 400 gram artış gösteriyorsa ya da 3 aylık diyet ile kaybettiğim kiloları 2 günde geri alıyorsam, o zaman şimdiye kadar duyduğum o “mucize” çözümler işe yaramıyor demektir. Hele arkadaş toplantılarında anlatılan X isimli zayıflama yöntemlerini dinlemeye hiç sabrım kalmadı. Emme basma tulumba gibi kiloları bir inip bir çıkanlar ya da artık “kilo” konusunda obsesifleşip hayatı kendisine ve çevresindekilere zindan edenlerden olmaksa yaşam felsefeme uymuyor.

Peki ne yapmak gerekiyor? Hem yeme zevkini tatmin ederek hem sağlıklı kalarak hem de estetik görünümü katletmeyerek yaşamak mümkün değil mi?

Dünyada sağlık konusunda en çok sorulan bu soruya çok çeşitli yanıtlar var. Duyduğum en bilimsel ve makul açıklamayı P.Sumithran ve J.Proietto isimli diyet uzmanları Clinical Science Dergisi’ndeki makalelerinde yapmış: “Her diyet herkese uygulanmaz. Kişilerin sağlık durumları, yaşam şekilleri buna uygun olmayabilir. Bu yüzden çevreden duyulan tekniklerin uygulanması ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Zaten her diyet sadece geçici bir süre uygulanırsa sağlıklı olarak kabul edilir. Hep aynı besin ve miktarda, tekrar eden yeme tarzı başka sağlık sorunlarını doğurabilmektedir” diyor, beslenme uzmanlarının her hastaya ellerindeki aynı cetveli uygulamalarını eleştiriyorlar. Fakat kendileri de uygulanabilir bir çözüm önermiyorlar.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ