O filmlerde ekibin başına neden hep bela açılır?
Gerilim - Korku Sineması... Yeşilçam'da bu türe çok fazla rastlanmazken 2004 yapımı 'Büyü' ile birlikte bir gerilim - korku filmi furyası başladı. Öyle ki merkezi 'Cin' olan gerilim - korku filmleri komediden sonra en çok izlenen tür haline geldi. Son zamanlarda gerilim - korku türündeki filmlerin ekibinin başına tuhaf olaylar geldiği yönünde çıkan söylentiler, birer haber bülteni olarak medyaya servis edilmeye başlandı. Nedeni cinlere bağlanan tuhaf olayların neler olduğunu ve gerilim - korku filmlerinin Türk sinemasındaki konumunu Habertürk'ten Mehmet Çalışkan, 'Haftanın Portresi'nde derledi
14 Aralık 2004...
Dolmabahçe'deki G-Mall'de 'Büyü' adlı gerilim - korku türündeki filmin galası var.
Aynı saatlerde röportajım olduğu için filmin gösterimine az bir zaman kala G-Mall'den çıkarak Taksim'deki bir otele gittim.
Röportaj bitti, telefonu açtım.
Müdürden mesaj üzerine mesaj gelmiş.
'Oradaysan fotoğrafları hemen şoförle yolla. Değilsen hemen oraya git'...
Meğer galanın yapıldığı G-Mall'de yangın çıkmış.
5 dakika sonra oradaydım.
Yangın yeni söndürülmüş.
Ölenin olmadığı söyleniyor ama birçok yaralı varmış.
G-Mall'ün antresine kurulan dekor, filmin konusuna uygun düşecek şekilde gerilim havası oluşturacak unsurlarla bezenmişti.
Dekordaki bolca dantel perdelerin yanına bolca mum konulmuştu.
Film gösterimi başladıktan sonra birkaç mumun kazara devrilmesi sonucu yanıcı dekor tutuştu.
Duman, salondaki davetlileri ölümle burun buruna getirdi.
800 davetliden 140'ı hastaneye kaldırıldı.
Olay o kadar büyüktü ki...
Gazeteler, haberi manşetlerine taşıyarak İstanbul için özel baskı yaptı.
Faruk AksoyO dönem, bir söylenti çıktı.
Söylentiye göre;
Yapımcısı 'Büyü'nün tanıtımı için G-Mall'ün antresinde bilinçli olarak küçük çaplı bir yangın çıkartmıştı.
Haber olacak kadar bir yangın çıkartılacak sonra da söndürülecekti.
Yangın da filmin konusunda olan 'Cin'lere bağlanacaktı.
'Büyü'nün yapımcısı Faruk Aksoy.
1995'ten bu yana tanırım.
Kafası cin gibi çalışan bir yönetmen ve yapımcıdır.
Böylesine saçma sapan bir tanıtıma tenezzül etmeyecek biridir.
Kardeşleri Fatih Aksoy ve Servet Aksoy ile birlikte sektörün saygın isimlerindendir.
Faruk Aksoy, gala yoğunluğu ve heyecanı içindeyken küçücük bir kaza sonrası mumların yanıcı malzemeleri tutuşturabileceğini düşünemedi.
Zaten o yoğunlukta bunları düşünmek zorunda kalması için gala organizasyonu bir şirkete vermişti.
Faruk Aksoy'un cinliği izleyicinin nasıl bir film seveceği üzerinedir.
Birçok yapımcının beğenmediği, 'Bu film iş yapmaz' diyerek yatırım yapmadığı 'Recep İvedik'in geniş kitlelere ulaşacağını ön gören kişidir.
Sadece geçtiğimiz martta gösterime giren 'Özgür Dünya'da cinlik yapamadı.
O da nazar boncuğu oldu.
Grafik Tasarım: Can BAYTAK'Büyü', yeni dönem gerilim - korku filmlerinin miladıdır.
Orhan Oğuz'un yönetmenliğini üstlendiği, İpek Tuzcuoğlu, Ece Uslu, Özgü Namal ve Okan Yalabık'ın başrollerini paylaştığı film, beyazperdeye arkeolojik kazı yapmak için Mardin'e giden bir grup arkeoloğun gerilim dolu macerasını yansıttı.
Filmin izleyici sayısı 600 binin üzerindeydi.
O döneme göre yüksek bir rakamdı.
'Büyü'nün yüksek gişesi, o döneme kadar Türk sinemasında pek örneğine rastlanmayan gerilim - korku türüne yeni bir kapı açtı.
Birbiri ardına konusu genellikle cinler üzerine kurulu filmler çekildi.
Maliyetinin az olması birçok yapımcı için gerilim - korku türünü cazip hale getirdi.
Hatırı sayılır izleyici kitlesine ulaşmasıyla da yapımcılar, hatırı sayılır paralar kazanmaya başladı.
'D@abbe', 'Siccin' ve 'Üç Harfliler' birer seri film haline gelerek gerilim - korku türünün lokomotifleri oldu.
13 yılda çekilen 69 gerilim - korku filmi toplamda 10.148.056 kişi tarafından izlendi.
Toplam hasılat ise 98.684.333 ₺.
Film başına 147.073 izleyici.
Film başına 1.430.207 ₺.
Düşük bütçeli olmalarından dolayı oldukça kazançlı bir durum söz konusu.
Hal böyle olunca da konusu 'Cin' merkezli gerilim - korku türü bir maden haline geldi ve gelen giden eline kazmayı aldı.
Bu nedenle de rekabet arttı.
Başrolde ünlü oyuncu olmaması, tanıtım fotoğraflarının medyada kullanılmayacak kadar korkunç olması doğal olarak gerilim - korku türündeki filmlerin tanıtım çalışmasını zayıf kıldı.
Bu nedenle bu türdeki filmler için yeni bir tanıtım yapma çabası ortaya çıktı.
Ekibin üzerine dağlardan kayalar yuvarlanır.
Ekibin bütün otomobilleri durduk yerde çalışmaz.
Ekipten biri durduk yerde kuyuya düşer.
Işıklar durduk yerde patlar.
Ekiptekilerin çoğu durduk yerde hastalanır.
Ekiptekiler yatarken gaipten sesler duyar.
Yönetmen kurguya oturduğu zaman bir de ne görür?
Filmin kayıtları durduk yerde silinmiş.
Gibi gibi...
Sinema filmi veya TV dizisinin setlerinde zaman zaman kazalar olur.
O kazalar ölüme veya ciddi yaralanmalara sebebiyet vermediği sürece yapımcılar tarafından özellikle saklanır.
Ne var ki oyuncuların ve kamera arkasındaki ekibin başına tuhaf olaylar ne hikmetse sadece gerilim - korku türü filmlerde gelir.
Gerilim - korku türündeki filmlerde tuhaf olayların yaşandığına yönelik birçok bülten geldi ve gelmeye devam ediyor.
Ne var ki ne hikmetse bültende yazılan olayların ne bir fotoğrafı ne de başka bir kaydı vardır.
Ne hikmetse kuyuya düşen, üzerine dağlardan kayalar yuvarlanan, gece yatağında gaipten sesler duyanların kim oldukları da söylenmez.
Tuhaf değil mi?
Durduk yerde aklıma çocukken okuduğum 'Yalancı Çoban' hikâyesi geldi.
Bir gün kurtlar koyun sürüsüne gerçekten saldıracak ama kimse çobana inanmayacak.