Bu dileniş çok can yakar!
Esra Boğazlıyan yazdı
Son aylarda kentteki dilenci sayısında hatırı sayılır bir artış olduğunu, bu artışta da Suriyeli mültecilerin ciddi bir payı bulunduğunu bilmeyen, görmeyen yok. Özellikle bazı noktalara konuşlanan Suriyeli aileler çoluk çocuk dilencilik yapıyor. İstanbul’un hemen her yerinde mülteci dilenciler var ama bazı yerler var ki, adım başına birkaç dilenci düşüyor desem hiç de abartmış olmam. Misal Taksim...
Metrodan tutun da İstiklal Caddesi’ne, yayalaştırılan meydana ve Talimhane’ye kadar her yerde Suriyeli dilenciler var. Tabii bu duygu sömürüsünde kullanılan yine çocuklar oluyor. Küçücük çocuklar yalın ayak sokaklara bırakılıyor, trafik ışıklarında bekletiliyor. Zabıta ekipleri zaman zaman operasyonlar yapsa da değişen bir şey olmuyor. Zabıta arkasını döndüğü anda aileleri bu çocukları yine el açmak için sokaklara bırakıyor. Sokakta duygu sömürüsü yapan, milletin peşine takılıp ısrarla para isteyen çocukların yarattığı rahatsızlığın yanında olayın bir başka boyutu daha var elbette. O da bu çocukların içinde bulunduğu tehlike...
Gece-gündüz demeden sokaklarda dolaşan bu çocukların can güvenlikleri de risk altında kalıyor. Bakın geçen hafta Beyoğlu’nda bir Suriyeli dilenci çocuk ölümden döndü. Karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucu metrelerce sürüklenip yaralandı. Benzer bir kaza, belki de bir facia her an başka bir çocuğun başına da gelebilir. Bu kazanın ardından Şikâyet Hattı’na da sayısız mesaj geldi bu konuda... İstanbullular “Hem bu çocuklara yazık oluyor hem kentin imajına yakışmayan görüntüler ortaya çıkıyor. Suriyeli dilenci problemine bir an önce çözüm bulunmalı” mesajları gönderiyor.