Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem 'Katliamda gizli biri daha vardı'

        Tarihe Bahçelievler Katliamı olarak geçen ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi 7 kişinin öldürülmesi olayının üzerinden 19 yıl geçti. İstanbul'da 9 Ekim 1978 günü saat 22.00 sularında Bahçelievler 15'inci Sokak'taki 56 numaralı apartmanın iki numaralı dairesinde Hürcan Gürses, Efraim Ezgin, Osman Nuri Uzunlar ve Latif Can silahla öldürüldü. Eve sonradan gelen Faruk Erzan ve Salih Gevence de aynı kişiler tarafından Eskişehir Yolu'na götürülerek başlarından vuruldu. Katillerin evde "öldü" diye bıraktığı, ağır yaralı Serdar Alten ifadesinde katillerin eşkâlini verdi ve olaydan sekiz gün sonra öldü. Bahçelievler Katliamı davasının kararına göre katliamı gerçekleştirenler Haluk Kırcı, Ercüment Gedikli, Kürşat Poyraz ve Mahmut Korkmaz'dı. Duran Demirkan ve Ömer Özcan gözcülük yapmıştı. Yed kez idama mahkum edilen, 11 yıl hapis yatan, 1991'de genel afla çıkan ve duruşmalarda da, poliste de hiç konuşmayan Ercüment Gedikli, 29 yıl sonra Yeni Aktüel'e konuştu.

        'KARANLIK NOKTALAR KALDI'

        * Neden o gençler seçildi?

        - Bahçelievler hariç, diğer çatışma ve baskınlar spontane oluştu. Bahçelievler'deki farklılıklar çok gün ışığına çıkmadı, sansasyonel yönüyle ilgilenildi.

        * Nedir karanlıkta kalanlar?

        - O insanların tümünün o evde oturmadıkları, bazılarının Ankara'da bile ikâmet etmedikleri, bunların ölüm yerleri ve şekillerinin tesadüfi olmadığı.

        * Çatlı mı planladı?

        - Olay günündeki güç durumuna bakılırsa Çatlı'nın planlaması normal. Normalde evde iki kişi olması beklenirken beş kişi çıktı. Haber verilmesi üzerine Çatlı olay yerine intikal etti.

        BOĞMA İŞİNDE MUĞLAKLIK VAR

        * Siz evi önceden biliyor muydunuz?

        - Bir sıcak çatışma varsa buna da yarı askeri harekât diyelim; bunun bir istihbarat bölümü, bir lojistik bölümü olmak zorunda. Bunları yapmıştık.

        * Kırcı ifadesinde Osman Nuri Uzunlar'ı askı teliyle öldürmeye çalıştığını, başaramayınca diğer gençlerle birlikte silahla öldürdüğünü anlatmıştı.

        - Haluk'un çok ifadesi var. Boğma eylemi askı teliyle yapılıyor ama orada muğlaklık var. Sorgulanırken, bir şey sorulurken haddi aşarak öldürülmüş olabilir. Terör amacıyla adam öldüreceksen öldürür, birkaç dakikada çıkarsın. Ama Bahçelievler hadisesi saatlerce sürdü.

        * Karanlıkta kalan önemli şeyler olduğunu söylediniz. En önemli nokta ne?

        - Olayda bir kişi daha vardı. İsmi hiç zikredilmemiş ya da zikredildi de fark edilmemiş bir kişi.

        * Kimdi?

        - 29 sene sonra kolayına söylenmez. O zamanın şartlarında olmuş bir hadise. Zamanaşımına uğramış olsa bile gururla anlatılacak bir şey değil.

        * Bahçelievler olayı nasıl bir psikolojiyle gerçekleştirilebilir?

        - Yarının yok. 16-20 yaşları arasındasın. Özel bir eğitimin yok. Ama filmlerde seyrettiğin bir sahnenin içindesin silahlar, bombalar patlıyor. Akşam yatağa yattığın zaman bugün de ölmedik diyorsun kendine. Okulu bitirme gibi bir beklentin de yok... Nasıl olsa bu zaman içinde bir köşe başında kalacaksın. Ama tavandan arkadaşlarının kemik parçalarını temizleyeme çalıştığını düşün? Benim cenaze kaldırmaktan kastım bu... Bu hadiseleri yaşayan insanın psikolojisi ve bazı şeyleri yapabilme kabiliyeti gelişiyor. İnsan gerçekten birini öldürememişse rüyasında birini öldüremezmiş. Ben rüyamda da insan öldürebiliyorum. Niye pek çok hadisede yargılanmadık; polisin o günkü teknikleri, iş yapma isteği fazla değildi. Bir hadiseyi bir şekilde kapatma gayreti içindeydi. Kimin nasıl sorgulandığını kendi üzerimizde biliriz.

        * Susurluk kaza mıydı?

        - Kazaydı.

        * Diğer beş kişi neden öldürüldü?

        - O kişiler o evde oturmuyor. Hatta üç kişi Ankara'da ikâmet etmiyordu. O gün için Ankara'daydılar. Muhtemelen bir toplantı için gelmişlerdi. Hürcan Gürses Bahçelievler'de başka bir evde, Serdar Alten ise Cebeci taraflarında oturuyordu. Hürcan önce evdeymiş. O gün o evde kalacakmış ama şehir dışından misafirler gelince evden gidiyor. Ama bir süre dolandıktan sonra geliyor, 'arada bir yerde sıkışır yatarım' diye. Büyük bir şanssızlık.

        Sabah

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa