Arkadaşlarının ‘Son Bakış’ını yazdılar
Yılmaz Derebaşı, Türkiye İşçi Partisi'nin 'NATO'ya Hayır' kampanyasında bildiri dağıtırken 17 Nisan 1978'de vurularak öldürüldü. Arkadaşları Yılmaz unutulmasın diye tüm yaşananları 'Son Bakış' kitabında topladı
Ümran AVCI / HABERTÜRK
Yılmaz Derebaşı, henüz 21 yaşındayken Türkiye İşçi Partisi’nin düzenlediği son “NATO’ya Hayır” kampanyasında bildiri dağıtırken 17 Nisan 1978’de vurularak öldürüldü. Dava arkadaşları yıllarca dile getiremedikleri, konuşamadıkları bu acıyı, Yılmaz unutulmasın, yaşananlar tarihe kalsın diye kitap haline getirmeye karar verdi. Ve tam 37 yıl sonra herkesin içinde tuttuğu o anlar, Yılmaz’ın vurulma anı ve sonrasında yaşananlar, o günün tanıklarının anlatımlarıyla “42758571383 numaralı üye: Yılmaz Derebaşı” adıyla kitap haline getirildi. Yılmaz’ın cenaze töreni ve kısa yaşam öyküsünün yer aldığı bir DVD de kitapla birlikte verildi. DVD’nin seslendirmelerini Tilbe Saran ile Levent Üzümcü yaptı. Kitabı yayına Osman Kapusuz ve Haşim Akman hazırladı. O anın en yakın tanığı ise Yılmaz’ın vurulduğu anda yanında olan, hastane yolunda kucağında son nefesini verdiği Haşim Akman’dı. O anı şu cümlelerle anlattı:
SON SÖZÜ ‘ANNE’ OLDU
İlk silah sesini sokağın ağzına dönük olduğum bir anda duydum. İkinci patlama sesiyle Yılmaz’ın vurulduğunu gördüm. Silahı bel hizasında, başında asker kapüşonlu bir karaltı gözüme çarptı. Aramızda iki adım mesafe vardı. Yılmaz bana doğru koştu. Katilimizin silahı üç el daha patladı. Mermilerin koltuk altımdan parkamı deliş sesini duydum. Ben sokağa doğru onu çekiştirirken Yılmaz, ‘Annee’ dedi ve köşeyi döner dönmez dizleri üzerine yığıldı. Yere düşmesin diye kucaklamaya çalışırken ikimizin de bildirilerimizi bırakmadığını fark ettim. ‘At şu bildirileri, boş ver’ deyip önce ben attım bildirileri sonra onun elindekileri attım.” Akman’ın anlatımlarına göre; Yılmaz’ın montunun içinde el örgüsü bir yelek vardı. İki kurşunu da tam cepheden yemişti. Artık kan geliyordu. Gövdesinin üst kısmı Haşim Akman’ın kucağında, başı da kolunun üzerindeydi. Taksi içinde hastaneye gidiyorlardı. Önce Yılmaz’ın ağzından kan geldi sonra kısa sürede kesildi. Haşim Akman “Kucağımdaki bir canın, tenini terk edişini çaresizce izliyordum” diyecek, Yılmaz da orada son nefesini verecekti.