Cephede savaşan Kuvayi Milliye askerlerinden, kazandıkları maçlarla işgal altındaki İstanbullulara moral veren futbolculardan oluşan kahramanların filmi; 'Ya İstiklal Ya Ölüm'... Filmde beyazperdeye Kuvayi Milliye'nin kahramanlıkları, Fenerbahçeli yönetici ve sporcuların Kurtuluş Savaşı'ndaki rolleri, Fenerbahçe'nin General Harington Kupası'nda İngiltere Milli Takımı'nı 2 -1 yendiği maçın öyküsü yansıtılacak. Ve filmde günümüzde İngiltere'nin başbakanı olan Boris Johnson'ın dedesi Ali Kemal de olacak. 'Ya İstikal Ya Ölüm'e konu olan olaylar Habertürk 'Haftanın Portresi'nde... Aynı zamanda filmin ortak senaristi, yönetmeni ve ortak yapımcısı Murat Şeker ile diğer ortak senaristi Ali Tanrıverdi HT Stüdyo'nun konuğu oldu

Mehmet Çalışkan

'Ya İstiklal Ya Ölüm'...
İstanbul işgal altındayken Fenerbahçeliler, Kurbağalıdere kenarındaki kulüp binasının önündeki iskeleye yanaşan motorlarla Anadolu'ya silah kaçırmaktaydı. Fenerbahçe Kulübü'nün kayıkhanesi bir silah ve cephane deposu haline getirildi.

İngiliz askerlerinin Galata Köprüsü'ndeki yürüyüşleri...

Geceleri, gizlice bu kayıkhanenin önündeki ahşap iskeleye yanaşan motorlar buradan yüklenip, gizlice Moda Koyu'na açılıyor, oradan İzmit'e geçerek Anadolu'ya silah ve cephane götürüyorlardı. İşgal kuvvetleri, Fenerbahçe Kulübü'nün bu faaliyetlerini öğrendi. Bunun üzerine Fenerbahçeliler, kayıkhaneyi hemen boşaltarak cephaneyi çevredeki üye ve sporcu evlerine taşıdı. Kulübü basan işgal kuvvetlerinin birlikleri ortada delil bulamadı. Ancak yine de Fenerbahçe Kulübü haftalarca süngülü bir müfreze tarafından işgal altında tutuldu.

Tüm çabalara rağmen bir şey elde edememiş olmak, işgal ordularının başkomutanı General Charles Harington'u oldukça öfkelendirdi.
Bir gün General Charles Harington, İstanbul gazetelerine şöyle bir ilan verdi: "Gardler muhteliti, Türk kulüplerine meydan okuyor. Galibine, başkumandanın adını taşıyan büyük bir kupa verilecek bu maça Türk kulüpleri diledikleri gibi takviye de alabilirler."

TARİHİ MAÇIN KADROSU Şekip, Hasan Kamil, Cafer, Kadri, İsmet, Fahir, Sabih, Alaeddin, Zeki Rıza, Ömer,  Bedri

Fenerbahçeliler, bu meydan okumanın direkt olarak kendilerini hedef aldığını anladı.
Yine gazeteler aracılığıyla gereken cevabı hemen verdi; "Fenerbahçe Kulübü, yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder."

İngiltere takımı, İngiliz askerlerinin kurduğu Irish Guards, Grenadiers Guards ve Goldstream Guards'ın futbolcularından oluştu.
Mısır ve Cebelitarık'taki askeri birliklerden 4 profesyonel futbolcu da getirtilip takıma takviye yapılmasıyla ortaya bir İngiltere Milli Takımı çıkarıldı.

29 Haziran 1923'te daha sonra Taksim Stadyumu olarak da kullanılacak Halil Paşa Topçu Kışlası'nın orta yerindeki futbol sahasında İngiltere Milli Takımı ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi.
Bu mücadele sadece bir futbol maçı değildi, iki taraf için de farklı anlamlara sahipti.

Halil Paşa Topçu Kışlası (1780 - 1940)
İstanbul Taksim Meydanı'nda günümüzde Taksim Gezi Parkı'nın bulunduğu yerdeki yapı. Askeri işlevlerinin yanı sıra cambaz gösterileri, at yarışları, Rum hacıların konaklaması gibi amaçlar için de kullanıldı.
1940'da İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar'ın (1887 - 1961) isteği ve Avrupalı şehir planlamacılarından Henri Prost'un tavsiyesi üzerine yıkılan kışlanın yerine konutlarla sosyal etkinlik alanları inşa edilmesi kararlaştırıldı, fakat planlanan düzenlemelerin pek azı yapılabildi.
Günümüzde yapının yerinde Taksim Gezi Parkı bulunuyor.

İşgal kuvvetlerinin gemilerinin göründüğü 1918'de çekilen bir fotoğraf.

İstanbul'da 5 yıldır işgalci olarak bulunan İngilizler için maçın anlamı şuydu;
Fenerbahçe, 5 yılda aralarında İngilizlerin de olduğu işgal kuvvetleriyle yaptığı 50 maçın 41'ini kazanırken 4'ünde berabere kaldı.
İngilizler, sportif açıdan uğradıkları hezimeti İstanbul'dan ayrılmadan önce son bir maçla bertaraf etmek istiyorlardı.
Bunun yanı sıra Kurtuluş Savaşı boyunca Kuvayi Milliye'ye silah sağlamada ve onları Anadolu'daki cephelere sevk etmede aktif rol oynayan Fenerbahçe'nin yöneticilerinden ve sporcularından hınçlarını almak istiyorlardı.

İşgal kuvvetlerinin askerleri İstiklal Caddesi'nde.

Fenerbahçe için maçın anlamı şuydu;
İngilizler karşısında kazandıkları her maç, işgal altındaki İstanbullulara moral veriyordu.
General Charles Harington ve maçı izlemek üzere Iron Duck zırhlısıyla İstanbul'a gelen Malta Valisi Lord Plummer, şeref kürsüsündeki yerlerini aldı.
Önlerinde de 1 metrelik General Harington Kupası...

Fransız askerleri, harabeye dönen Çırağan Sarayı'nın önünde fotoğraf çektirdi.

İngilizler, maçın ilk yarısını 1 - 0 öne kapattı.
Fenerbahçe, ikinci yarıda 60'ıncı ve 74'üncü dakikalarda Zeki Rıza'nın (Sporel) attığı gollerle maçı 2 - 1 kazandı.
Tam da İlker Yasin'in 'Ağlamak istiyorum sayın seyirciler' diyerek dudaklarının titreyeceği bir maçtı.
İşgal Kuvvetleri Başkomutanı General Charles Harington, kendi adını taşıyan kupayı Fenerbahçeli futbolculara verdi.

Fenerbahçe'nin Kuruluşu:Londra Sefareti Başkatibi Nuri Bey'in oğlu Ziya Songülen, Harekat Ordusu Tümgeneral Şevki Paşa'nın oğlu Ayetullah Bey, edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey'in yeğeni Enver Necip Bey, Alman Lisesi'nden Hassan Sami Kocamemi, St. Jozeph öğrencisi Galip Kulaksızoğlu, Asaf Beşpınar ve Hakkı Saffet Tan, düzenli olarak İngiliz ve Rumların maçlarını izliyorlardı. 1907'nin ilkbaharında yine bir maç dönüşünde Necip, Ziya ve Ayetullah Beyler, Necip Bey'in Moda Beşbıyık Sokaktaki evinde toplanarak kuracakları takımın ilk fikir harcını attılar. Gerekli parayı finanse edecek olan dönemin zenginlerinden Saint Joseph mezunu Mühendis Nurizade Ziya Bey'e kulübün kurucu başkanlığını, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey'e, sekreterlik, Bahriye Subayı Necip Bey'e ise kaptanlık ve veznedarlık görevini verdiler. Kulübün adını oturdukları semtten esinlenerek Fenerbahçe Futbol Kulübü olarak belirlediler. Böylece Fenerbahçe Spor Kulübü, bir futbol takımı olarak 1907'de Kadıköy'de kuruldu.

Fenerbahçe'nin ilk başkanı Ziya Songülen (1886 - 1936)

Fenerbahçeli futbolcular, ellerindeki General Harington Kupası ile birlikte seyircilerin omuzları üzerinde stattan çıkarılarak Beyoğlu'nda büyük sevgi gösterileri arasında dolaştırıldıktan sonra Kadıköy'e uğrlandı.
Fenerbahçe'nin futbolu icat eden İngilizleri bir kez daha yenmesi, maç günü Lozan Konferansı'nda bulunan Türk Heyeti'ne de büyük moral vermiş, heyet başkanı İsmet Paşa, Fenerbahçe Kulübü'ne "Heyetimiz namına hepinizi meserretle tebrik eder, gözlerinizden öperim" yazılı bir kutlama telgrafı gönderdi.

'Ya İstiklal Ya Ölüm', cephede savaşan Kuvayi Milliye askerlerinden, kazandıkları maçlarla işgal altındaki İstanbullulara moral veren futbolculardan oluşan kahramanların filmi.
İstanbul'un işgal edildiği 5 yılda yaşananlar Murat Şeker tarafından 'Ya İstiklal Ya Ölüm' adıyla sinema filmi olarak çekilecek. Filmde, Kuvayi Milliye'nin kahramanlıkları ve onlara temin ettikleri silahları sevk eden Fenerbahçeli sporcuların hikâyesi de yer alacak. Elbette Fenerbahçe'nin İngiltere Milli Takımı'nı General Harington Kupası'nda 2 - 1 yendiği efsanevi maçın hikâyesine de yer verilecek. Ve günümüzde İngiltere'nin başbakanı olan Boris Johnson'ın dedesi Ali Kemal de 'Ya İstiklal Ya Ölüm'de olacak.
'Ya İstiklal Ya Ölüm' üzerine uzun yıllardır çalışan Murat Şeker, filmin senaryosunu Ali Tanrıverdi ve Çağdaş Dinç ile birlikte yazdı.
Filmin yapımcıları, SugarWorkz ile TAFF Pictures...
Oyuncu kadrosunda belli olan ilk isim, 'Şehit Mehmet'i canlandıracak olan Nejat İşler.
Çekimlerine yaz aylarında başlanacak olan 'Ya İstiklal Ya Ölüm', gösterime Ocak 2021'de girecek.
Murat Şeker ile Ali Tanrıverdi, Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın konuğu olarak 'Ya İstikal Ya Ölüm' için nasıl bir hazırlık süreci geçirdiklerini anlattı.

Nejat İşler

'Ya İstiklal Ya Ölüm'ün hazırlıkları sürüyor. Oyuncu kadrosunu oluşturmaya başladınız. Belli olan ilk oyuncu Nejat İşler. Filmden söz eder misiniz?
Murat Şeker:
'Ya İstiklal Ya Ölüm', kariyerimizin en önemli ve en pahalı projesidir. Dolayısıyla ön hazırlığı da çok uzun bir evveliyata dayanmaktadır. O kadar uzun zamandır okuyoruz ve araştırıyoruz ki kendimi iki konuda uzman derecesinde bilgi sahibi sayabilirim. Birincisi; İslamiyet öncesi Türk tarihi. İkincisi ise Kurtuluş Savaşı dönemidir. Özellikle son 2 - 3 yıldır Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı ile ilgili bütün kitapları okuduk ve araştırdık. Senaryoyu Ali Tanrıverdi ve Çağdaş Dinç ile birlikte yazdık. 1918 - 1923 arasındaki İstanbul'un işgal yılları konusunda bayağı uzman derecesinde bilgi sahibi olduk. Bu bilgi, tabii ki bizim filmimizde bir alt yapı ve yol gösterici olması anlamında önem taşıyor. Neticede biz bir sinema filmi yapıyoruz. Dramada önemli olan başka şeyler var. Dolayısıyla filmimizin başına 'Gerçek hikâyelerden veya gerçeklerden ilham alınmıştır' yazacağız. Filmde değişikliğe uğrattığımız unsurlar var. 'Ya İstiklal Ya Ölüm', İstanbul'un işgal yıllarında Anadolu'ya silah kaçıran silah grubu ve Kadıköy grubuna bağlı Fenerbahçeli sporcuların hikâyesinin anlatıldığı bir film. Burada Fenerbahçeli sporcular olduğu kadar isimsiz kahramanlar olarak adlandırdığımız bir başka grup insanlar da var. Biz bu iki öyküyü birleştiriyoruz. Bir yandan işgal yıllarında Fenerbahçe'nin işgal kuvvetleriyle yaptığı maçlar ve finalinde General Harington Kupası diğer yandan da İstanbul'un işgali sırasında Anadolu'da devam eden Kurtuluş Savaşı'na destek gönderen İstanbul'daki Kuvayi Milliye'nin hikâyesidir. Paralel iki öykü... İstanbul'un o karanlık dönemi de bizim filmimizin ana konusunu oluşturuyor. Nejat İşler filmimizde 'Şehit Mehmet' karakterini canlandırıyor. Şehit Mehmet de Kuvayi Milliye'de Kadıköy grubunun lideri ve bir Çanakkale gazisi, yüzbaşı. Ankara tarafından görevlendirilmiş ve Kadıköy'deki örgütlenmeyi ve direnişi organize ediyor.

Senaryoda en çok nelere dikkat ettiniz, nelerin ön plana çıkmasını planladınız?
Ali Tanrıverdi:Dünün mevzusunu anlatırken, yarınki nesillere referans olacak bir izlek takip ettik. Yarına, gelecek nesillere çok güzel tarihi belge niteliği taşıyan bir eser olacağını düşünüyoruz.
Murat Şeker: Tarihi filmlerde tarihe sadık kalmak esas ve mecburiyet. Zaten tarihi olayları konu ediniyoruz ama filmi yarına yapıyoruz. Konu edindiklerimizin Kuvayi Milliye, Mustafa Kemal ve Fenerbahçe olması bize tarihi bir sorumluluk da yüklüyor. Çok pahalı bir işe kalkışıyoruz. Senaryomuz kitap olarak basılabilecek bir eser.
Ali Tanrıverdi: Her aşamasını yarına kalacak şekilde dizayn edeceğiz.
Murat Şeker: Bazen tanık oluyoruz, ilkokul çocuklarına soruyorlar; 'Cumhuriyet ne zaman kuruldu?' 1919 diyen de oluyor, 23 Ekim 1920 diyen de. Bu durum bizi çok rencide ediyor. Belki ülkemizde çok fazla kitap okunmuyor, belki yeni neslin tarihle bağı zayıf ama tarihin tekerrür etmesi gibi de bir huyu var. Ona hazırlıklı olmak lazım. İstanbul'un işgal altında olduğu yıllar çok uzak değil. Bundan dolayı neler yaşandığını göstermek bizim vazifemizdir. Diyelim ki 'İstanbul ya da bir başka yer 5 yıl boyunca işgal altında olsaydı ne yapardınız?' sorusunun cevabını yeni neslin diliyle izah ettik.

Murat Şeker - Ali Tanrıverdi

Film gösterime girdikten sonra ne olursa tatmin olursunuz?
Murat Şeker: İlk hedefim annemle babamın ne diyeceğidir. Onlar filmi beğenirse çok mutlu olurum. Yaygın bir şekilde izlenirse tabii ki çok mutlu olurum. Çünkü biz yönetmenler izlensin diye film çekiyoruz. Hiçbir yönetmen filmi izlenmesin diye çekmez. Ne kadar yaygın izlenirse o kadar mutlu oluruz. 'Ya İstiklal Ya Ölüm', şöyle bir proje; bir görevi yerine getirmenin gururu ve sorumluluğu olacağı için filmi bitiriyor olmak bile beni çok mutlu ediyor. Sırtımdan bir yük kalkmış gibi olacak ve ülkeme olan borcumu ödemiş gibi hissedeceğim.

Kuvayi Milliye askerlerinden bir grup...

Gösterim tarihi Ocak 2021 olarak kesinleşti mi?
Murat Şeker: Evet, gezegenimize bir gök taşı çarpmazsa, ülkemizde ummadığımız sıra dışı gelişmeler olmazsa belirlediğimiz takvimde sorun çıkmayacaktır. Hoş, John Lennon'un bir lafı var; 'Hayat sen planlar yaparken başına gelenlerdir.' Dediğim gibi çok büyük olaylara maruz kalmazsak vizyon tarihimiz Ocak 2021.

Fenerbahçe Spor Kulübü, projenin neresinde?
Murat Şeker: Konu olarak merkezinde yer alıyor. Ama spor kulübü olarak özel bir beklentimiz yok. Herkes işini yapıyor ama istişare halindeyiz. Zaten bize Fenerbahçe müze müdürü Alp Bacıoğlu hem danışmanlık hem de ağabeylik yapıyor. Dolayısıyla ihtiyacımız olduğunda kulübün bize gereken yerlerde destek vereceğini biliyoruz.

Fenerbahçe merkezli bir film çekeceksiniz ama diğer takımlar için de bazı sürprizler tasarladığınızı duydum...
Murat Şeker: Bir şeyler var tabii ki. Zamanı geldiğinde bir daha konuşuruz.
Ali Tanrıverdi: Bu bir Kuvayi Milliye filmi. Fenerbahçe tabi ki işin merkezinde ama biz milli mücadele filmi yapıyoruz. Biz milli mücadelede Kadıköy grubunun milli mücadeledeki hikâyesini resmediyoruz. İstanbul'da o zaman çeşitli örgütlenmeler var. Kuvayi Milliye şu şekilde kuruldu; ilçe örgütlenmeleri var. Bu ilçe örgütlenmelerinin bir kısmı kırıcı, bir kısmı vurucu. Bir de görevi işgalcilerin işini zorlaştırmak olan mukavemet yuvaları var. Biz filmimizde fazla belgesele kaçmadan onları da anlatmak istiyoruz. Biz merkeze Kadıköy'ü aldık.
Murat Şeker: Ne olduğunu biliyoruz ama detaylar fazla gösterilmediği için nasıl olduğunu fazla bilmiyoruz. Örneğin Mustafa Kemal'in izlediği yolu anlatacağız. İşgal kuvvetleriyle nasıl satranç oynadığını ve bunun sonucunda Cumhuriyeti kurduğunu göstereceğiz. Bu zamana kadar Mustafa Kemal ile ilgili anlatılanlar hep lise dersi gibi anlatımlardı. Her şeyi anlatalım diye odak kaçırıyordu. Bu filmde Mustafa Kemal Atatürk'ün stratejisini ve satrancını gerçekten iyi anlattığımızı düşünüyorum.

Fenerbahçe'nin ilk amblemi.

General Harington Kupası'nın önemi nedir?
Murat Şeker: 1918 -1923 yıllarını anlatıyoruz. Bu 5 yılı bizim hayal etme şansımız yok. Biz son 5 yılımızı hayal ediyoruz; 2014'ten beri 'Çakallarla Dans' serisinin 3 filmini, 'Deliormanlı'yı, 'Görevimiz Tatil'i ve 'Klavye Delikanlıları'nı çektik. Bu kadar iş yapmışız. Nereden bakarsak bakalım 5 yıl, çok uzun bir zaman dilimi. Düşünün, İstanbul 5 yıl boyunca işgal altında kalmış. O 5 yıl içinde Fenerbahçe, işgal kuvvetleriyle 49 maç yapmış. Galatasaray da yapmış, Beşiktaş da... Ama çoğunda Fenerbahçe yapmış. Fenerbahçelilerin takımına bağlılığı ve sevgisi en çok o yıllardan geliyor. İstanbul'da Türk bayraklarının yerine İngiliz bayrakları dalgalanırken Fenerbahçe'nin galibiyetleri halka moral olmuş. 49 maçın 41'inde İngilizleri yenmek halka 'İşgalcileri yurttan kovabiliriz, bunu başarabiliriz' duygusu vermiş. Dolayısıyla bu 5 yılda Fenerbahçe'nin direnişe en çok moral açısından faydası olmuş. Fenerbahçeli sporcular Anadolu'ya silah kaçırmış, işgalcilerin mühimmatlarını patlatmış. İstanbul'un çeşitli semtlerindeki birçok grup da bunları yapmış. Fenerbahçe bütün bu süre içerisinde işgalcileri sürekli tokatladığı için toplumda bir sempati kazanıp halkın takımı olmuş. General Harington Kupası da bir inat haline gelmiş. İşgal Kuvvetleri'nin İngiliz komutanı General Charles Harington, futbolu çok seviyormuş. Maç, Lozan'da görüşmeler devam ederken 29 Haziran 1923 tarihinde oynandı. Maçın sonunda Lozan Konferası'nda bulunan İsmet İnönü'ye 'Fenerbahçe maçı kazandı' diye telgraf gitti.

General Charles Harington, kendi adını verdiği maçı işgal kuvvetlerinin İstanbul'dan çıkacağının belli olmasından sonra düzenledi değil mi?
Ali Tanrıverdi:
Gidecekleri belli. General Harington Kupası maçı oynanmadan önce General Charles Harington, gazeteye ilan vererek Türk takımlarını düelloya davet etti. Gideceği belli olan bir adama cephede kazanamadığını sahada alıp öyle gitmek kalıyor. Bizim sinema olarak yürüdüğümüz yerler aslında buralar. Biz işin o kısmındayız. General Harington Kupası'nın aslında öyle bir önemi de var.

Sir Charles Harington (1872 - 1940)
Birinci Dünya Savaşı'nda Batı Cephesi'nde çeşitli birliklerin komutanlığını yaptı. Savaş bittikten sonra 1918 - 1920 arasında İmparatorluk Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. İtilaf Devletleri adına İstanbul İşgal Orduları Başkomutanı oldu. 1923 - 1927 arasında Büyük Britanya Kuzey Komutanlığı, 1927 - 1931 arasında ise Hindistan'da Batı Komutanlığı görevlerini yürüttü. 1931'de Britanya Adası'nda Aldershot Komutanı, 1933'te ise Cebelitarık Valisi olarak atandı. 1938'de emekli oldu.

Maç, Taksim Stadyum'unda yapıldı...
Murat Şeker: Taksim Stadyumu ve Gezi Parkı önemli olaylara sahne olmuş yerler. 1908'de 2'nci Meşrutiyet'ten önce darbe, sonra karşı darbe ve Meşrutiyet'in ilanı. General Harington Kupası, ilk milli maçımız... Bunların hepsi Taksim Stadyumu'nda yaşandı. Yıllar sonra Gezi Olayları'nın merkezi... Tarih çok enteresan. Biz aslında ne yapıyoruz biliyor musun Mehmet? Tarihi gerçekleri popüler bir şekilde gençlerin dikkatine sunarak onların ilgisini çekmeye çalışıyoruz. Çünkü tarihi bilmediğimiz zaman hep boş konuşuyoruz. Filmle beraber çalışmalarımızı belgesel olarak da sunacağız. Filmde, 'Gerçekte böyleydi ama sinema filmi olduğu için biz orayı böyle gördük' diyeceğimiz bir bölüm de yayınlayacağız.

General Harington Kupası maçının oynandığı yer, günümüzde Gezi Parkı.

Onu nerede yayınlayacaksınız?
Murat Şeker:Bir internet sitesi açıp orada yayınlayacağız. Belki bir kitapta da yayınlayabiliriz. Örneğin şöyle bir tezahürat vardır; "Ver Lefter'e yaz deftere." Gençlerimiz bunun anlamını bilemeyebilir. Eskiden hakemlerde sarı kart veya kırmızı kart yoktu. Bir defteri vardı. Kartları ve golleri ona yazardı. Hakemler, ihraç edeceği bir futbolcuya eliyle 'Çık sahadan' derdi. Şimdi bu durumu filmde izleyen gençler 'Adama kırmızı kart göstermeden sahadan kovdu' diyebilir. Biz, bunun gibi durumları filmi durdurup izleyiciye açıklayamayacağımıza göre ayrı bölüm hazırlayıp internet sitesinde açıklayacağız.  

Senaryo yazım aşamasına gelmeden önce ne kadar araştırma yaptınız?
Murat Şeker: Kız kardeşim Hülya, 'Bu konuyla ilgili artık okuma' diyor ama öğrenmek çok zevkli. Öğrenme konusunda obur bir insanım. Ali de öyle. Şansımıza çalıştığımız ekip de öyle. Benim de Ali'nin de rüyalarına giriyor artık. Senaryomuz tamamlandı ama Mimar Sinan Üniversitesi'ndeki hocalarım hep 'Senaryo yazılmaz, bir daha yazılır' derdi. Tamamladığımız senaryo üzerinde daha da çalışıp detayları yakalamaya çalışıyoruz.

Araştırma yaparken öğrendiğiniz en şaşırtıcı bilgi neydi?
Murat Şeker:
İstanbul'un işgalinden sonra milletvekilleri ve önemli kişilerin Malta'ya sürgün edildiğini hepimiz biliyorduk. Bizim filmi başlattığımız tarih, 16 Mart 1920'de Şehzadebaşı Karakolu baskınıyla başlayan 2'inci işgal dönemi. 16 Mart 1920'de ülkemizi kanlı bir eylemle 2'inci kez işgal ettiler. Sonra 23 Nisan 1920'de TBMM açıldı. Bu iki tarih arasında geçen bir hikâye vardı. Meclisin açılması için Mustafa Kemal'in İngilizlere karşı yürüttüğü stratejiyi birkaç kaynaktan okuduğum an çok şaşırmıştım. Biz meclisin açıldığını biliyoruz ama nasıl açıldığını bilmiyoruz. Filmimizde Ali Kemal karakteri de var. Ali Kemal, İngiltere'nin günümüzdeki başbakanı Boris Johnson'ın dedesi. Filmimizde isimsiz kahramanlar da var. Ana karakterimiz Nejat İşler'in canlandıracağı 'Şehit Mehmet'... Bu ülke Mehmetçikler üzerine kuruldu. Ve o Mehmetler, ülkemizin en büyük sigortası. Yaşanan olaylarda da görüyoruz. Eskiden bu isimsiz kahramanların ismini bilmiyorduk. Ama 15 Temmuz'da birkaçının ismini öğrenmiş olduk. Tarihe mâl olmuş gerçek karakterler de var. Kimisi kıvançla kimisi ise utançla mâl olmuş. Dolayısıyla biz bu filmde utancı da kıvancı da aynı cesaretle göstereceğiz.

Ali Kemal (1867 - 1922)
Yazar, gazeteci ve siyaset adamı. İkinci Meşrutiyet ve Mütareke Dönemi'nde İttihat ve Terakki karşıtı görüşleriyle tanındı. Damat Ferit Paşa Hükümeti'nde kısa bir süre Maarif ve Dahiliye nazırlığı yaptı. Bu esnada Millî Mücadele aleyhine sert tutumlar gösterdi. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra İstanbul'da tutuklandı.

Sporculara gerçek isimleriyle mi yer vereceksiniz?
Murat Şeker:Tabii ki. General Harington Kupası'nın ilk 11'i zaten belli. Biz araştırdıkça bizi şaşırtan o kadar şey oluyor ki... Ali'nin de dediği gibi "Aaa, bu böyle miymiş?' denecek olaylar var. 'Ya İstiklal Ya Ölüm', araştırma ve öğrenme konusunda ilham verir. O kitaplar ve o belgeler orada duruyor. Hatta Osmanlıca ve Arapça öğrenmek çok zor bir şey değil. İsteyen kursuna gidiyor ve öğreniyor. Ve bu şekilde eski belgeleri de okuyabiliyor. Ben öğrenmedim ama çocukluk yıllarımda merak salmıştım. Bizim bir arkadaşımız var o bize bu konuda yardımcı oluyor.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!