Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Fatih ALTAYLI / GAZETE HABERTÜRK

Peugeot denilince akla iki şey gelir. Önce otomobiller, sonra da kahve değirmenleri. Aynı markanın bu kadar farklı iki ürünle tanınması bana hep ilginç gelmiştir. Fransız otomobil endüstrisinin tarihi çoook eskilere uzanır ve bugün Concours d’Elegance yarışmalarında birincilikleri kimselere bırakmayan “efsane” otomobillerin neredeyse tamamı 2. Dünya Savaşı öncesi döneme ait Fransız otomobilleridir.

Pek çoğu artık üretilmeyen o Fransız markalarının bir bölümü ise bugün dünyanın otomotiv devleri arasındadır ve bunlardan biri de Peugeot’dur.1970’lerden bu yana Citroen ile aynı çatı altında bulunan Peugeot ile ilk tanışmam ise Galatasaray Lisesi’ndeki fizik öğretmenimiz Monsieur Batzli’nin Peugeot 404’ü ile olmuştu. Daha sonra bir aile dostumuz bir Peugeot 504 almıştı ve otomobiliyle övünürken “Yahudi Mercedes”i diye anlatıyordu. Geleneksel bir Türk muhafazakârı olan bu aile dostumuzla dalga geçmek için babamın “Sen Yahudileri pek sevmezsin. Niye Yahudi Mercedes’i aldın o zaman” demesini ve bu dostumuzun “Sevmem ama işlerini iyi bilirler. Hem Mercedes kadar sağlam hem de ondan ucuz” cevabını aradan geçen 40 yıla rağmen unutmam. Hemen hemen aynı yıllarda TRT’nin tek kanalının popüler dizisi Komiser Kolombo’da da Kolombo’nun kullandığı otomobil bir Peugeot 403’tü ki, yaşı bana yakın olanlar hatırlayacaktır.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ