Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güzergah İstanbul’da adını kutsal kavramlardan alan camiler: İstavroz, Ayazma, Manastır ve Kilise

        Sadece İstanbul'un değil dünyanın en gözde tarihi mâbetlerinden biri olan Ayasofya adını Yunanca'dan alıyor. Etimolojik olarak Ayasofya adındaki "Aya" sözcüğü "kutsal" anlamına geliyor. "Sofya" sözcüğü ise Grekçede "bilgelik" anlamındaki "sophos" sözcüğünden kaynaklanır. "Aya Sofya" adı, Hazreti İsa'ya atfen "Kutsal Bilgelik" ya da "İlahî Bilgelik" anlamında olup Hristiyan ilahiyatında Tanrı'nın üç niteliğinden biri sayılıyor. Hıristiyan terminolojisinin cami isimlerine verilmesi sadece Ayasofya ile sınırlı değil elbette. Kadırga'da bulunan Küçükayasofya Camii'ni de unutmayalım ve alışılmışın dışında isimleri bulunan İstanbul'daki 4 camiye şimdi sırasıyla göz atalım.

        REKLAM
        Beylerbeyi Abdullah Ağa Camii (Foto: Üsküdar Belediyesi)
        Beylerbeyi Abdullah Ağa Camii (Foto: Üsküdar Belediyesi)

        BEYLERBEYİ'NDE MÜTEVAZI BİR CAMİ

        Kameraman ve videocu arkadaşım Arda Ekeş'le birlikte uzun sürecek bir turun ilk durağı olan Beylerbeyi'nde buluşuyoruz. Beylerbeyi Bostancıbaşı sokakta bulunan caminin tarihi 16. yüzyıla kadar uzanıyor. 1581 yılında Padişah III. Murat'ın Bostancıbaşısı Abdullah Ağa tarafından yaptırılan cami geçmişte birden çok restorasyon geçirmiş. Günümüzde önemli ölçüde anıtsal bir özelliği kalmayan tek minareli ve tek şerefeli olan caminin yakın geçmişe kadar ilginç bir isimle anılmış: İstavroz Camii... İstavroz mâlum olduğu üzere 'haç' anlamına geliyor...

        FOTO: İHA
        FOTO: İHA

        SEMTTE BİRÇOK YER İSTAVROZ İLE ANILDI

        Camiye gelmeden önce bir bilgiyi aktarmakta yarar var. Tarihi kaynaklara göz atıldığında Büyük Konstantin'in diktirdiği Büyük Haç'tan dolayı Beylerbeyi semti İstavroz ismiyle anılmış. Eremya Çelebi İnciciyan, yaşadığı dönemde haçın bulunduğu mahalleyle ilgili bazı bilgileri aktarmakta. 18. yüzyılda İstavroz Kasabası olarak anılan mahallede bulunan bazı yerler adeta bu isimle özdeşleşmiş. İstavroz Kasabası, İstavroz Çayırı, İstavroz Çeşmesi (Birinci Sultan Mahmut Çeşmesi), İstavroz Deresi, İstavroz Dergâhı, İstavroz Pazar Kayığı ve asıl adı Abdullah Ağa Camii olup da halk arasında 'İstavroz Camii' olarak nitelendirilen mabet.

        FOTO: haberturk.com
        FOTO: haberturk.com

        BÜROKRASİYE TAKILINCA...

        Biz yeniden Abdullah Ağa Camii'ne dönelim.

        Bunaltıcı İstanbul sıcağında Abdullah Ağa Camii'nin içine girip çekim yapmak isterken cami imamı tarafından nazikçe aldığımız uyarı soğuk duş etkisi yapıyor. Caminin imamı binanın içeri girmek için Üsküdar Müftülüğü'nden izin almamız gerektiğini söylüyor.

        Telefonla konuştuğumuz mütfülük yetkilisi ise İstanbul Valiliği'nden izin almamız gerektiğini ifade ediyor. Gideceğimiz 3 ayrı yer daha bulunduğundan camiyi dışarıdan görüntülemekle yetiniyoruz.

        HT Tarih
        HT Tarih

        ÜSKÜDAR'IN SİLUETİNE DESENİNİ VEREN CAMİ

        Beylerbeyi'nden ayrılıp Üsküdar'a geliyoruz. Üsküdar'ın hakim tepesinde bulunan ve karşıdan bakıldığında beldenin siluetine desenini veren cami yakın geçmişte adamakıllı restorasyon geçirip biblo gibi ortaya çıkmış. Hristiyanlık dünyasında Ortodokslarca şifa verdiği kabul edilen, bu nedenle de kutsal sayılan ya da sonradan kutsanan su kaynaklarına verilen, Eski Yunanca 'agiazo' (kutsamak) fiilinden dilimize yerleşen 'Ayazma' ismi bu caminin de kaderini belirlemiş. Daha evvelce Ayazma Sarayı ve bahçesinin bulunduğu yere inşa edilen Ayazma Camii 26. Osmanlı Padişahı III. Mustafa tarafından, annesi Mihrişah Emine Sultan ve ağabeyi Şehzade Süleyman adına yaptırılmış. Rivayete göre Padişah Sultan III. Mustafa'nın "iki cami yaptırdık birini 'su'ya birini de 'veli'ye kaptırdık" diye sitem ettiği söylenir. Padişahın yaptırdığı diğer Laleli Camii'nin ise adını bölgede bulunan 'Lalebi Baba Türbesi'nden aldığı biliniyor. 1760'dan günümüze kadar ulaşan cami Osmanlı ve Barok esintilerini yansıtıyor. Mimarı ise 'Baroğun Mimar Sinanı' olarak nitelendirilen Mehmed Tahir Ağa.

        REKLAM
        HT Tarih
        HT Tarih

        ÇOCUK SESLERİ VE KUŞ CIVILTILARI ARASINDA

        Caminin Boğaziçi yönüne bakan girişindeki zarif merdivenleri adımlayıp mekânın önüne geldiğimizde içeriden Kur'an dersi gören çocukların seslerini duyuyoruz. Prensip olarak iç mekânı bu haliyle görüntülemenin doğru olmayacağını ve de çocukların dikkatini dağıtacağımızı düşünerek kuş cıvıltılarının geldiği yöne dönüyoruz.

        HT Tarih
        HT Tarih

        MİMARİNİN MERHAMETİ: KUŞ EVLERİ

        Kaynaklarda 'kuş köşkü', 'kuş sarayı', 'serçe sarayı' ve 'güvercinlik' adlarıyla da geçen mimarinin bu hoş ayrıntılarının en yetkin örneklerini Ayazma Camii'nin dış duvarlarında görmek mümkün.

        FOTO: haberturk.com
        FOTO: haberturk.com

        Cami cephelerinde adeta bir dantel inceliyle yapılmış olan kuş evleri birer sanat şaheseridir dersek abartmış olmayız. Caminin mezarlığında üsküflü iki taş yanında saray ricalinin kabirleri yer bulunuyor. Hemen yanındaki yangın havuzu da görülmeye değer.

        REKLAM
        Manastır Mescidi (Foto: haberturk.com)
        Manastır Mescidi (Foto: haberturk.com)

        SIRTINI GARAJA YASLAYAN MESCİT

        Sur içinde Fatih ilçesi sınırlarında kalan Pazartekke semtinde tramvay durağının yanı başında bulunan Bizans kalıntısı yapı, ismini Hristiyan inancında kendilerini dine adamış rahiplerin ve rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yerden yani manastırdan alıyor. Bir bölümü İETT garajında kalan Manastır Mescidi'nin diğer ismi de Mustafa Çavuş Mescidi. Bizans ve Osmanlı sanatına ilişkin yetkin çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Semavi Eyice, bu yapının Latin işgalinden (1204-1261) sonraki yıllarda ortaya çıkan Kira Martar Kadınlar Manastırı'na ait bir şapel (küçük kilise) olabileceğini ileri sürüyor. Binanın dış cephelerinde İslam mabedlerinde 'mihrap'a karşılık gelen 'apsisler' dikkat çekiyor. İstanbul'un fethinden sonra harap bir durumda bulunan manastırın mescide çevrildiği biliniyor. Manastır Mescidi'nin 1955'deki istimlaklara kadar mahallenin içinde bulunduğunu kayıtlardan öğreniyoruz. Mescit İETT garaj personeline ibadet yeri olarak da yeniden düzenlenmiş.

        REKLAM
        Foto: haberturk.com
        Foto: haberturk.com

        VAKİT NAMAZINI BEKLEMEK ŞART

        İstanbul'da merkezi dini yapıların haricinde mahalle aralarında kalmış olan küçük tarihi camilerin içine girmek günün her saatinde mümkün olamıyor. Eğer şansınız yaver giderse yapıdan sorumlu kişiyi bulup yardım alabilirsiniz. Aksi takdirde vakit namazlarını bekleyip içeri girmeniz gerekiyor. Biz gelmeden önce öğle namazı kılınan caminin kilitli olması ve görevliyi bulamamamız bunun en taze örneği. Manastır mescidini dışarıdan fotoğraflayıp, rotamızı Vefa'ya çeviriyoruz.

        FOTO: HT İstanbul
        FOTO: HT İstanbul

        KÜLLER İÇİNDE BİR ELMAS: KİLİSE CAMİİ

        Gezimizin son durağı derme çatma ve bakımsız pejmürde binaların çevrelediği Vefa Kilise Camii. Günümüze ulaşabilen son derece zarif Bizans kiliselerinden biri olan yapı fetihten sonra camiye çevrilmiş (1476) ve Fatih'in Hocası Molla Gürani adını almış. İstanbul'da günümüze az sayıda ulaşabilmiş 'Yunan haçı' planına göre inşa edilen yapılardan biri olarak gösteriliyor. Mabet bu hâliyle erken Bizans dönemi bazilikasının yapı taşları ile inşa edilmiş orta Bizans dönemi dört sütunlu kapalı haç planlı özelliklerini bünyesinde barındırıyor. Pencere altlarındaki korkuluk levhaları ile sütunlar 6.yy.’dan kalma.

        Vefa Kilise Camii (FOTO: haberturk.com)
        Vefa Kilise Camii (FOTO: haberturk.com)

        SEMTLER FARKLI AKIBET AYNI

        Sonuçta Beylerbeyi Abdullah Ağa Camii, Üsküdar Ayazma Camii ve Pazartekke'deki Manastır Camii'ndeki akıbet burada da karşımıza çıkıyor. Bugünlerde köklü bir restorasyon gören caminin içine şimdilik girilemiyor.

        ÖNERİLEN VİDEO
        Şurada Paylaş!
        Yazı Boyutu

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

        Habertürk Anasayfa