Ali Esad GÖKSEL / HT CUMARTESİ
Canım “operada” hep hayalet olacak değil ya... Karanlık kuytu köşeleriyle bizlere sahne arkası dünyasını turlattıran filmler vardır. Ürkütücü olma azminde. Malum filmlerin vazgeçilmez çeşnisi “şedit hayalettir”. Tamam bizim “Yunanlı komşulara” o efekti verdiği hiç kuşkusuz: Ama Şansölye’nin dahi “şirin” olma arzusu olmalı. Hayal kurmak böyle bir şey...
GÜNDÜZ RÜYASI NE?
Madem işi “hayal kurmaya, rüya ve hayale” vurduk, gelin çağımız sanatının ışıklardan birine bakalım: Ernst Bloch. Bloch, Frankfurt Ekolü denilen fakat Tübingen’de yer alan ekolün vedetidir: 1970’li yıllarda “Aesthetik des Vorscheins” kitabında, mimari ve sanatla insanın ilişkisini anlatır. Fevkalade iyimser bir çerçeveyle elimize “gündüz rüyası” oyuncağını verir. Gündüz Rüyası “yaratmasanat âlemi” için bir tarz sihirli değnektir. Kısa ve basit bir hikâyesi şudur: Daha iyi ve güzele uzanan bir patikanın hayalinden söz olunur: “Tasavvur” ve “tahayyül” arasında... Bir oraya, bir buraya uzanarak.