Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Spor Futbol Süper Lig Beşiktaş Beşiktaş - Galatasaray maçının yazar yorumları - Galatasaray Haberleri

        SERDAR ALİ ÇELİKLER | BOŞ KALEYE 3 PUAN

        Dünkü derbi, yorumlanacak en kolay derbilerden biri oldu. Çünkü her iki hoca da biz izleyenlere “farklı” bir şey seyrettirmedi. Ekstra taktik varyasyon da göremedik, zekice hamleler de... 2 teknik direktör de klasik kadroları ile başladılar. Burak’ın sakatlığı sonrası Denizli, yapacağı tek hamleyi yapıp Umut’u aldı.

        Maçın özeti de şöyle aslında;

        İLK 45: Tolga’nın yerine oynayan Günay Güvenç, maçın başı hariç 45 dakika boyunca ekranda görülmedi. G.Saray rakip kaleye sadece 1, o da isabetsiz şut attı. Buna karşın Beşiktaş 7’si isabetli 12 tane şut attı. Devre Muslera ile Beşiktaş arasında geçti.

        İKİNCİ 45: İlk devreden aynen devam ediyordu ki Günay Güvenç, Beşiktaş’ın kalesinin boş olduğunu kanıtladı ve Cimbom rakip ceza alanına giremeden öne geçti. Bu andan itibaren skoru 7-8 dakika tutabilseler Beşiktaş’ı krize sokabilirdiler. Ama Gomez, rakibin tek yıldızı Muslera’nın tek hatasında 2 dakika içinde eşitliği sağladı. Ev sahibi kendine geldi. G.Saray da yine “beraberlik bize yeter” gibi oynamaya başladı. Ama Töre, çok şık golüyle takımını öne geçirdi. Maç da bence o dakikada bitti. Maç buydu. Denizli’den başlayarak tüm G.Saray oyuncuları açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Onlar rakiplerine göra daha tecrübeli. Stresle mücadelede daha başarılılar. Bu nedenle maçın favorisi olarak G.Saray’ı görüyordum. Ama stresle baş etme yeteneği; tecrübe bir yana G.Saraylı oyuncular resmen bırakmış... Oysa Beşiktaş, ‘geldi geldi, atamadı’ durumuna rağmen, üstüne geri düşmesine rağmen oyununu bozmadan geçen seneki gibi “tamam abi yine kaybettik yaaa” psikozuna girmeden maça devam etti. Tekrarda fayda var; Gomez’in golü takımı hayata döndürdü. Beşiktaş’ta ligin sonuna kadar zirvede olma isteği görüldü. G.Saray ise Beşiktaş’tan 9; F.Bahçe’den 8 puan geriye düştü. Vahim olan, G.Saray’ın hali bu farkın daha da açılacağını söylüyor.

        İSMAİL KÖYBAŞI

        Mükemmel oynadı. Sürekli bindirme yaptı. Ters kanattan maçın en net pozisyonuna girdi. Sosa ve Oğuzhan’la birlikte sahanın yıldızıydı.

        MARIO GOMEZ

        Kaliteli transferlere b.. atmaktan başka bir şey bilmeyen eski kafalı yorumcular yaştan baştan dem vursun. Dün Beşiktaş kazandıysa bunu en çok Gomez’e borçlu.

        TOLGA - GÜNAY

        Tolga’nın sakat falan olduğuna inanmıyorum. Kendisi ‘yalandan sakatlandıysa’ da; hocası tercih etmediyse de işi bitmiştir. Devre arasında gönderilmelidir. Açık söyleyeyim Günay’dan da bir şey olmaz. Geçen sene F.Bahçe maçından sonraki performansı hatırlayın. Kartal kalesi boş oynuyor.

        MUSTAFA DENİZLİ

        Atletico maçından kaçtı, anladım.. 2 hafta idare-i maslahat ile 4 puan topladı, eh fena değil. Astana maçında “stres-baskı” dedi belki de haklıydı. Ama dünkü oyunun; plansızlığın açıklaması yok!

        ALİ GÜLTİKEN | FUTBOLUN ADALETİYLE BEŞİKTAŞ

        Derbilerin başlama düdüğüne kadar takımların bu maçlara geliş şekilleri farklı olabilir. Problemler, oyuncu eksiklikleri, kaybedilen maçlar, formsuz isimler gibi birçok faktör maç öncesi konuşulabilir. Fakat hiç değişmeyen bir şey vardır; derbiler, o maçın, o gün doğru oynanmasıyla kazanılabilir. Maça başlayana kadar ortada olan tüm faktörler, bir kenarda kalır.

        Gomez ve Töre’nin dün akşamki maça attıkları imza gibi, her maçın da özel oyuncuları vardır. Ortaya çıkar ve maçı farklı bir yere taşırlar...

        Beşiktaş sezon başından beri hiç tartışmasız bu ligin en etkili forvet hattına sahip takımı. İyi oynasa da kötü oynasa da, istediği tempoyu bazen yakalasa, bazen kontrol edemese de her şartta pozisyon üreten bir takım.

        Bu maçta kaleye atılan şutta, yapılan ortada, isabetli şutta, kornerlerde, ölü vuruşlarda Beşiktaş önde. Doğal olarak da maçın sonucunda da önde. Ofans hattı, 11’de olanıyla da olmayanıyla da etkili. 11’de başlayan Quaresma, Gomez ve Sosa, özellikle ilk yarıda çok denediler.

        Maçın ilk yarısının Beşiktaş lehine kapanmamasının tek sebebi Muslera... Beşiktaş, Muslera’yı geçebilse bu maçı, bu temposuyla ilk yarıda istediği skora taşıyabilirdi. Ama ikinci yarıda maça sonradan dahil olan forvetleri Kerim Frei ve Gökhan Töre ile maçı çevirebilecek gücü de çok net ortaya koydu.

        Hiçbir oyuncu, boşuna yıldız unvanını almıyor. Gomez için söylenecek tek şey var: Büyük golcü... Töre için ise ‘varsa, her zaman sahada olması gereken bir oyuncu’ olarak bakıyorum. Performansı bazen öyle, bazen böyle olabilir. Ama inisiyatif alan, skora etki eden oyuncu her zaman değerli oyuncudur. Ve sabrı hak eder.

        Galatasaray adına bu maçta Chedjou’nun şaşırtıcı ve başarılı performansı dışında üzülecek bir şey görmüyorum. Topa sahip olur gibi görünmesine rağmen Beşiktaş’ın temposuna ayak uyduramayan, ikili mücadelelerde ezilen, bu maçtan beraberlikten bile mutlu olabilecek bir görüntü çizen ve kaybeden Galatasaray’ın Beşiktaş’ın bu başarısına ve üstünlüğüne yalnızca saygı duyması gerekir ki futbol adaleti de yerini bulsun.

        Bu maçın en açık mesajı şu: Şampiyonluk yarışı artık, Beşiktaş ve F.Bahçe arasında geçecek. Bir şey daha ortaya çıktı; bu ligin bu sezon sürükleyici ve dominant takımı Beşiktaş, göze en hoş gelen futbolunu oynayan ekibi de Beşiktaş.. Öyle de devam edecek. Diğer rakipleri de onu yakalamaya çalışacak.

        ERSAN GÜLÜM

        Ersan’ın geri dönmüş olması ve performansı memnuniyet vericiydi. Atiba-Oğuzhan uyumu yine şapka çıkartılacak cinstendi. İsmail’in her maçta üstüne koyan performansı da bu maçın kreması oldu.

        BEŞİKTAŞ SAKİN KALIYOR

        Skor kadar Beşiktaş’ta sevindirici olan büyük gelişmeler var. Özellikle skora sahip olabilme olgunluğuna erişmek, maçta sakin kalabilmek, skoru yakaladıktan sonra maçın kontrolünü elinde tutabilmek önemli.

        İBRAHİM YILDIZ | BEŞİKTAŞ'I TUTMAK ZOR

        Uzun süredir Galatasaray’ı yenemeyen Siyah-Beyazlılar, dün bu şanssızlığı kırıp haklı bir galibiyetle yeniden liderlik koltuğuna oturdu. Maçın ilk yarısını tek kale oynayan Beşiktaş, fırsatları değerlendirse skor çok daha farklı olabilirdi.

        Moral çöküntüsü yaşayan iki takımın mücadelesi, ezeli ve derbi olması açısından önemliydi. Beşiktaş, Avrupa defterini kapatmış, Galatasaray ise Şampiyonlar Ligi macerasında saf dışı kalmıştı.

        Bu ortam içinde oynanan karşılaşmanın çok üst düzey bir futbol beklentisine sahne olmayacağı önceden belliydi. Öyle de oldu. Galatasaray, tempoyu yükseltmek istemedi ya da buna ‘Beşiktaş izin vermedi’ demek daha doğru olur. Böyle olunca özellikle ilk yarı Beşiktaş’ı izledik. Galatasaray, rakibi yalnızca savunmada karşılamak dışında hiçbir şey yapmadı.

        Beşiktaş bildiğimiz futbol anlayışını ortaya koydu. Bıkmadan, usanmadan rakibine bindirme yaptı. Pres uyguladı. Topu geniş alana taşıdı. Şut attı. Doğal olarak pozisyonlar yakaladı. Kısacası toplu hucum, toplu savunma ve yardımlaşma felsefesi yine geçerliydi. Tek eksiği, alışılan pas trafiğiydi.

        İlk yarının tamamı Galatasaray yarı alanında oynandı. Toplam 13 şutu vardı Beşiktaş’ın. Bunlardan 5’i kaleyi buldu. Gomez, Sosa ve İsmail biraz dikkatli ve çabuk olsa maç kopabilirdi. Galatasaray’ı tam anlamıyla sahasına hapseden Beşiktaş oldu. Sarı-Kırmızılılar’ın Burak’la yakaladıkları tek bir pozisyonu vardı. Onun dışında Siyah-Beyazlılar’ın ceza alanına giremediler. Daha doğrusu o bölgeye sokulmadılar. Her alanda, her adımda baskı uygulayan Beşiktaşlı futbolculardı. Biraz daha seri olsalar, zaman zaman çaresiz kalan Muslera’yı geçmeleri çok kolay olacaktı.

        Karşılaşmanın ikinci yarısında, Galatasaray oyunu rakip alana taşıyınca güzel bir oyun ortaya çıktı. Derbiye yakışır mücadele izledik. Kaçan pozisyonlar, şutlar, çekişme ve goller vardı. Heyecanı, temposu yüksek maçın galibi de haklı olarak Beşiktaş oldu. Şenol Güneş, ikinci yarıda aynı anlayışı sürdürmelerini istemişti oyuncularından. Azim ve hırs, hiç eksik olmadı Beşiktaşlılar’da. 90 dekika üstün oynadılar. Uzun süredir yedek soyunan kaleci Günay’ın hatasını affetmeyen Sneijder’ın, orta sahadan boş kaleye attığı gol Galatasaray’ı umutlandırdı. Ancak, Gomez ve Gökhan’ın aynı köşeye yerden giden şutlarında Muslera çaresiz kaldı. Üstelik 7 net kurtarışla rakiplerine geçit vermeyen Muslera’nın, bu şutlarda yapacağı fazla bir şey yoktu.

        İSMAİL, SAHANIN YILDIZIYDI

        Savunmanın sol kanadında oynamasına rağmen tüm ataklarda vardı. Ceza alanındaki bir ofans oyuncusu gibiydi. Görevini eksiksiz yaptı. Sahadaki oyuncuların en iyisi olarak dikkat çekti.

        SOSA ETKİSİZDİ

        Orta alanda rakiplerine pres yapamayınca, özellikle ikinci yarı Galatasaray’ın atağa çıkmasına neden oldu. Çok top kaptırdı. Savunma ve ofansta zayıftı.

        ERHAN TELLİ | TAKTİĞİNİZ NEYDİ WESLEY?

        Astana maçından Beşiktaş derbisine kadar geçen 5 koca günü, çevremdeki Galatasaraylı dostların, ‘Beşiktaş’ı rahat yeneriz’ yorumlarını dinleyerek geçirdim. ‘Her sene yeniyoruz, yine yeneceğiz göreceksin abi...’ ‘Zaten Lizbon’dan yorgun döndüler, bak gör kesin yeneriz...’ ‘Galatasaray Beşiktaş’ı yener ve fark 3’e iner. Öyle 9 puan farkı ancak rüyalarında görürler....’

        Hayır, neye güvenerek bu kadar emin konuştular? Ya da Galatasaray’ın oynadığı futbolda benim göremediğim neyi gördüler de bu yorumları yaptılar, gerçekten bilmiyorum... Bildiğim tek şey, Mustafa Denizli’nin gelmesiyle düzelmesi beklenen Galatasaray’ın, her geçen hafta daha da kötüye gittiği, hatta berbat bir futbol oynadığı!

        Mustafa hocanın, ‘Bize zaman tanıyın. Zamanla her şey düzelecek’ şeklinde içinde ‘enkaz edebiyatı’ izleri taşıyan söylemlerine de hiç katılmıyorum, açıkça yazayım. Mustafa Denizli, ligin 8. sırasındaki bir takımı almadı. Bu Galatasaray, daha 5 ay önce üç kupayı birden kazanmış, ligin tozunu atmış bir takımdı! Daha da açık yazayım... Hamza Hamzaoğlu’nu en ağır şekilde eleştirdiğim maçlarda bile Galatasaray bu kadar kötü bir futbol anlayışı sergilemedi. Kadıköy’de Fenerbahçe derbisinde o stattan yenilmeden çıktı...

        Arena’da farklı kazanılan Bursaspor maçı da dahil, ben Galatasaray’da hiçbir olumlu iz göremiyorum... Beşiktaş derbisinin ilk yarısında rakip kaleye tek bir şut bile atamayan Galatasaray’ın, kalesinde o küçücük (!) elleriyle Muslera gibi bir kalecisi olmasa, bu maçın sonucu ne olurdu, düşünmek bile istemiyorum !

        Beşiktaş’ın kalesindeki genç Günay o hatayı yapmasa, Galatasaray, Beşiktaş’a nasıl gol atardı acaba, onu da çok merak ediyorum...

        Yeri gelmişken, golü atan ama Atletico Madrid deplasmanında kameraların karşısına geçip topu eski hocasına doğru ortaladıktan sonra, sahada bir türlü eskisi gibi göremediğim Wesley Sneijder’e bir sorum olacak....

        Taktiğiniz neydi Wesley?

        Sol kanatta oynayan Yasin ile sağ kanatta oynayan Podolski’nin maç içinde ara sıra yer değiştirmesi mi ? Yoksa Chedjou’nun ön libero oynaması mı ?

        Hani çalışmıyoruz, etmiyoruz diyordun ya... Şimdi iyi çalışıyor musunuz bari?

        KARTAL YİĞİT | BEŞİKTAŞ'TA 'YÜREK' VARDI

        Dün akşam Olimpiyat’ta öyle bir fark vardı ki iki takım arasında, Beşiktaş sabaha kadar oynasa Galatasaray’ı yenerdi. Bunun aksi yaşansa gerçekten hem yazık olur hem de futbolun adaletine ters kaçardı. Derbinin başından sonuna kadar Siyah-Beyazlı futbolcuların Galatasaray 11’i karşısında inanılmaz baskısı vardı. Bu baskı pozisyonlar, şutlar, ortalar getirdi. Galatasaray hiç beklemediği kadar bindirme altında kaldı. Sarı-Kırmızılılar açıkcası abandone oldu ama yine de özellikle ilk yarı iyi bir direnç gösterdiler. Hele ikinci yarı başında yine bir kaleci hatasıyla yenilen gol Galatasaray’a umut da verdi. Ama Beşiktaş’ın pes etmeye hiç niyeti yoktu. Gomez ve Gökhan sahneye çıktı, işi bitirdi. Beşiktaş’ta inanç ve yürek vardı. Eğer bu takım dün kazanamasaydı ya şanssızlıktan ya da Avrupa’nın sayılı kalecilerinden Muslera yüzünden olurdu. Balık kavağa çıkmadı!

        BÜLENT YAVUZ | KALKAVAN HARİKAYDI

        Mete Kalkavan şimdi hakemin kralı oldu. Göğsünde FIFA kokartıyla Türkiye’nin gururu olan genç kardeşimiz, dün gece muhteşem bir yönetime imza atarak, artık tartışılacak hakemden, aranılacak hakemliğe terfi etti. Tebrik ediyorum. Yüzlerce hakem seyrettim. Uzun aradan sonra çocukluğunu da bildiğim sevgili Mete Kalkavan’ın dünkü performansı, beni çok fazla duygulandırdı. Hakemliğimizin sorgulandığı ve yabancı hakem isteyenlerin sayısının arttığı bir ortamda, Kalkavan’ın bu yönetimine ihtiyaç vardı. Mete’ye buradan selam olsun. Artık hep ileri, daima ileri! 7 sarı kartın çıktığı zorlu derbide sevgili Kalkavan’ın çaldığı her düdük ‘cuk’ diye yerine oturdu. Onlarca faul kararında tam isabet sağladı. Avantaj kuralını zaman zaman çok iyi uygulayan Kalkavan, müthiş kondisyonu ve müsabaka hakimiyeti ile başarısını artırdı. Oyunu germedi, kuralı da her iki takım adına adil uygulayınca, Olimpiyat Stadı’na gelen binlerce taraftar tarafından da haklı olarak alkış aldı. Maç biterken oyuncuların sevgili Kalkavan’a tebrikleri de bu başarının tescilli, resmi görüntüleriydi.

        NOTUM 8.5 ÇOK İYİ

        ÖNERİLEN VİDEO

        Kemal Kılıçdaroğlu: Bu Sorun Çözülürse CHP İktidarında Çözülür

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa