Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Türkiye'nin opera ikizleri Didem ve Sinem Balık HT MAGAZİN'e konuştu

        HT MAGAZİN / Ece SARUHAN

        Avrupa’da ‘Opera Twins’ (Opera İkizleri) olarak tanınan Didem ve Sinem Balık, ‘Aşk ve Tango’ adında bir albüm çıkardı. İkili, “Bizim için aşk hep başrolde. Bu albümde hayatın içinde aradığımız saf aşk var” diyor.

        Didem ve Sinem Balık, Türkiye’nin ses renkleri farklı olan ilk opera ikizleri. Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olduktan sonra eğitimlerini Viyana’da sürdüren Balık kardeşler, Avrupa’da ‘Opera Twins’ (Opera İkizleri) olarak anılıyor. Bugüne dek Avrupa’nın ve Türkiye’nin pek çok yerinde konser verdiler. ‘Aşk ve Tango’ konserlerinin en beğenilen şarkılarını bir araya getirdikleri aynı adlı albümleri geçtiğimiz günlerde dinleyicilerle buluştu. Aşkı doludizgin yaşayanlara, aşkını kalbinde taşıyanlara armağan ettiklerini söyledikleri albümde; ‘Kadın Kokusu’ filminde Al Pacino’nun tango yaptığı ‘Por Una Cabeza’dan ‘Mazi’ye, ‘Komparsita’dan ‘Bir Çapkına Yangınım’a kadar pek çok sevilen şarkı var. Kendileriyle buluşup albümü konuştum...

        9 sene önce yaptığımız röportajda bana Türk insanına klasik müziği sevdirmeye kararlı olduğunuzu söylemiştiniz. Aradan geçen süreçte pek çok konser verdiniz. İlerleme kaydedebildik mi?

        Sinem Balık: Türkiye’de bir gazeteye manşet olduğumuzda arkadaşlarımız “Bu kızlar öldü mü?” diye telaşlanmışlardı. Malum bu ülkede bir operacı sadece öldüğü zaman manşet olabiliyor. Biz negatife bakmak yerine pozitife bakmayı tercih ediyoruz. İnsanımız kendisine iyi şeyler sunulduğunda almaya açık. Tarih boyunca operayı elit kesim dinlemiş. Biz artık böyle bir şeye inanmıyoruz. Sanatı insan için yapıyor ve insan ayırmıyoruz. Pek çok kişi dinliyor bizi. Geçenlerde Mesut Yar’ın programına konuktuk, çok izlenmiş, öyle güzel geri dönüşler aldık ki... Bir keresinde Konya’nın Çavuş Köyü’nde bir konser verdik. Köy meydanında çıplak sesimizle, çift ses olarak türkü söyledik. Büyük alkış koptu ve insanların gözlerinden yaşlar boşaldı. Ardından ‘Carmen’ operasını söyledik. Aynı coşkuyla bizi dinlemeyi sürdürdüler.

        Didem Balık: Yaptığımız iş şarkı söylemek. İnsan ruhuna söylüyoruz. Ses en büyük titreşim ve frekans olduğu için direkt ruha temas eder. İnsanlar önyargılarını bıraktıkları zaman opera da olsa türkü de, söylediğimiz şarkının dilini bilmeseler de ruhlarıyla temas edebiliyoruz. Çünkü ruhun hangi dilde konuştuğu belli değil, ruh her şeye açık. Şarkı söylerken Sinem ile benim ruhlarımız da birleşiyor.

        "RENGARENGİZ"

        Biriniz soprano, biriniz mezzosopranosunuz. Farklı renklerin birbirine öteki ilan edildiği bir ülkede, çoksesliliğin güzelliğini hatırlatmak adına da güzel bir örneksiniz.

        D.B.: Tangoyu da, türküyü de çift ses söylüyoruz. Seslerimizin renkleri farklı olduğu için çok güzel tınlıyor. Aynı renk sese sahip olsaydık bu kadar güzel olmayabilirdi. Konser şarkıcılığı yaptığımız için repertuvarımızda geniş bir yelpaze var. Zevk aldığımız her şarkıyı söylüyoruz. Çokseslilik çok değerli. Rengârenk bir Türkiye’yiz ve toplum olarak ilerleyebilmemiz için bu rengârenkliğin kalması gerekiyor. Tek tip olursak fabrikadan çıkmış robotlara dönüşürüz, mutlu olamayız.

        ‘Aşk ve Nostalji’, ‘Aşk ve Müzikaller’ şimdi de ‘Aşk ve Tango’... Aşk hep başrolde anladığım kadarıyla sizin için.

        D.B.: Evet, bizim için aşk hep başrolde! Albümde de dediğimiz gibi; aşk en büyük direniştir.

        S.B.: Projelerimizin içerikleri farklı. ‘Aşk ve Nostalji’ bir döneme damgasını vuran aranjmanları içeriyordu. ‘Tombe La Neige’ diye başladığımız şarkıyı ‘Her yerde kar var’ diye sürdürüyorduk. Bildikleri şarkıların opera sesiyle yorumlanması insanların çok hoşuna gitti. Ayran Festivali’ne gittiğimizde bizi dinleyenler çekirdek çitliyordu. “Ağzım sulanıyor, şarkı söyleyemiyorum. Bize de verin” dedim. Böyle bir samimiyet de var dinleyicilerimizle aramızda. Konya’daki teyzeler bize bahçelerinden elma toplayıp getiriyorlardı. Bunlar paha biçilemez mutluluklar.

        ‘DOMİNGO’DAN HAYAT DERSİ’

        Küçük dünyaları ben yarattım egosuna kapılmak yerine böyle küçük ama derin anların değerini bilmeniz ne güzel...

        D.B.: Bizim çok zor bir dönemimiz oldu. Viyana’daydık, bursumuz bitmişti, ekonomik gücümüz yoktu. Bir gün Placido Domingo’nun konserine gittik ve sonrasında kendisiyle tanışmak için imza kuyruğuna girdik. İmza vermeyeceğini söylediler. Azmettik yemek yediği restoranda kendisini bulduk. Sinem göz teması kurunca bizi yanına çağırdı. Yaşadığımız zorlukları anlattık ve “Sizce bu işi bırakalım mı?” diye sorduk. “Devam edin” dedi. Bize vazgeçmemeyi öğretti. O gün bizimle konuşurken masa dar ve kalabalık olduğu için tam olarak ayağa kalkamadı, “Oturun” dedik dinletemedik. 20 dakika boyunca bacaklarını kırıp ayakta durarak bizimle sohbet etti. Farkında olmadan bize hayatımızın en büyük dersini verdi. Dünya starı onun gibi olunuyor, başkalarına tepeden bakarak değil. Başka türlü davrananları da yadırgamıyoruz. Biz bir yandan da kozmik enerji uygulayıcısıyız. Çalışmalarımız sırasında anladık ki herkesin seçtiği yol ve testi farklı. Biz Domingo’nun yolunda ilerlemeyi seçtik. Zaten öyle de yetiştirildik.

        "KİBARİYE MUHTEŞEM BİR ENERJİ"

        Türkiye’de dinlerken çok keyif aldığınız bir ses var mı?

        Sinem Balık: Kibariye. Bir kanalın gecesine davet edilmiştik. Orada bizimle birlikte pek çok sanatçı sahne aldı. Kibariye sahneye çıktığında ışık kütlesi gibiydi. Sesinin muhteşem olduğunu biliyorduk ama canlı performansı da bizi çok etkiledi.

        Didem ve Sinem Balık, ‘Aşk ve Tango’ konserleriyle bugün Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde, 14 Mart’ta ise Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde dinleyicileriyle buluşacak.

        "HAYATIN İÇİNDE ARADIĞIMIZ SAF AŞK ALBÜMDE VAR"

        Albümde Türk tangosundaki naiflikle Arjantin tangosunun ateşini birleştirmişsiniz.

        Sinem Balık: Evet. Türk tangosundaki ulaşılamayan sevgiliye duyulan aşkla, Arjantin tangosundaki ateşli aşkı birleştirdik. Anneannelerimizin evlendiği ‘Komparsita’yı yorumladık. Umarım biz de yeni nesli bu şarkıyla evlendireceğiz. ‘Sevgilim Sendin’ gibi notalara dökülmüş ama hiç seslendirilmemiş şarkıları seslendirdik. Arşiv niteliğinde bir albüm olsun istiyorduk, ne mutlu ki öyle de oldu.

        Didem Balık: Hayatın içinde sanal aşklar yaşar, mutluluğu ‘like’larda sanar olduk. Herkesin özlediği ve aradığı saf aşk bu albümde var. Bize “Tango albümü satar mı?” diyenler oldu ama hiç umursamadık. Kolombiyalı Orkestra Şefi Andres Garcia Velez’in yönettiği 35 kişilik senfoni orkestrası çaldı. Herkes ruhunu ortaya koydu. O yüzden enerjisi çok yüksek bir albüm oldu. Günümüzde çoğunluk dijitale kaçarken, biz bu albümü aşkın ruhuyla ortaya çıkardık. Notaları bulmamız 3 yıl sürdü, 3 yılda da albüm çıktı. Gerçekten çok emek var.

        S.B.: Türkiye’de yaygın ünlü olmak çok kolay. Biz saygın bir ünümüz olsun istiyoruz. Büyük bir aşkla emek vererek elimizden gelenin en iyisi yapmaya çalışıyoruz.

        Opera İkizleri, Viyana’da AIDS’li çocuklar yararına düzenlenen dünyanın en büyük balosu Life Ball’da konser verdi. İkizler, konserde şamdan kadın rolüne girdi.

        BURÇLAR

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa