Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güvenlik 'Avrupalı dostlar'

        GAZETE HABERTÜRK

        Gezi Parkı sürecinin “çözüm süreci”ne karşı yürütülen kontra operasyon olduğu tezi, yabana atılacak bir tez değil. Olaylara, sadece park üzerinden değil, bütün yurda yayılan eylemler üzerinden baktığınızda ve kimi liberal entelijansiyanın 21 Mart’tan beri takındığı “çözüm süreci karşıtı” tutumunu hatırladığınızda, çıkan olayların “Tayyip istifa!” kadar “çözüm süreci”ni de hedef tahtasına koyduğunu kolayca anlarsınız.

        Gezi Parkı olayları ile tetiklenen bazı politize Alevi gruplar “çözüm süreci”ni bir Kürt-Türk Sünni birlikteliği olarak okuyarak, bu birlikteliğin Aleviler için çok tehlikeli sonuçları olacağına inandırılmışlardı. Acı hatıralarla şekillenmiş bir kimliğin karşı koymakta zorlanacağı bir yönlendirmeydi bu. (Daha birkaç gün önce, Almanya destekli Alevi dernekleri Köln’de büyük bir miting düzenlediler. “Yavuzun torunu” dedikleri Başbakan’ı istifaya davet ettiler.)

        Liberal entelijansiyanın bazı unsurlarının 21 Mart’tan beri yaşadıkları huzursuzluk, Gezi olaylarını ateşli bir biçimde desteklemeleri ve toplantıya bir gün kala gelen Akil İnsanlar Heyeti’nden “istifa haberleri” gayet anlamlı bir dizgenin parçaları.

        21 Mart’ta Abdullah Öcalan’ın “İslam kardeşliği” vurgusunu içeren mektubu, liberal entelijansiyanın Avrupa ile pürüzsüz dirsek teması içinde olan nüvelerini gözle görülür biçimde rahatsız etmişti. Belli ki yıllarca ve defaatle “Devlet Öcalan ile görüşmeli, müzakere böyle olur!” derken “nasılsa” bunun asla gerçekleşmeyeceği yargısına yaslanarak serbest atış yapıyorlardı. Öcalan ile müzakereler başlar başlamaz, “Öcalan, Kürt hareketinin gerisine düşmüştür” demeye, “Demokrasi olmadan barış gelmez” tezini işlemeye başladılar. “Avrupalı dostlar bu işe el atsın” çağrıları, aldı yürüdü.

        Bazıları hızını alamayıp Kandil’i yol etti, “Biz sizi destekledik, ama siz AK Parti ile işbirliği yapıp bizi satıyorsunuz” yollu manipülasyonlarla Karayılan’ın demeçlerine kadar sızmayı başardılar.

        Kürtlere yaptıkları “Ne güzel ölüyordunuz, nereden çıktı şimdi bu barış?” aşağılamasını “Yıllarca bunun için mi savaştınız, daha fazlasını almak hakkınız” süslemeleriyle bezediler ki, yutulması kolay olsun.

        Yüzlerce yazı ve yaptıkları onlarca beyanattan anlaşılabilen tek şey “Bu adam (Erdoğan) Kürt meselesini çözmüş, şiddete son vermiş bir adam olmayı başarırsa, gücünü pekiştirir. Ve din ortak paydalı bir kardeşlik temayülü oluşursa Türkiye artık Avrupa’nın sirayet edebileceği bir yer olmaktan çıkar, giderek daha az Batılı, daha çok Müslüman olur” kaygısıydı.

        Gezi’den çıkan eylemsellik imdatlarına yetişti. Ektikleri rahatsızlık tohumları parktaki çadırlara yönelik müdahaleyle alev aldı. Çözüm sürecine sirayet etmesi için çağrılan ama gelemeyen Avrupalı dostlar(!) nihayet; en başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere, tüm medya kuruluşları, STK’ları, Merkel’i ve finans spekülatörleri ile beraber yardıma(!) hazır kıta geldiler.

        Liberal entelijansiyamızın nadide simaları, şiddet ve terör eylemleriyle yara alan ve bölünme potansiyeli taşıyan Türk ve Kürt toplumunun “İslam kardeşliği” paydası altında yeniden bir araya gelmesi fikrinden o kadar ürktüler ki “çözüm süreci”ne ontolojik bir itiraz içinde olan ultra-ulusalcı ve militarizm yanlısı Kemalistlerle aynı safta yer almakta beis görmediler.

        Askeri vesayeti tasfiye ederken hiç sorun olmayan “Başbakan üslubu”, Kürt meselesini çözümün eşiğine getiren olasılıklara bütün açık kalpliliğiyle şans tanıyan Başbakan’ın en büyük kusuru haline getirildi “elbirliği” ile... (Çünkü pro Kemalist laikçiler, “Tayyip mi, Avrupa Birliği mi” sorusuna “Aman bu sürekli elhamdülillah, sürekli bismillah diyen adam gitsin de ne olursa olsun” diyecek noktadaydılar ve artık onlar da Avrupacı idiler.)

        Bakın, Hüseyin Yayman, geçen hafta Ankara’da yapılan enteresan bir buluşmadan söz ediyor: “Güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiye göre bazı yabancı misyonlarının temsilcilerinin de olduğu toplantıda “PKK’ya yeniden savaşmaya başlayın” telkini yapıldı“ (Hürriyet /25.06.2013).

        Yayman’ın bahsettiği yabancı temsil misyonlarının “Avrupalı dostlar(!)” olduğuna bahse girebilirim.

        Ezcümle, önceliğin barış olduğunu savunan bütün yerli ve samimi unsurların bir kere daha bu oyunu bozması, hesapları açığa düşürmesi, Gezi sürecine karşı çözüm sürecini güçlendirerek mukavemet

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa